Nip / Tuck

İki gündür aralıksız nip/tuck izliyorum.Hal böyle olunca insan üzerinde düşünmeye başlıyor.Efendim,malumunuz dizi iki estetik cerrah olan Dr.Sean Mcnamara ve Dr.Christian Troy'un yaşadıklarını anlatıyor.Dizi bu iki şahsın dramından çok daha fazlasını içermektedir bence.Bir aileye sahip olan Sean güzelliğin her şey demek olduğu bir dünyada gelenekleri temsil ediyor.Günümüzün ihtiyaçlarına ve gereklilikleri onda neşter yaraları oluşturuyor.O da bunlardan kendini korumak için maskeliyor yüzünü.Öbür türlü acıya dayanamayacağını bilerek psikolojik bir anestezi uyguluyor kendine.Kapatıyor gözlerini,uyuyor.Christian ise New Age 'e uyum sağlamış durumda.Fakat bir yandan da geleneklerine özlem duyuyor.Bu ikilem arasında kalan Christian pek tabii olarak etkileniyor bundan ve o da tıpkı Sean gibi bir kaçış yolu arıyor kendine.Son model spor arabalar,pahalı kıyafetler ve tek gecelik ilişkilerle daha ilkel bir anestezi yöntemi olan şarap içmeyi uygun buluyor.Dizi ilerledikçe birbirine bu denli uzak olan iki insanın karakter olarak birbirine yakınlaştığını görüyoruz.İki suratta da öbürünün mimikleriyle karşılaşıyoruz.Çağımız insanının yaşadığı travma en natüralist biçimiyle gözler önüne seriliyor.İnsanların canı acıyor fakat herkes bir kaçış yolu buluyor.Modernlik bıçağını bir cerrah soğukkanlılığıyla en keskin yerinden göğsümüze indiriyor ve bize bundan kaçmak için kendimizi uyuşturmamız yönünde çeşitli alternatifler sunuyor.Bizim ise tek yapabildiğimiz bu alternatifler arasından bir seçim yapmak ve sonrasında ameliyatın başarılı olup olmadığını görmek için aynaya bakmak oluyor.Kısacası;kan görmeye dayanamayan izlemesin.

nip tuck-a perfect lie / fizy.

Sen

Köşeyi dönmek için tefeciyle anlaştım
Arkada bıraktıklarım için bir bavul dolusu ağustos böceğim var
Seni bulunca iyi davranmak isterim
Ağlarken ve yalvarırken bırakmam seni
Dağdan aşağıya bir ıslak bavulun içinde
Hızlı geçmiş bir evliliğin temposu gibi
Kendimi bir arada tutmak için gerekenden fazlam var
Sadece bir defalığına hafiften kontrolden çıktım
Sabahımı bölen çılgın rüyalarım var!
Her gün bir yakarış;Bu rüyalar hatıralarım gibi
Geç saatlerde ağaçların arasında gezinirken
Bu duruma uyan sözlerim var
Herşey ışık ve etrafındaki sese bağlı
Arkada bıraktıklarım için kuştüyü yatağım ve birkaç numaram var.

Asker çocuğu olmak

“Nerelisin?” ,”memleket nere?” tarzı sorular karşısında apışıp kalmak.Lan şimdi doğduğum ama ertesi gün beni götürdükleri şehri mi söylesem, en son taşındığımız yeri mi ,yoksa en güzel anılarımın olduğu yeri mi söylesem diye bir kararsızlığın belirdiği andır o an.Nüfus cüzdanınızda yazan yerde belki doğduğunuz gün hariç hiç bulunmamışsınızdır.En iyisi dedelerinizin nereden göçüp geldiğini söyleyip sıyrılmaktır.
Ailenizin tüm bireyleri farklı yerlerden gelmişlerdir.Nasıl bir araya geldiğinizi çözmek için baya zaman harcarsınız çocukken..
Askeri bir disiplin içinde yaşamak durumundasınızdır.Zaten genelde babanız askerse anneniz öğretmendir(o dönemde askerle öğretmenin evlenmesi sanırız ki modaydı sizinkiler de modayı takip etmiştir).Baba asker anne öğretmen olunca işiniz daha da zorlaşır.Hataya tahammül yoktur her şey planlıdır dışarıda gezerken de dikkatli olmanız gerekir.Zira biri yanlışınızı görürse X şunu yapmış diye bilinmez Y albayın oğlu yapmış diye bilinir.Y albayın sevimli çocuğu olarak akıllara kazınırsınız.Yaptıklarınız babanızı illa ki etkiler.
Her yeni şehirde eski şehrinizle anılırsınız.İzmir’de İskenderunlu çocuk Ankara’da İzmirli çocuksunuz.Yeni ortamdaki arkadaşlar hep geldiğiniz yeri sorar.
Hayatınızın ¼ ü taşınmak ve taşınmayı düşünmek ,planlamakla geçer.Taşınmadan önce arkadaşlarınızla daha çok zaman geçirmek istersiniz ama salonun kılıfına geçirilmesi gereken koltukları ve kırılmaması için kağıtlara sarılması gereken cam eşyalar buna izin vermez.Ayrıca yine o dönemde moda olduğunu düşündüğümüz salondaki vitrin vardır.L şeklindedir kapaklı bölümlerinde borcamlar ve yemek takımı raflarında babanızın gittiği yerlerden getirdiği biblolar ,ortasında mini bar tarzında içkilerin sergilendiği bölme vardır(o içkiler de planlı içilir biri bitmeden diğerinin açılması hoş karşılanmaz).Vitrin sizi her taşınmada parçalarına ayrılmak için bekler ve onları içi hava kabarcıklı plastik muşambalarla kaplarsınız.Oysa sizin isteğiniz o muşambadaki hava kabarcıklarını pıt pıt diye teker teker patlatmaktır.Ama anneniz yapma der, bu arada babanız ya işte ya da görevdedir.yine kaytarmanın bir yolunu bulduğunu düşünürsünüz ama o gerçekten çalışıyordur.
Yazları taşındığınız için ilkbaharlarınız koli ve koli bandı aramakla geçer.
Hemen hemen her sene okul değiştirirsiniz.Bir okulda iki sene üst üste okursanız kendinizi şanslı sayarsınız.12 yılda 11 kere taşınmışsınızdır.Liseyi yatılı okusun da yeri sabit kalsın bari çocuğun der aileniz.Yeni okul yeni ortam yeni dostluklar sevgiler sevgililer derken tayin haberi gelir ve onları geride bırakıp yenilerini bulmak için yeni denizlere yelken açarsınız.Bu konuda gittikçe başarılı olmaya başlamışsınızdır her ortama uyum sağlarsınız.Aynı isimli birkaç tane arkadaşınız vardır telefon rehberinizde mert-izmir mert-marmaris ,mert-çanakkale olarak kayıtlıdırlar.
Taşındığınız yeni yerde ilk zamanlar sıkılırsınız.Herkes birbirini tanır siz kimseyi tanımazsınız.Kantindeki muhabbeti kıyak asker abiyle herkesin muhabbeti vardır.Siz tanımıyorsunuzdur daha onu.Belki eskiden oturduğum yerlerden buraya taşınan vardır diye araştırmaya koyulursunuz.Bahçede millet maç yaparken siz önce izlersiniz.Ne zaman adam eksik olur ki o zaman gelsene oynasana derler işte o an yeni bir başlangıç için harika bir andır.
Okulda sınıf listesinde henüz isminiz yoktur hocaları tanımıyorsunuzdur.Kalemle eklersiniz.Hoca yeni gelen var mı der ve siz nerden geldiğinizi anlatırsınız bakışlar sizin üzerinizdedir ve sevimli görünmeye sempatik olmaya çalışabilirsiniz.Ama yapacağınız bir hata sizi sene boyunca takip edecektir.Dilinizin sürçmesiyle çıkan kelime tüm sene boyunca lakabınız olacaktır.Ama içiniz rahattır çünkü seneye nasıl olsa taşınırsınız yeni beyaz bir sayfa açarsınız.Zaten hayatınız yarım kalmış yeni beyaz sayfalarla doludur.
Babanızın emekliliğine kadar oturduğunuz evde demirbaşa zarar vermemek gibi bir korkunuz vardır.Poster asmak için duvarları kullanmanız sakıncalıdır çünkü tekrar taşınırken posteri çıkarırsınız ve duvarın boyası kalkar.Ayıp olur bir sonraki gelene.Gömme dolapların kapakları posterlerinize daha uygundur.Yazın sıcaklarında klima için yalvarırsınız ama alsalar bile eve takamazlar vantilatör vardır evlerde o nereye dönerse siz de onu izlersiniz.
Özellikle yazları yaşıtlarınız discolarda takılırken siz 12’de her yerin kapandığı askeri kamplarda şezlonglarda oturursunuz.Bu iyidir çünkü yılın geri kalanında zaten o da yoktur Doğudaysanız içinizde bir terör korkusu vardır.Depremin ne olduğunu bilmediğiniz yaşlarınızda deprem olursa siz bunu saldırı sanarsınız.
Babanızın neden bu kadar çalıştığını düşündüğünüzde vatan sevgisini gerçekten anlarsınız.Okulda arkadaşlarınıza vatan sevgisi aşılanmaya çalışılır siz bunu zaten biliyorsunuzdur çoğu yerini gezmişsinizdir ve oralara değer verirsiniz.
Belli bir yaşa geldiğinizde orduevinde ailenizle yemek yemeye gidersiniz ve ceket kravatsız sizi almazlar. O kadar büyüdüm mü ben ya diye düşünürsünüz.Sonra eve dönüp kravat ceket alırsınız.
Evde atlayıp zıplayamassınız hoplayıp koşturamassınız top oynayamassınız çünkü alt katta üs komutanı oturuyordur ya da üst katta.Bilgisayarınızla ve bilgisayarınızın karşısındaki sandalyeyle bütünleşirsiniz.
Babanız yabancı ülkelere gider ara sıra eve döndüğünde ona sarılırsınız kardeşiniz neler getirdiğine bakmak için babanızın çantasını açmıştır bile.salonun vitrini de işte oralardan gelen biblolarla doludur.Hatta bazen şanslıysanız babanızın görevli olduğu bazı yerlere siz de gidebilirsiniz.Yeni yerler ve ortamlar görürsünüz oraların kızları daha güzel olabilir ve kendinizi oralarda tek başına gezmek durumunda hissedersiniz.Bazı ülkelerin px denilen kantinleri vardır buralardan alman çikolataları alırsınız eve gelince bir haftada biter.Bu çikolatalar da salondaki o vitrinin ücra köşelerinde saklanır.

Tüm bunlara rağmen dışarıdan bakan gözler - Sizin kamplarda nasıl eğlendiğinizi - Ordu evlerinde nasıl ucuza kola içtiğinizi - Lojmanların devlete yük olduğunu - Askeri araçlardan bedava istifade ettiğinizi - Babanızın maaşının ne kadar yüksek olduğunu (!) - Askerlik zamanınız geldiğinde babanızın size torpil yapacağını konuşurlar… Binlerce kez açıklamış olmanıza rağmen… Her şeye rağmen bizim tek yaşadığımız babamızın mesleğiyle gurur duymak ve mesai aracı lojmana girdiğinde, tek tip elbiseli insanlar arasından babamızı bulup, koşarak boynuna sarılmaktı…

Death note

İzleyen anlar izlemeyen de izlesin death note'u anime sayfasını açtığım gibi kapatıyorum.Narrutodan Bleach ten güzel dediler.o zaman ben bunu izlerim arkadaş dedim.izledim.

bi kere sayın yagami lightttoo sen kirasın abi bunu kabul et.ayrıca ryuzaki olarak ta bildiğimiz sayın L seni domalttı desek fazla olmaz.milleti öldüre öldüre nereye kadar arkadaşım babanın defteri mi lan bu keyfine göre yazıyosun?onu geçtim genç kızların duygularıyla oynuyosun kle ettin kızları tamam ona da tamam da bari bi kere yatağa atsaydın kızı aseksüel misin arkadaşım?madem kız senin için göz takasını yapıyo yaşamının yarısını veriyo saçını süpürge ediyo sen de onu yatakta mutlu edeceksin.hırs gözünü bu kadar bürümemeli arkadaşım.hem sen git L i öldür onun çırağı ,kalfası olan Near a yenil olcak iş mi?Sonra o defterden sayfalar falan koparmak oldu mu şimdi?bakkal defteri mi lan bu?veresiye ölüm mü olur lan.peygamber misin lan dünyayı kötülükten falan kurtarcan.defterle kitapla olcak işler mi bunlar bırak allasen.onu geçtim babanı hiç mi düşünmüyosun hıyar.ne kalitesiz bi herifsin lan.defterin yanında bi de bi kurusıkı ya da çakın falan olsaydı bari ağır roman takılırdın bak arap sado'ya.alem göt olmuş peehh

sayın L.arkadaşım çok güzel beyin fırtınası abidesisin zekan tartışılmaz ama o kadar şekeri çikolatayı ben de yesem atomu parçalamayı bırak önyargıları parçalardım be.hep abur cubur ishal olcan it.hadi bunları geçtim.tüm animenin en kaliteli karakteri olmaya layıksın ama o kambur ezik duruş niye.ayaklar her hava koşulunda niye çıplak?hepsini bi kenara bıraktım bi bölüm var sen orda light ın ayaklarını kurulayıp masaj yapıyosun.sorarım sana behey gay sempatizanı amacın nedir bu hareketlerle?bi de meme uçlarını yalasaydın ibne!asosyalsin bu arada onu da söyliyim.ama özünde iyisin kalbin temiz.

geri kalanlar aparat karakterler bana kalırsa aklıma gelirse onlara dokunurum.bunun dışında müzikleri fena değildi.verdiği mesajlar da gayet güzeldi.izlersen pişman olmassın ama izlemesen de bişey kaçırmassın.he ama diyosan ki ben anime manyağıyım yeter ki anime olsun ki bu çok gereksiz bişey o zaman izle bunu başka da izleme önce adam ol
Öküzsen ama para sendeyse
Niyetin fesat beynin örümcekse
Ceddine sövenler var ama hadi neyse
E o zaman sen hayırsızsın

Artislik desen diz boyu
Damızlık gibidir tükenmez soyu
Akşam sabah ıslak odunla dövsen değişmez huyu
Madem öyle sen şerefsizsin

O zaman tüm mısraların ilk harfini yukarıdan aşağıya oku
Lakin yine de temizlenmez böyle pisliklerin boku

Kasıt

Biliyorsun di mi gidersen kum olurum
Sana el kaldırırsam taş olurum
Umarım kalbine giren tek ok ben olurum
Yanımdayken yapamadığım şeylerden en önemlisi solunum
İnansan da inanmasan da ben senin devam etmen gereken yolunum
Ben anlatmalıyım bizim hikayemizi dinlemeli torunum

Zor

Her yerde ararken o mutluluk çiçeğini...
Koparıldığını görek mi zor?
Yoksa elinde solması mı?