yazı
Herkes hayata kazanarak başlar.En kral sperm bendim.Şimdi buradayım.O yumurtaya doğru çılgınca yüzdüğümün nedenini hala bilmiyorum.Sadece yapmam gerektiğini hissettim.Heyecan verici bir yolculuk..Şimdi ki durumda çok farklı değil.Tek fark bir kuyruk ve delici bir baştan ibaret olmamamız.Gerçi sadece delici başını düşünerek yaşayanlar da hala çoğunlukta.Belki bir spermden daha fazlası olarak yaşamanın vakti gelmiştir ha.Ne dersiniz?
Yarın Okul Başlıyor..
Amostyle Not:Biraz Ersin KARABULUT tarzı oldu galiba,Neyse iyi geceler.
güzel bir hayal
Suşişesikapağı
Giriş: Sanırım 8. sınıftayım yani orta-3 . Bu okula kolejden geldiğim için hep kolej piçi diye anılacaktım.Din dersimiz bitmiş, ben yine tüm duaları okuyup sözlüden 100 ü çakmıştım.Zaten eskiden bana uyuz olanların çoğu derslerdeki başarılarım yüzünden , kalanı kişiliğim yüzünden uyuz oluyorlardı :) . Bu derslerdeki başarımı merak edenler veya inanmayanlar varsa hemen açıklayayım. Okulun matematik birincisiydim. Aynı zamanda matematik olimpiyatlarına katılmıştım. Ve okulun münazara takımındaydım.Ha birde din dersinde tüm duaları bi' ben biliyordum. Tarih desen zaten bende bitiyordu.Düşünün yani nasıl bir inektim . Tabi bunlar Kö deydi. (KÖ : Kabataştan Önce. bkz. KÖ den önce KÖ den sonra ) Neyse biz gelelim bana uyuz olanlara. Okulumuzdaki gençlerin kurduğu bizim yatılı tayfası gibi bi' birlik vardı. Ve bu birlikde bana komple uyuz oluyordu. Hiç unutmam o okulda ilk zamanlar bu birlikteki erkekler ( Serbülent, Arda, Oğuzhan, Yiğit -isimlerdeki ibneliği sizde sezdeniz dimi :) beni dövüp kızlara prim yapıcaklardı. Hapishaneye yeni gelen zayıf mahkumu dövmeleri gibi. Benim o zamanlarda böyle hayvan gibi olmam her ne kadar gözlerini korkutsada kolejli olmam onlara güç veriyordu. Haftasonu okuldaki matematik etüdündeydik ve okulda doğru düzgün hoca yoktu. Çocuklar sınıfımızda suşişesikapağıyla maç yapıyorlardı. Kendimi o kadar düşürmeyeceğim için bende matematik çalışıyordum. Çocuklardan Arda " Ahmet gel sende oyna " dedi. Bana edilen teklif karşısında gözlerim parlamıştı. En sonunda benide davet etmişlerdi. Tezcanlı gibi hemen gitmiştim yanlarına. " Eee hadi oynayalım "dedim. Arda ve Yiğit boyları kısa olduğundan beni dövmek için fazla kasıyorlardı. Oğuzhan zaten hayvandı karışmadı bile. Serbülent de o gün yoktu. Yani ikiye tek kalmıştım. Ancak ben kavgayı sevmiyordum. Yani insanların birbirini dövmesini vahşice buluyordum. Bu ancak hayvanlarda olmalıydı, biz insanlarda değil. ( Kolej çocuğu gibi düşünmek ) Ben bu düşüncelerle boğuşurken Yiğit beni arkadan kollarımdan tutmuştu. Ardaysa benim suratıma yumruk atmaya çalışıyordu. " Bırakın lan beni " diye bi gerildim. Yiğit beni bırakmıştı. ' Eee şimdi ne yapsam' diye düşünüyordum. Çocuklarla kavga etmek istemiyordum. Tenefüs boyunca çocuklar beni yere devirmeye çalıştılar. Kah ayaklarımdan tutup devirmeye çalışarak, kah beni dövmeye çalışarak.Ancak hiçbiri işe yaramadı. Tenefüs bitince sıralarımıza gittik ve bir daha o çocuklar bana bulaşmadı.
Şimdi 8. sınıftaydım. Artık bana bulaşan yoktu. Hatta ben ve 4 arkadaşımın kurduğu bi' birlik daha vardı. Bizim birliğimiz de gayet taşşaklıydı! ( tenefüslerde yaptığımız şeyler : suşişesikapağıyla sınıfta maç yapmak , kızlar belki düşerde etekleri açılır diye okulumuzun bahçesinde suşişesikapağıyla maç yapıyormuş gibi yapmak , diğer sınıflardan kavgada dövebileceğimiz çocukları seçmek için o sınıflarda suşişesikapağıyla maç yapmak ). Bunları o zamanlar ne kadar taşşaklı! olduğumuzu anlamanız için yazıyorum, yoksa konuyla alakası yok zaten.
Bölüm 2 ( Rüya ) : Din dersi çıkışı ben bir telefon numarası arıyordum. Kimin telefon numarası olduğunu hatırlamıyorum, ancak kimsede yoktu. Çağrı benim bu arayışımı farketmiş, Ardaya bi' tane telefon numarası vermişti bana vermesi için. Arda'dan telefon numarası yazan kağıdı aldığımda üstünde 1223334444 yazıyordu. Sinirlenmiştim. " Sen benle dalga mı geçiyorsun lan " diyerek yerde bulduğum ilk suşişesikapağını Arda'ya fırlattım. Ancak bu beni kesmemişti. Bildiğin tekme tokat dalmıştım Arda'ya. O da boy atmış, güçlenmişti. Ancak benim hayvan gibi oluşum bu kavgada başlıca bir etkendi. Onu kafasından tuttuğum gibi duvara fırlattım. Kafası duvara deli gibi çarpmışdı ve kafasından kanlar akıyordu. ' Aha şimdi sıçtın Amo ' diye içimden geçirdim. Arda sınıftan çıkmış deli gibi koşuyordu bi' taraflara. Bende barış yapmak ve ceza almamak için Çağrıyla anlaşma yapmaya gittim. Çağrının yanına gidip " Anlaşalım " dedim. Ancak bu Çağrı meğersem benim Kabataştaki kavgalı olduğum Çağrıymış. Bunu gören Amo durur mu. Yapıştırmış tokatı. Çağrıyı da dövdükten sonra sınıfımıza gelen jandarma kuvvetleri tarafından müdürün odasına doğru kah sürüklenerek kah yürüyerek gittim. Müdürümüz ve disiplin kurulu hemen toplanmışlardı. Ancak disiplin kurulunda hiç tanıdık olmayan bir sima vardı. Belli ki diğer öğretmenlerde bu kişinin kim olduğunu bilmiyorlardı. Gözlüğü, yarı-keli, şişmanlığı ve az kalmış dişlerinin de siyah oluşu herkesin dikkatini çekmişti. Disiplin kurulu jandarmaların beni içeri bırakıp kapının önünde nöbet tutmasıyla başlamıştı. Müdür bi' yandan, öğretmenler bi' yandan beni sorguluyorlardı. Bi' ara o tanıdık olmayan sima " Sen yatağını topladın mı " dedi. Öğretmenler o simaya doğru bakakaldılar. Bense şok olmuştum .Şimdi herşeyi daha belirgin görüyordum. Bu Şemsoydu. Resmen karabasan gibi gelmiş yine beni bulmuştu. " Gel bak bu yatağının fotoğrafları " dedi. Beni kendi bilgisayarına doğru yaklaştırdı. Tek tek fotoğraf çekmişti. Ve bu fotoğraflar benim evimdeki odanın fotoğraflarıydı. O sabahda odamı dağınık bırakıp gelmiştim okula. " Hocam nasıl çektiniz bunları, ne ara benim evime gittiniz, bide size ne oluo hocam burası benim evim " dedim. " Sen odanı toplamassan nasıl össye kasıcaksın " dedi bana. " Hocam ne öss si daha lgs ye girmedim " dedim. " Sen onu bırakta bu fotoğrafa bak " dedi gülerek. Bir aile tablosydu bu fotoğraf. Annem, babam, kardeşlerim ve şemso vardı fotoğrafta. Benim olmam gereken yerde şemso vardı. Kardeşim ona 2 kulak yapıyordu. Çok mutluydular. Ben nerdeyse ağlayacaktım. " Hocam onlar benim ailem " dedim. " Hayır artık benim " dedi Şemso kötü karakter gülmesiyle. Şemsoya o kadar sinir olmuştum ki yerde bulduğum ilk suşişesikapağını aldığım gibi ona fırlattım. Ancak hiçbir etki yapmadığı gibi Şemso daha pis gülmeye başlamıştı. Yandan müdür " Pardon siz kimsiniz " diye sordu Şemsoya. Şemso sıkıntı çekiyordu şimdi. Çünkü kim olduğunu ben haricinde kimse bilmiyordu. " Sen onu bırakta bu davranışları Amo dan beklermiydin onu söyle " dedi Şemso müdüre. Müdür " Haklısın senden beklemezdim Amo " dedi. Beni düşündüren tek şey herkesin neden bana lakabımla hitap etmesiydi. Ben bu şekilde düşünürken birden bire sınıfımızın güzellerinden Ceyda disiplin odasına girip beni dışarı çıkardı ve en yakın tuvalete doğru yürümeye başladık. Rüyamın bu kısmını anlatma gereği duymuyorum.Ancak sizde tahmin edebilirsiniz ki artık mutluydum, huzurluydum. Rüyam çok güzel bir şekilde devam ediyordu. Uyandığımda beni bekleyen batmış bir yatağın varlığından habersizdim
Sadece ölüm...
" Duyduğuma göre FortDixon daki görevde büyük bir başarı kazanmışız. "" Hangi birlik gönderildi oraya, 37. piyadeyse kazanmamız normal. "" Hayır 56. birlik gönderildi, yanında Kanada'dan gelen çok sağlam bir birlikle" " Acemiler mi ? " dedi adam büyük bir şaşkınlıkla. " Evet acemiler " diye karşılık verdi kız arkadaşı ona. Tam kız arkadaşına başka bir soru soracaktı ki, önünden hızlıca geçen şeyi farketti ve ona doğru nişan alıp ateş etmeye başladı. Kız arkadaşı da bunu farkedecek ki, o da ateşe başlamıştı o şeye doğru. " Kaçtı mı? " dedi kız arkadaşı. " Evet, kaçırdık " dedi ve ilerlemeye devam ettiler.
Elindeki silahına mı, yoksa zekasına mı güvenerek ilerlediğini o da bilmiyordu. Ancak bildiği birşey vardı ki o da hareket eden herşeyi vurması gerektiğiydi.Kız arkadaşıyla birlikte bu bölgeye gönderilmişti ve amaç önlerine çıkan hedefleri temizleyip, insanların yaşayabileceği güvenli bir üs yaratmaktı. " Güneşin çıkmasına ne kadar var, 2 saat? " diye sordu. " 1 saatten az " dedi kızarkadaşı. " Biliyor musun, en sonunda biz kazanırsak, Alaskaya taşınıp ailemizi kurmaya ordan başlarız diye düşünüyorum " dedi hayallere dalarak. " Bu savaşın sonuna yetişebileceği mizi sanmıyorum " dedi kızarkadaşı gülümseyerek. O da gülümseyerek karşılık verecekti ki karşısında 7-8 yaşlarında olabilecek bir çocuk gördü. O ise şok olmuştu çünkü bu çocuk kardeşine çok benziyordu. Çocuk ona bakıyordu. " Abi, benide öldürecek misin " dedi. Donakalmıştı. Gözlerinden yaşlar gelmeye başladı. " Kardeşim " dedi ona doğru koşarken bağırarak. Kardeşi ise ona doğru gelmeye başlayan adama sinsi bir şekilde gülümseyerek bakıyordu. Elinin işaretparmağını adama doğru uzattı. Tam o sırada " Başka bir zaman, cehenneme git " diye bir cümle ve silah sesi duyuldu. Hırlamalar ve bir " Ahh " sesi . Adam " Hayır, hayırrr " diye bağırırken yere düşmüştü. Kız arkadaşı adamın yanına gelip, elini uzattı. Adamdaki şok artık geçmişti. Kız arkadaşına doğru bakıyordu. " Gel canım, sadece kardeşinin şekline bürünmüştü onlardan biri, biliyorsun ki kardeşin öldü " dedi kız arkadaşı, ona işaretparmağını uzatırken. Adam hala kızın yüzüne bakıyordu. Ve bir silah sesi duyuldu. Kız arkadaşı yere düşmüştü ve ondan uzaklaşmaya çalışıyordu hırlayarak. Ancak yaralandığı için ondan uzaklaşamayacaktı. Adam ayağa kalktı ve kızın yerdeki sürünen bedenine baktı. Silahının namlusunu tekrar ona doğru uzattı. O da tehlikede olduğunu anlayacak ki bu sefer adamın annesinin şeklindeydi. " Oğlum, yardım et bana " diye bağırıyordu. Ancak adam artık bu numarayı yutmayacak kadar akıllanmıştı. Ve ateş etti. Bundan sonrası o yaratık için ölümdü. Sadece ölüm...
Flashback-1:
" Sana kaç kardeşin var diye sordum asker " dedi kız. Adam ise en sonunda kafasını kaldırdı, gözünden süzülen yaşları sildi ve " Kardeşim yok komutanım " dedi.
Flashback-2:
Yaratık, işaret parmağını adama doğru uzatmıştı. Kız ise o sırada bunu gördü ve silahının namlusunu o anda yaratığa doğru uzattı. Arkasından yaklaşan diğer bir yaratığı fark etmemişti. " Başka bir zaman, cehenneme git " dedi ve ateş etti. Tam o sırada belinde soğuk bir şey hissetti. Gözbebekleri büyüdü. Ve bir" Ahh " sesiyle yere yığıldı. Bundan sonrası ise o kız için ölümdü. Sadece ölüm...
Olayımız bir amerikan filminde geçse büyük ihtimalle yukarıdaki gibi sahneler izleyecektiniz. Ancak bu olay sizin de tahmin ettiğiniz gibi Türkiye de geçiyor ve şöyle oluyor :
" Duyduğuma göre bizimkiler geçen yine çakmış " dedi Cemal, arkadaşı Semihe. " Evet ya, amlarına koymuşuz. Hemde arada Amerikan yardımcı birliklerinede kaymışız " dedi Semih. " Neyse onu bırakta, şimdi karşına tek kollu Jessica Alba yla, iki ayağı da kopmuş Angelina jolie çıksa, hangisine çakarsın? " dedi Cemal. " Angelina Jolie tabiki abi " dedi Semih. Cemal aldığı cevaptan memnun olmamış olacak ki " Peki Angelinaya çakıcaksın ama Brad Pitte de sakso çekiceksin " dedi. " Hmm, Angelina ayaklı mı ayaksız mı ? " dedi Semih. " Ayaksız " . " Olabilir aslında ya " dedi Semih. Ve ilerlemeye devam ettiler. Yanlarından onları dinleyerek yürüyen yaratığı farkedemiyecek kadar koyu abaza muhabbeti yapıyorlardı.
Bir ara muhabbet o kadar derinleşmişti ki, karşılarına çıkan adamı da farkedemediler. " Öhhö, öhhö " dedi kendisini duymalarını isteyen adam. Semihle Cemal adama doğru nişan aldılar. Cemal önde olduğundan adamın suratını daha net farkedebiliyordu karanlıkta. " Hasan ? " dedi Cemal. " Evet kardeşim, benim Hasan "dedi karşılarındaki adam. ( Hasan, Cemalların mahallesindeki adamlardan biriydi. Zamanında kardeş gibi olmuşlardı bu iki dost ) " Lan piç en son 1 milyar borç takıp İstanbula gittin, bide hala karşıma çıkıyorsun " dedi Cemal. " Kardeşim benide öldürecek misin? " dedi adam. " Amına bile koycam rspuçocugu " dedi Cemal.Karşısındaki bunu duyunca hızlıca başka bir şekile büründü. Bu sefer Cemal karşısında Angelina Jolieyi görüyordu. " Allahımm, sana geliyorum " diye bağırarak Angelinaya doğru koşmaya başladı. Ordan başka bir ses duyuldu. " Başka bir zaman, amınakoduğummm " ve iki el silah sesi. Cemal sırtında bir serinlik hissediyordu. Serinlik ve acı. Yere düşmüştü. Arkasından arkadaşı Semih Angelinaya doğru koşturuyordu " Benim olacaksın Angelinaa " diye bağırarak. Angelina ise o sırada sinsice gülümseyerek işaret parmağını adama doğru uzattı. Adam ise hala abazan gibi koşturuyordu. Angelina başparmağını bir mızrakmışçasına adama doğru tutuyordu. Adam ise abazanlığından hiçbir şeyi farketmemişti. Angelinanın karşısına gelince " Benim olacaksın demiştim " diye bağırdı ve tam Angelinanın üzerindekileri yırtmak için harekete geçerken Angelina ona parmağıyla dokundu. " Cilveleşme kız " cümlesi adamın ağzından çıkan son cümle oldu. Bundan sonrası ise o adam için ölümdü. Sadece ölüm...
Yazlık ve Telefon
"Baba yarın denize gidiyoruz dimi sabah ? " dedim. " Gidicez " dedi babam. Yazlığa geldiğim günün akşamıydı. İçimde o kadar coşku birikmişti ki sabırsızlanıyordum denize girmek için.(Aslında bu coşku gavur hatunlara kaymak için birikmiş bir coşku da olabilir sevgili okur )Akşama doğru karanlık daha hakimiyetine başlamadığı bir zamanda Yasin dayıya uğradım. Çoluk çocuk, getirmişti herkesi yasin dayı evine. Hemen merabalaşıp havuzlarında biraz
yüzdüm. Tek başıma dahi olsa yinede bana eğlenceli geliyordu, nede olsa 2 sene olmuştu suya girmeyeli. Suya girince neşem geldiğinden midir nedir, etrafımda yaşıtım kız varmı diye hemen bakındım. Yasin dayının kızlarına yangözle bakmadım tabiki. Dışarılara baktım. Etrafta hatun olmadığını görünce önce bi üzüldüm, ancak ertesi günkü gideceğimiz denizde, kardeşimin dediğine göre turistler cıvıl cıvılmış.Bunu hatırlayıp neşemi yerine getirdim. Ertesi
gün gelsin çabuk gelsin diye çocukkenki ' hemen uyuyim, sabah daha hızlı olur ' mantığıyla uyudum. Sabah 7 sularında bi hevesle kalktım. Yanıma telefonumu ve paramı alıp babam ve kardeşlerimle plaja gittik. Plajda pek kimse yoktu ama geleceklerdi elbet. Avını bekleyen avcı misali beklemeye koyuldum plajda.
" Is it cold? " sesiyle birlikte gözlerim hemen sesin geldiği tarafa yöneldi. 2 tane 20li yaşlardaki turist hatunu görünce tabiki dayanamayıp yanlarına konuşmaya gittim. Az biraz ingilizcemle edebildiğim muhabbeti ettim, ki zaten muhabbetin aparatça konuşmalara saptığını farkeden denizdeki hatun " Why you are not coming ? " dedi bana doğru. Tabi bunu duyan amo durur mu, üstündeki tişörtü çıkarttığı gibi atlar suya. Kızlarla birlikte denizde neler neler yaparım gibisinden düşüncelere daldığımda kızların erkek arkadaşları geldi ve tabiki onları görünce 2 muhabbet edip bizim şemsiyenin ordaki kumsal tarafına doğru gittim. ' Tüh be sevgilileri varmış, ulan tek başıma alamam da ikisini, izbandut gibiler aq ' diye düşünüyordum. Bari ' istanbulda yawşadığım kıza bir mesaj atayımda dönünce görüşürürz falan ' gibi düşüncelerle elimi telefonumun olması gereken yere yani cebime attım. Telefonum tabiki yoktu cebimde.
Anlayacağınız üzere telefonumla girmiştim denize. Kızın beni çağırdığını duyunca telefon para falan siklemeyip girmiştim direk suya. Yaptığım mallıktan dolayı kendime güldükten sonra üzülme faslı geldi. Telefonum gittiği için babamın bana bağırıp çağırmasına mı üzülseydim, yoksa hem hatunları ayarlayamayıp hemde telefonum ve paramı marmara ereğlisinin serin sularına bırakışıma mı bilemedim. Tabi bunlarla birlikte babamın tüm aileye anlatıp herkesin, bana
malmışım gibi davranıp, benle taşşak geçmesini söylemiyorum bile. Bugünümde böyle geçti sevgili okur, umarım sizde böyle şeyler yaşamassınız ( aslında keşke siz yaşasaydınız da ben taşşak geçebilseydim ).
