ben anarşiyi küçükken televizyonda
izlediğim arjantin haberlerinden öğrendim. arjantini çok severdim ben eskiden negzel derdim. bu futbol laneti benim bu sevgimi nefrete dönüştürdü. arjantin + futbol : veronları maxi lopezleri kily gonzalezleri ve daha nicelerini hangimiz sevmedik ki ama? hak vermişsinizdir umarım. ben futbolu beckhamla sevdim ilk. babadan galatasaraylı olduğum için kendi tuttuğum ilk takım oldu: man utd. hemen hemen o sıralar veron oynuyordu unitedda. git gide sevdim, futbola bağlandım. tabi ki ilgim arttı en önemlisi zidanı tanıdım, del pieroyu öğrendim, totti, lampard, ballack... ama aralarında biri farklıydı: rivaldo. çalımlar, şutlar, özellikle uzaktan goller. derken r9. aktifken izlediğim en iyi üçüncü futbolcu. real madride gittiğinde soğuduğumda yerini dolduramayacağına üzülürken gelmiş geçmiş en iyi futbolcu geldi: r10. futbolun beethoven'ı, picasso'su gibiydi... sonra man utd sonunda beckhamın yerini genç bir portekizliyle doldurdu. muhteşemdi. r10'yla bile yarıştırıldı. sonra irrite bir pigme çıktı. güya r10'nun boşluğunu doldurdu. overrated. cr ile yarışmakta. tabiki çocuk yaşta kafama kazınmış olan maradona pele yarışı. bir gün farkettim ki arjantine nefretle dolmuş, anarşizmden vaz geçmiştim..
Bir tek burayı özledim
bu bloğun boşluğunu dolduramadım ben 7'de 2'm eksilmiş gibi hissediyorum
tespit dolu bir ay bizi bekliyor.
ramazanı dusundum, yaklasıyo olmalı.
herkes rahat mı bi kontrol etmek istedim.
okulda olması gereken saatte annesi arıyordu. Kaç zamandır sesini duymadıgından tedirginlikle de olsa açtı telefonu.
- oğlum nasılsın,
-iyiyim annecim, senden naber?
- ben de iyiyim oğlum, dün gece oylesine aramıstım bi sorun yoktu.
- evet anne sabah gordum, apar topar okula cıktım. arayamadım. okuldayım şimdi de.
- hee. tamam evladım. nurten ablanlardayım. konusmak istedi seninle.
- oğlum nasılsın,
-iyiyim annecim, senden naber?
- ben de iyiyim oğlum, dün gece oylesine aramıstım bi sorun yoktu.
- evet anne sabah gordum, apar topar okula cıktım. arayamadım. okuldayım şimdi de.
- hee. tamam evladım. nurten ablanlardayım. konusmak istedi seninle.
hasiktir. noluyo lan?
halk kütüphanesindeki nurten abla.okuldan sonraları hep kütüphanede geçerdi. nurten abla da belirli günlerde kitap okur, cocuklara masallar anlatır, filmler izletirdi ama bir oğlu vardı ki.
ömer
ilkokula beraber başlamışlardı. komik adamdı ömer
ortaokula kadar en yakın arkadastılar ama birazcık da sünepeydi. bunu ortaokulda sınıfları değişince farketmişti. onu uzaktan izlemek insanın midesini bulandırıyordu. embesil embesil muhabbetleri, sikik yalanları dogrultusunda liseye baslamadan once sadece merhabaları kalmıstı neredeyse. lisede de farklı okulda olmaları iyice aralarını açmıştı.
şu ana kadar da hiç haber almamıştı ömerden ancak anneleri gorusmeyi surdurmustu.
ömer
ilkokula beraber başlamışlardı. komik adamdı ömer
ortaokula kadar en yakın arkadastılar ama birazcık da sünepeydi. bunu ortaokulda sınıfları değişince farketmişti. onu uzaktan izlemek insanın midesini bulandırıyordu. embesil embesil muhabbetleri, sikik yalanları dogrultusunda liseye baslamadan once sadece merhabaları kalmıstı neredeyse. lisede de farklı okulda olmaları iyice aralarını açmıştı.
şu ana kadar da hiç haber almamıştı ömerden ancak anneleri gorusmeyi surdurmustu.
nerden cıkmıstı ki şimdi birden bire nurten abla.
-alo... alo?
-nurten ablacım nasılsın?
-alo... alo?
-nurten ablacım nasılsın?
- a! iyiyim evladım sen nasılsın? bi sesini duyim dedim.
- iyiyim ben de. okulu bitirmeye ugrasıyorum.
- a,ne güzel. sizi boyle gorunce gururlanıyorum. gelince buraya mutlaka uğra tamam mı. ozlettin valla kendini.
- iyiyim ben de. okulu bitirmeye ugrasıyorum.
- a,ne güzel. sizi boyle gorunce gururlanıyorum. gelince buraya mutlaka uğra tamam mı. ozlettin valla kendini.
- sayenizde nurten ablacım.tamam ugrarım tabi ki.
-tamam, bekliyorum o zaman. hadi opuyorum. dikkat et kendine cok.
- sen de nurten abla. hoşçakal.
o neydi ya. nerden cıkmıstı ki şimdi bu.
en son feysbukta eklemişti ömer onu. napacaktı ki?
reddedip engelledi cocugu. bundan sonra ne konusacaktı ki ömerle? "ee adaş daha daha nasılsın?" bunu mu cekicekti tum hayatı boyunca.
fakat nurten ablaya gidecekti, iyi kadındı nurten abla. neden ugrasıyosa elin cocukları için bu kadar cok. ama emeklerinin de karsılıgını almıstı. sevilen biriydi, tanınırdı cevresinde.
gittiginde ömer orda olcak mı lan acaba?
buyuk gerilim amına koyayim.
nasıl diycekti ki kadına. "senin bu evladın.olmamıs hiç amına koyim.onu yetiştirememişsin. o kalmış." diye.
en son feysbukta eklemişti ömer onu. napacaktı ki?
reddedip engelledi cocugu. bundan sonra ne konusacaktı ki ömerle? "ee adaş daha daha nasılsın?" bunu mu cekicekti tum hayatı boyunca.
fakat nurten ablaya gidecekti, iyi kadındı nurten abla. neden ugrasıyosa elin cocukları için bu kadar cok. ama emeklerinin de karsılıgını almıstı. sevilen biriydi, tanınırdı cevresinde.
gittiginde ömer orda olcak mı lan acaba?
buyuk gerilim amına koyayim.
nasıl diycekti ki kadına. "senin bu evladın.olmamıs hiç amına koyim.onu yetiştirememişsin. o kalmış." diye.
çift yarık deneyi
çorapları makinaya sayarak atınca hiçbiri kaybolmuyor. saymadan atınca yarısının tek çifti (tüm çorapların dörtte biri) kayboluyor. bu yavşaklığa da kuantum diyorlar.
Frida Kahlo Galatasaraylı mıydı?
Evet.
Hatta bir Galatasaray-Fenerbahçe derbisinde kendisine küfür eden fenerbahçeli taraftarların olduğu tribüne doğru "Umarım çıkış yolu sizin için eğlencelidir. Çünkü çıkışta ağzınızı yüzünüzü sikeceğiz!" diye bağırmıştır.
Galatasaray sevgisini gittiği heryerde belli eden Kahlo, yine bir gün kendisine Galatasaray'ın Fenerbahçe'yi 7-0 yendiği maç hatırlatılınca gözyaşlarına engel olamayarak "Seni tenimden daha çok seviyorum" demiştir Galatasaray için.
Diğer alıntılar:
"Kahpe olarak doğdum, aynı zamanda Galatasaraylı olarak da doğdum. Bu, tüm Galatasaraylı doğanların kahpe olduğunu göstermiyor tabi ki. Yanlış anlaşılma olmasın."
"Hayatımda iki büyük kaza geçirdim. Birincisi küçük yaşta geçirdiğim otobüs kazası, ikincisi de yine küçükken amcalarımın bana geçirdiği Galatasaray taraftarlığı. Hangisi daha kötüydü derseniz tabi ki otobüs kazası derim. O kazada amı götü dağıttım çünkü."
-Burada, yine bir Galatasaray-Fenerbahçe derbisi çıkışı galibiyeti camiadan dostlarıyla kutlarken.
(Yakın zamanda Melonun sevinç gösterisinde Frida ablamızı anışı da yan tarafta. Unutmadık, unutturmayacağız...)
Hatta bir Galatasaray-Fenerbahçe derbisinde kendisine küfür eden fenerbahçeli taraftarların olduğu tribüne doğru "Umarım çıkış yolu sizin için eğlencelidir. Çünkü çıkışta ağzınızı yüzünüzü sikeceğiz!" diye bağırmıştır.
Galatasaray sevgisini gittiği heryerde belli eden Kahlo, yine bir gün kendisine Galatasaray'ın Fenerbahçe'yi 7-0 yendiği maç hatırlatılınca gözyaşlarına engel olamayarak "Seni tenimden daha çok seviyorum" demiştir Galatasaray için.
Diğer alıntılar:
"Kahpe olarak doğdum, aynı zamanda Galatasaraylı olarak da doğdum. Bu, tüm Galatasaraylı doğanların kahpe olduğunu göstermiyor tabi ki. Yanlış anlaşılma olmasın."
"Hayatımda iki büyük kaza geçirdim. Birincisi küçük yaşta geçirdiğim otobüs kazası, ikincisi de yine küçükken amcalarımın bana geçirdiği Galatasaray taraftarlığı. Hangisi daha kötüydü derseniz tabi ki otobüs kazası derim. O kazada amı götü dağıttım çünkü."
-Burada, yine bir Galatasaray-Fenerbahçe derbisi çıkışı galibiyeti camiadan dostlarıyla kutlarken.
(Yakın zamanda Melonun sevinç gösterisinde Frida ablamızı anışı da yan tarafta. Unutmadık, unutturmayacağız...)
KAMP GÜNLÜKLERİ
1. GÜN
* Kamp alanına gelir gelmez yaptığım ilk iş buraya daha önce gelen insanları incelemek oldu. Yaş ortalamasının 45-50 arasında salındığı bu yerde geçireceğim birkaç günlük emekli hayatı eminim bana çok iyi gelecek.
* Çadırı kurma görevini babamın gözüne girebilmek için ben üstlendim. Mühendislik bakış açısının avantajlarını çok iyi kullanarak çadırı iki buçuk saatte kurdum. Ama bu babamı pek memnun etmedi. Kent insanını memnun etmek zor.
* Az önce hamaktan düştüm. Demek ki şehir hayatından kopup doğal hayatla tamamiyle bütünleşememişim. * Kamp alanının işletmecisi gelip bizden para istedi. Ben de işletme okuyorum diyip sempatisini kazanmaya çalıştım ama pek oralı olmadı. Kırsal kesim insanlarına özgü bir görmüş geçirmişlikle uzaklara baktı. Suskunluk uzayınca babam bu gerilime daha fazla dayanamayıp parayı verdi. Sonra da sinirini benden çıkardı. Bazıları hala kamp hayatının zorluklarını olgunlukla karşılayamıyor, yazık.
2. GÜN
* Bu sabah bambaşka bir farkındalıkla uyandım. Önceki akşam türlü mahlukatın çıkardığı sesler eşliğinde temiz havayı ciğerlerime nüfuz edip uyumak, yeni günü berrak bir zihinle karşılamamı sağladı. Ya da fazla oksijen kafa yaptı.
* Sigaram bitti ve burada hiç tekel yok ama bunu sorun etmiyorum. Doğayla bütünleşmenin en önemli kuralı spor yapmaktır. Ben de sigarayı bırakıp spora abanacağım. İşe yüzme ile başlayabilirim. Hmm, sanırım bu fikri sevdim.
* Denizde binbir türlü böcek bir türlü rahat bırakmadı beni. Yatarken sivrisineklerden çektiğimi denizde de böceklerden çektim. Demek ki doğa beni kabullendi ve bir parçası olarak görmeye başladı.
* Sanırım babamın da sigarası bitti çünkü ikide bir gelip bana çatıyor. Keşke o da anın tadını çıkarmayı başarabilse. Onun için bazen çok üzülüyorum.
* Çadırın odalarından birini böcek basmış. Babam da diğer odayı bana kaptırmamak için erkenden uyudu. İşte bana hamakta sallanıp yıldızları seyrederken uykuya dalmak için müthiş bir fırsat!
3. GÜN
* Hamak resmen ebemi sikti. Sineği ayrı dert, ikide bir yere düşmesi ayrı dert. Gözüme bir damla uyku girmedi şerefsizim. Ama bu sayede doğanın zorlu şartlarına babamdan daha çabuk ayak uydurabileceğim. Keşke o da benim kadar şanslı olabilse.
* Bu işletmenin sahibi bizden girişte para aldığı yetmiyormuş gibi tuvalete girerken de para istiyor. Neyse ki burada yaşamaya çabuk alıştım da onun da halinden anlıyorum. Yoksa ben o yavşağın amına koymayı da bilirdim.
* Yan çadırda kalan ailenin küçük çocuğunu az kalsın dövecektim. Ama son anda kendimi toparlayıp seviyemi düşürmedim. O ç de gelmiş bana taş atıyo. Sanırım sigarasızlıktan biraz asabileştim. Artık doğayla bütünleşme ayağına katlanacağız.
*Akşama doğru bir sürü aile hafta sonu kalmak için kamp alanına geldi. Aile dediysem her biri birer aşiret. Yepyeni yüzler, kamp alanına eminim renk katacaklardır. Yarın sabah her biriyle teker teker tanışmak için sabırsızlanıyorum.
4. GÜN
* Orospu çocukları! Müzik açanı mı dersin, halay çekeni mi dersin. Sabaha kadar uyutmadılar. Ulan ben böyle hayvanlık görmedim be. Siktimin hamağının ipleri de götümü kesti zaten. Paramızla rezil olduk. Baba oğul vakit geçireceğiz derken şu düştüğümüz hale bak a q.
* Babamı da ikna edip arabaya atladığımız gibi eve döndük. Birbirimizi daha yakından tanıma fırsatı bulduğumuz için mutluyum. Bi daha siksen kampa falan gitmem mesela. Bakalım bir sonraki yaz tatili bana nasıl sürprizler hazırlamış...
* Kamp alanına gelir gelmez yaptığım ilk iş buraya daha önce gelen insanları incelemek oldu. Yaş ortalamasının 45-50 arasında salındığı bu yerde geçireceğim birkaç günlük emekli hayatı eminim bana çok iyi gelecek.
* Çadırı kurma görevini babamın gözüne girebilmek için ben üstlendim. Mühendislik bakış açısının avantajlarını çok iyi kullanarak çadırı iki buçuk saatte kurdum. Ama bu babamı pek memnun etmedi. Kent insanını memnun etmek zor.
* Az önce hamaktan düştüm. Demek ki şehir hayatından kopup doğal hayatla tamamiyle bütünleşememişim. * Kamp alanının işletmecisi gelip bizden para istedi. Ben de işletme okuyorum diyip sempatisini kazanmaya çalıştım ama pek oralı olmadı. Kırsal kesim insanlarına özgü bir görmüş geçirmişlikle uzaklara baktı. Suskunluk uzayınca babam bu gerilime daha fazla dayanamayıp parayı verdi. Sonra da sinirini benden çıkardı. Bazıları hala kamp hayatının zorluklarını olgunlukla karşılayamıyor, yazık.
2. GÜN
* Bu sabah bambaşka bir farkındalıkla uyandım. Önceki akşam türlü mahlukatın çıkardığı sesler eşliğinde temiz havayı ciğerlerime nüfuz edip uyumak, yeni günü berrak bir zihinle karşılamamı sağladı. Ya da fazla oksijen kafa yaptı.
* Sigaram bitti ve burada hiç tekel yok ama bunu sorun etmiyorum. Doğayla bütünleşmenin en önemli kuralı spor yapmaktır. Ben de sigarayı bırakıp spora abanacağım. İşe yüzme ile başlayabilirim. Hmm, sanırım bu fikri sevdim.
* Denizde binbir türlü böcek bir türlü rahat bırakmadı beni. Yatarken sivrisineklerden çektiğimi denizde de böceklerden çektim. Demek ki doğa beni kabullendi ve bir parçası olarak görmeye başladı.
* Sanırım babamın da sigarası bitti çünkü ikide bir gelip bana çatıyor. Keşke o da anın tadını çıkarmayı başarabilse. Onun için bazen çok üzülüyorum.
* Çadırın odalarından birini böcek basmış. Babam da diğer odayı bana kaptırmamak için erkenden uyudu. İşte bana hamakta sallanıp yıldızları seyrederken uykuya dalmak için müthiş bir fırsat!
3. GÜN
* Hamak resmen ebemi sikti. Sineği ayrı dert, ikide bir yere düşmesi ayrı dert. Gözüme bir damla uyku girmedi şerefsizim. Ama bu sayede doğanın zorlu şartlarına babamdan daha çabuk ayak uydurabileceğim. Keşke o da benim kadar şanslı olabilse.
* Bu işletmenin sahibi bizden girişte para aldığı yetmiyormuş gibi tuvalete girerken de para istiyor. Neyse ki burada yaşamaya çabuk alıştım da onun da halinden anlıyorum. Yoksa ben o yavşağın amına koymayı da bilirdim.
* Yan çadırda kalan ailenin küçük çocuğunu az kalsın dövecektim. Ama son anda kendimi toparlayıp seviyemi düşürmedim. O ç de gelmiş bana taş atıyo. Sanırım sigarasızlıktan biraz asabileştim. Artık doğayla bütünleşme ayağına katlanacağız.
*Akşama doğru bir sürü aile hafta sonu kalmak için kamp alanına geldi. Aile dediysem her biri birer aşiret. Yepyeni yüzler, kamp alanına eminim renk katacaklardır. Yarın sabah her biriyle teker teker tanışmak için sabırsızlanıyorum.
4. GÜN
* Orospu çocukları! Müzik açanı mı dersin, halay çekeni mi dersin. Sabaha kadar uyutmadılar. Ulan ben böyle hayvanlık görmedim be. Siktimin hamağının ipleri de götümü kesti zaten. Paramızla rezil olduk. Baba oğul vakit geçireceğiz derken şu düştüğümüz hale bak a q.
* Babamı da ikna edip arabaya atladığımız gibi eve döndük. Birbirimizi daha yakından tanıma fırsatı bulduğumuz için mutluyum. Bi daha siksen kampa falan gitmem mesela. Bakalım bir sonraki yaz tatili bana nasıl sürprizler hazırlamış...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
