Bir ve Sıfır.

Ayağındaki iki numara büyük terlik ve elinde sonuna yaklaşmış purosuyla, iki kolu dizlerine dayalı öne eğilmiş durumda otururken kapıdan içeri bir melek girdi.
-Acınası görünüyorsun. dedi

Adam gülümsedi.Hiç öyle hissetmese de öyle gözüktüğünü biliyordu.Meleğinse, nefes almak ve ölümlü olmanın dayanılmaz çekiciliği karşısında kendine bu kadar acımasız davranan bu insanı küçümsemekten başka bir şey gelmiyordu elinden.Kendi sonsuzluğunun sakin, tahmin edilebilir ve amacı belli var oluşundaki tutku ve heyecan eksikliği bu acınası adama karşı dahi farklı bir çekim hissetmesine neden oluyordu.Yaşadığı sevginin tatminkarlığından vazgeçip nasıl da bilinmezliklerin içine atlamak isterdi? Belki de birkaç "Allah Yılı" içinde Yüce Varlıklar Surası'ndan terfi alır ve bu deliliğin nasıl birşey olduğunu yaşayarak tecrübe ederdi.

Adam hissiz oturuyordu.Purosunu söndürdü.Onca yıl yaşadıktan sonra şimdi bir de melek çıkmıştı karşısına.Onun yanında tam olarak ne yapması gerektiğini biliyor, en güzel nasıl yaşayabileceğini hissedebiliyordu.Ama kimi zaman sadece uzanıyordu.Kalkıp mutlu olmak zor geilyordu.Ha ha.Belki sakinliği tercih.ediyordu.Sonunda beklediği "soru"nun oluşmak üzere olduğunu hissetti.

-Hazır mısın?
-İnsan her gün ölmüyor ya.Biraz heyecan var tabi.

Sanırım adı azraildi.Hiç de öyle eli oraklı, kuru kafalı,cüppeli birşey değilmiş.Hatta çok farklı bir çekiciliği var.Teninin rengi bana yaklaşınca renk değiştirdi.Onun dışında insandan pek bir farkı yok.

-Bana kendi formunu gösterebilir misin?
-Buna iznim yok.

Sanırım ölmeden önce meleğe bir ders verebilirdi.

2 yorum:

Seco dedi ki...

devamını bekliyorum..

Kara Kalem dedi ki...

Sevgili arkadaşım sayfamdaki 33 0kul 3003 öğrenci kampanyasının logosunu sayfanıza taşıyarak sizinde desteğinizi rica ediyorum.

Saygılarımla

Ahmet