Bekliyorum

İçime sinmeyen bir şeyler var
Kafama yatmayan
Bir an gelse de döksem içimi
Diye bekliyorum
Ya gelmiyor o an ya da
Ben yapamıyorum

Sakat

Kafasını çevirdi önüne doğru ve yürümeye devam etti.Koltukdeğnekli yaşlı amca hala ona bakıyordu.Ancak o da birşey dememişti."Karşıya geçmeme yardım eder misin sakatım" gibi birşey deseydi durum belki yinede değişmeyecekti.Ama sakat amca birşey dememişti ve o da umursamamıştı.Yada yardım etmeye çekiniyordu.Yerdeki topu alıp, arkadaşlarıyla oynadığı oyunlarına devam etmek için sokağın karşı tarafındaki evlerinin bahçesine doğru yürüdü.Yaşlı amca hala ona bakıyordu.Ancak beddua etmiyordu , aklından kötü düşünceler de geçmiyordu.Büyük ihtimalle bu yeni nesilin durumu hakkında endişe ediyordu.
"Yavaş vurun abi , sert vurunca dışarı gidiyor top,bundan sonra atan alır" dedi."Kim ortada şimdi peki "dedi bir umutla.Oynadığı çocuklar ondan 3-4 yaş büyük elemanlardı.En küçüğü oydu ve küçük olduğu için de hep ortaya geçiyordu.Topu kapmak için ne zaman hamle yapsa diğerleri büyük oldukları için kolaylıkla ona çalım atabiliyorlardı."Sen ortadasın" dedi elemanlardan biri.O ise itiraz etmedi.Daha doğrusu itiraz etmek istedi ancak itiraz etse çocukların onu oynatmama ihtimali vardı.Sonuçta büyüklerle takılıp büyüdüğünü ispat etmeye çalışıyordu ve bu top kapma oyununa ihtiyacı vardı."Tamam" dedi ve oynamaya devam etti.Ancak o da biliyordu ki büyüklerden top kapmak imkansız gibi birşeydi.Bir umutla devam etti oynamaya.O hamle yaptıkça büyükler çalım atıp eğleniyorlardı.Biraz zaman sonra, artık küçük bir çocuğa çalım atabildiklerini kanıtlayınca paslarını atıyorlardı.O hala topun peşindeydi.Bir ara top için hamle yapınca topu kapan çocuk çalım atmak için topu kenara çekmeye çalıştı.Ancak bu yeterli olmadı.O ise umut görmüştü.Evet en sonunda topu kapabilecekti.Çünkü top ikisinin ortasında kalmıştı.Topu duvardan sektirmek için hızlıca vurmak istedi.O sırada diğer çocukda pas atmak için hızlıca vurdu."Ahhhh" diye bir inleme duyuldu.Büyük çoçuğa birşey olmamıştı.Ancak küçüğün ayağı acıyordu.Evet büyüğün ayağının burnu gelmişti çocuğun ayağına.Ve çocuk bozuntuya vermek istemedi.Ayağa kalkmak istedi.Ancak acı o kadar dayanılmazdı ki adım atamıyordu."Neyse ben bi eve gideyim ,annem çağırır " dedi ayağı yüzünden gidiomuş gibi gözükmemek için.Evin merdivenlerinden çıkarken yere basamadığı için resmen sürüne sürüne çıktı merdivenleri.Evin girişinde duvarlara dayanarak kendi odasına kadar gitti.Ve uzandı hemen.Biraz sonra geçer heralde diye düşünüyordu.Ancak öyle olmamıştı.Her adım atmaya çalıştığında ayağındaki acı dayanılmaz bir şekilde artıyordu.Kapı zili duyuldu.Babası gelmişti.Babasının yanına gitmek için duvara dayana dayana kapıya kadar gitti.Babası gelince "baba ayağım da bir acı var bi bakar mısın " dedi.Babasıyla birlikte baktılar darbe aldığı yere.Bir morluk vardı."Noldu ayağına basabiliyor musun " dedi babası."Hayır ".Babası çok endişelenmişe benziyordu."Lanet olsun,hemen doktora gidelim,akşam akşam iş çıkardınız bana" dedi babası.O da haklıydı.Sonuçta tüm gün çalışıyordu ve akşam da oğlunun sırf büyük gözükmek için oynadığı bir oyunda kırdığı bacağıyla uğraşacaktı.Hasteneye gittiklerinde doktorlar onu hemen tekerlekli sandalyeye oturttular.Ayağıyla ilgili röntgen filmlerinden sonra doktor "Oğlunuzun ayağında çıkma var ve bazı yerleri büyük zarar almış " dedi.Bunları duyunca ağlayacak gibi oldu.Babası ne derse desin o bu tekerlekli sandalyeye mahkum olmayacaktı."Ameliyat yapmamız gerek " dedi doktor." Tamam ne zamana ayarlayabiliriz " dedi babası ve doktorla birlikte yürümeye başladılar.O ise bu tekerlekli sandalyede nasıl yaşayacağını düşünüyordu.Eve gittiklerinde "ii ki tekerlekli sandalyeyi getirmemişiz "dedi.Korkuyordu çünkü o sandalyeden.2 gün sonraya ameliyat olacaktı.Annesi "yarın akşam bi kırıkçı çıkıkçıya da gösterelim " dedi."Olur akşam gelince götürürüz arabayla " dedi babası.
Ertesi akşam kırıkçının yanına gittiler.Kırıkçı biraz inceledi ayağını.Bükmeye,bastırmaya başladı "Acıyor mu " diyerek.Her dokunuşu ayrı bi acıydı zaten. " Evet acıyor " dedi suratını ekşiterek.İki eliyle ayağını tuttu, bir el hareketi, bir 'çıkırt' sesi, çıkırt sesinden sonra gelen "ahhh" diye bir bağırma sesi.Neredeyse gözünden yaş gelecekti.O derece büyük bir acı hissetmişti."Ayağını akşamları ve sabahları soğuk suya soksun,fazla yüklenmesin,sadece uzansın, en geç 2 haftaya geçer " dedi kırıkçı.
Ayağı sakat evde kalıyordu artık.Bir nevi iyilikti aslında bu ona.Okul için 3 haftalık rapor gelmişti.Evde dinlenecekti.
Bir hafta geçmişti.Ayağı daha da iyiye gidiyordu.Ancak yinede mutlu değildi.Çünkü bir haftalık sürede resmen sakat hayatı yaşamış ve ne kadar zor olduğunu görmüştü.Su içmek için bile birisine ihtiyaç duyuyordu.Hatta en başlarda çişini,millet onu tuvalete götürmek için uğraşmasın diye bir gün tutmuştu.Ancak artık dayanamadığında kardeşini çağırıp onu tuvalete kadar götürmesini istemişti.Kardeşi tuvalet dönüşünde onun yatağına gitmesine yardım ettikten sonra " Allahtan ellerinde sakat değil " diyerek bir de dalga geçmişti.O ise"Dayak isteme Osman" demişti ancak o da kardeşi de biliyordu ki dayak atmak için bile kalkamayacaktı.İki hafta sonra artık sakatlığı geçmişti gerçektende.Ayağının iyileşmesine seviniyordu.Bir ara aklına o sakat amca geldi.Herif sağlam beddua etmiş diye düşünüyordu.Sonra düşünmeye başladı.Belkide bu ona bir işaretti.Artık iyi bir insan olması gerekiyordu.Piçlik yapmayı bırakmalı, büyüklerle takılıp kendi yaşındakilerin ona gıptayla bakma isteğine son vermeli, kendi yaşıtlarıyla takılmayı öğrenmeli ve iyi bir insan olmalıydı."Hadi lan " dedi kendi kendine."İşaretmiş...Pehh.Ne yani ben şimdi huylarımı değiştirmessem tekrar mı sakat olurum acaba " diye düşündü gülerek.Ve normal hayatına kaldığı yerden devam etti.Bir daha bu düşünceler aklına gelmedi.Ta ki Adıyamanda evin içinde topla oynarken topa çok hızlı vurmak için ayağını savurduğunda topu ıskalayıp ayağını duvara haşırttt diye geçirmesine kadar...

Sadece Yaşamak

Canım hiçbir şey yapmak istemiyor
Burada oturmak, boş boş durmak
Hatta bu şiiri yazmak bile…
Ama artık cevap veremiyorum
Kendi isteklerime,
Benim dışımda ilerliyor her şey
Uzak kalıyorum geçen zamana
Uzak kalıyorum kendi hayatıma bile…

Sanırım tek görevim, bu bedeni taşımak
Kendi isteklerime değil hayatın isteklerine
Cevap vermek… Düşünmemek
VE sadece yaşamak!

Yazamadıklarım--Kardeşlik

Altan 7.sınıfa giden ,yawşaklıgı ve popularitesiyle genelde kızlarla takılan,yeri geldiginde arkadaşları üzerinden espriler yapıp kızları güldüren bir çocuktu.tabi onunda bir erkeklerden oluşan arkadaş çevresi vardı ancak bu 2-3 kişiydi.bir gün sınıfındaki diger erkekler internet kafeye çagırmışlardı onlarıda " sizde gelin 2 el counter atarız" diyerek."tamam geleyim "diyen altan akşam arkadaşlarıyla bakırköydeki lama cafe diye tenhadaki bi cafede diger arkadaşlarıyla counter oynamaya gitmişti.oyunları eglenceliydi.tabi altan ve iki arkadaşı pek iyi oynayamıorlardı ancak kendilerini sınıflarının populer ve elit kısmı olarak gördüklerinden her zamanki gibi milleti ezmeye çalışıorlardı " olm pompalıyla uzun menzildeki herife ateş edebilecek kadar mal mısın,sniperin dürbününü açmadan bile vurabiliorm lan seni,off bombayla aldım" gibi laflarla.oyunlarını oynadılar.çıkışta kendi aralarında oyunu tartışa tartışa yürüyorlardı.altan bi ara sınıftaki diger elemanlardan biriyle konuşmaya başladı.tabi konuşmak için en iyi counter oynayan çocugu seçmişti.sonuçta kendini elit olarak görüordu.tartışmaya başladılar oyunla ilgili.biraz arkadan geliolardı yaklaşık 2 adım falan.tartışırlarken bi ara yanlarına 3 tane tinerci geldi.çocuklar "abi 1milyon var mı" diyerek önlerini kestiler.altan cebini ararken diger çocuk " yok bende " diyerek altanı bekledi.altan böyle bi durumla ilk defa karşılaşmıştı ve para arıordu.bilmiorduki eger bir tinerci senden para istiorsa bu zenginligini ölçmek içindir ve üzerindeki paraları almalarıyla sonuçlanır.altan 1 milyonunu çıkarıp verdi.tinercilerden biri bagırmaya başlamıştı.diger arkadaşlarına sesleniordu.diger arkadaşları geldiklerinde 6 kişilik bi grup olmuşlardı.kürtçe " bu çocukta cep telefonu ve para war " dedi para isteyen çocuk digerlerine.altan ise ilerliordu yawaş yawaş arkadaşıyla birlikte.aralarında konuşan serseriler altanın önünü kestiler.altansa artık parasını kaybedecegini anlamıştı.yanındaki çocukla birlikte öndeki arkadaşlarına seslenip yardım isteyeceklerdi.ancak ön tarafa baktıklarında hiç kimseyi göremiorlardı.arkadaşları olayı gördüklerinde depar atarcasına kaçmışlardı ve sokagın bir ucundan bir ucuna kadar kimse görünmüordu.altan parasını kaptıracaktı artık başka çaresi yoktu.ancak tam tinerciler yanlarına geldiklerinde polis arabası o sokaktan girmişti.anlaşılan, polisler ,akşam saatlerine dogru bu tür olaylar yüzünden devriye yapıorlardı.tinerciler geldikleri yere dogru kaçarken altanla arkadaşı rahat bi nefes almışlardı.ve konuşmaya başladılar."bizimkilerin yaptıgını gördün mü ,bi de arkadaş diorz kanka diorz "dedi altan." evet bu yaptıkları adilik "dedi diger çocuk."keşke öyle arkadaşlarım olsaydıki onlarla kavgaya girerken acaba dayak yiyip yemeyecekmiyiz die düşünmek zorunda kalmasam,onlarla kardeş gibi olsam,yemeyigimi paylaşsam,birlikte gülüp ağlasam" dedi altan.çocuk pek bişi demedi bu laflar üzerine.çünkü zaten mahallesinde kardeş gibi gördügü insanlar vardı.ancak o da pek mutlu degildi onlarla kurdugu arkadaşlıktan.konuşa konuşa evlerine gitti çocuklar.yaklaşık 2 yıl sonra altanın diledigi şey gerçek olmuştu ancak yanındaki diger çocuk için.kendini evinde gibi hissettigi bir ortamda gerçek kardeşligin nasıl birşey oldugunu tadan bu çocuk bu ortamı asla unutmayacaktı.bu ortam sayesinde kendine güveni gelmiş,önceden intihar etmek gibi düşünceler aklına gelirken şimdiyse kardeşleriyle yapacagı taşak muhabbetleri ve dalacakları çocuklar gelmişti.

Haa eger altanı soracak olursanız ona ne oldugunu bilmiorm.geçen faceden birbirimizi bulduk.konuştugumuzda ise hala aynı bok oldugunu anladım.ve hala o istedigi ortamı arıordu.

Yazmak istemediklerim--O çocuk artık büyüdü dram mram kalmadı

Yeni insanlarla tanışmak benim için artık iyi birşey degildi.Böyle düşündügümden pek fazla insanların yanına gitmem,kantinde tek başıma otururum,sadece eski arkadaşlarımla king falan oynardım.Hayattan ögrendigim tek bir şey varsa o da yeni insanlar;yeni dertler,yeni stresler,yeni sahte davranışlar demekti.Yeni kavgalar demek olsa belki de arkadaşlık kurmaya çalışırdım, ancak etrafımdaki insanlar pek kavgacı degildi.Bu yüzden geri planda kalmaya özen gösterirdim.Popularite meselesini çoktan aşmıştım.Sonuçta popularite için derslerde veya muhabbetlerde aktif,esprili ve gerektiginde iyi çıkışlar yaparak ilgiyi toplamam gerekecekti.Bense sanki yaşlanmış gibi bunları yapacak istegi bulamıordum kendimde.Zamanla yanlızlıgımla yaşamayı ögrendim.Artık o kadar yanlız kalmıştım ki eski arkadaşlarımla bile görüşmüyordum gerek mahalledeki gerek eski okulumdaki.Bir gün ev dönüşü önümü 2 tane zengin piçi kesti.çocukların duruşlarından kavga etmek için önümü kestiklerini anladım.kavgaları seven biri oldugumdan hemen suratıma yawşak bir gülümseme geldi.çocuklardan biri"benim kız arkadaşıma yawşıomuşsun " dedi.bunu diyen çok tanıdık geliordu.sonra düşünmeye başladım içinden ulan benim dogru dürüst arkadaşım yok bide yawşıyomuşum ha .ancak uzun süredir kavga yüzü görmedigimden "ee yawşıosam ne olcak lan" dedim.zengin piçlerinden biri ıslık çaldı.ve ıslıgı çalar çalmaz 5 eleman daha belirdi.belli ki bunlarda kenarda bekliolardı herhangi bi duruma karşı.benim içime ise bi tırsma gelmişti.ancak bunun sebebi dayak yemek degil,eve gidince anneme kavgada aldıgım yaraları morlukları nasıl açıklayacagımdı.sonuçta annem "bir daha kavga edersen seni evlatlıktan reddederim " demişti.belkide bu yüzden kendimi ortamlardan soyutlamıştım.ancak şimdi inceden tedirgin olmuştum ve nasıl bu durumdan çıkacagımı bilmiordum.sonuçta kavga etmek de istiordum ancak anneme karşı verdigim sözü tutmadıgımı annemin ögrenmesini istemiordum."beyler teke tek gelcek olan war mı" dierek bi şansımı denedim.ancak biliordum ki eger onlar problemi teke tek çözcek olsalardı diger arkadaşlarını çagırmazlardı.bu sefer onlar gülüordu ve "tırstın mı " dedi içlerinden biri." bi dakka o zaman bari üstümdeki tişörtümü çıkarayımda yırtılırsa falan zor duruma düşmim " dedim.çocuklar büyük ihtimalle bişi anlamamışlardı ama hala neden kavgaya başlamadıklarını bilmiorlardı.büyük ihtimalle birinin ilk yumrugu atmasını bekliolardı.bu sefer bir bakışma hakimdi ortama.belliki çocuklar pek fazla kavgaya girmemişlerdi.zaten ayakkabılarındaki converse ve superstarlardan belli oluordu bu.en sonunda soruyu soran çocuk dayanamayıp dalmak için hamle yaptı.ilk hamleyi o yaptıgından pek fazla şansı yoktu.2 yumruk yedikten sonra yere serildi.tabi ilk hamle geldigi için arkadaşları hemen arkasından dalmışlardı...gözünü açtıgımda çocuklardan 2 sinin yerde birinin de agzının burnunun kan içinde oldugunu gördüm.diger 2sinde zarar yoktu ve arkadaşlarını kaldırmaya ugraşıorlardı.vay be yinede ii dövmüşüm die düşündüm ve kalkıp yerden tişörtümü aldıktan sonra camiye dogru elimi yüzünü yıkamaya gittim.sonra düşündüm acaba mahalledeki eski arkadaşlarımla hala görüşüor olsaydım belki de bu dayagı yemiyecektim.ve sonra o çocuklardan birini nerden hatırladıgımı anladım.eski arkadaşlarımdan biriydi o.berkant.ve sonra neden beni dövmek isteyeceklerini düşündüm.durumu anladıgımda hemen parkın ücra köşesine dogru gitmeye başladım.fatihi görecektim.onların bölgesine gittigimde fatih kız arkadaşıyla bi bankta oturuordu.bankın etrafındaki banklarda arkadaşları oturuordu.ancak herkes biliorduki bunlar fatihin çetesinde fatihi koruyan elemanlardı.fatihe dogru giderken hemen diger banklardaki elemanlar ayaga kalkıp yolumu kestiler.fatih "bırakın gelsin " dedi.yaklaşık 5 yıl olmuştu görüşmeyeli.kız arkadaşı geldigimi görünce kalktı.yanına oturdum.konuşmaya başladık."hayrola nie geldin , çeteden ayrılınca geri dönemessin bunu biliosun " dedi fatih."o çeteyi ve kurallarını koyarken 12 yaşındaydık hatırlıomusun yani bana öyle filmlerde gördügün ayakları yapma " dedim.ikimiz de baktık birbirimize.sonra ne kadar birbirimizi özledigimizi farkettik.sarıldık birbirimize,uzun süredir birbirini görmeyen iki kardeş gibi."vay be amma olmuş ha " dedi fatih."evet amma oldu" dedim.sonra fatihe bakıp "bu kadar süreden sonra neden beni dövdürmek istedin peki" dedim.fatih yüzünde pişmanlıkla bana baktı."ben öyle bişi istemedim eger senin dayak yemeni istesem kendim gelir dalardım öyle züppeleri göndermesdim " dedi."bana dalanların züppe olduklarını nerden biliosunki " dedim.fatih artık bana bakmıordu.yere bakıordu."kusura bakma kardeşim ,zehra buralarda bi yere taşınmış ve biz görüşmeye başladık" die anlatmaya başladı.zehra lafını duyunca yanından kalkan kızın oturdugu banka dogru baktım.evet bu zehra olmalıydı.yaklaşık 6-7 yıl olmuştu ama onu hala tanıyabiliordum."sonra zehra senin hala buralarda oturdugunu görünce benden seni dövdürmemi istedi,biliosun ki zamanında bu yüzden kavga etmiştik daha tanışamamışken ve o kavgadan sonra tanışıp kardeş gibi olmuştuk,ancak bunun sebebi belki de zehranın buralardan gitmesiydi ve eger o kalsa belki de biz hala kavgalı olacaktık." dedi." ne yani şimdi sen bi orospu yüzünden mi harcadın kardeşini " dedim.benim lafımı duyduktan sonra kafasını kaldırıp bana ciddi bi ifadeyle bakarak "dogru konuş "dedi."tabi sende haklısın böyle bi kız yüzünden agzımı bozmaya degmez ,hele hele senle tartışarak bozmaya hiç degmez "dedim."ve şunuda unutma artık benim senin gibi bir kardeşim yok" diyerek zehranın yanına gittim.zehranın suratında bekledigim ifade pişmanlık,üzüntü gibi şeylerdi.ancak o yaptıkları yüzünden mutluydu.anladım ki zamanla o da orospulaşmış, çocuklugumuzdaki o saflıgı ve iyiligi gitmiş ,yerine kaşarlık gelmişti.suratına baktım.ne desemde rezil etsem die düşündüm.sonra "laf etmeye degmessin ki "diyerek yürümeye devam ettim...

Ortak Yanımız

Ortak yanımız sadece HİÇ
Sen beni Hiç sevmedin
Ben senden HİÇ vaz geçmedim

11 yaşındaki bir çocugun dramı

'merhaba ben zehra' dedi yeni taşınan kadının kızı.'bende ahmet' dedim kızı süzerek.kız büyük ihtimalle 11 yaşındaydı.bende o sırada 10 yaşında oldugumdan güzel ve alımlı bi kız tam bana göre die düşünüordm.'hadi zehra ahmetin odasına git de ahmet sana bilgisayarda oyun açsın oynayın birlikte' dedi annem.annem sayesinde zehrayla o gün çok güzel bi arkadaşlık kurduk.sonuçta annem çaırmasaydı onun annesini kadınlar gününe tanışamayacaktık belkide.zamanla zehrayla kurdugumuz arkadaşlık daha samimi şeylere dönüşmüştü.artık birbirimize istedigimizi söyleyeblior istedigimiz gibi şaka yapabilior istedigimiz gibi gülebiliordk.ben onun trabzon aksanını o benim dogu aksanımı komik buluordu.ben onun kız olup da nasıl bu kadar futbola düşkün oluşana o da benim erkek olup da nasıl futbola düşkün olmayışıma hayret ediodk.kimi zaman dışarda gezip tozuor kimi zaman bilgisayarda futbol,araba yarışı gibi oyunlar oynuordk.yani ben en sonunda kendime sıkılmayacagım bi arkadaş bulmştm.ancak ona karşı daha karışık duygular besledigimi hissediordm.ve ona açılmaktan çekindigimden hiç bişi yapamıordm.böyle böyle 1 sene geçti.zamanla o başka arkadaşlar edindi.ben ise tek arkadaşım o oldugundan başka arkadaş istemiordm.bir akşam evde oturmuş ders çalışıordm.saat daha 6 gibi oldugundan ve babamda işten gelmediginden annem yemek yapmakla ugraşıordu.dersden bunaldıgımda penceremden dışarı baktım.yeni arkadaşlarıyla yine maç yapıordu zehra.ancak maç yaparken onu daha sevimli daha güzel daha çekici buluordm.sonuçta o bir kızdı ve maç yapmaması gerekti.maç sırasında bi ara fatih zehranın yanına geldi ve konuşmaya başladı.konuşmalarından sonra zehra evine döndü.yaklaşık bir saat sonra fatih arkadaşlarıyla evimizin önüne gelmişti.ve zehraların evinin ziline basıordu.zehra çıkmayınca tüm dairelerin ziline basmaya başlamışlardı.ben en başta çocuklar bi kere basar giderler die düşündüm ancak yarım saat boyunca çalıp çalıp kaçtılar.en sonunda dayanamadım.evden çıkıp onlara hadlerini bildirmek zorundaydım.evde buldugum 2 tane sopayı herkulun filmlerinde taktıgı gibi arkama çapraz şekilde koydum.anneme 'ekmek almaya gidicem aşşaı' dedim ve evden çıktım.ben inerken onlarda tekrardan basmak için gelmişlerdi.ve birinin geldigini görünce hemen sokaga dogru gittiler.ben onlara dogru kendimden emin bir sikici tavırla yürürken zehra pencereden 'ahmet yapma' diordu.bi an için artık işin işten geçtigini anladım.ama bunu onların yaklaşık 15 kişi olduklarını fark ettikten sonra anlamıştım.gururum yüzümden geri adım atmak istemedim ve o emin tavırla yürümeye devam ettim.onlara dogru giderken bi an için onların gruplarının dagıldıgını gördüm.saga sola kaçışıorlardı.bundan aldıgım cesaretle onların liderleri fatihin üzerine dogru gittim.yanına hala 7-8 arkadaşı vardı.tabi benim elimde sadece 2 tane sopa wardı ancak kendimden eminligim ve sikiciligim attagıma artı 100 ekliordu.bu şekilde düşünürek fatihin tam önünde durdum.'eer bana vurursan herkes sana dalar yapma' dedi.elim havada düşünmeye başlamıştım.sopayı savursam ona dogru nolurdu acaba.sonra yanındakilere bakınca ulan serseri zaten bunlar nasıl olsa geri dönsemde dayak yerim gibi parlak bi düşünce geldi aklıma.ve sopayı fatihe dogru savurmaya karar werdim.onlardan birinede gelebilirdi zira yanyanaydılar ve ellerini yumruk yapmış bana dogru bakıorlardı.tam elimi indirirken arkamdan ellerimin tutuldugunu hissettim.sopalarım düşmüş ve bir de tekme yemiştim arkamdan.bir anda önümdeki ve arkamdaki çocuklar tarafından yerde tekmelenmeye başlamıştım.öyleki ağzım kan içindeydi.sonradan bu kanın kırılan 2 dişim yüzünden oldugunu anlayıp gülerken pek fazla agzımı açmamak gibi önlemler alacaktım.çocuklar yaklaşık 20 saniye gibi bi sürede beni tekmelemiş sonrada kaçmışlardı.belkide bu çocugun annesi babası gelir die düşünüp tırsmışlardı ancak eer onlar beni linç etmeye devam etselerdi bakkal amca haricinde(belki o bile degil) kimse benim için gelmeyecekti.ne arkadaşım vardı ne bişi.hüngür hüngür aglıordum.belkide düşüneceksiniz karizma gitti nie ağladın ne gerek vardı die.ama siz böle düşünürseniz bende ulan 15 kişi tarafından linç edildim agzım yüzüm kan içinde karizmamı kaldı da hala koruyacam die düşünürdüm.nese yaklaşık 10 dakika boyunca evin önündeki bahçe gibi olan taşlık alanda ağladım.zehra arada yanıma geldiysede ona sinirlenip gönderdim evine.ağlamam dindiginde eve nasıl çaktırmadan çıkacam die düşündüm.zile bastım.annem ekmege gittiigimi bildiginden direk açtı kapıyı .yukarı çıktım.bizim evin kapısı açıktı.ve annem beklemiordu kapıda.mutfakta yemek yapıordu hala.hemen lavaboya gidip üstümü başımı temizledim.kanlı tişörtümü bi poşete koydum.annem ' ekmek nerde ahmi nie bu kadar bekledin 'dedi.'taze ekmegi bekledim ama gelmeyince geri döndüm anne' dedim.tabi bu konuşma ben lavaboda o da mutfaktayken oldugundan hala kendime çeki düzen vermekle uraşıordum.sonra annem ' fatma teyzenlerede ekmek al bi dahaki gidişinde onlar bugun yarın taşınıolarmış ' dedi.ve dedigi gibide oldu.1 hafta sonra onlar taşındı.ve ben yedigim dayakla mal gibi kalakaldım...

Not1:Ve iyikide yemişim bu linç dayagını bunun sayesinde sonradan pek fazla dayaktan korkmadım.herkese tavsiye ederim nasıl olsa maksimum yiyebileceginiz dayagı yemiş oluosunuz
Not2:bu arada gerçek bi hikaye bizzat yaşadım.pek kimseye anlatmamıştım ancak artık yazıpda kurtulmak istiodm.buraya yazdıkça sıkıntılarımdan kurtuluorm ve herkese yazmalarını tavsiye ediorm.gerçekten rahatlatıcı.ve bu blogun kurucuları semih şengölge ve sencer ceylan a teşekkür ediorm.teşekkür ederim KARDEŞLERİM
--------------en sevdigim bacanagım pislik cemal anısına---------------

metrodayım.saat akşam 10.çok az insan var metroda.ben de en tenha bölümlerinden birine biniorm.sadece bi tane kız var bindigim vagonda.gidip onun önündeki koltuga oturuorm.arada kıza baktıgımda çin yada japon taraflarından oldugunu görüorm.ve fark ediormki kız çok tatlı.hemde böyle filmlerde gördügünüz japon yada çin güzellerinden bile daha güzel bi güzellikte.kızı hayran hayran kesiorm anlamasını saglayarak.nasıl olsa önünde oturdugumdan farketmeme ihtimali olmaz die düşünüorm.kız da bana bakıor bi ara.gülümsüyor bi an için.içimin yağları erior.way be bana gülümsedi die düşünüorm hayran hayran.sonra bi durup düşündügümde ulan amma heyecan yaptın sonuçta o da bir kız nasıl digerlerine heyecan yapmıosan bunun içinde yapma dur oturdugun yerde dedim kendi kendime.neyse ya zaten başka kimse yok kıza biraz daha baksam bişi olmaz heralde die düşünüorm.kız ise sadece bana bakıp gülümsüor.ulan daha ne yapmasını bekliosun konuşmaya çalışssana diorm kendi kendime.' hi im ahmet ' diorm.'turkçe bilmio musun ahmet ' dior.'hehe biliorm aslında ama sizi turist zannettim ' diorm.sonra ulan ne sizli bizli oluosun mal herif sen desene ,kız senin büyügün degil bişeyin degil aranı böyle resmi koycaksan bunu samimiyete getirmekte çok zorlanıcaksın die düşünüorm.' evet aslında turistim ' dior.'türkçeyi nerden ögrendin peki ' diorm.' turkiyeyi seviorm aslında ve burda tatil yapmak istiordm bu yüzden turkçe kursu aldım ' dior.'bu kadar ii konuştuguna göre baya bi ders almışsın' diorm.'yok aslında 1 haftada falan ögrendim ' dior.sanki dogruymuş gibi gerçektende kendimi inandırıp 'oha ' diorm.bir yanım olm nasıl 1 haftada ögrendi desede diger yanım inanmak için inat edior.inanıorm en sonunda.tabi ben bunları düşünürken kızda hala bana dogru bakıp gülümsüor.bi anlık bakışmadan sonra kız elini burnuna sokup karıştırmaya başlıor.hasiktir ne yapıo lan bu kız die düşünüorm.sonra parmagını burnunda baya bi gezdirip beni farkedince hemen çıkarıor.parmagının ucunda bi sümük parçası görüorm.midem bulanıor.kuscakmış gibi oluorm.sen ne pislik bi kızsın lan diorm,tabi içimden.kız sonra elini sanki hiç burnuna sokmamış gibi suratına sürüor bide.ulan ne oluo ne pislik bi yerdeyim ben böyle.kız dudaklarına da sürünce elini bana dogru bakıor.arkamdan 2 tane daha japon yada çinli çıkıor.bunlar erkek ve beni 2 kolumdan tutuolar.' noluo lan bırakın beni ' diorm.kız sonra o sümüklü parmagını agzına sokuor.bi kaç defadan sonra kusmayı başarıor.ve o kustugunu eliyle dudaklarına sürüor.gördüklerim karşısında şok olmuş durumda bakakalıorm.kız artık güzel degil pislik biri gibi gözüküor gözüme.sonra bana bakıp' bunlar abilerim senle ben baya bi bakıştık ve bizim ordaki adetler geregi senle evlenmem gerekior ' dior.' bu ne biçim adet lan sadece bakıştık ,bizim orada bile böle degil o kadar aşiret çocuguyum ne gördüm nede duydum böyle bişi' diorm.' artık çok geç ,seni öptükten sonra benle evlenmek zorunda kalacaksın ' dior.az önce sümügünü ve kusmugunu sürdügü o dudaklarını bana dogru uzatıor.kokudan kusacakmış gibi oluorm.'öpmek istemiorm yapma nolur noolur yapma ' die bagırıorm.kız dudagımı sabitlior elleriyle.gözlerimi kapıorm.derin bi nefes çekiorm.yapmaaa die son bi çıglık atıp gözümü açtıgımda önümde kapıdan bakan babamı görüorm.' olm sana kaç defa diyecem o kadar dolma yeme sonra kabus görürsün die ' dior.'ohh be' dierek tekrar yatagımda uzanıorm.sonra gördügüm rüyayı düşünmeye başlıorm.ulan hatun dünya güzeli gibi bişiydi ve öpemedim lan diorm kendime kendime.kusmuk falanda olsa sonuçta rüya oldugundan bi zararını görmicektim.sonra ne kadar saçma düşündügümü farkedip yat zıbar lan pislik herif diorm ve gözlerimi kapıorm!?

Kolparosso

Sıkıcı bir cuma sabahı daha.İngilizce dersimin oldugu sınıfa dogru merdivenlerden inerek gidiorm.İri ,hafif kilolu bir çocuk önümden hızlıca geçior.belli ki o da geç kalmış ama benim gibi cool görünme derdinde degil yawaş yawaş yürüyerek.' hımpf ' die ayıplıorm çocugu.çocugun ne beni duyacak hali war ne de o kadar yakınımda.çocugu gözlemliorm arkadan usul usul.Ben bunu yaparken çocuk bir anda takılıp düşmez mi en son merdivende.' Puaa ' die kopuorm.çocuksa sanki düşmesinin sebebi kendisi deilmiş de allahmış gibi yukarı dogru bakarak ' cık cık cık ' yapıor.sonra arkasına kimse gördü mü die bakmak için duruor.Tabi gözgöze geliorz.benim suratımdaki yawşak gülümse belli ki onu sinirlendirior.' açıkta mı bişi mi gördün ne die gülüosun ' dior.' sence neden gülüorm ' diorm suratımdaki sırıtışımı genişleterek.çocuk daha bi sinirlenior.sonra seninle ugraşamicam diomş gibi görünmek için ' allahım sen sabır ver ' die fısıltı ve konuşma karışımı bişi sölüor.hani biri ilgi toplamak için konuşurken böyle fısıltılı bişiler söler ya, sadece ona yakın olanlar duyar ve aslında çocuk bunu öyle bi söylemiştir ki sanki onlara deilde kendi kendine söylemiş gibi görünür.aynen öyle bi fısıltılı konuşmaydı bu.neyse bende arkasından sınıfıma devam ediorm.kapıyı açıp girdigimde hoca bana bakıor.' yeter artık geç gelmeyin , dersin başlangıç saatini ögrenin yada hiç girmeyin dersime ' dior.anlıormki o çocuktan sonra ben girince kabak benim başıma patladı.ulan karmaya bak diorm.herife öyle gülersen böyle işitirsin azarı.neyse, devam ediorm derse.sıkıcı geçen 2.30 saat sonra arkadaşlarım kemal ve denizle birlikte yemekhaneye dogru yola çıkıorz.o sırada arkadan bir el omzuma degior.arkamı döndügümde suratıma bir yumruk inior.noluo lan die şok olmş bi şekilde bakıorm.bunu yapan güldügüm çocuk sizinde tahmin edeceginiz şekilde.' sen kime güldügünü biliomusun lan ' dior bagıra bagıra ve bana yumruk atarak.o sırada arkadaşlarım önüme geçip beni korur gibi bir pozisyonda güldügüm çocukla kavga etmeye başlıolar.deniz ve kemal zaten uzun ve yapılı olduklarından çocugu duvara yapıştırıor.deniz çocugu tutarken kemalde suratına yumruk atmaya devam edior.bende şok olmuş bi şekilde yanlarına gidiorm.okkalı bi tane patlatıorm karnına.çocuk hayvan gibi bişi oldugundan pek bi zarar wermemiş gibi gözüküorm.zaten o da bana pek bi zarar vermiş degil arkadaşlarım araya girdiginden.çok taşaklı bi söz söylemek lasım die düşünüorm.sonuçta onu dövmüştük ve mekanı terk edecektik.' bi daha seni buralarda görmim lan ' diorm.bana bakıp gülüor.sinirleniorm.tekrar bir tane daha yumruk atıorm karnına.bu sırada kampüsteki diger ögrenciler etrafımzda toplanmış bize bakıolar.en sonunda güvenlik gelip bizi ayırıor.güvenlik gelip beni tutunca ' tutmayın lan beni ' die kendinden emin bi şekilde bagırarak çocugun üstüne dogru gitmeye ugraşıormş gibi görünüorm.sonra kolpadan yaptıgım sinirimin geçmesi için beni kenara bi yere götürüolar.1 deki dersime geç kalmamak için arkadaşlarıma ' hadi bari derse gidelim ' diorm ve dersimize giriorz.ders bitimi deniz ' olm gel bizim berk çagırdı batak için ders çıkışı gidelim batak oynayalım biraz ' dior.' tamam lan zaten 2 saat aramız var zaman geçmez 'diorm ve bataga gidiorz birlikte.kantinde berke bakınıorz.onun oldugu masaya gidince 4.oyuncumuzun bu sabah dövdügümüz çocuk oldugunu görünce şok oluorm.berkinde bununla arkadaş olması yüzünden nasıl bi tavır takınacagımı bilmiorm.berk ' tamam sakin olun beyler biliorm sabah kavga ettiginizi barışın şimdide bataga başlayalım ' dior.dövdügüm çocuk bana ' saolasın bu dayaga ihtiyacım vardı ' dior.ulan piskopat mı bu çocuk die düşünüorm.dayak yedi ama sinirlenceine teşekkur edior bana.' kaşıntın mı vardı ' diorm gülümseyerek.o da gülümsüyerek ' sayılır ' dior.bataga başlıorz.yaklaşık 1 saat sonra çocugun kafa dengi biri oldugunu anlıorm.çok taşakmış herif nie kaşındıysa sabah die düşünüorm.baya samimi oluorz.batak bitimi elimi uzatıorm giderken.' ben ahmet tanıştıgımıza memnun oldum ' diorm.onunda adını batak kagıdında ahmet olarak gördügümden' başka adın varsa söylede onla çaıralım seni 'diorm .o da şöyle dior: 'evet var aslında tam adım ahmet baran kabak' ...

Aşık mıyım neyim?

Aşıksın diyorlar
Beni gören arkadaşlar

Anlam veremiyorum
Neden diye soruyorum

Bizleyken yüzün diyorlar
Onlayken için de gülüyor

AMOOOOOO

Öncelikle boloğu tek eline alıp devamlılığını sağlayan ve hala benim bu siteye girmem için iyi bir sebep olan hayatımın anlamı AMOya teşekkürler:):)

Piçlik üzerine

-----------------------Biricik Yegenim Bakinur Anısına--------------------

Mustafa 7 yaşında aklı sadece piçlige çalışan ve çok sinsi bir çocuktu.Tanıdıgı kendi yaşlarında çocuklarla oyunlar oynar her türlü çirkeflige yatardı.Yine bir gün arkadaşlarıyla ebeleme oynamaya karar verdiler.Mustafa o kadar da hızlı koşamadıgından hep ebeleniodu.Ve bu durumdan çok rahatsız olmuştu.Yine bir arkadaşı onu ebelemek için koşturuordu.Mustafanın aklına çok hince bir plan geldi.Yolun karşısına geçecek,arabalar vızır vızır geçtiginden ebelenmekten kurtulacaktı.Ancak bu da işe yaramamıştı ;yine ebelenmişti.Mustafa ebeligi başka birine geçirdi ve tekrar planını uygulamaya koydu.Ancak yine onu ebelemek için geliyorlardı.Mustafa da ebelenmemek için gelen arkadaşına dur arabalar gelior şimdi gelme dedi.arkadaşı durdu ancak gözünü ondan ayırmıordu.onu ebeleyecekti.mustafa artık sinirlenmeye başlamıştı.gözleri şeytan gözleri gibi kırmızı kırmızı parlıordu.uzaktan bir dolmuşun geldigini gördü.arkadaşına şimdi gel beni ebele dedi.arkadaşı yola bakmadan ilerlemeye başladı.dolmuş kornaya basıordu.çok hızlı gittiginden frenledigi halde yawaşlayamamıştı.ve o kısacık saniyede dolmuş mustafanın arkadaşını ezmişti...


Mustafa artık 9 yaşındaydı.Artık diniyle ilgili aile tarafından bilgilendirilmeye başlanmıştı.Ve huzur,iyilik gibi şeyleri bulabilecegini düşünüordu dini sayesinde.Ancak o kadar küçük bir çocuga din ,namaz ,kuran gibi şeylerden bahsedip sıkarsanız çocukta ters tepme ihtimali wardı.Ve mustafada bu ters tepmişti.Uslanacagına daha da haylaz ve piç bir çocuk olmuştu.Bir gün yine arkadaşlarıyla oyun oynuorlardı.Bu sefer silahlarla oynuorlardı.Silah dediysek gerçek silah deildi elbette.Boncuklu silahlardanda deildi.Ucuna küçük plastik oklardan koyup atabilecegin silahlardandı bu silahlar.Mustafanın dolmuşun altında bıraktıgı çocuk da ordaydı.O kazadan sonra 2 hafta komada kalmıştı ancak iyileşmişti.Ve mustafa üzüntü,pişmanlık gibi şeyler hissedecegine o gün onu nasıl ebelemeye çalıştıgını hatırladı.Ve gözlerine o şeytan kırmızısı geri gelmişti.Arkadaşının eline ufak plastik hedeflerden birini verdi ve havada tutmasını söyledi.Arkadaşı saf ve temiz biri oldugundan "Tamam ama sonra sen tut bende atayım "dedi.Sen atabilcek misin ki diye düşündü Mustafa içinden hin bir gülüşle.Hedefe dogru nişan aldı.Ve tam 12den hedefi vurdu.Hedefi vurmasıyla bir anda çıglıklar geldi.Arkadaşı gözünü tutuyordu.Ancak Mustafa gülümsüyordu.Hedefini vurmuştu sonuçta...


Mustafa artık 12 yaşındaydı.Arkadaş çevresi degişmiş.Huyları degişmişdi.Küçükkenki piç hali bu sefer gitmişti.Ancak o günleri hala hatırlıordu ve bundan pişmanlık duyuyordu.Sonuçta arkadaşlarından birini 2 hafta komaya sokup dikiş yaralarıyla bırakıp ardından şaşı etmişti.Artık pek fazla arkadaş istemiordu.Eski huyları geri gelirde birilerine zarar vermekten korkuordu.Ancak yinede arkadaşlıklar kuruordu.Bir gün yine arkadaşlarıyla futbol oynuordu.Maç sırasında top arkadaşının önünde kalmıştı.Pas istedi arkadaşından.Ancak o sırada sahanın(sokakda taşlarla kale kurdugumuz yer) ortasından bir teyze bebek arabsıyla birlikte geçiordu.Ve topta tam o tarafa dogru gidiordu.Mustafa hemen koşup bebek arabasının önüne geçip topu taca attı."Beyler yawaş oynayın biraz dikkat edin" diye uyardı hemen arkadaşlarını.Arkadaşları tacı onların kullanmasını istedi centilmenlik olarak.Mustafanın arkadaşı aldı topu ve gözü arkadaşlarını aradı.Mustafa boştu o sırada ve " bana at boşum" dedi.Arkadaşı topu attı ancak atarken diger arkadaşları "Mustafa dur " dedi.Mustafa artık centilmenlik yapmak istemiordu ve gol atma istegiyle yanıp tutuşuordu.Top onun koşu yoluna dogru gelirken topa baka baka ortaya dogru koştu.Ve birşeye takıldı.Evet bu az önce topun çarpmasından kurtardıgı bebek arabasıydı ve şimdi ona çarpıp yuvarlanıordu bebek arabasıyla birlikte.İçindeki çocuk bir tarafa Mustafa bir tarafa.Bebegin ağlama sesi mi daha fenaydı annesinin çıglıkları mustafa bilmiordu.aynı eski günlerdeki piçliklikler gibiydi bu da.isteyerek yapmamıştı ancak önüne geçemiordu bu piçliklerin.sonra anladıki istesede istemesede bu kaderinde yazılıydı.


14. dogum gününde mustafa babasının aldıgı ayakkabılara bakıordu."çok teşekkur ederim baba" dedi."bizimle halısaha maçına gelmek ister misin oglum" dedi babası.Mustafa bunu duyunca çok sevindi.herkese ayakkabılarıyla hava atmak için sabırsızlanıordu.maçda çocuk olmadıgından hava atamadı ama ii oynamıştı babasının arkadaşlarıyla halısahada.2 de gol atmıştı.böyle böyle 2 hafta geçti ve her hafta babasıyla maç yapmaya başlamıştı.2 hafta sonra babasının bi arkadaşı daha çocuklarını getirdi.çocukları mustafadan 2 yaş büyüklerdi ve çok feci oynuorlardı.ve mustafaya pas atmıorlardı.2 ye tek kaleci kalmışlardı bir pozisyonda ve topla ilerleyen çocuk ona pas atmayıp gol atmıştı.ancak mustafa sinirlenmişti çünkü bomboştu.birkaç pozisyon daha geçti ve iice sinirlenmeye başlamıştı mustafa.ancak maç bitimi oldugundan siniri içinde patlamıştı.ertesi hafta yine aynı çocuklar gelmişti ve bu sefer karşı takımdaydı mustafa.tabiki ömründe geçirdigi en sert maçlardan biriydi bu seferki maç.çocuklar ona çalım attıkça arkadan ayaklarına tekme atmaya başlayan mustafayı küçük die uyarmıorlardı.maç bitimine dogru yine o çocuklardan birine tekme attı ve bu sefer çocuk kenardaki tellere yuvarlandı.yanına gittiklerinde suratı kan revan içindeydi çocugun.hastanede beklenilen yarım saat sonra doktor çocugun komaya girdigini kafasında iç kanama meydana geldigini söyledi.çok üzgün görünüordu mustafa."çok özür dilerim yanlışlıkla oldu " dedi babasına ve lavaboya dogru ilerledi.aynada kendine baktıgında karşısında bir çift kızıl göz ve şeytani bir gülümseme vardı...

Knight Online, Hayat Offline

Priest:namı diger şifacı.kelime anlamı papaz gibi bişi olsada oyunda heal buff debuff gibi skilleri vardır
Heal:priestin skillerinden biri.priest bu skilli takım arkadaşlarının yada kendinin azalan canını arttırmak için kullanbilir.
Buff:Canına extradan can katar.
Debuff:Düşmanının extra buffını ve canından bi bölümünü alır.bu sayede daha kolay ölürler.
Clan:oyuncuların kurabildikleri birlik.
Elmorad:İnsan ırkı
Karus:Orc ırkı
Cz:Elmorad ve karus ırkının savaştıgı bölge
----------------------------------------- o --------------------------------------------------

''hamdi nie debuff atmıosn adamlara yine yattım bak'' dedi sinirli bi şekilde muzaffer.''what the fuck u guys doing''* dedi ağdaki amerikalı.''shut the fuck up ,this is not your business go fuck yourself''* dedi sinirini alamamış olan muzaffer.muzaffer ile hamdi ilkokuldan beri kardeş gibi olan 2 elemandı.üniversiteyi birlikte okuyorlardı ve yaptıkları şeylerden biri de knightonline oynamaktı.amerikalıyı 1 haftadır tanıyorlardı.kafa dengi oldugundan clanlarına almışlardı.yine cz de clanca kapışıyorlardı elmorad ırkıyla.amerikalı '' son of a bitch"* dedi ve mikrofununu kapadı.altta geçen" HoLyCrIsTiAn has leaved to your clan"* yazısını gören muzaffer " bende senin ananı sikim " dedi ve kulaklıgını fırlattı.kulaklıgını çıkarınca telefonunun çaldıgını duydu.arayan neslihandı." ne var bu saatte arıorsun" dedi muzaffer." arkadaşlarla bardayız ve galiba baya sarhoş oldum gelip beni alırmısın tek geri dönemem bu saatte " dedi." beni hala arayabildigine göre sarhoş degilsin demekki,neyse gelirim birazdan " dedi muzaffer ve telefonu kapattı.içinden" ulan ne biçim hatun bu ilgi göstermem için yalan sölüo bide " die düşündü.sonra düşününce aslında 2 gündür onu görmedigini fark etti.sonuçta sevgililerdi ve aynı üniversitele okuorlardı.aslında biraz daha bekleyebilirdi neslihan, sonuçta oyunun ortasındaydı ve o kadar sarhoş olmasa gerekti die düşündü.arkadaşlarıda yanındaymış onlarla döner . yarın okulda gider gönlünü alırım dedi ve kulaklıgını takıp oyununa devam etti." hamdi debuff ve heali kaçırma amınakorum ha" dedi ." olm tamam amma sinir yaptın sonuçta bu bir oyun sadece ve böyle sinir yaptıkça kendine ve çevrendekiilere zararın dokunur sadece" demedi tabiki hamdi.zaten bunu diyebilecek kadar akıllı olsaydı o oyunu oynuor olmazdı." tamam amına koim sende fazla uzaklaşma yanımdan da sikmesinler seni" dedi.muzaffer ertesi gün geldiginde gün boyunca kulaklık kulagında oynamaya devam etti.ama bunun iradesiyle alakası yoktu.böyle internet oyunları sosyal yaşamı olmayanları kendine çekmekte bire birdi.onun sosyal yaşamı eskiden süperdi ama bi kere başladınmı bi daha bırakamıodn ve tabiki o da başlarken arkadaş kurbanı olmştu.oyunda tekrar ölünce sinirden kulaklıgını tekrar odanın en dibine fırlattı.telefonuna baktı.34 cevapsız arama.oha dedi kendi kendine.ailemden biri olamaz zaten herkes ewde.peki ne die beni aradılar bu kadar die düşündü.aramalardan bazıları kız arkadaşına aitti.bazılarıda bilmedigi numaralara.önce kız arkadaşını aradı.telefonu açan yaşlı bi kadın sesiydi."ben neslihanın annesiyim" dedi telefondaki ses."ben de arkadaşıyım acaba onunla görüşebilmem mümkünmü" die sordu muzaffer.kadın ağlamaklı bi şekilde" hala kendine gelmedi hayati tehlikesi var" dedi.ne oluo lan die düşündü muzaffer." pardon ama neslihan nerde" dedi muzaffer."Beltaş hastanesinde yogun bakımda" dedi annesi.annesinin yeri tarif etmesiyle muzaffer hemen kalktı.üstüne bişiler giydi ve dışarı çıktı koşarak.saat geç olmştu ama ne olursa olsun neslihanın yanına gitmeliydi.hastaneye varınca neslihanın odasında yaşlı bi kadın gördü.annesi olmalıydı."geçmiş olsun" dedi.neslihanı ne kadar özledigini ve ne kadar üzüldügünü bu cümleyle anlamştı ses tonundan."nasıl oldu" die sordu.annesi "dün arkadaşlarıyla gece geç saate kadar durmuşlar.neslihan onu bi arkadaşının alacagını söylemiş ve barda kalmış.onu bulduklarında barın köşesindeki çöp konteynırında baygın bi şekilde yatıomş ,polisin söyledigine göre 3 yada 4 kişi bar çıkışı taciz etmişler ve neslihanı sarhoş görünce tecavüz etmeye çalşmşlar "dedi ağlamaklı bi sesle.annesi de belli ki ağlamak istiordu ancak o kadar çok ağlamştı ki artık gözünden yaş gelmiordu."sonra kızım karşı koyunca bıçaklamışlar ve tecavuz etmişler adiler,şerefsizler " dedi feryat eder bi sesle.muzaffer duydukları karşısında şok olmuştu.yani bütün bunların sebebi benim die düşündü.bogazına bıçak gibi bişi dügümlenmişti. yutkunamıordu.tüm gece boyunca neslihanın başında bekledi annesiyle birlikte.ancak sabaha dogru neslihan daha kötüleşti.doktorlar ne kadar ugraşsalarda kurtulamadı neslihan.o günden sonra muzaffer bir daha bilgisayara dokunmicam die kendi kendine söz werdi.

2 hafta sonra
Muzaffer:"Hamdi senin de amına koyim yapacagın healinde"


Fihrist::

''what the fuck u guys doing"*:ne sikim yapıosnz lan veya ne lanet yapıosnz

''shut the fuck up ,this is not your business go fuck yourself''*:kapa o sikik çeneni,bu seni ilgilendirmez git kendini sik veya kapa o lanet çeneni,bu seni ilgilendirmez git kendinle oynaş

"son of a bitch"*:orospu çocugu veya adi

" HoLyCrIsTiAn has leaved to your clan"*:HoLyCrIsTiAn klanınızdan ayrıldı.

Kavga,Aşk,Siktir

Yalnız kalmak istiyordu,belkide huzuru bunda bulacağını düşündüğündendi bu.Ancak diğer yanı ''olm git biraz sosyalleş Elife de yavşarsın'' diye bas bas bağırıyordu.,O ise artık seçimini yapmıştı.''Hayır ben böyle iyiyim.'' ''Nargileyede gidicez birazdan bari oraya gel '' dedi Elif. %&.
''Hayır yanlız kalmak istiyorum ,artık bu hayatın monotonlugundan usandım ,anla beni böyle sahte arkadaşlıklardan ,ortamlarda zoraki gülmelerden,aslında hiç umrunda olmadıgı bir konuyla ilgili sırf karşı cins oldugundan ilgileniyorumş gibi yapmaktan yani bu monotonluktan sıkıldım'' ''İyi o zaman ancak şunu da bilki bu sahte arkadaşlıklar sayesinde asıl arkadaşlarının değerini anlarsın ve gerçek arkadaşlarınla yapacağın şeyler bizimkiyle aynı olmasına rağmen onlardan daha çok eğlenirsin
%&.
(evet arkadaşlar eğerki hikayemiz boğaziçi,odtü,itü gibi yerlerde geçseydi belkide böyle olacaktı ancak yıldız teknik de geçtiginden daha değişik bi şekilde oluyor.(itüyüde çıkarabilirz aslında))
%&.
''nargile mi tamam o zaman ama tavlada alırım bi paket malboranı bak.'' ''görürüz'' dedi gülümseyerek.acaba o da bana karşı bişiler hissediyormudur,diye düşündm.Bir grup halinde otobüse bindik.Prim amaçlı erkeklerin yaptıgı espriler ve kızlarında ayıp olmasın diye gülmeleri.Acaba erkekler bilmioyrlarmı bu esprilerin ne kadar boktan oldugunu ve kızlarda bu kadar boktan esprilere gülmemeleri gerektigini.Neyse diorm ancak sıkıldıgımı belli ediorm gerek oflamayla gerek puflamayla.Mekana varıyoruz.Erkeklerden bazıları zenginlik kozlarının üzerinden prim yapmak için tek tek nargile söylüor.Gülüorm onlara bakıp.Orkun pis pis bakıor bana .elifin fark etmesi için uzatıor bakışlarını.Grubun en popülerinden biri oldugundan ve elife yavşıyo gibi göründügünden bana sinir oluor.Bende ona bakıorm.Bu bakışmalar klasik kavga çıkarma bakışları.bunu herkez bilior ortamdaki.o bakışlarını kaçırıor ve bende elife dönüp ''birlikte nargile alalımmı '' diorm.bu seferde orkun gülüor bana bakıp.elif ''olur '' diyince gülümsemesinin soldugunu görebiliyordum.tavlaya başlıyoruz.ilk eli birazda isteyerek kötü oynuorm.tabi bunun cezasını mars olarak ödüyorum'' elif sende amma ii oynuyomşsn ha ''diorm sırıtarak.şimdi düşünüceksiniz.ulan az önce kızlara yavşayanlara etmedigi laf kalmadı şimdi ise o yavşıo die.evet yavşıorm ancak ben kendimi diğerleri gibi görmüorm prim yapma çabam yok.neyse oyun sonu klişelerden biri olan koltuk altında sökük mü war geyiğini yapıorm.''alırım malboranı demiştim'' diorm .o da gülümsüyor''bu loosera mı yenildin ya kesin acemi şansı yüzünden yenmiştir seni '' dior orkun keh keh die gülerek.''neyse ben büfeye gidiorm bişi isteyen warmı '' dior elif.o gidince orkuna dönüyorum ve elifinde arkadaşlarının duyacagı şekilde '' olm bak bir daha benim üzerimden elife prim yapma yoksa seni sikerim '' diorm.orkun otomatikman sinirleniyor ve ne diosn lan sen moduna girior.o sırada elif içeri girior.tabi orkunda dayak atma kozunu kullanmak istediginden bir yumruk savuruyor.yumruk gözümün üstüne gelior.pek sarsılmıorm ve hemen karşılıgını veriorm.üst üste attıgım yumruklar yüzünden yere düşüor.vay be bu iyi geldi die düşünüorm.kaşımdan başlayıp dudagıma dogru giden bi sıcaklık hissediorm.elimi attıgımda ıslanıor.ulan kaşım da patladı ii mi die düşünüorm.gitti tüm karizma.tabi altta kalmamak için tekrar hamle yaptıgımda üzerime dogru gelen yumruklarla yere düşüorm.gruptaki dier erkekler bana saldırıor bu sefer.kızlardan gelen çıglıklar bulanık görüntü...kesif bir kolonya kokusunu alınca gözümü açıorm.elif elinde kolonyayla bana yardım etmeye çalışıor.düştügüm yerdeydim.1 yada 2 dkki baygın kalmştm.elif üzgün gözlerle bana bakıyor.diger kızlar ve kavgaya karışmayan 2 erkekde başımda.karizmayı toplamak için kalkmaya uraşıorm ve kalkıorumda ancak hemen yanıbaşımdaki koltugun üzerine kendimi atıorm.''ben iyiyim başımda durmanıza gerk yok artık'' diorm.elif kalıyor yanımda bir tek .2 masa yanda oturan orkun ve arkadaşlarını görebiliyordum amma da sert girdiler ha diye düşündüm.elif'' üzgünüm seni ben çagırmıştım.ama seni çagırmamı orkun istemişti eskiden beri arkadaşmışsınız'' dedi.çok üzgün oldugu her halinden belli oluyordu.'' demekki seni dövmek için çaırtmış'' dedi.''biliormusun elif senden hoşlandıgım için dövmüş olabilir beni'' dedim.elif daha bir kızardı''benim yüzümden dayak yedin kendimi hiçbir zaman affetmiyceim''dedi ve ağlamaya başladı. ''tamam sorun yok'' dedim.''kendini suçlamayı bırak artık''.elimle gözyaşlarını sildim.aramızdaki mesafe çok kısaydı.dudaklarımı onun dudaklarına dogru götürdüm ve o da karşılık verdi.onu öperken arkadan orkuna baktım.o da bana dogru bakıordu.elif diger kızların yanına giderken orkun yanıma geldi.elif önce bir duraksadı.''sorun yok sadece konuşmaya geldim '' dedi orkun.elife tamam gidebilirsin diye kafamla onayladım.orkun'' seni sikerim ha'', dedi gülerek'' daha ii bir laf aklına gelmedimi lan''.bende gülümsüyordum.dudagım inliyordu güldükçe acıdan.''bu iyiligini hiç unutmiycam kardeşim'' dedim.''Sayende açılabildim kıza ve siktir yemedim. "

Not:Ben yaşamadım ama yaşanmış bir olay

Ohayo

o ise bana gülüyordu ben tabiki kızarmıştım.gülmek veya aglamak yani bi tepki wermek istiordm ancak şok olmştm.yani bunca zamandır bugunu beklemiştim.ancak şimdi herşey ters gitmişti.o ise gülümsüyordu.'bunu hiç görmemiş gibi yapsan nasıl olur' dedim zoraki bi gülümsemeyle ve onun gülümsemesinden aldıgım cesaretle.o ise 'bunu mu' dedi.şimdide kurcalıyodu.ileri geri.ve 'zaten kısaymış görmemezlikten gelebilirim 'dedi.

(evet arkadaşlar bu hikaye amerika,ingiltere,fransa gibi yerlerde geçseydi sizde direk belaltına vuracaktınız.ancak bu turkiyede geçior yani belaltı bi hikaye degil ,yada belaltı.kararsız kaldım aq )


o gün herzamanki gibi erken kalkıp üniversiteme dogru gidiordum.uykusuzluk ,sıkıntı, bayıklık gibi boktan durumların üzerimde oldugu herzamanki bi sabahtı.sınıfıma girdim.ortalarda bi yere oturdum ve hocanın gelmesini beklemeye başladım.zaten elimde pekfazla bi tercih yoktu.acaba o kız yine gelicekmi die düşündüm.ve 4lü sıralardan 1 tanesine montumu 1 tanesine de çantamı koydum(zaten millet benim oturdugum yere bakıp genelde başka yerlere oturuyordu.hatta bi gün birine neden yanıma oturmuosnz ?kokuyomuyum,hastamıyım,kirlimiyim, die sormştm.çocuk buyuk ihtimal benle aynı yaştaydı.hatta benden büyük bile olabileceini düşünüodm.'' 'abi' kızma istersen yanına oturayım ''' dedi kekeç bi sesle.yani ortamda hani böyle sikici bi tip görürsünüzde ulan herifin zıttına gitmim başıma dert almim die düşünürsünz ya meersem bu yüzdenmiş benm yanıma oturmamaları.oysa ben o kadarda taşaklı biri oldugmu düşünmüodm neyse) kafamı sıraya dayadım ve yine düşünmeye başladım.bugun gelse yanıma otursa ,ben bir kaç espiri üzerinden prim yapsam,arada onada hafif laf sokmuş gibi cümleler kursam böyle ilgilendigimi belli ediomş gibi,sonra muhabbeti kursam,kantinde biraz daha oturup muhabbet etsek vs vs.-'evet arkadaşlar bugunki matematik dersini burda bitiriyorum,çıkabilirsiniz' kafamı kaldırdıgımda agzımın kenarında salya,bi gözüm kapalı şekilde tahtaya baktım,hoca çıkıordu.ulan ne ara uyudum die düşündüm.yanımda birileri soruları tartışıyordu.kim oturdu ulan yanıma der gibi baktıgımda birde ne görim.işte yanımdaydı.ancak ben salyamı silmek için peçete arıordm.eşyalarını toplamaya başladı.kendime geldigimde'ders notlarını alamadımda acaba fotokopi çektirebilirmiyim defterini ' diye sordum.nasıl olsa bir kızdı ve ii not tutması gerkiodu görevi olarak.'evet gördüm not tutamadıgını' dedi gülümseyerek.'al çektr fotokopiyi ben kantinde olucam getirirsen iyi olur'dedi.'tamam' dedim .ve kırtasiyeye dogru yürdüm.kantine indigimde köşedeki masalardan birnde tek başına oturuordu.hemen 2 tane çay aldım ve yanına gittim.'teşekkur ederim fotokopiler için' dedim.'ben çay sevmemki' dedi elimdeki çayları görünce.'sana almadımki zaten' dedim.(genelde biri bana uyuz bi cevap werince kendimi tutamama özelligim )'2sinide sen mi içicen' dedi gülümseyerek.'evet içicem ama soguyacak galiba digeri o yüzden sen iç en iisi ' dedim yawşak bi sırıtışla.sabahki salya olayından sonra yinedeii toparlamıştım aslında. 'ben aslı bu arada' dedi.biliorm ki zaten die geçirdim içimden.(yoklama listesine isim yazarken sınıftaki kızların isimlerine bakma özelligim)'bende osman'.'aa laptop mı getirdin' die sordu.'evet teknik resim hocamla çizm çalışıyoruz'dedim.oysaki sırf kantinin wireless inidizi indirmek için sömürmek istiordm.ancak malum erkek milleti hemen ii bi etki bırakmak istiorz.'bakabilirmiyim çizimlerine' dedi.vay demekki ilgilendigini belli etmek istio die düşündüm.cool bi tavırla açıp önüne koydum laptopu.masaüstüne bakınıyordu.bir anda gözüm bi şeye takıldı masaüstünde.düşündügüm şey olamazdı.evet bu bir pornoydu.

önceki gün,arkadaşlarıyla çıktıgı bekar evi
-'olm kaç defa diycem şu videoları unutmayın masaüstünde diye'-'ya olm ne olcak sanki bizden başka biri bakıo ha laptopa'-'olm yeter artık kullanmayın böyle şeylere şu laptopu.gidin biraz insan olun lan'.tabiki böyle dememiştim.'olm aslında haklısın lan kimse bakmıo zate nie dert ettiysem bu kadar.'

inşallah açmaz inşallah açmaz die düşündüm.o ise sanki biliomş gibi direk ona tıkladı.evvet şimdi sıçtın osman die düşündüm.o kadar kurdugun hayal bok oldu bu hayvanlıgın yüzünden aferim sana.o ise bana gülüyordu ben tabiki kızarmıştım.gülmek veya aglamak yani bi tepki wermek istiordm ancak şok olmştm yani bunca zamandır bugunu beklemiştim.ancak şimdi herşey ters gitmişti.o ise gülümsüyordu.'bunu hiç görmemiş gibi yapsan nasıl olur' dedim zoraki bi gülümsemeyle ve onun gülümsemesinden aldıgım cesaretle.o ise 'bunu mu' dedi.şimdide kurcalıyodu.ileri geri.ve 'zaten kısaymış görmemezlikten gelebilirim 'dedi.

Son Mektup

Öykü evin anahtarlarını çantasında ararken Adem O'na klüpten çıktıklarından beri belki de yüzüncü defa "Emin misin?" diye sordu.Öykü sabırsızlıkla üfledi ve "Evet,artık şu soruyu sormayı kes"dedi ve titreyen elleriyle kapıyı açtı.Evin içerisindeki sıcaklık dışarıdan farksızdı.Adem evde kaloriferin olup olmadığını sordu."Bütün paramı sana vereceğime faturaları ödeseydim ev ısınırdı."dedi gerginlikle.Adem bu lafa sırıtmakla yetindi.O'nun sırıttıığını gören Öykü "Bir keşin malsız kalmaktansa donarak öleceğini tercih edeceğini düşünüyorsun değil mi?Aslında haklısın,sırf bunun için annemin mücevher kutusunu çaldım" dedi ve kolundaki morluğu gösterdi.Adem ise "Hadi bırakalım şimdi bunları,nasıl olsa birazdan hepsi son bulacak" dedi.Bundan yalnızca iki saat önce kız O'na bu gece intihar edeceğini söylemiş,ondan birkaç isteği olduğunu söylemişti.Adem en sadık müşterisini kaybedeceğini öğrenince biraz kızmıştı ama O kızın dünyada güvendiği tek insandı ve gencecik kızın çektiği acıları unutması için bu batağa sürüklenmesinden O sorumluydu.Kızın istediklerini yapacağını söyledi.Adem bunları düşünürken Öykü ile salona geçtiler,salon masasının üstünde küçük olmasına rağmen oldukça ağır gözüken kakmalı,işlemeli bir sandık duruyordu."Emanetimiz bu mu?" diye sordu Adem."Evet,adres sandığın yanındaki post-it te yazılı,ona benim için üzülmemesini,benim ise ondan çok özür dilediğimi söyler misin?" dedi kız,duvara yaslanarak yere çökerken."Elbette"dedi Adem kayıtsız bir ses tonuyla,bu arada kızın cebinden bir zamanlar ona kendini koruması için verdiği jileti çıkarttığını gördü."Hemen mi?" diye sordu O'na biraz şaşkınlıkla."Hayır,daha önce öbür isteğimi yerine getirebileceğinden emin olmam gerek,sana söylediğim her şeyi hatırlıyor musun?" dedi Öykü.Adem ise"Çocuğu yarın okulda bulabilirim bunu biliyorum ama anlattığın her şeyi ezberleyecek kapasitede bir insan değilim ben,öyle olsam torbacı olmazdım kızım" diye çıkıştı O'na.Öykü de"İyi o zaman ben söyleyeyim,sen bir kağıda yaz,telefonun yanında kağıt kalem olacak."dedi,elindeki jileti kenara koydu ve bir sigara yaktı.Adem kalem kağıdı getirirken kız kafasını kaldırdı ve"dediklerimi aynen yaz,daha sonra kağıdı ona ver o okusun böylesi sanırım daha iyi olur."dedi."Benim için farketmez." dedi torbacı.Kız konuşmaya başladı"Merhaba Cem.Bu sabah bir insan eğer planlı bir şekilde hayatını sonlandırsaydı son anlarında ne yapardı diye düşündüm.Kendim için cevap vermem gerekirse bu soruya hayatımdaki en önemli insana artık hiç çekinmeden bütün duygularımı açardım.Bu mektubu sana o yüzden yazıyorum.Hani ayrıldıktan 2-3 gün sonra bana bir mesaj atmıştın bana "nasılsın?"diye.Ben hiç iyi değilim be Cem.Ayrıldıktan sonra hiç iyi olamadım.Seninle birlikteyken de acı çekerdim.Bana hep acırdın,bana acıdığın için birlikte olduğumuzu hissettirirdin.Ben ise bir köle gibi bağlanmıştım sana.Daha 18'imdeyken evlenelim demiştim sana,benimle bir hafta dalga geçmiştin.Hiçbir zaman anlamadın bir insanın sana bu kadar değer vermesinin ve her şeyini sana adamasının önemini.Sonra ansızın birgün sadece 'sıkıldığın' için ayrıldın benden.Özür bile dilemedin sanki haklıymışsın gibi.Adeta bana acı çektirmek için zevkle yaptın son kavgamızı.Sevmiştim ben seni şerefsiz!Nasıl yaptın bunu bana?Mahvoldum senden sonra.Ailemi,dostlarımı hayatımı kaybettirdin bana.Şırıngalara,tamponlara bağlattın beni.Fakat artık onlar da yetmemeye başladı.Sonunda bana bunu da yaptırdın.Şimdi ben gidiyorum ama ileride tekrar görüşeceğimizi biliyorum.Çünkü ben alt tarafı bir damar yırttım ama sen bir kalbi kırdın..."Öykü bütün bunları söylerken arada sarhoşluğun getirdiği kontrolsüzlüklerle geveledi,ağladı ve sonunda boğazındaki yumru O'nu susturdu.Adem'e artık vaktin geldiğini yalnız kalmak istediğini söyledi.Adem kağıdı bir zarfa koyduktan sonra salondan çıktı ve kapıyı kapattı.1 saat boyunca kızın yatak odasında kaldı ve can vermesini bekledi.Geri döndüğünde içeriden getirdiği çarşafı kızın üzerine örttü ve bütün gece boyunca aklından çıkmayan sandığa yöneldi.Kapağı açtıktan sonra ise bir anda her şeyi unuttu,çarşafın altından sızıp çamurlu botlarına bulaşan kanın kokusunu bile.Büyük bir heyecanla sandığı kapatıp hızla evden çıktı,kızın son mektubunu,son çığlığını masanın üzerinde bırakarak...

Sakız

Sakız kıvamına gelinceye kadar zorladım
Şekerim bitince sıkıldın, attın
Şimdi, kimin ayağına yapışsam
Bir de ondan küfür yiyorum