madem yeni moda bu

bende yeni seriye başlıyorum. koşma maceraları tutmuştu aslında ama 3.sü benim değilde başka insanların olayları vardı o yüzden yazmayı düşünmüyodum zaten; son seferde de koşamıyacak kadar sarhoş olduğumdan dolayı bırakma kararı aldım. yeni serim ferepe tarzı olcak. şimdilik sadece baş kahramanlarımızdan bi' kısmının isimlerini veriyoum: ozrak, bukar, ozaal, haböz, yaböz, abaka, sed-i, nsenc...

ARTOO

Yeni güne sabahın saat altısında başladı arto. Akşamdan kalmaydı gene. Yeter ulan gittiğimiz barın haddi hesabı yok hala eve yalnız dönüyorum, gitmiycem bundan sonra diye düşündü. Neden sonra dün geceye ait bölük pörçük anılar canlandı kafasında. Dün ölen adamdan aldığı indirim kuponları sayesinde iki yetmişlik birayı beleşe getirmişti arto. Ultra güçlü karaciğeri sayesinde biraları bir dikişte bitirmişti. Hafif keyf-i çakır olmaya başladıktan sonra içtiği biraların sayısını unutmuştu. Kendisine doğru yaklaşan bir siluet belirivermişti uzaktan. Simsiyah bir gölge gibi yaklaşan bu siluetin simsiyahlığı, artonun yanına geldiğinde bile değişmemiş, simsiyahlığından zerre kaybetmemişti. Kim ulan bu herif diye düşünürken arto, bir anda yıllardır duymadığı bir cümle ile adeta vurgun yemişti: "Naber Artiz?". Gördüklerim bir hayal, bilinçaltımın bana bir oyunu olmalı diye düşünürken işe gitmek için yola koyulmuştu bile. Sonuçta bilinçaltı bu, nelere kadirdi değil mi. Artojetinin teybinin radyosundan duyduğu, suçluların polat alemdarı diye tabir edilen isimsiz ibnenin kenti gene alt üst ettiği haberiyle kendine geldi. "Lanet olsun, bu saçmalığa ayıracak vaktim yok. Kent elden gidiyor, yurttaşların hayatı tehlikede, ben neyi düşünüyorum amına koyim" diye geçirdi kafasından.

Ofiste süpermen yavşağı hararetli hararetli birşeyler anlatıyordu etrafındakilere, dün upper east side deki banka soygunu sırasında tanıştığı sarışın liseli hatunu nasıl tavladığından, sonra nasıl eve attığından ve yaşadıkları günah kadar kırmızı geceden bahsediyordu. Herkes şendi ofiste, herkes porno izliyormuş edasıyla kendini onun yerine koyup hayallere dalıyordu. Sonra birden "olum o kızı kocası bile benim kadar sikemiycek" cümlesi yankılandı ofiste. Süpermen yavşağı çirkinleşmeye başlamıştı. Bu cümleden sonra ortamın sessizleştiğini gören süpermen yavşağı muhabbetin amına koyduğunu farketti ve sustu. Koltuğuna yönelen arto ise önce görünmez adam orada oturuyor mu diye kontrol etti, sonra oturdu. Bu yaştan sonra kucağa oturmak istemiyordu zira.

Akşam tam işten çıkmak üzereydi ki bir müfettiş ordusu baskın yaparcasına girdi ofise. Kahramanların performanslarını denetliyorlardı anlaşılan. Herkesin çalışmalarını özenle kontrol ettiler. Bir ara başmüfettiş "görünmez adam nerde yau bi onu göremedik keh keh keh" dedi, ve ofis bir anda kahkahaya boğuldu. Başmüfettiş osursa gülecekti yavşaklar. Arto coolluğunu bozmayıp, lanet olası götyalayıcılar! diye geçirdi içinden. Herkesi teftiş edip ofisten gönderdikten sonra artoya dönen başmüfettiş, "Neden senin dosyana iki bira eşliğinde bakmıyoruz?" dedi. Bu soruyla irkilen arto tam cevap vermeye hazırlanıyordu ki, o da ne! Karşısındaki esmer adam ona bir yerlerden, anladınız işte dün geceden, tanıdık geliyordu. Biraz daha dikkat etti bu adama, esmerliği orjinal ten renginden mi yoksa bütün vücudunu kaplayan kıllardan mı geliyordu anlayabilmiş değildi. Ultra güçlü beyni sayesinde adamın zihnini okudu, "Ne dedim lan ben gay gibi öyle" diyordu adam. Arto bu teklifi kabul etti ve birlikte Thalese doğru yola çıktılar. Thales. İşte o anda anlamıştı arto, kirli geçmişinin onun peşini bırakmadığını...

ARTO

Yeni güne sabahın saat altısında başladı arto. Akşamdan kalmaydı gene, günahtan bir gece yaşamıştı. Dün geceye ait hatırladığı son şey bir pub köşesinde içmeye devam ettiğiydi. Bu alışkanlığıma bir son vermeliyim diye düşünü arto, ve artojetine atladığı gibi işe gitmeye koyuldu. Ofiste gene sıkıcı bir gün bekliyordu onu. Gene görünmez adamın iğrenç el şakalarından kaçacak, P. Destroyer in arsız seks maceralarını dinleyerek gülecek, kedi kadının fantezisini kuracak ve süpermen yavşağına kıl olacaktı. Tabi tüm bunlardan fırsat bulabilirse birkaç masum yurttaşın hayatını kurtarmayı da ihmal etmeyecekti.

Artonun hayatının fırsatı ofisin yeni ofisboyunun saat on ikide odaya alelacele girmesiyle karşısına çıkmıştı o gün. Şehrin upper east side ında bir banka soyuluyordu ve içeride nereden baksan 25, 30 bilemedin 40 rehine vardı. Sonunda günün kahramanı ben olacağım diye düşünüyordu arto ama süpermen yavşağı ordan "bu tam süpermen yavşağına göre bir iş" diye bağırıp uçarak bankaya doğru gitti. Artoya gene yankesicileri yakalama görevi düşmüştü anlaşılan. Hay skiyim böyle şansı diye düşünürken telsizine gelen ihbar ona iki sokak aşağıda bir cinayet işlendiğini bildirdi. Hemen iki sokak aşağıya uçarak gitmek istedi bir an ama en süper gücü iki metre ileriye zıplamak olduğu için zıplaya zıplaya gitmeyi tercih etti.

Olay yerine gittiğinde lanet olası federallerin kendisinden önce oraya vardıklarını gördü. Lanet olsun amına koyim diye bir küfür savurdu ve yaşlı bir teyzenin tepki dolu bakışlarına mazur kaldı. Federallerin çektiği "cinayet mahali" bantlarının altından süzülüp cesede yaklaştı. Sıradan bir cinayet gibi görünmesine rağmen öyle olmadığını hissedebiliyordu arto. Az sonra haksız olmadığını anladı çünkü öldürülen şahıs ünlü bir iş adamıydı. Cesede biraz daha yaklaştığında sadece onun ultra güçlü gözlerinin görebileceği bir renkte çizilmiş olan simeyi gördü adamın cekedinin üzerinde. Bu dünyanın en güçlü ailesi olan Rokşit ailesinin işaretiydi. Anlaşılan rokşit gene yapmıştı rokşitliğini ve servetine servet, gücüne güç katabilmek için bir sabi sübyanın daha hayatıyla oynamıştı. Adamın cebinde bulduğu Klan Kafe indirim kuponlarını cebe indirip olay yerinden uzaklaştı artı. Kartın arkasında ise artonun adeta vurgun yemesine sebep olan bir kelime yazıyordu. ARTO...

I don't have any problem with sandcastles But i have problems with these kind of guys...

I don't have any problem with sandcastles
But i have problems with these kind of guys...

ps1: resim temsilidir,karakterimiz murtinin daha karizma halleri de vardır
ps2:paintte kendimi geliştiriyorum.
ps3:sol koldaki agresiflik adama katma değer katıyor gençler...



Comments s01e02-pragmatist

Ankara mühitleri...
İnsanların içlerini okumadan önce bu şehir o kadar sessizdi ki önde yürüyen sessiz adamın kafasına vurup bir kargaşa çıkaarma dürtüsü geliyordu içimden.Şimdi ise o kadar gürültülü ki o adama bu sefer de "bu kadar çok ne düşünüyosun lan" demek istediğim için vurasım geliyor.
Hoca derse gelmeyenlerin notunu söylemiycekmiş gittim odasına ben de.
c.i:Ne sikko bi öğrenci lan bu bi kere bile görmedim dersimde.78 almış ama yavşak.max CC veririm bu puşta.Lan maçı kaçırcam hadi bi siktr git.(Caner)
-Hocam ben bu dersten büyük ihtimal CC alırım ama tabi BB bekliyodum da neyse.Hocam maç başlıycak gitmem lazım.
-Ha..hadi ya...e ben de çıkayım o zaman.
-İsterseniz beraber izleyelim hocam.
-Yer bulur muyuz ki bu saatte?
-Var hocam rahata takın e hadi gidelim.
-Beşiktaşlı mısın sen?
-Hocam tabiki.
Nah beşiktaşlıyım.BB gelcek bu ders kesin rahata takabilirim.Neyse biraz takılayım bari Gökhanla Secoyu arıyım yarın da Kızılayda bi iki bira atalım...

-Kardeşim napıyosun?
-Orta şekerli seni sormalı?
-Nolsun aq finaller falan.
Telefon çaldı.Seco:
-Abi ben gelemiycem ya sınavım var ona daha hiç çalışmadım oturup onu okuycam.
-Olm benim de sınavım var ama darlandım bi görüşelim lan.
-Abi haftaya falan yapalım onu ya valla bak.
c.i:Ben manitacı adamım olm ne işim olur sizin gibi abazalarla...Gökhanın kelle muabbetlerini Alp'in kolpalarını dinliyceğime manitamın yanağına bi buse kondururum hayat bana güzel olmaya devam eder.(Seco)
Hemen pabucumuzu dama attı göt.Neyse canım adam haklı,adam manitacı...
-Neyse peki o zaman kardeşim iyi bak kendine kolay gelsin
-Sağol abi hadi afiyet olsun size de.
-Hadi 2artı 1
-Aynen 2 artı 1
Gökhana anlatmadım tabi durumların aslında böyle böyle olduğunu üzülmesin çocuk.Ankara'da zaten hayal kırıklıklarıyla boğuşmakta.İçtik yolladım onu da yurduna.Gökhanın içi kadar da boş bi iç görmedim hayatımda.Adam hiçbişey düşünmüyo hiçbişey okumadım düşündüklerinden.Bitek benim biramın sonunu içmek istediğini anladım ve ben içemiycem içsene sen dedim.Adam boş beyler...
Herneyse biraz da manita kovalayalım...
Sanırım bu özellik en çok manitalarda işe yarar diye düşündüm ve geçtim çarşıda etrafı kalabalık olan bi masa seçip oturdum.Tanıdığım birine rastlarsam kitlenip kalabilirdim o yüzden menüye hafiften gömüldüm ve açtım çakralarımı...
c.i:Ya şu döneri ısırmak istiyorum,ısıra ısıra bitirmek istiyorum ama çok kilo yapar(Gonca)
Bunu geç...
c.i:Sıkıldım...Alt kata gidip photohunt mı oynasam...(Buse)
Aslında muabbete başlanılabilir ama kız makarna.Geç...
c.i:Aslı nasıl benim çantamın aynısından alır ya!Ya bölüme bi daha gider miyim ben şimdi o çantayla?(Handan)
Lan hazırgiyim sektörü değil mi kızım sadece sana mı yapacaklar o çantayı.Götüm gibi de çanta zaten bavul aq.Geç...
c.i:Şuan biri beni kaçırsa hiç itiraz etmem.Derse girmemek için bahanem olur.Keşke Tunalarla Uludağ gezisine gitseydim ya...(İlayda)
Gayet güzel...hadi bakalım medeni cesaret...
-Selam.Derse girmek istemeyen bi yapın var bence...Şuan seni kaçırsam hiç bağırmıycakmış gibisin...
-Oha evet de nerden bildin ve kimsin sen?
-Senin adın ya Işıldır ya İlaydadır tahminimce...
-Ya bi siktrgit sapık mısın ya beni takip mi ediyosun?
c.i:Kim ya bu herif.Az önce kestim acaba onu görüp mü geldi diycem de öyle abaza kızlar gibi de bakmadım yani.Nerden biliyo beni ya?(İlayda)
-Sakin ol :) Az önce beni kesiyodun ama öyle eşşek gibi değil hani o zaman böyle sapık olduğumu düşünmüyodun sanırım...ya da umarım.Herneyse ben Alp...sıkıldım sen de sıkılmış gözüküyodun muhabbet etmek istedim.Hala sapık olduğumu düşünüyosan gidebilirim.
-Yok düşünmüyorum.
c.i:düşünmüyorum d mi?düşünmüyorum(İlayda)
-Hangi bölümdensin?
-Makina.Sen?
-Tahmin et.Adım İlayda bu arada evet.
-İktisat.
-Neden olmadı bu sefer?Mimarlık.
Herşeyini bilseydim bana garip bakmaz mıydın keko?Neyse...
-Tüh be.Peki napıyosun burda?
c.i:Napıyorum oturuyorum işte ama garip bi çocuk ya derse gitmiycem muabbet etcem bununla...
-Napıyım işte oturuyorum.
-Bence beni ilginç buldun ve derse gitmiyceksin
-Evet gitmiycem ama senin için değil yani...
c.i:Yelkenleri hemen suya indirme İlayda.
-Yelkenleri suya indirme endişesine girmene gerek yok şurda bizbizeyiz karizma yapmaya çalışma.
-Of tamam ya evet ilginç bi şekilde hoşuma gittin.Sanki her düşündüğümü söylüyosun.
-Nası yani?
-Ya ne biliyim işte.Böyle bi sezilerin var sanki...
-Evet biraz hissiyatlı bi yapım var.Sen de benim ilgimi çektin boşuna gelip de bu masaya oturmadım.Benimle eve gelmek ister misin daha çok konuşuruz hem bişeyler içeriz falan.Daha çok şeyini tahmin ederim hem...
-E...ya genelde gelmem ama...e tamam.Nerde oturuyosun?
-100.yıl
100. yılda falan oturmuyodum ama masa altından arkadaşıma attığım "evi boşalt" mesajıyla artık oturuyorum.Koluma giren yeni partnerim İlayda'yla kameraya bir kıps göz kırptıktan sonra elimi kaldırdım:
-Taksi...
Ve ekran daralarak karardı...
To be continued...

Embi Şiir Akımı

Gönül isterdi ki beraber olalım
Özür dilerim canım;seni kırdım
Nice seneler geçti üzerinden bu aşkın
Lakin seni bir türlü unutamadım
Üzgünsün biliyorum;yapacak bir şey yok
Maalesef ben seni geride yaralı bıraktım

Eğer dersen ki bana yeter ki mutlu ol
Rahat ol bebeğim bende para bol
Daşşağına kurban seni yaratanın
Aşkımız bir kitap,adeta bir roman
Şiirim sona erdi şimdilik hoşçakal

Embi The Kayzer Sözel s01e01 (image-maker)

Yıl: 2034 Ay: Önemli değil Yer: İstanbul'un çeşitli muhitleri

Embiye beklediği telefon nihayet saat 3 sularında gelmişti. Yeni bir hayata başlamanın eşiğindeydi ve bu telefonu açarsa geri dönüşü olmayan bir yola girecekti. Bir süre hiçbir şey yapmadan bekledi. Neden sonra telefonu açtı? Kendisi de emin değildi. Telefondaki ses ona saat üç buçuk sularında Mecidiyeköyde olmasını söylüyordu. Embi bu buluşma davetini kabul etti. Cennet Mahallesinden metrobüse binen Embi, ayakta kalmamak için önce avcılara döndü, orada ilk duraktan binmenin verdiği avantajı iyi kullanıp hemen cam kenarı bir koltuk kaptı kendine. Üçü otuz beş geçe sularında mecidiyeköye varmıştı ki telefonu bir kez daha çaldı. Kendisine Kılex Epilasyon Merkezinin önüne gelmesi söylendi. Embi söyleneni yaptı ve daha önceden tarifin aldığı adamı görür görmez tanıdı. 44 yaşlarında bir adamdı buluşacağı kişi. Sarışın mavi gözlüydü. Adı Yasin di. Hoş geldin genco, dedi Yasin. Embi hoş bulduk dercesine salladı kafasını. Sana söylediklerimi yaptın mı? Yaptım dedi Embi, gene kafasıyla. Konuşsana oğlum niye kafanı sallıyorsun, diye çıkıştı yasin. Embi yutkunduktan sonra, çubuk kraker vardı abi ağzımda, onun için, dedi. Beraber içeri girdiler. Uzun uğraşlar sonunda Yasin,sünnet olmaktan kaçan bir çocuk gibi davranan Embi’yi Kılex’in gizli estetik ameliyat bölümüne soktu ve temiz,mayın tarlasından eser kalmamış ,kiraz dudaklı bir Embi uzun bir ameliyat sonucunda ortaya çıktı. Beraber çıkıp Bambi’de 3er tane ıslak hamburger attılar. Yasin cebinden ufak bir kağıt çıkardı ve embiye uzattı ve, bu adrese git, seninki oradaymış, dedi. Embi kağıdı alıp gitmeye hazırlanıyordu ki son bir soru geldi aklına. Senin soyadın nedir abi, diye sordu. Dayı, dedi adam, Yasin Dayı…

Fettah o akşam yatağında uzanmıştı fakat heyecandan bir türlü uyuyamıyordu. Sabah kafede tanıştığı gizemli yabancının etkisinden hala kurtulamamıştı. Kirli sakalı ve kıpkırmızı dudaklarıyla resmen büyülemişti Fettah ı. Normalde Fettah’ın tipi değildi o tarz erkekler,o elini sallasa ellisi götünde pervane olurdu ama bu adam farklıydı.Onda çok ayrı bi abaza dürtüsü vardı…

Uğur kulüp locasında oturmaktan sıkılmış, bahçeye çıkmıştı. Ege ve Orkunun muhabbetleri onu fena halde darlamıştı. Bahçede alelade bir masa seçti kendine. Oturalı henüz beş dakika olmamıştı ki bir hemen arkasından gelen sesle irkildi. Pardon, diyordu ses, masanıza oturabilir miyim. Masama değil de sandalyeme oturabilirsiniz, dedi Uğur. Ve yabancının yüzündeki o “hay senin amına koyim” bakışını gördükten sonra utanıverdi kendinden. Kimdi bu ruj sürmüş adam. Neden ruj sürüyordu, o saçların hali neydi öyle, kirli sakalın kendisine yakıştığını mı düşünüyordu, bu sorular geçiyordu Uğur un aklından. Adam Uğur a, bir arkadaşımı bekliyorum da, o gelene kadar iki el tavla atarız ne dersin hacım? Diye sordu. Kabul etti Uğur, neden olmasın, dedi. İsmini de sormayı ihmal etmedi tabi. Embi, dedi adam. Adım Embi. Bu ne a q bambi gibi diye düşündü uğur. Ve sonra başladı zar tutmaya…

fıradırs

artiz/alp is busy