Ege'nin İngiltere Maceraları Vol. 1


Ege bir gün alkolün kucağına kendini bırakır ve kendini mapushane köşelerinde bulur. Oysaki Ege domuz gribi olduğundan beri hiç bir vaka yaşamamış İngiltere'de kendini rehabilitasyona almıştır.


Sonrasında içkiye töbe ettiği söylense de sözünü yine tutmadığı İsviçreleri bilimadamları tarafında tespit edilmiştir. Şimdiler de Ege'nin Alman yarini metroda nasıl kaybettiği kulislerde üzüntüyle tartışılmaktadır.



Keşhaneyi Özledim

Vallahi özledim,her şey daha basitti lan sanki...Şimdi deve yükü kitap okumak zorundayım yarın finallerim başlıyor,öss zamanı bu kadar çalışsaydım galatasaray'ı kazanırdım şerefsizim,hani kapağı üniversiteye atınca bitiyordu her şey? BÜYÜK YALAN... artık hem eşek gibi çalışmak zorunda kalıp hem de çok özlediğim kardeşlerimden uzakta yaşıyorum,büyük haksızlıklar var...dert ortağım yoldaşım alp te odtüden gelemiyor,hem burada hem değil.gösterip de vermiyor gibi pezevenk,neyse umarım en ufak hasarla atlatıp bu sınav dönemini yanınıza geleceğim kardeşlerim...

Anladın mı dedi

Bir sürgün kasabasıydı bir eski zamandı Hazirandı. Çocuktum evden kaçmıştım gelip ona sığınmıştım. Birgün aksilik oldu annem beni buldu. Suphi kaçıp kayboldu. Kasaba çalkalandı olay oldu ben sustum kanım dondu. Polisler onu bana dönüp baktı. Anladın mı dedi, anladım dedim anladım. Ve o günden sonra hiçbir zaman hiçbir yerde hiç ağlamadım.

Benim Suphiye benzeyen hiçbir yanım yok! Hem de hiç. Ben ne susarım ne de bir elimde daskapital durur ne de diğerinde kenevir tohumu. Ama ağlatır beni bu şarkı, ağlatır ya hem sadece bu şarkı diil Yusuf Hayaloğlunun şarkıları ağlatır. Yusufta mı sorun yoksa bende mi? Bilemem tabi ama sanki bir sigara yaksam odayı tüm dumanla doldursam çözüm olacakmış gibi gelir. Bir şeylere küfrederdi hep. "Bildiklerini dedi yüzleştir hayatla ve sınamaktan korkmadoğruyla yanlışı o zaman ayırabilirsin ve onu anlayabilirsin" Bu ne demekti. Ben bunu dinlerken ağlardım. Belki farklıydı onun sölemek istedikleriyle benm anladıklarım ama ağlardık. Yusuf geçerdi karşıma anladın mı derdi. Anladım derdim anladım. Belki anladıklarımz farklıydı ama bunun ne önemi vardı? Tek bir farkı vardı, o bir daha ağlamadı; ben ağladım. Bir sigara yaktım. Sonra baktı bana " ah ulan semih " dedi. Demesi yetti. Hiçbir türk filmi yaratmazdı bende bu etkiyi. Söyle be Yusuf baba dedim söyle. Ne kolay söylediler. Sanki koskoca bir maden ocağını kafama geçirdiler.

Anladım dedm anladım. Bundan daha iyi anlayamazdım.

yoğun istek üzerine

Yaşamak Bir Ağaç Gibi Tek ve Hür ve Bir Orman Gibi Kardeşçesine...:
-lan kısrak amjııı
bir gün akıllının biri demiş ki
ikili siyah tuşlar var ya
-var
işte onların solunda ki do'dur.
-do

aradan yüzyıllar geçer
kimse hatırlamaz bu olayı
herkes sanır ki do hep oradaydı
bir sanı işte
sanki
san
ki
sa
s.a.
~
bütün kızlar, erkeklerin lodoslarına karşı
hem giyinmiş hem soyunmuşlar
hem de kapanmışlar içlerine
badem taneleri gibi
ve lodos vurdukça
o eteklerini kaldıran lodos
doğdukça doğurdukça kendilerini
kocasız bir bebek gibi...
deniz tanrısı gelecek de o güzelim kızları
öpüp okşayacakmış...
başka ve o yaşta
niye beklesinler ki
kayaların başında
o dallı giysileriyle
kimi bekler ki onlar
poseydon'dan başka
bu kayalarda durmuş
bu kızlar ne bekler ki
bir aşk için boğulmaktan başka...

can yücel

Ne Saçmalıyor Lan Bu?

Nereye kadar duygusal ergen olacaksın? Kızlar gibi erkekleri nasıl peşinden koşturduğunu mu anlatacaksın, yoksa erkekler gibi kızları nasıl kullanıp attığını mı? Her zaman bir üstünlük savaşı içinde mi olacaksın? Sende bıkmadın mı artık bundan? Hiç içinden " yeter ya böyle şeylerle artık uğraşamam " demek gelmedi mi? Erkekleri abaza mallar, kızları kaşar mallar olarak görmen bitmedi mi artık? Bazı blogları okuyorum bazen. İnsanlar neden bu kadar karizma peşinde? Kime prim yapıyorlar? Prim kelimesini söylemek bile içimde sıkıntıya sebep oluyor biliyor musunuz? Artık herkesin derdi bu. Kimi zaman ben bile böyle dertler içine giriyorum, bunları farketmiş olduğum ve artık sıkıldığım halde. Ancak olmuyor be gülüm. İnsanlar, bir daha görmeyeceği insanlara bile iyi bir izlenim bırakma peşindeler. Neden hiç böyle şeyleri takmadıkları olmuyor. Bir daha nasıl olsa göremeyecekler onları. Neden gülünç duruma düşünce, yolda yürürken tanımadığı insanlar içinde rezil olunca, hemen durumu toparlamaya, yolun bozukluğuna sesli laf atarak kurtulmaya yada yanından geçen insan ona değmediği halde, " önüne baksana be kardeşim " diyerek diğer insanlara " ben sakar falan değilim, çok karizmatiğim, ayağım takılmasının sebebi var " diyerek karizmalarını korumaya uğraşıyorlar? Nasıl olsa bir daha karşılaşmayacaksın o insanlarla. Orda durumu toparlasan ne olacak? Toparlamasan ne olucak? Böyle düşünen sadece ben miyim bilmiyorum. Ha diğer bloglar demiştim. Genelde bizim akıllı başarılı zeki arkadaşlarımız kızların bloglarına üye olduğundan, bende onların profilden yada izleyicilerden, bazı insanların bloglarındaki yazıları okuyorum bazen. Kızların anlattıkları şeyler ya duygusal olan ( Bi' arkadaşıma yazıyorum, ancak ona açılamıyorum) şeyler, ya da ( erkekleri siklemiyorum, kendime kul köle ediyorum ) gibisinden şeyler. İlki için söyleceğim şey, git açıl her kime yazıyorsan. Bu şekilde mal mal yazdıklarını okumak istemiyor büyük ihtimalle izleyicilerin. Git açıl ki, daha düzgün şeyler yazabilesin. Böyle dertler aklında olmasın. Bundan prim de yapamıyorsun ha zaten. Bari komik bir anını anlatırsan, şiir yazarsan, iki eleştiri yazısı yazarsan insanlar seni daha çok sikler. ( Bu arada, abazan kelimesi tüm insanoğlu geçerli. Erkeklerde fazla görülmesinin sebebi, kızların dışarı vurmalarına ihtiyaçlarının olmayışı. Erkekler daha az baskıyla büyüdükleri için, onlarda daha çok görüyoruz )İkincisi için söyleceğim şey, inanki seninde o şekilde yazdıkların, kimse de ' vayy kıza bak küfürlü konuşuyor, kimseyi siklemiyor, çok cool ' gibi bir intiba bırakmayacak. Küfürlü konuşmak o kadar güzel birşey değil, kızlara da yakışmıyor zaten. Lütfen, küfürlü yazı yazmayın kızlar. Daha çok itici bulunuyorsunuz. Cool gözükcem diye, daha da batıyorsunuz. Hani bir de Bazı Julietler Romeoları Siklemez gibi birşey gördüm, ona değinmeden de geçemeyeceğim. Ya, Juliet ve Romeo birbirine aşık olmuş iki genç. Deliler gibi sevmişler birbirlerini. Nasıl biri diğerini siklemez ve burdan ' Bazı kızlar, erkekleri siklemez ' gibi bir ifade çıkarttırmaya çalışırsın sen. Sen kimsin? Kendini Juliet olarak mı görüyorsun? Erkekler yüz vermedi de, böyle şeyler yazarak ' kedi ve ciğer ' deki kedi mi oldun zaten siklemiyorum ki, diyerek ? Lütfen, sizleri izleyen izleyicilerinize de daha fazla sahte şeyler yazdırmak zorunda bırakmayın, ikiyüzlülük hiç hazzetmediğim birşey. Bu yazıyı da bu yüzden yazdım. Aslında tüm tepkiyi izleyicilerinize vericektim de, sonra onları savuncak olanlar sizlersiniz. Bari, insanların aslında sizin yazılarınıza nasıl baktığını göstereyim dedim, ki sorunu başından halledelim. Önceden bu yazıları okurken sinirlenip, altına kırıcı şeyler yazarken buluyordum kendimi. O şekilde yorum yapmadan buraya kadar geldim, ancak artık kıl olmaya başladım bu üstünlük savaşından. Belki içimdeki isyancı ve üstün olmaya çalışan genç bunları söylüyor, ancak yalanda söylemiyor diye düşünüyorum. Sonuçta yazarlar, kalemlerini kendi fikirlerinin ne kadar taşaklı olduğunu, kendi baktıkları açıların diğer insanların basit açılarından ne denli üstün olduğunu göstermek için kullanırlar. Birbirimizi yemeyelim artık. Neyse zaten çok uzun bir yazı oldu. Bu arada ben eleştiri çekemeyen bir insanım. Bu kadar uzun bir eleştiri yazısından sonra böyle bir cümle koyarak sizin eleştirilerinize karşı önlem almaya çalışıyormuş gibi görünmek istemem. Çünkü gerçekten eleştiri çekemem. Beni tanıyanlar bilir. ( Bu lafa da hastayım, ilerde uzun uzun sırf bu lafla ilgili şeyler de yazacağım ). Yani benim yazdığım hikayelere falan eleştiri alırsam daha da derin doğrulara iner, iyice pislikleşir, daha da kırıcı olurum ( Doğru söyleyeni dokuz köyde de sikerler, hesabı ) Beni siklemeyip, ' bırak konuşsun mal mal ' diyebilirsiniz. Ki diyeceksiniz de. ( Kötü gerçekler herkezde rahatsızlık uyandırır ) Ben sadece size tavsiye verdim. Tabi ki bir yazar olarak değil, bir okuyucu olarak konuştum. Yazar olmak da o kadar kolay değil bence. Öyle iki tane komik anı anlatıp yazar olabileceğimi de zannetmiyorum. O yüzden sonuç olarak, evlilik yanlıştır.