perşembeyi sel aldı
travestiden yar sevdim
sapı elimde kaldı
küskü elimde kaldı
...keşke kalmaz olaydı
sanki hayatım kaydı
oy ağalar ne kaydı
vay babam ne küskü
oy ne imiş ne imiş aman
küskü elde dert imiş
travesti sevmesi diloy
homofobiden beter imiş
[alıntıdır]
buna ne diyosunuz?
şuan bu yazıyı umutun bilgisayarından yazıyorum.sayın özügüzel uyuyo ben ise tabiki uyumuyorum ama itiraf etmeliyim gözlerimde çapaklar var.herneyse.turunçtayım.turunç marmarise çok yakın(nah yakın.minibüsle dağ çıkıp iniyosun çok yol gidiyosun anca o zaman turunçtasın) bir tatil beldemiz.baya küçük,mütevazi ve harbiden tam kafa dinlemelik bir yer.kalanların çoğu yabancı tabi genç ingiliz kızlar cıyak cıyak bağırtıları ve her yerde özene bezene bağırarak aksanlı bi şekilde kullandıkları fuck kelimeleriyle kafanızı sikmiyor değiller.e biz onları?4s kuralı kardeşlerim.neyse yani sonuç olarak aek yı görmeyi aklımızdan bile geçirmediğimiz bir yerdeyiz.ama tanrı bize illa bi şov yapacak ya.yaptı =)
bir kez daha inandım ki yatılı heryerde kardeşlerim.ben birkaç günlüğüne marmaristeydim.umutun yanına bir günlüğüne uğradım.akşam geziyoruz köpeği gezdiriyoruz falan bir baktık barda bir adam oturuyor (merak etmeyin kola içiyor=) ben gördüm aek ya benzettim sonra dikkat etmedim pek.umut ta dikkat etmiş dedi ki aek ya benzemiyo mu lan şu adam dedi.evet dedim ben de gülerek.sonra kafamı bi çevirdim umut adama sarılıyo öpüyo falan.baktım harbiden aek.dedim ne arıyosun lan burda.sonra oturduk gece muabbet gırla.3 yanı dağlar 1 yanı denizle çevrili olan bu yerde nasıl olur da ahmetle karşılaştık sorguluyorum hala =) öğlene doğru da denize gitcez beraber.spontane durumları çok sevmekteyim kardeşlerim.hadi freş ve sek kalın sizi de çok sevmekteyim.
"120 days of sodom"
"evet izledim"diyebilicem artık bu filmi soranlara.Sade'ın "yatak odası felsefesi" ni ve bir kaç öykü kitabını okumuşluğum ve üstüne düşünmüşlüğüm vardır kendi çapımda.Sade'ın y.o.f de yaptığı insan için din,siyasi yapılar vb.gibi olguların kurguladığı ahlakı sarsmak ve olaylı-diyaloglu bir şekilde kendi felsefesinin cinsel tutum üstünde yetkinliğini göstermekti.Kitapta rahibe adayı bir bakire bir kızın aklındaki cinsel davranışın üstünde bir hakimiyet kurulup bu kızın cinsel eğitiminin tekrar verilmesi gösteriliyor.Bolca ensest,threesome,biseksüel ilişkilerle örülü bir eser.Filmde ise şiddet ve tehdit le bunun yapılmak istenmesine şaşırdım ama sodomun 120 gününü okumadığım için açıkçası buna söyleyebilecek birşeyim yok.Faşizm den her nekadar hiç hazetmesemde filmde "Asıl biz faşistler,gerçek anarşistleriz" dierek ve filmde ötekileştirdiği farklı cinsel tatmin yolları seçenleri daha doğrusu faşizmi herneyse işte bu ikisini birbirine kararak bir faşizm eleştirisi yapıyor!Sosyo-ekonomik ve politik söyleme değinmeden ve gay,biseksüel kişilerin koprofili gibi fantazilerini ortaya koyarak "faşizmin gerçek yüzünün ortaya çıkarılıcağını" düşünmüyorum.Cümlenin sonundaki anarşistler kavramı zaten evlere şenlik.Hani kim kime ne nerden hesabı.Kaldı ki bu düşünceleri ortaya koyan Sade'ın "Ben bir libertenim,adi suçlu ya da katil değil."gibi bir söylemi varken kendisi Fransız Devrimi yanlısı hatta devrim sonrası yargıçlık yapmış ve ölüm cezası vermediği için bu görevden ayrılmak zorunda bırakılmış biri olmasını düşünürsek;cinsel zevkleri ortaya konan saldırgan,şiddet yanlısı kişiler üstünden faşist rejimin eleştirisini yapmak ki bu rejimin sona ermesinden 30 yıl sonra bana populistlik gibi geldi açıkçası.Gerçek kişilerde görünen seçim(veya fantazi herneyse) buna harmanlayıp ötekileştirmek yaptığı sığ hümanizma atıfının(kızların durumu kabullenememesi,oğlanların hüzünlü bakışları"insanlığın faşizmin altında ezilmesinin gösterilişiydi sanırsam") pek de cesur değildi bence.Sade insanın içindeki hedonist damarı yüceltirken bu film" ya bu ne ya,ıggghy felan"dedirtiyor.Yukarda yazıdığım Sade'ın sözlerinin uzun versiyonu da bu"Evet,ben bir libertenim,itiraf ediyorum,bu konuda akla gelebilecek her şeyi düşündüm;ama düşündüğüm tasarladığım şeyleri elbette yapmadım ve kesinlikle de yapmayacağım.Ben bir libetenim,adi suçlu ya da katil değil"Cesurluk demişken her ne kadar bu filmin yönetmeni öldürülmüşse de(r.i.p) bu kitapları 18.yy 2. yarısı monarşi Fransasında yazmak var i hayatının bilmem kaç yılını hapiste geçirip.Bir öneri:Bize öğretilen sınırları insanı bu film gibi epey zorlayan bir uslupla anlatan Yunan filmi "dogtooth" festival kapsamında izledim altyazı bulunabilinirse izlenesi
tam bir saçmalık
bu küçük beynimin içinde dolaşıyorum ve boş geçen günlerin birbiri üstüne binmesiyle beraber sanırım artık tamamiyle amerikan rüyasına kendimi kaptırmış durumdayım.Hayal kuruyorum, kendimi dizilerdeki insanlarla eşleştiriyorum ve o kocaman egomu bu kadar kolaylıkla alt edip kendimi 25 metrekareye hapsedebiliyorum.Geriçi egolarımızı neyle doyurmak en doğru olan gibi bir soru bile şu an varoluş olarak hatalı.hey sen gerizekalı, sen kendini hangi rüyanın içinde kandırıyorsun??Yoksa insanın tabiatının bu olduğunu kabullendin ve her neyse diyip yoluna devam mı ediyorsun.ben öyle yapıyorum.Ve ölüm denen şeye bikaç adım daha yaklaşırken belki birazdan da ölebileceğimi bildiğim halde sigaramı yakıp, dizimi izlemeye devam ediyorum.Daha asilce bir ego tatminine ulaşana dek şimdilik hoşçakal, dude.
random harfelere atıf
bir takım kafalar yaşandı
ÖTV
Ötv geçiçi bir süre için gelmiş bir vergidir ve hala devam ediyor olması bizim buna hiçbir tepki vermemizden asalak bir düzeneğin üzerimizden işlemesine izin vermemizden ötürüdür.
Ötv 1999 depremin sonrasında geçiçi olarak yürürlüğe konulan yasalarla getirilmiştir ve bir devletin aynı ürünü 2 kez vergilemesi kadar saçma olan bir durum yoktur ayrıca bu duruma başka yerde rastlamak çok güçtür.
Ötv 1999 depremin sonrasında geçiçi olarak yürürlüğe konulan yasalarla getirilmiştir ve bir devletin aynı ürünü 2 kez vergilemesi kadar saçma olan bir durum yoktur ayrıca bu duruma başka yerde rastlamak çok güçtür.
Ötv o kadar sinirlendirirki benim tüketim anlayışımızı saçma bir şekilde ayırmaya devam eder.Bunun yaparken de zengin fakir ayırt etmez.Bazı sektördeki ürünleri fiyatlarına zamlar durmadan gelirken bazı ürünler devlet tarafından zam almaz.Bazılarımızın cebine kelepir az vergili ürünler satışından kazandığı paralar girerken bazılarımız - bizim gibi ögrenci takımı- bir paket sigara alırken zorluk cekıyor cunku
yerli sigaraya uygulanan vergi yuzde 805 ı buluyor.
yerli sigaraya uygulanan vergi yuzde 805 ı buluyor.
Göz boyama amacıyla yapılan bazı ÖTV indirimleri maktu vergilerin artırılması dolasıyla fıyatlara yansıyor.Yuzde otuzlu Ötv indirimlerine gidilip halk kandırılırken yüzde yüzlük maktu vergi zammı uygulanıyor.
Bu ve bunun gibi birçok geçerli nedenden dolayı Ötv T.C vatandaşlarına sırtına vurulmuş bir semerdir.Kendini eşek gibi hissedenleri ayrı tutmak gerekirse eminim herkesin boşu boşuna verdiği paralardan sıkıldığına inanıyorum.Ben sinirlenmeye bile başlamışken insanların hala tepkisiz kalması inanılmaz.
Yeter Artık!
Ötv kaldırılsın.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
