Bekliyorum

İçime sinmeyen bir şeyler var
Kafama yatmayan
Bir an gelse de döksem içimi
Diye bekliyorum
Ya gelmiyor o an ya da
Ben yapamıyorum

Sakat

Kafasını çevirdi önüne doğru ve yürümeye devam etti.Koltukdeğnekli yaşlı amca hala ona bakıyordu.Ancak o da birşey dememişti."Karşıya geçmeme yardım eder misin sakatım" gibi birşey deseydi durum belki yinede değişmeyecekti.Ama sakat amca birşey dememişti ve o da umursamamıştı.Yada yardım etmeye çekiniyordu.Yerdeki topu alıp, arkadaşlarıyla oynadığı oyunlarına devam etmek için sokağın karşı tarafındaki evlerinin bahçesine doğru yürüdü.Yaşlı amca hala ona bakıyordu.Ancak beddua etmiyordu , aklından kötü düşünceler de geçmiyordu.Büyük ihtimalle bu yeni nesilin durumu hakkında endişe ediyordu.
"Yavaş vurun abi , sert vurunca dışarı gidiyor top,bundan sonra atan alır" dedi."Kim ortada şimdi peki "dedi bir umutla.Oynadığı çocuklar ondan 3-4 yaş büyük elemanlardı.En küçüğü oydu ve küçük olduğu için de hep ortaya geçiyordu.Topu kapmak için ne zaman hamle yapsa diğerleri büyük oldukları için kolaylıkla ona çalım atabiliyorlardı."Sen ortadasın" dedi elemanlardan biri.O ise itiraz etmedi.Daha doğrusu itiraz etmek istedi ancak itiraz etse çocukların onu oynatmama ihtimali vardı.Sonuçta büyüklerle takılıp büyüdüğünü ispat etmeye çalışıyordu ve bu top kapma oyununa ihtiyacı vardı."Tamam" dedi ve oynamaya devam etti.Ancak o da biliyordu ki büyüklerden top kapmak imkansız gibi birşeydi.Bir umutla devam etti oynamaya.O hamle yaptıkça büyükler çalım atıp eğleniyorlardı.Biraz zaman sonra, artık küçük bir çocuğa çalım atabildiklerini kanıtlayınca paslarını atıyorlardı.O hala topun peşindeydi.Bir ara top için hamle yapınca topu kapan çocuk çalım atmak için topu kenara çekmeye çalıştı.Ancak bu yeterli olmadı.O ise umut görmüştü.Evet en sonunda topu kapabilecekti.Çünkü top ikisinin ortasında kalmıştı.Topu duvardan sektirmek için hızlıca vurmak istedi.O sırada diğer çocukda pas atmak için hızlıca vurdu."Ahhhh" diye bir inleme duyuldu.Büyük çoçuğa birşey olmamıştı.Ancak küçüğün ayağı acıyordu.Evet büyüğün ayağının burnu gelmişti çocuğun ayağına.Ve çocuk bozuntuya vermek istemedi.Ayağa kalkmak istedi.Ancak acı o kadar dayanılmazdı ki adım atamıyordu."Neyse ben bi eve gideyim ,annem çağırır " dedi ayağı yüzünden gidiomuş gibi gözükmemek için.Evin merdivenlerinden çıkarken yere basamadığı için resmen sürüne sürüne çıktı merdivenleri.Evin girişinde duvarlara dayanarak kendi odasına kadar gitti.Ve uzandı hemen.Biraz sonra geçer heralde diye düşünüyordu.Ancak öyle olmamıştı.Her adım atmaya çalıştığında ayağındaki acı dayanılmaz bir şekilde artıyordu.Kapı zili duyuldu.Babası gelmişti.Babasının yanına gitmek için duvara dayana dayana kapıya kadar gitti.Babası gelince "baba ayağım da bir acı var bi bakar mısın " dedi.Babasıyla birlikte baktılar darbe aldığı yere.Bir morluk vardı."Noldu ayağına basabiliyor musun " dedi babası."Hayır ".Babası çok endişelenmişe benziyordu."Lanet olsun,hemen doktora gidelim,akşam akşam iş çıkardınız bana" dedi babası.O da haklıydı.Sonuçta tüm gün çalışıyordu ve akşam da oğlunun sırf büyük gözükmek için oynadığı bir oyunda kırdığı bacağıyla uğraşacaktı.Hasteneye gittiklerinde doktorlar onu hemen tekerlekli sandalyeye oturttular.Ayağıyla ilgili röntgen filmlerinden sonra doktor "Oğlunuzun ayağında çıkma var ve bazı yerleri büyük zarar almış " dedi.Bunları duyunca ağlayacak gibi oldu.Babası ne derse desin o bu tekerlekli sandalyeye mahkum olmayacaktı."Ameliyat yapmamız gerek " dedi doktor." Tamam ne zamana ayarlayabiliriz " dedi babası ve doktorla birlikte yürümeye başladılar.O ise bu tekerlekli sandalyede nasıl yaşayacağını düşünüyordu.Eve gittiklerinde "ii ki tekerlekli sandalyeyi getirmemişiz "dedi.Korkuyordu çünkü o sandalyeden.2 gün sonraya ameliyat olacaktı.Annesi "yarın akşam bi kırıkçı çıkıkçıya da gösterelim " dedi."Olur akşam gelince götürürüz arabayla " dedi babası.
Ertesi akşam kırıkçının yanına gittiler.Kırıkçı biraz inceledi ayağını.Bükmeye,bastırmaya başladı "Acıyor mu " diyerek.Her dokunuşu ayrı bi acıydı zaten. " Evet acıyor " dedi suratını ekşiterek.İki eliyle ayağını tuttu, bir el hareketi, bir 'çıkırt' sesi, çıkırt sesinden sonra gelen "ahhh" diye bir bağırma sesi.Neredeyse gözünden yaş gelecekti.O derece büyük bir acı hissetmişti."Ayağını akşamları ve sabahları soğuk suya soksun,fazla yüklenmesin,sadece uzansın, en geç 2 haftaya geçer " dedi kırıkçı.
Ayağı sakat evde kalıyordu artık.Bir nevi iyilikti aslında bu ona.Okul için 3 haftalık rapor gelmişti.Evde dinlenecekti.
Bir hafta geçmişti.Ayağı daha da iyiye gidiyordu.Ancak yinede mutlu değildi.Çünkü bir haftalık sürede resmen sakat hayatı yaşamış ve ne kadar zor olduğunu görmüştü.Su içmek için bile birisine ihtiyaç duyuyordu.Hatta en başlarda çişini,millet onu tuvalete götürmek için uğraşmasın diye bir gün tutmuştu.Ancak artık dayanamadığında kardeşini çağırıp onu tuvalete kadar götürmesini istemişti.Kardeşi tuvalet dönüşünde onun yatağına gitmesine yardım ettikten sonra " Allahtan ellerinde sakat değil " diyerek bir de dalga geçmişti.O ise"Dayak isteme Osman" demişti ancak o da kardeşi de biliyordu ki dayak atmak için bile kalkamayacaktı.İki hafta sonra artık sakatlığı geçmişti gerçektende.Ayağının iyileşmesine seviniyordu.Bir ara aklına o sakat amca geldi.Herif sağlam beddua etmiş diye düşünüyordu.Sonra düşünmeye başladı.Belkide bu ona bir işaretti.Artık iyi bir insan olması gerekiyordu.Piçlik yapmayı bırakmalı, büyüklerle takılıp kendi yaşındakilerin ona gıptayla bakma isteğine son vermeli, kendi yaşıtlarıyla takılmayı öğrenmeli ve iyi bir insan olmalıydı."Hadi lan " dedi kendi kendine."İşaretmiş...Pehh.Ne yani ben şimdi huylarımı değiştirmessem tekrar mı sakat olurum acaba " diye düşündü gülerek.Ve normal hayatına kaldığı yerden devam etti.Bir daha bu düşünceler aklına gelmedi.Ta ki Adıyamanda evin içinde topla oynarken topa çok hızlı vurmak için ayağını savurduğunda topu ıskalayıp ayağını duvara haşırttt diye geçirmesine kadar...

Sadece Yaşamak

Canım hiçbir şey yapmak istemiyor
Burada oturmak, boş boş durmak
Hatta bu şiiri yazmak bile…
Ama artık cevap veremiyorum
Kendi isteklerime,
Benim dışımda ilerliyor her şey
Uzak kalıyorum geçen zamana
Uzak kalıyorum kendi hayatıma bile…

Sanırım tek görevim, bu bedeni taşımak
Kendi isteklerime değil hayatın isteklerine
Cevap vermek… Düşünmemek
VE sadece yaşamak!

Yazamadıklarım--Kardeşlik

Altan 7.sınıfa giden ,yawşaklıgı ve popularitesiyle genelde kızlarla takılan,yeri geldiginde arkadaşları üzerinden espriler yapıp kızları güldüren bir çocuktu.tabi onunda bir erkeklerden oluşan arkadaş çevresi vardı ancak bu 2-3 kişiydi.bir gün sınıfındaki diger erkekler internet kafeye çagırmışlardı onlarıda " sizde gelin 2 el counter atarız" diyerek."tamam geleyim "diyen altan akşam arkadaşlarıyla bakırköydeki lama cafe diye tenhadaki bi cafede diger arkadaşlarıyla counter oynamaya gitmişti.oyunları eglenceliydi.tabi altan ve iki arkadaşı pek iyi oynayamıorlardı ancak kendilerini sınıflarının populer ve elit kısmı olarak gördüklerinden her zamanki gibi milleti ezmeye çalışıorlardı " olm pompalıyla uzun menzildeki herife ateş edebilecek kadar mal mısın,sniperin dürbününü açmadan bile vurabiliorm lan seni,off bombayla aldım" gibi laflarla.oyunlarını oynadılar.çıkışta kendi aralarında oyunu tartışa tartışa yürüyorlardı.altan bi ara sınıftaki diger elemanlardan biriyle konuşmaya başladı.tabi konuşmak için en iyi counter oynayan çocugu seçmişti.sonuçta kendini elit olarak görüordu.tartışmaya başladılar oyunla ilgili.biraz arkadan geliolardı yaklaşık 2 adım falan.tartışırlarken bi ara yanlarına 3 tane tinerci geldi.çocuklar "abi 1milyon var mı" diyerek önlerini kestiler.altan cebini ararken diger çocuk " yok bende " diyerek altanı bekledi.altan böyle bi durumla ilk defa karşılaşmıştı ve para arıordu.bilmiorduki eger bir tinerci senden para istiorsa bu zenginligini ölçmek içindir ve üzerindeki paraları almalarıyla sonuçlanır.altan 1 milyonunu çıkarıp verdi.tinercilerden biri bagırmaya başlamıştı.diger arkadaşlarına sesleniordu.diger arkadaşları geldiklerinde 6 kişilik bi grup olmuşlardı.kürtçe " bu çocukta cep telefonu ve para war " dedi para isteyen çocuk digerlerine.altan ise ilerliordu yawaş yawaş arkadaşıyla birlikte.aralarında konuşan serseriler altanın önünü kestiler.altansa artık parasını kaybedecegini anlamıştı.yanındaki çocukla birlikte öndeki arkadaşlarına seslenip yardım isteyeceklerdi.ancak ön tarafa baktıklarında hiç kimseyi göremiorlardı.arkadaşları olayı gördüklerinde depar atarcasına kaçmışlardı ve sokagın bir ucundan bir ucuna kadar kimse görünmüordu.altan parasını kaptıracaktı artık başka çaresi yoktu.ancak tam tinerciler yanlarına geldiklerinde polis arabası o sokaktan girmişti.anlaşılan, polisler ,akşam saatlerine dogru bu tür olaylar yüzünden devriye yapıorlardı.tinerciler geldikleri yere dogru kaçarken altanla arkadaşı rahat bi nefes almışlardı.ve konuşmaya başladılar."bizimkilerin yaptıgını gördün mü ,bi de arkadaş diorz kanka diorz "dedi altan." evet bu yaptıkları adilik "dedi diger çocuk."keşke öyle arkadaşlarım olsaydıki onlarla kavgaya girerken acaba dayak yiyip yemeyecekmiyiz die düşünmek zorunda kalmasam,onlarla kardeş gibi olsam,yemeyigimi paylaşsam,birlikte gülüp ağlasam" dedi altan.çocuk pek bişi demedi bu laflar üzerine.çünkü zaten mahallesinde kardeş gibi gördügü insanlar vardı.ancak o da pek mutlu degildi onlarla kurdugu arkadaşlıktan.konuşa konuşa evlerine gitti çocuklar.yaklaşık 2 yıl sonra altanın diledigi şey gerçek olmuştu ancak yanındaki diger çocuk için.kendini evinde gibi hissettigi bir ortamda gerçek kardeşligin nasıl birşey oldugunu tadan bu çocuk bu ortamı asla unutmayacaktı.bu ortam sayesinde kendine güveni gelmiş,önceden intihar etmek gibi düşünceler aklına gelirken şimdiyse kardeşleriyle yapacagı taşak muhabbetleri ve dalacakları çocuklar gelmişti.

Haa eger altanı soracak olursanız ona ne oldugunu bilmiorm.geçen faceden birbirimizi bulduk.konuştugumuzda ise hala aynı bok oldugunu anladım.ve hala o istedigi ortamı arıordu.

Yazmak istemediklerim--O çocuk artık büyüdü dram mram kalmadı

Yeni insanlarla tanışmak benim için artık iyi birşey degildi.Böyle düşündügümden pek fazla insanların yanına gitmem,kantinde tek başıma otururum,sadece eski arkadaşlarımla king falan oynardım.Hayattan ögrendigim tek bir şey varsa o da yeni insanlar;yeni dertler,yeni stresler,yeni sahte davranışlar demekti.Yeni kavgalar demek olsa belki de arkadaşlık kurmaya çalışırdım, ancak etrafımdaki insanlar pek kavgacı degildi.Bu yüzden geri planda kalmaya özen gösterirdim.Popularite meselesini çoktan aşmıştım.Sonuçta popularite için derslerde veya muhabbetlerde aktif,esprili ve gerektiginde iyi çıkışlar yaparak ilgiyi toplamam gerekecekti.Bense sanki yaşlanmış gibi bunları yapacak istegi bulamıordum kendimde.Zamanla yanlızlıgımla yaşamayı ögrendim.Artık o kadar yanlız kalmıştım ki eski arkadaşlarımla bile görüşmüyordum gerek mahalledeki gerek eski okulumdaki.Bir gün ev dönüşü önümü 2 tane zengin piçi kesti.çocukların duruşlarından kavga etmek için önümü kestiklerini anladım.kavgaları seven biri oldugumdan hemen suratıma yawşak bir gülümseme geldi.çocuklardan biri"benim kız arkadaşıma yawşıomuşsun " dedi.bunu diyen çok tanıdık geliordu.sonra düşünmeye başladım içinden ulan benim dogru dürüst arkadaşım yok bide yawşıyomuşum ha .ancak uzun süredir kavga yüzü görmedigimden "ee yawşıosam ne olcak lan" dedim.zengin piçlerinden biri ıslık çaldı.ve ıslıgı çalar çalmaz 5 eleman daha belirdi.belli ki bunlarda kenarda bekliolardı herhangi bi duruma karşı.benim içime ise bi tırsma gelmişti.ancak bunun sebebi dayak yemek degil,eve gidince anneme kavgada aldıgım yaraları morlukları nasıl açıklayacagımdı.sonuçta annem "bir daha kavga edersen seni evlatlıktan reddederim " demişti.belkide bu yüzden kendimi ortamlardan soyutlamıştım.ancak şimdi inceden tedirgin olmuştum ve nasıl bu durumdan çıkacagımı bilmiordum.sonuçta kavga etmek de istiordum ancak anneme karşı verdigim sözü tutmadıgımı annemin ögrenmesini istemiordum."beyler teke tek gelcek olan war mı" dierek bi şansımı denedim.ancak biliordum ki eger onlar problemi teke tek çözcek olsalardı diger arkadaşlarını çagırmazlardı.bu sefer onlar gülüordu ve "tırstın mı " dedi içlerinden biri." bi dakka o zaman bari üstümdeki tişörtümü çıkarayımda yırtılırsa falan zor duruma düşmim " dedim.çocuklar büyük ihtimalle bişi anlamamışlardı ama hala neden kavgaya başlamadıklarını bilmiorlardı.büyük ihtimalle birinin ilk yumrugu atmasını bekliolardı.bu sefer bir bakışma hakimdi ortama.belliki çocuklar pek fazla kavgaya girmemişlerdi.zaten ayakkabılarındaki converse ve superstarlardan belli oluordu bu.en sonunda soruyu soran çocuk dayanamayıp dalmak için hamle yaptı.ilk hamleyi o yaptıgından pek fazla şansı yoktu.2 yumruk yedikten sonra yere serildi.tabi ilk hamle geldigi için arkadaşları hemen arkasından dalmışlardı...gözünü açtıgımda çocuklardan 2 sinin yerde birinin de agzının burnunun kan içinde oldugunu gördüm.diger 2sinde zarar yoktu ve arkadaşlarını kaldırmaya ugraşıorlardı.vay be yinede ii dövmüşüm die düşündüm ve kalkıp yerden tişörtümü aldıktan sonra camiye dogru elimi yüzünü yıkamaya gittim.sonra düşündüm acaba mahalledeki eski arkadaşlarımla hala görüşüor olsaydım belki de bu dayagı yemiyecektim.ve sonra o çocuklardan birini nerden hatırladıgımı anladım.eski arkadaşlarımdan biriydi o.berkant.ve sonra neden beni dövmek isteyeceklerini düşündüm.durumu anladıgımda hemen parkın ücra köşesine dogru gitmeye başladım.fatihi görecektim.onların bölgesine gittigimde fatih kız arkadaşıyla bi bankta oturuordu.bankın etrafındaki banklarda arkadaşları oturuordu.ancak herkes biliorduki bunlar fatihin çetesinde fatihi koruyan elemanlardı.fatihe dogru giderken hemen diger banklardaki elemanlar ayaga kalkıp yolumu kestiler.fatih "bırakın gelsin " dedi.yaklaşık 5 yıl olmuştu görüşmeyeli.kız arkadaşı geldigimi görünce kalktı.yanına oturdum.konuşmaya başladık."hayrola nie geldin , çeteden ayrılınca geri dönemessin bunu biliosun " dedi fatih."o çeteyi ve kurallarını koyarken 12 yaşındaydık hatırlıomusun yani bana öyle filmlerde gördügün ayakları yapma " dedim.ikimiz de baktık birbirimize.sonra ne kadar birbirimizi özledigimizi farkettik.sarıldık birbirimize,uzun süredir birbirini görmeyen iki kardeş gibi."vay be amma olmuş ha " dedi fatih."evet amma oldu" dedim.sonra fatihe bakıp "bu kadar süreden sonra neden beni dövdürmek istedin peki" dedim.fatih yüzünde pişmanlıkla bana baktı."ben öyle bişi istemedim eger senin dayak yemeni istesem kendim gelir dalardım öyle züppeleri göndermesdim " dedi."bana dalanların züppe olduklarını nerden biliosunki " dedim.fatih artık bana bakmıordu.yere bakıordu."kusura bakma kardeşim ,zehra buralarda bi yere taşınmış ve biz görüşmeye başladık" die anlatmaya başladı.zehra lafını duyunca yanından kalkan kızın oturdugu banka dogru baktım.evet bu zehra olmalıydı.yaklaşık 6-7 yıl olmuştu ama onu hala tanıyabiliordum."sonra zehra senin hala buralarda oturdugunu görünce benden seni dövdürmemi istedi,biliosun ki zamanında bu yüzden kavga etmiştik daha tanışamamışken ve o kavgadan sonra tanışıp kardeş gibi olmuştuk,ancak bunun sebebi belki de zehranın buralardan gitmesiydi ve eger o kalsa belki de biz hala kavgalı olacaktık." dedi." ne yani şimdi sen bi orospu yüzünden mi harcadın kardeşini " dedim.benim lafımı duyduktan sonra kafasını kaldırıp bana ciddi bi ifadeyle bakarak "dogru konuş "dedi."tabi sende haklısın böyle bi kız yüzünden agzımı bozmaya degmez ,hele hele senle tartışarak bozmaya hiç degmez "dedim."ve şunuda unutma artık benim senin gibi bir kardeşim yok" diyerek zehranın yanına gittim.zehranın suratında bekledigim ifade pişmanlık,üzüntü gibi şeylerdi.ancak o yaptıkları yüzünden mutluydu.anladım ki zamanla o da orospulaşmış, çocuklugumuzdaki o saflıgı ve iyiligi gitmiş ,yerine kaşarlık gelmişti.suratına baktım.ne desemde rezil etsem die düşündüm.sonra "laf etmeye degmessin ki "diyerek yürümeye devam ettim...

Ortak Yanımız

Ortak yanımız sadece HİÇ
Sen beni Hiç sevmedin
Ben senden HİÇ vaz geçmedim

11 yaşındaki bir çocugun dramı

'merhaba ben zehra' dedi yeni taşınan kadının kızı.'bende ahmet' dedim kızı süzerek.kız büyük ihtimalle 11 yaşındaydı.bende o sırada 10 yaşında oldugumdan güzel ve alımlı bi kız tam bana göre die düşünüordm.'hadi zehra ahmetin odasına git de ahmet sana bilgisayarda oyun açsın oynayın birlikte' dedi annem.annem sayesinde zehrayla o gün çok güzel bi arkadaşlık kurduk.sonuçta annem çaırmasaydı onun annesini kadınlar gününe tanışamayacaktık belkide.zamanla zehrayla kurdugumuz arkadaşlık daha samimi şeylere dönüşmüştü.artık birbirimize istedigimizi söyleyeblior istedigimiz gibi şaka yapabilior istedigimiz gibi gülebiliordk.ben onun trabzon aksanını o benim dogu aksanımı komik buluordu.ben onun kız olup da nasıl bu kadar futbola düşkün oluşana o da benim erkek olup da nasıl futbola düşkün olmayışıma hayret ediodk.kimi zaman dışarda gezip tozuor kimi zaman bilgisayarda futbol,araba yarışı gibi oyunlar oynuordk.yani ben en sonunda kendime sıkılmayacagım bi arkadaş bulmştm.ancak ona karşı daha karışık duygular besledigimi hissediordm.ve ona açılmaktan çekindigimden hiç bişi yapamıordm.böyle böyle 1 sene geçti.zamanla o başka arkadaşlar edindi.ben ise tek arkadaşım o oldugundan başka arkadaş istemiordm.bir akşam evde oturmuş ders çalışıordm.saat daha 6 gibi oldugundan ve babamda işten gelmediginden annem yemek yapmakla ugraşıordu.dersden bunaldıgımda penceremden dışarı baktım.yeni arkadaşlarıyla yine maç yapıordu zehra.ancak maç yaparken onu daha sevimli daha güzel daha çekici buluordm.sonuçta o bir kızdı ve maç yapmaması gerekti.maç sırasında bi ara fatih zehranın yanına geldi ve konuşmaya başladı.konuşmalarından sonra zehra evine döndü.yaklaşık bir saat sonra fatih arkadaşlarıyla evimizin önüne gelmişti.ve zehraların evinin ziline basıordu.zehra çıkmayınca tüm dairelerin ziline basmaya başlamışlardı.ben en başta çocuklar bi kere basar giderler die düşündüm ancak yarım saat boyunca çalıp çalıp kaçtılar.en sonunda dayanamadım.evden çıkıp onlara hadlerini bildirmek zorundaydım.evde buldugum 2 tane sopayı herkulun filmlerinde taktıgı gibi arkama çapraz şekilde koydum.anneme 'ekmek almaya gidicem aşşaı' dedim ve evden çıktım.ben inerken onlarda tekrardan basmak için gelmişlerdi.ve birinin geldigini görünce hemen sokaga dogru gittiler.ben onlara dogru kendimden emin bir sikici tavırla yürürken zehra pencereden 'ahmet yapma' diordu.bi an için artık işin işten geçtigini anladım.ama bunu onların yaklaşık 15 kişi olduklarını fark ettikten sonra anlamıştım.gururum yüzümden geri adım atmak istemedim ve o emin tavırla yürümeye devam ettim.onlara dogru giderken bi an için onların gruplarının dagıldıgını gördüm.saga sola kaçışıorlardı.bundan aldıgım cesaretle onların liderleri fatihin üzerine dogru gittim.yanına hala 7-8 arkadaşı vardı.tabi benim elimde sadece 2 tane sopa wardı ancak kendimden eminligim ve sikiciligim attagıma artı 100 ekliordu.bu şekilde düşünürek fatihin tam önünde durdum.'eer bana vurursan herkes sana dalar yapma' dedi.elim havada düşünmeye başlamıştım.sopayı savursam ona dogru nolurdu acaba.sonra yanındakilere bakınca ulan serseri zaten bunlar nasıl olsa geri dönsemde dayak yerim gibi parlak bi düşünce geldi aklıma.ve sopayı fatihe dogru savurmaya karar werdim.onlardan birinede gelebilirdi zira yanyanaydılar ve ellerini yumruk yapmış bana dogru bakıorlardı.tam elimi indirirken arkamdan ellerimin tutuldugunu hissettim.sopalarım düşmüş ve bir de tekme yemiştim arkamdan.bir anda önümdeki ve arkamdaki çocuklar tarafından yerde tekmelenmeye başlamıştım.öyleki ağzım kan içindeydi.sonradan bu kanın kırılan 2 dişim yüzünden oldugunu anlayıp gülerken pek fazla agzımı açmamak gibi önlemler alacaktım.çocuklar yaklaşık 20 saniye gibi bi sürede beni tekmelemiş sonrada kaçmışlardı.belkide bu çocugun annesi babası gelir die düşünüp tırsmışlardı ancak eer onlar beni linç etmeye devam etselerdi bakkal amca haricinde(belki o bile degil) kimse benim için gelmeyecekti.ne arkadaşım vardı ne bişi.hüngür hüngür aglıordum.belkide düşüneceksiniz karizma gitti nie ağladın ne gerek vardı die.ama siz böle düşünürseniz bende ulan 15 kişi tarafından linç edildim agzım yüzüm kan içinde karizmamı kaldı da hala koruyacam die düşünürdüm.nese yaklaşık 10 dakika boyunca evin önündeki bahçe gibi olan taşlık alanda ağladım.zehra arada yanıma geldiysede ona sinirlenip gönderdim evine.ağlamam dindiginde eve nasıl çaktırmadan çıkacam die düşündüm.zile bastım.annem ekmege gittiigimi bildiginden direk açtı kapıyı .yukarı çıktım.bizim evin kapısı açıktı.ve annem beklemiordu kapıda.mutfakta yemek yapıordu hala.hemen lavaboya gidip üstümü başımı temizledim.kanlı tişörtümü bi poşete koydum.annem ' ekmek nerde ahmi nie bu kadar bekledin 'dedi.'taze ekmegi bekledim ama gelmeyince geri döndüm anne' dedim.tabi bu konuşma ben lavaboda o da mutfaktayken oldugundan hala kendime çeki düzen vermekle uraşıordum.sonra annem ' fatma teyzenlerede ekmek al bi dahaki gidişinde onlar bugun yarın taşınıolarmış ' dedi.ve dedigi gibide oldu.1 hafta sonra onlar taşındı.ve ben yedigim dayakla mal gibi kalakaldım...

Not1:Ve iyikide yemişim bu linç dayagını bunun sayesinde sonradan pek fazla dayaktan korkmadım.herkese tavsiye ederim nasıl olsa maksimum yiyebileceginiz dayagı yemiş oluosunuz
Not2:bu arada gerçek bi hikaye bizzat yaşadım.pek kimseye anlatmamıştım ancak artık yazıpda kurtulmak istiodm.buraya yazdıkça sıkıntılarımdan kurtuluorm ve herkese yazmalarını tavsiye ediorm.gerçekten rahatlatıcı.ve bu blogun kurucuları semih şengölge ve sencer ceylan a teşekkür ediorm.teşekkür ederim KARDEŞLERİM