Ben Yandım



Bir haftaya ziyaretine geliyordum,sonra duydum ki kül olmuş,rüzgara karışmışsın sen de.

Ezberliyorum

Ama yavaş yavaş yapıyorum bunu.Çok fazla hırslı olduğum söylenemez bu konuda.Daha çok akışına bırakıyorum bunu.Zevk almaya çalışıyorum bir şey öğrendiğim anlardan.Ama gel gör ki bir öğrendiğimi bir daha unutamıyorum.Saçının yüzünün sağına düştüğü o anları ezberliyorum,hepsi birbirinden farklı ama.Birinde başka bir kıyafet giyiyordun, bir başkasında farklı bir şeyden konuşuyorduk.Çayı kaç şekerli içtiğini de ezberlemişim.Her çay gördüğümde aklıma o an geldiğinde anladım bunu.İkisi bardağa biri bardağın yanına.Ne olur ne olmaz.Bana baktığın hiçbir an aklımdan çıkmıyor.Bakışların yanlış anlaşılmaya müsait tarafımdan.Bir de niye anlaşılan yanlış oluyor,onu ben pek anlamıyorum.Yine de ezberliyorum ve hayatımda ilk defa ezberlemek hoşuma gidiyor.Çünkü sen okuduğum en güzel kitapsın.

Bir de ne demiş Nazım
"durup dinlenmeden değişen ebedi madde gibi gözlerin;
sırrını her gün bir parça veren,
fakat hiç bir zaman,
büsbütün teslim olmayacak olan..."
Bakışların antika pikaplardan kaplama
Sözlerinle bugünün kadınısın.

Olsun,Yine de yazdık bişeyler

Rüzgarlı bir ocak gecesi
Çiseleyen yağmurun altında dururken
sen ve ben
montlarımızın ceplerine tutunmuşuz can havliyle
titriyoruz!
buna rağmen iki beden uzak duruyor...

ellerinin sıcaklığına ihtiyacım yok
sen göğsümün ortasında yanıyorsun
etrafımız sessiz ama duymuyorum
hep bilmediğim adamları anıyorsun

ben çoktan karıştırır olmuşum
yaktığım sigaradan çıkan dumanla
ciğerimden gelen buharı
hangisi bana ait gerçekten?
ve paylaştığımız bir şişe şarabın başı dönmüş
bir oradan bir buradan gelen
çakırkeyif öpücüklerden...

bakarken gözlerinin içine şimdi derdim
şimdi çekip gitsem benim için ne hissederdin?
seslenir miydin arkamdan kaybolurken gecenin
lacivertliklerinde?..
bana ihtiyacın olduğunu anlayarak
çıkarır mıydın adımı dudaklarının arasından?
akar mıydı gözyaşın gökle beslenmiş toprağa?
ama belki,belki de hiçbir şey demezdin
bakar geçerdin boş boş ruhunu bir yerlerde
unutmuş gibi..
Zaten hep bu ihtimaldi beni yerime çivileyerek
sessizce şişenin dibini görmeyi bekleten
sonrası klişe bir film gibi;belli
sade bir iyi akşamlar ve hayatım normale dönerdi
unuturdum varlığını gece rüyalarıma girene dek
seni ben
bana ihtiyacın olduğu zaman severdim
rüzgarlı bir ocak gecesi seni ayazdan korumak için
boynuna sarılmış mavi atkın olmayı isterdim..

sanal aleme yansıyan irade beyanlarının sahibi beyinlerimizin IQ'sunun topluca düştüğü bu dönemde nasıl kim olduğumuzu, ne kadar sürede birbirimizi tanıdığımızı, dalga da geçsek bunun bir sınırı olduğunu hatırlamalıyız.
herkesin birbiriyle kardeş olamayacağı aşikar ve doğal, fakat arkadaşlıktan öte de bazı anıları, hisleri paylaşmış olduğumuzu hiç unutmayalım.
a.güzeloğlu

çokta sikimde değil

blogmuş, yazar ismiymiymiş, keşhaneymiş, sikim de değil alsında. buna ikna etmek için sizi ne lazım bilmiyorum; burdan siktirip gitmek mi gerek, tek tek bulup sizlere asıl derdimi anlatmak mı bilemiyorum... bildiğim şeyse az önce bunların hepsinden önemli olan bişey öğreniş olmam; buraya yazılanlara kıyasla dünya üzerinde daha az umrumda olan bişey bulamamış olmam... kimse kusura bakmasın benim gözümde bu "adsız" muabbetinin taşşaktan öte durumu yok, aynı zamanda sanılmasın ki diğerlerine destek veriyorum: onlar daha kötü durumdalar... benim günlük hayata yansıyan problemlerim var ve bunları yaşıycam bi süre sikerim HEPİNİZİ artık... kimse ben sıkıntılarımı halledene kadar beni bunların içine sürüklemesin!