Karizmayı neyleyim ben,dürümleri almadıkça...

Bizim neyimiz eksik?





















Genele vurduğumuzda iki resim arasında 7 fark falan yok.Tek fark var.O koskoca amerikaların başkanı, bense sizin zavallı kardeşiniz...Ama ben de barak abimin muabbetine kıyıdan köşeden bi giriyim dedim yancı oldum.onun elinde kolalar,pattesler ben de dedim benim niye yok?he bi de ten renklerimiz farklı ama o hiç sorun değil ırkçılık yapmayı hiç istemem hepimiz kardeşiz.hadi geçmiş olsun...

Böyle Olmamalıydı

Yalnız, son çaremdi burası. Ama ümitliydim. Ne de olsa koskoca diyetisyene gelmiştim. Hem diyetisyenler fedakar insanlardı. Fedakar oldukları için aynı zamanda cefakar olmaları da kaçınılmazdı tabi. Benim kilo problemimin çözümü bir diyetisyen dışında kimde olabilirdi ki. İşte bu yüzden bekleme salonunda beklemeye devam ettim. Bu salondaki insanlar olarak salonun ismini çok ciddiye alıyorduk ki gerçekten de hiç hareket etmeden sadece bekliyorduk. Bekleme işinin de hakkını veriyorduk hani. Bu kadar bekledikten sonra canım sigara istemeye başladı. Beklemenin ilkelerine aykırıydı belki ama istiyordum işte bana ne. Elimde olsa bırakırdım da o iki yavşak ev arkadaşım yüzünden öyle bir gazla başlamıştım ki ciğerlerimden biri kopsa, diğeri kanser olsa gene de bırakamam gibime geliyordu. o ikisinin kahrı başlattı, şimdi ikisi de yok ama bu kahrı öyle üç beş sigarayla atlatamazdım. Aslında sigara hiçbir sorunumu çözmez diye bazen çok saçma geliyor onu içmek ama sigaraya sorun çözmek gibi ağır bir sorumluluk da yüklememiştim zaten zamanında. İyi de bu illet sorun çözmeyi bırak, derdime dert ekliyordu benim. Sigara içmeye başlayınca zayıflarım, bir deri bir kemik kalırım diyordum ama nasıl olduysa iyice kilo almaya başladım. İşte o iki yavşak nasıl bir oyun oynadıysa artık...
Yalnız, bu fedakar diyetisyenin bana verdiği diyet listesiyle de çözülecek gibi değildi bu sorun. Metabolizmam sürekli çalışsın diye normalde yediğim üç öğünün yanında 5 de ara öğün koymuştu. Günde 8 öğün, nereden baksan en az 8 sigara demekti. Zayıflayacağım diye genç yaşımda kanserden gidi gidi verecektim. Ama cefakar diyetisyenime güvenmekten başka çarem yoktu. O büyük oyunlar dönen "Kumar Masası" nda bütün paramı kaybettikten sonra ziraatten krediyi çektiğim gibi buraya gelmiştim. bu da tutmazsa ben tuttum demekti. Ben esas bütün paramı kaybettikten sonra zayıflarım diyordum ama nasıl olduysa gene şişmanladım. İnsan vücudu mükemmel olur derler ama benimkinin çıtası biraz düşüktü sanırım. Öyle çok yükseklerde gözü olmayan bir bünyem vardı. Küçük şeylerle de mutlu olabiliyordu. İşte hep o iki yavşak...
Yalnız, benim karnım da acıkmaya başladı. Hava da bozmuştu zaten. Böyle kötü havalarda daha bi acıkırım ben. Tam gök gürlediği anda karnım guruldadı. Veya gök gürlememiş olabilir ama karnım guruldadı, ondan eminim. Zaten benim diyetisyenimin biraz gamsız bir havası vardı. Onunla olacak iş değildi bu. Hem bugün salıydı. Bilenler bilir, salı günü diyete başlanmaz deler. Dışarı çıktım, hava çok güzel. Böyle güzel havalarda ayrı güzel olur yemek yemek. Üstüne bir de güzel bir sigara içtim mi tam olur. Haftaya pazartesi de kendime çilekeş bir diyetisyen buldum muydu bu iş tamamdır demektir. O da olmazsa artık ben bu işin amına bile korum.

anneler günü.

"orkunla bora.sinoda nargile beraberinde oynadigimiz tavlalarda size birer kere cocugu koymustum.o cocuklar simdi buyumus konusmaya yurumeye baslamistir hatta pipilerinin ne ise yaradigini cozmeye calisiyolardir.anneler gununuz kulu olsun.sizden dilegim eve misafir gelince amcalarina pipilerini gostermelerini saglayin.
ege senin de anneler gunun kutlu olsun sen dogustan anne olma potansiyeline sahipsin kardesim.o tarz yani hadi opusun barisin"
diye yazmışım geçen sene bugün...yine kutluyorum bu güzel gününüzü diğer tüm annelerinkini kutladığım gibi.bu sefer seninkini de kutluyorum uğur kha...sana da mutlaka bişeyde çocuğu koymuşumdur...potansiyelinize saygılar...öperim.

Kumar Masası-III

Son konuşmanın üzerinden sessiz bir saat geçmişti.Sadece kağıt ve çip sesleri duyuluyordu.Normalde bunlar en sevdiğim sesler olmalarına rağmen yaşanmış tartışma sonrası o kadar keskinleşmişlerdi ki birileri söz alsın diye dua eder oldum.Ben de pek tabii konuşabilirdim ama bu işi Ozan Bey'in yapması herhalde daha uygundu.Sonuçta bu onun uzmanlık alanıydı.Fakat o hiçbir şey umrunda değilmiş gibi yakasını çekiştiriyor,kartlarına bakıyordu.İçimden o an "lan bu tenten nasıl o kadar gaddar ve bencil adamların gönlünü hoş tutabiliyor acaba?" diye düşündüm.O sırada Oğuzhan Bey söz almıştı."Hepimizin kendine göre küçük ama tehlikeli düşmanları oldu zaman zaman."dedi.Yine aynı konuya dönüyorduk işte,Oğuzhan devam etti "Hepimizin buna benzer hikayeleri var,doğru mudur Uğur Bey?" dedi dudaklarını tehditkarca Uğur Bey'e uzatarak."Doğrudur Oğuzhancım."şeklinde samimiyetsiz bir samimilikle cevap verdi Uğur, "Ama ben benimkini kısa sürede hallettim." Başta Baran olmak üzere masadaki herkesin dikkati yeniden Uğur'un üzerindeydi.Baran "O zaman anlatın nasıl kurtulduğunuzu da,biz de birazcık feyz alalım,dostlar ne içindir öyle değil mi?" dedi.Uğur Baran'ın alnında biriken viskiyle yanında yenilen süs biberlerinin sonucu olan boncuk terlere baktı,istemsizce kendi alnını sildi,derin bir nefes aldı. "Valla size yardımcı olur mu bilmem,çünkü benim belam sizin Gökhan gibi bir psikopat değildi ama anlatayım.İki yıl önce mekanlarımdan birinde teftişteydim.Yeni gelen kızlara bakıyordum,o sene mahsül çürük sayılırdı resmen,çoğu beş para etmezdi.Bu durum oldukça canımı sıkmıştı ki yürüdüğüm koridorun son odasından bir kız çıktı kapının önüne."Bir an durakladı Uğur,az önce ortaya açılan maça kızına baktı bir süre."Onu gördüm,beğendim ama o dahil kimseye farkettirmemeye çalıştım o sırada,ama bir yandan içim içimi yiyordu,mekandan çıkarken mamayı çağırdım ona 'Bak Emeti,bu kız çalışmayacak,ona ne zaman isterse para ver,ihtiyaçlarını karşıla,burada kalmasını sağla.Onu hiçbir müşteri görmeyecek tamam mı?'dedim.2-3 ay uğramadım sonra,bir gün dayanamadım vardım yanına.Konuşmadık bir süre,sonra bana çalışmak istediğini söyledi.Ona çalışmasına gerek olmadığını benim ona her istediğini sağlayabileceğimi söyledim.Bana kızdı,bağırdı,benim verdiğim sadakaya ihtiyacı olmadığını söyledi,buraya çalışmak için geldiğini diğer kızların onu nasıl dışladığını söyledi.Neden bilmem,onun her istediğini yapmaya hazırdım,'tamam'dedim ona,aynı zamanda sinirlenmiştim de biraz burnunun sürtülmesini istedim.Emeti'ye onu işe çıkarmasını söyledim." "Bir dakika,nasıl yani?" dedi Halil, "Sen kendine beğendiğin kızı işe mi çıkardın?"diye sordu. Oğuzhan "Ne olacak Halil,kız orospu değil mi?Onun işi o Uğur Bey'inki de bir anlık hevestir,iki takılır bırakır,nikahlı karısı sanki amına koyayım!" Uğur'un yüzü hafif alay,hafif hüzünle çarpıklaşmıştı.Baran'ın "bu kızdan benim haberim nasıl olmaz?"imalı sitemkar bakışlarını görmezden gelerek "Bir anlık heves mi?"diye Oğuzhan'a bitkin gözlerle baktı "Ben" diye devam etti "Ben,hayatımda böyle bir şey görmemiştim,varlığımı unutmuştum adeta onu gördüğüm ilk anda,ben yoktum, etrafımızı çevreleyen pis duvarlar yoktu,dünya,onun etrafını oluşturan ve onu kirletecek her şey kayboldu birden,sadece o vardı.Akmış makyajıyla,mahvolmuş rujuyla ve dolu dolu gözleriyle o vardı.O kirpiklerini kaldırıp bana baktığında beni tekrar var etmişti.O güç onun elindeydi çünkü,baktığı her şeyi var etmek,o anda ben de benzer bir güce erişmiştim,ona bakan ve dokunan her şeyi yok etme gücü..."Bu tirad hepimizi şaşırtmıştı,Uğur gibi kadınları birer meta,hatta kendi belirttiği gibi mahsül olarak gören bir adamın sanki bizler kırk yıllık arkadaşlarıymışız gibi bize birden dökülmesi açıkçası beni biraz rahatsız etmişti."Uğur Bey,isterseniz bu detayları atlayalım hem oyun da soğumasın."diyerek bu havayı dağıtmaya çalıştım. "Her neyse"diyerek o kıza ithafen düşündüklerinden bir 50 sayfa atlayarak devam etti Uğur "öyle de oldu zaten ona bakan herkesi yok ettim,hem de kendi ellerimle,laf çıksın istemiyordum çünkü,mekandan çıkan adamları takip ediyor,tenha bir yerde öldürüyordum onları.Her gün işi bittiğinde yanına gidiyordum kızın,yeter demesini istiyordum,ama bana inat ya ağzını açıp tek kelime etmiyordu orospu.Ben de onun yattığı itleri temizlemekte buluyordum huzuru.Ta ki biri kızı her gün kitleyene kadar." "Hadi ya,kimmiş o?"dedi Ozan Bey Uğur'la taşak geçercesine.Masadaki diğerleri de bu davranışlardaydı aşağı yukarı,herkes onun yaşadığı bu duygusal çöküntüyü koz olarak kullanmak için dinliyorlardı onu,bu adamlar için savaş hiç bitmiyordu,kurtlukta kanun düşeni parçalamaktı.Ben ise acımıştım ona. "Alp."dedi Uğur,"bu zengin piçi ilk defa milli olacak diye Yasin Dayısı ona bir güzellik yapmıştı o zaman, bir günlüğüne evlerine gitmişti kız." "Hepimizin bir Yasin Dayısı vardır."diye araya girdi Baran uzaklara bakarak. "Evin etrafı tellerle çevriliydi ve koruma vardı,bu şekilde Alp'i öldürmem imkansızdı.Üstüne üstlük bu görüşmeler devam da etmeye başladı,kız neredeyse her gün eve gitmeye başlamıştı,ben ise bu duruma seyirci kalmaktan başka bir şey yapamıyordum.Ona bir şey yasaklamaya gururum el vermiyordu,hem de belki de bir gün 'Artık gitmeyeceğim,yanında duracağım'demesini bekledim biraz da umutla,ondan ağzımı açamadım.Çok fazla dayanamadım ama yine,hele bir gün o evden çıkarkenki gülümsemesini gördüm ya,canıma tak etmişti,çıktım saklandığım köşeden,atladım arabanın içine,sürdüm bunu eski gazinolardan birine..." Gözleri dolmuştu birden Uğur'un "O Alp piçi kızı kandırmış!Seninle evleneceğim diyormuş!Kızı kokaine alıştırmış...Dövdüm,o kadar dövdüm ki ellerim acımaya başlamıştı artık,ama o kafası kıyak olduğu için tınmıyordu bile,kana karışan gözyaşları arasından'kurtulacağım artık'dedi bana.Sonra çıkardım onu oradan,yasakladım bir yere gitmesini.Bir hafta oldu bu kez bu Alp geldi kapıya dayandı,gördüm bir şey yapmadım çocuğa,sadece karı olayına alıştığını düşünüyordum,bu tutturdu o kızı istiyorum diye,kovdum onu ama gitmiyordu,kene gibi yapışmıştı amcık kerhanenin duvarına ayrılmıyordu.Ailesine haber verdim.Aldılar götürdüler bunu,daha sonra yine geldi.Kaçmış ailesinden,parası falan da yok.Geldi çöktü duvarın dibine ayrılmadı.1 yıl yaşadık öyle.O duvar dibinde,kız pencerenin,ben ise cehennemin dibinde.Kaç kez dövdürdüm puştu,kendi ellerimle kemiklerini kırdım,ama hep kafasna sıkmaktan bir şey beni alıkoydu.O itte her dayaktan sonra sürüne sürüne o duvar dibine döndü.Kız da ayrılmadı hiç pencerenin önünden.Artık yalvarır olmuştum ona,diz çöküyordum benim olsun diye,yüzüme bile bakmıyordu.Zaman zaman bir yolunu bulup kaçmaya çalışıyolardı,onu da beceremediler bir türlü,keşke bazen yapabilselerdi diyorum." "Eee,sonra ne oldu?"diye sordu Rıdvan.Uzun zamandır ilk defa sesi çıkıyordu,ses tonundaki bu kendini bilmezlik de ondan olsa gerekti.Ama Uğur'un saygınlığı düşünecek hali kalmamıştı."Bir gün kızın odasına girdim,baktım kolda serum lastiği,kız yarı baygın yatıyor.Gittim sarstım ses yok,nefes yok.Kaybettim kendimi indim aşağı,hiçbir şey söylemeden daldım şerefsize.Çıktım tepesine bu kez eminim,ölecek.Birden vücudum ürperdi,karnımda bir ıslaklık.Ceketinin yeninden çıkardığı bıçakla şişledi beni götveren.Attı üstünden beni yığıldım kaldım.Sonrası çığlık,kıyamet...Uyandım sonra Emeti geldi yanıma 'Öldüler'dedi.'Unut artık,abi.'Ben de ne yapayım,unuttum."dedikten sonra sustu.10 dakikaya da masadaki parasını kaybetti,geçti oturdu karanlığa,içerek Boğaz'ı son kez seyretmeye başladı.

Babası da böyleydi bunun...










O hep böyleydi.Onu bildim bileli hep adamdı.Adam gibi adam mı bilemem ama o hep adamdı.

Hoca ayıbederçi


Genç adamlar bu blogta yöneticiliklerimizi kim alıyo paso durduk yere?
Kimin böyle bi ego tatminine ihtiyacı var?
Şuan yöneticilik kimdeyse bana bi yöneticilik versin lütfen hatta yazar olan herkese versin benim yapmak istediklerim var başkalarının da vardır herhal...
Neyse bbg serzenişçileri gibi konuştum biraz kusuruma bakmayın serzenişimi görün yöneticilik verin...
Lütfen...