madem yeni moda bu
ARTOO
Ofiste süpermen yavşağı hararetli hararetli birşeyler anlatıyordu etrafındakilere, dün upper east side deki banka soygunu sırasında tanıştığı sarışın liseli hatunu nasıl tavladığından, sonra nasıl eve attığından ve yaşadıkları günah kadar kırmızı geceden bahsediyordu. Herkes şendi ofiste, herkes porno izliyormuş edasıyla kendini onun yerine koyup hayallere dalıyordu. Sonra birden "olum o kızı kocası bile benim kadar sikemiycek" cümlesi yankılandı ofiste. Süpermen yavşağı çirkinleşmeye başlamıştı. Bu cümleden sonra ortamın sessizleştiğini gören süpermen yavşağı muhabbetin amına koyduğunu farketti ve sustu. Koltuğuna yönelen arto ise önce görünmez adam orada oturuyor mu diye kontrol etti, sonra oturdu. Bu yaştan sonra kucağa oturmak istemiyordu zira.
Akşam tam işten çıkmak üzereydi ki bir müfettiş ordusu baskın yaparcasına girdi ofise. Kahramanların performanslarını denetliyorlardı anlaşılan. Herkesin çalışmalarını özenle kontrol ettiler. Bir ara başmüfettiş "görünmez adam nerde yau bi onu göremedik keh keh keh" dedi, ve ofis bir anda kahkahaya boğuldu. Başmüfettiş osursa gülecekti yavşaklar. Arto coolluğunu bozmayıp, lanet olası götyalayıcılar! diye geçirdi içinden. Herkesi teftiş edip ofisten gönderdikten sonra artoya dönen başmüfettiş, "Neden senin dosyana iki bira eşliğinde bakmıyoruz?" dedi. Bu soruyla irkilen arto tam cevap vermeye hazırlanıyordu ki, o da ne! Karşısındaki esmer adam ona bir yerlerden, anladınız işte dün geceden, tanıdık geliyordu. Biraz daha dikkat etti bu adama, esmerliği orjinal ten renginden mi yoksa bütün vücudunu kaplayan kıllardan mı geliyordu anlayabilmiş değildi. Ultra güçlü beyni sayesinde adamın zihnini okudu, "Ne dedim lan ben gay gibi öyle" diyordu adam. Arto bu teklifi kabul etti ve birlikte Thalese doğru yola çıktılar. Thales. İşte o anda anlamıştı arto, kirli geçmişinin onun peşini bırakmadığını...
ARTO
Artonun hayatının fırsatı ofisin yeni ofisboyunun saat on ikide odaya alelacele girmesiyle karşısına çıkmıştı o gün. Şehrin upper east side ında bir banka soyuluyordu ve içeride nereden baksan 25, 30 bilemedin 40 rehine vardı. Sonunda günün kahramanı ben olacağım diye düşünüyordu arto ama süpermen yavşağı ordan "bu tam süpermen yavşağına göre bir iş" diye bağırıp uçarak bankaya doğru gitti. Artoya gene yankesicileri yakalama görevi düşmüştü anlaşılan. Hay skiyim böyle şansı diye düşünürken telsizine gelen ihbar ona iki sokak aşağıda bir cinayet işlendiğini bildirdi. Hemen iki sokak aşağıya uçarak gitmek istedi bir an ama en süper gücü iki metre ileriye zıplamak olduğu için zıplaya zıplaya gitmeyi tercih etti.
Olay yerine gittiğinde lanet olası federallerin kendisinden önce oraya vardıklarını gördü. Lanet olsun amına koyim diye bir küfür savurdu ve yaşlı bir teyzenin tepki dolu bakışlarına mazur kaldı. Federallerin çektiği "cinayet mahali" bantlarının altından süzülüp cesede yaklaştı. Sıradan bir cinayet gibi görünmesine rağmen öyle olmadığını hissedebiliyordu arto. Az sonra haksız olmadığını anladı çünkü öldürülen şahıs ünlü bir iş adamıydı. Cesede biraz daha yaklaştığında sadece onun ultra güçlü gözlerinin görebileceği bir renkte çizilmiş olan simeyi gördü adamın cekedinin üzerinde. Bu dünyanın en güçlü ailesi olan Rokşit ailesinin işaretiydi. Anlaşılan rokşit gene yapmıştı rokşitliğini ve servetine servet, gücüne güç katabilmek için bir sabi sübyanın daha hayatıyla oynamıştı. Adamın cebinde bulduğu Klan Kafe indirim kuponlarını cebe indirip olay yerinden uzaklaştı artı. Kartın arkasında ise artonun adeta vurgun yemesine sebep olan bir kelime yazıyordu. ARTO...
I don't have any problem with sandcastles But i have problems with these kind of guys...
Comments s01e02-pragmatist
Embi Şiir Akımı
Özür dilerim canım;seni kırdım
Nice seneler geçti üzerinden bu aşkın
Lakin seni bir türlü unutamadım
Üzgünsün biliyorum;yapacak bir şey yok
Maalesef ben seni geride yaralı bıraktım
Eğer dersen ki bana yeter ki mutlu ol
Rahat ol bebeğim bende para bol
Daşşağına kurban seni yaratanın
Aşkımız bir kitap,adeta bir roman
Şiirim sona erdi şimdilik hoşçakal
Embi The Kayzer Sözel s01e01 (image-maker)
Yıl: 2034 Ay: Önemli değil Yer: İstanbul'un çeşitli muhitleri
Embiye beklediği telefon nihayet saat 3 sularında gelmişti. Yeni bir hayata başlamanın eşiğindeydi ve bu telefonu açarsa geri dönüşü olmayan bir yola girecekti. Bir süre hiçbir şey yapmadan bekledi. Neden sonra telefonu açtı? Kendisi de emin değildi. Telefondaki ses ona saat üç buçuk sularında Mecidiyeköyde olmasını söylüyordu. Embi bu buluşma davetini kabul etti. Cennet Mahallesinden metrobüse binen Embi, ayakta kalmamak için önce avcılara döndü, orada ilk duraktan binmenin verdiği avantajı iyi kullanıp hemen cam kenarı bir koltuk kaptı kendine. Üçü otuz beş geçe sularında mecidiyeköye varmıştı ki telefonu bir kez daha çaldı. Kendisine Kılex Epilasyon Merkezinin önüne gelmesi söylendi. Embi söyleneni yaptı ve daha önceden tarifin aldığı adamı görür görmez tanıdı. 44 yaşlarında bir adamdı buluşacağı kişi. Sarışın mavi gözlüydü. Adı Yasin di. Hoş geldin genco, dedi Yasin. Embi hoş bulduk dercesine salladı kafasını. Sana söylediklerimi yaptın mı? Yaptım dedi Embi, gene kafasıyla. Konuşsana oğlum niye kafanı sallıyorsun, diye çıkıştı yasin. Embi yutkunduktan sonra, çubuk kraker vardı abi ağzımda, onun için, dedi. Beraber içeri girdiler. Uzun uğraşlar sonunda Yasin,sünnet olmaktan kaçan bir çocuk gibi davranan Embi’yi Kılex’in gizli estetik ameliyat bölümüne soktu ve temiz,mayın tarlasından eser kalmamış ,kiraz dudaklı bir Embi uzun bir ameliyat sonucunda ortaya çıktı. Beraber çıkıp Bambi’de 3er tane ıslak hamburger attılar. Yasin cebinden ufak bir kağıt çıkardı ve embiye uzattı ve, bu adrese git, seninki oradaymış, dedi. Embi kağıdı alıp gitmeye hazırlanıyordu ki son bir soru geldi aklına. Senin soyadın nedir abi, diye sordu. Dayı, dedi adam, Yasin Dayı…
Fettah o akşam yatağında uzanmıştı fakat heyecandan bir türlü uyuyamıyordu. Sabah kafede tanıştığı gizemli yabancının etkisinden hala kurtulamamıştı. Kirli sakalı ve kıpkırmızı dudaklarıyla resmen büyülemişti Fettah ı. Normalde Fettah’ın tipi değildi o tarz erkekler,o elini sallasa ellisi götünde pervane olurdu ama bu adam farklıydı.Onda çok ayrı bi abaza dürtüsü vardı…
Uğur kulüp locasında oturmaktan sıkılmış, bahçeye çıkmıştı. Ege ve Orkunun muhabbetleri onu fena halde darlamıştı. Bahçede alelade bir masa seçti kendine. Oturalı henüz beş dakika olmamıştı ki bir hemen arkasından gelen sesle irkildi. Pardon, diyordu ses, masanıza oturabilir miyim. Masama değil de sandalyeme oturabilirsiniz, dedi Uğur. Ve yabancının yüzündeki o “hay senin amına koyim” bakışını gördükten sonra utanıverdi kendinden. Kimdi bu ruj sürmüş adam. Neden ruj sürüyordu, o saçların hali neydi öyle, kirli sakalın kendisine yakıştığını mı düşünüyordu, bu sorular geçiyordu Uğur un aklından. Adam Uğur a, bir arkadaşımı bekliyorum da, o gelene kadar iki el tavla atarız ne dersin hacım? Diye sordu. Kabul etti Uğur, neden olmasın, dedi. İsmini de sormayı ihmal etmedi tabi. Embi, dedi adam. Adım Embi. Bu ne a q bambi gibi diye düşündü uğur. Ve sonra başladı zar tutmaya…
fıradırs
artiz/alp is busy