<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165</id><updated>2012-02-06T00:11:51.032+02:00</updated><category term='anne ben romantik oldum'/><category term='alkol tedavisi'/><category term='kaptan'/><category term='harbiden grip lan adam.'/><category term='mübarek'/><category term='ısınma turları'/><category term='panço'/><category term='zoro'/><category term='sıcak'/><category term='abi yenge de erik gibiymiş kütür kütür'/><category term='pipi'/><category term='el elden üstündür'/><category term='sertlestim'/><category term='mori&apos;ye teşekkürler'/><category term='şimdi aklıma geldi'/><category term='falan'/><category term='o yeah or hell no'/><category term='derin başladık yüzeyde bitirdik.'/><category term='bi anda aklıma geldi unutmayım diye koydum'/><category term='cumhur ışın and six boobs'/><category term='adsızların amına koyim'/><category term='sinerji'/><category term='Bu da böyle bi anım işte'/><category term='zoruna mı gitti ne'/><category term='söylendi mi bilmiyorum'/><category term='şemsiye'/><category term='ukuki miyandanda'/><category term='bence biz aşığız'/><category term='adsızlar keshanenin pesinde'/><category term='ekmeğimi bi ona banim'/><category term='bi buna banim.oh oh.'/><category term='kim sildiyse artık'/><category term='taşşak'/><category term='Akrostiş'/><category term='minaki'/><category term='luffy'/><category term='destructive man'/><category term='İfşa'/><category term='penis'/><category term='bende zekiyim'/><category term='yok ederiz'/><category term='çük'/><category term='amo rulez'/><category term='bambi'/><category term='kardeş'/><category term='Seco Was Here yazmış bide'/><category term='Kral Yatılı Ergenliği'/><category term='akıllı olsunlar'/><category term='yarrak'/><category term='sik'/><category term='who says plagiarism is bad for your eloquence?'/><category term='based on a true story'/><category term='Orkun hala sucks'/><category term='çakallık yaptım anlayana o da'/><category term='orkun sucks'/><category term='bayram'/><category term='www.incisozluk.org'/><category term='orjinal'/><category term='tayfa'/><category term='Google Arama ;Orkun. Bunu mu demek istediniz: Sucks'/><category term='Resim:Pieter Bruegel-Kardaki Avcılar'/><category term='final'/><category term='kabataş'/><category term='Çok Kafa Hoca Yeaa'/><category term='sanji'/><category term='sizin ayrı koyim'/><category term='sıçtın mavisi'/><category term='SMILEY FREE BİR YAZI'/><category term='uçkur'/><category term='hocalarla sorunlu'/><category term='bohem'/><category term='lise'/><category term='tavla'/><category term='buluşma'/><category term='kutsal'/><category term='kılex'/><title type='text'>Keşhaneden Hikayeler</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Seco</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04822494434395820710</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9wp_KW0olyE/SY7hpJluitI/AAAAAAAAAAM/XEmEglvqoz4/S220/n1313095457_30235003_1563.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>487</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-4464593011107347664</id><published>2012-02-06T00:06:00.001+02:00</published><updated>2012-02-06T00:07:53.718+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='orjinal'/><title type='text'>İÇERDE</title><content type='html'>Pencere, en iyisi pencere;&lt;br /&gt;Geçen kuşları görürsün hiç olmazsa;&lt;br /&gt;Dört duvarı göreceğine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orhan Veli&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-4464593011107347664?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/4464593011107347664/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2012/02/icerde.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/4464593011107347664'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/4464593011107347664'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2012/02/icerde.html' title='İÇERDE'/><author><name>üzülen surat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00395724786489086028</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_Jei2mUjv9YE/TPvdnrZgxbI/AAAAAAAAACU/JHUWbiI1QN4/S220/1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-2700741221674542366</id><published>2012-02-02T05:57:00.001+02:00</published><updated>2012-02-02T05:57:36.725+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Ocak ayına inat, güneş gökyüzünde son bir umutla parıldıyordu. Bulutların arasından süzülen ışık huzmeleri işletme fakültesindeki öğrencilerin üzerine düşüyor, onlarda tatlı bir mayışmaya sebebiyet veriyordu. Okula sınavlardan önce ders çalışmaya gelmiş, ama kıyafetlerine bakacak olursanız güzellik yarışmasına katılmak üzere olduklarını sandığınız kızlar ve keten pantolon, gömlek, kazak üçlüsünden vazgeçemeyen, İngiliz beyefendilerinden hallice erkekler birbirleriyle derslerden bahsediyorlar, konu birkaç dakika içinde kariyer hedeflerine kayıyor ve bu hedeflere varmak için yapılması gereken şeylerin listesi çıkarılınca muhabbet başa dönüyor, gene dersler hakkında konuşuyorlardı. Öğrencilerin bu tozpembe tutumu, anne babalarına çocuklarının başarılı bir iş hayatı sonunda şirketlerin peşinden koştuğu bir genel müdür veya küçük bir dükkânla başlayan ama yıllar sonra holding sahipliğine kadar yükselen bir iş adamı olacağı hayalini kurduruyordu. İşletmenin insanları, ailelerinden aldıkları bu gazla derslerine daha bir gayretle asılıp en yüksek notları almak için birbirleriyle tatlı bir rekabet içine giriyorlardı. Sınavların ciddiyetine henüz varmamış alt sınıflar, okulun juniorları ise hangi ülkenin kızları daha güzel diye hummalı bir tartışmanın içine girmişti. Sözü her alan bir diğerine en güzel kızların Türk kızları olduğu dip notunu düşerek veriyor, ortamdaki Türk kızları da bu yavşaklığın farkındaymışçasına hafiften sitem ederek gülüyorlardı. O sırada kampüsten içeri bir öğrenci daha girdi. Elinden hiç düşürmediği şemsiyesinden destek alarak, insanın kanını donduran bu samimiyetsiz ortamdaki sahte arkadaşlık bağlarını koparırcasına hızla yürüdü. Son finaline girmek için gelmişti okula. Sonra, niye öyle yaptı hiç bilmiyorum, cebindeki paralara baktı. Bir an düşündükten sonra tekrar cebine koydu onları. Hepsi yirmi beş liraydı. Usulca açtı binanın kapısını, merdivenleri çıkmaya başladı. Bir dakika sonra ikinci kattaydı. Sınav başlamak üzereydi. Sınıfa doğru yürümeye başladı. Duvarları boyayan işçiler onu görmemişti. Yanındaki kızlara yavşayan eleman da görmemişti. Pek samimi olmadığı arkadaşı bile ona bakmış, fakat görmemişti. Sınıfın kapısını iki kere çaldıktan sonra açtı. İki adımda bir şemsiyesini yere vurarak, ağır ağır girdi içeri. Sınav başlayalı birkaç dakika olmuş olmalıydı. Öğretmen olacak lavuk, yüzüne bakmadan bir kağıt uzatıp oturmasını işaret etti. Öncesinde heyecandan titreyen elleri, gördüğü bu muamele karşısında sinirden kaskatı kesildi. Yüreğinde tereddüt namına hiçbir şey kalmamıştı artık. Kalbi bütün vücuduna öfke pompalıyor, gördüğü insanlardan, onların seslerinden, kokularından, bu okulun havasından tiksiniyordu. Yıllardır içinde biriktirdiği nefreti kusma günüydü bugün. Öğretmenim diye geçinen bu hıyar kendisiyle o kadar ilgilenmiyordu ki kağıdı uzattığı eli hala havada bekliyordu ama o bunun farkında değildi. Beriki sımsıkı tuttuğu şemsiyesini kaldırıp var gücüyle bu tıknaz ele vurdu. Hemen ardından paltosunun cebinde sakladığı altıpatlarını çıkarıp sınavı bekleyen koyunlara doğrulttu. Sonunda bir nebze de olsa dikkatleri üzerine çekmeyi başarabilmişti. Kalabalıktan gelen sağır edici sessizliği bozmak için bağırdı: “Sikerim sınavını, ben bırakıyorum okulu!” Öğretmen denen denyo olanca görmüş-geçirmişliğiyle “Neden böyle yaptığını biliyorum evlat, sakin ol” dedi. Bizimki, ulan ben ne yaptığımı bilmiyorum sen niyesini nasıl biliyorsun, diye geçirdi içinden belli belirsiz. Yaptığının bir nedeni olması gerektiğini ilk kez orada düşündü. Demek ki bütün bu olanlar, bütün yaşadıkları, hissettikleri boşuna değildi. Ortada bir neden vardı ve bu o kadar barizdi ki öğretmen olduğunu zanneden şu deniz anası bile bunun farkındaydı. Düşündü. Vücudu huzursuzca kıpırdandı. Ve sonunda içinden geçenleri sesli bir şekilde kendine itiraf etti: “Oğlum ben aslında zenne olmak istiyordum. Bi baksanıza güzel dans ediyor muyum.”&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-2700741221674542366?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/2700741221674542366/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2012/02/ocak-ayna-inat-gunes-gokyuzunde-son-bir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/2700741221674542366'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/2700741221674542366'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2012/02/ocak-ayna-inat-gunes-gokyuzunde-son-bir.html' title=''/><author><name>artiz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02437983660674319924</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-8153320040431089073</id><published>2012-01-27T01:37:00.007+02:00</published><updated>2012-02-06T00:11:51.048+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ısınma turları'/><title type='text'>Cevabını Duymaya Korktuğumuz Sorular</title><content type='html'>Kol saatine uzandı. Kol saatine gereksiz bir kıymet verdiğini düşünürdü herkes. Biraz süzdükten sonra koluna takarken, &lt;blockquote&gt;eğer bir gün beni anlatan bir yazı yazılırsa ilk iki kelimesi "kol saati" olsun isterim.&lt;/blockquote&gt; diye düşündü. Erkenden hazırlanmaya başladığı iyi olmuştu. Böylece duşta bolca vakit geçirebilmiş ve şimdi çırılçıplak durmuş kol saatine bakıyordur. Bu hep böyle olmuştu ve hiç bir zaman yadırgamamıştı giysilerinden önce kol saatini takmayı.&lt;br /&gt;Elini attığı her işte başarılı olduğu herkesce aşikar olan bu adam bir tek zaman ve aşk işlerine dokunmamıştı. Aşk kendisine hiç birşey ifade etmemişti henüz, zaman ise fazla ilahi geliyordu kafa yormak için. Bu ikisinin hayatındaki boşluğunu kol saati dolduruyordu işte. Anlamsız biçimde onu severken gelip geçmesini seyrediyordu. Zaten aldığı duyumlara göre de doğru yapıyordu.&lt;br /&gt;Üstünü giyinmeye başladı yavaşça, her zaman olduğu gibi yine bir iş toplantısı için hazırlanıyordu ve ne giymesi gerektiğini çok iyi biliyordu. Müşterisi olduğu kuru temizleme firması gerçekten kıymetini iyi biliyordu ve hizmette kusur etmiyorlardı. İki gün önceden bu iş için seçtiği giysileri hazırlayıp göndermişti ve bu sabah tam vaktinde elindeydiler. Giyindi ve çıktı.&lt;br /&gt;Her zamanki güzel arabası, aynı yollar, iş yeri, toplantı odası, yüzler ve sonuç. Hepsi de aynıydı. Gününü güzel kılan tek şey bile aynıydı: kol saati. Onu yakından tanıyanlar zamanla bu hastalıklı kol saati sevdası yüzünden onun hasta olduğunu düşünüp, bir uzmanla görüşmesini tavsiye ederek yavaş yavaş silinmişlerdi hayatından. Geri kalanlar bir elin parmaklarını geçip geçmediği bile muallaktı ki kimlerin kalıp kimlerin gittiğini bilmiyordu. Aklına gelen isimler çocukluğunun, öğrencilik hayatının birer anıları gibiydi ki bu isimlerin hepsi çıkmıştı hayatından artık. Onlar giderken götürdükleri zamana bakmıştı kol saatinden. Başlarda benzerliği farkedememişti ama kol saatine olan saplantısının farkına vardıkça durumun o kadar da garip olmadığını düşünmüştü. Bu insanlar bazen yeni bir arkadaş bazense bir sevgili sayesinde çıkmışlardı hayatlarından, daha sonra araları bozulunca geri dönmüşlerdi tabi. Ne giderken ne de döndüklerinde onlara sitem etmişti. Bu çok sıkça rastlanılan birşeydi ve bu tür davranışlarla mücadele etmek yerine onları kabullenmek ve ayak uydurmak daha akıllıca gelmişti. Ancak aynı davranışı kendisi yaptığında kızılacağını düşündü çünkü bencilce bir davranış olduğu gün gibi ortadaydı. Kendisi kol saatine aynı ilgiyi gösterince bunun temelli bir ayrılık olacağı hiç aklına gelmemişti, ama gelse bile sorun olacak değildi. O bir yola çıktığında yolun zorluklarının olacağını ve kaybedeceklerini göze almaya alışıktı. Kol saatinin avantajı olduğunu bile düşünmekteydi böyle durumlarda. Terkedilme, kandırılma, aldatılma gibi kasıtlı durumlar imkansızdı. Bir kol saatinin size ne kastı olabilirdi ki? Hatalarda insana özgü durumlardı ve bunlardan da soyutlamıştı böylece. Hoşuna gitmeyen bir durum olma ihtimali azdı; görünüşünü zaten beğendiği saati ancak durabilir ya da yavaşlayabilirdi. Çözümü ise bunu bilmekten daha basitti: pili değiştir. Halbuki bir insanla uğraşmanın sıkıntısı akıl almaz boyutlara varabilirdi. Düzeltmeye uğraşması bir dertken başarısız olma ihtimali yüksek, kabul etmeye çalışması ayrı dertken üzüntü kaçınılmazdı. Tercih artık yapılmıştı.&lt;br /&gt;Gerçekçi yapısının O'nun en önde gelen özelliği olduğu pek az kişice bilinen bir gerçekti. Gerçekçiliği uç seviyelerde yaşadığından dışarıya pek uçarı, hayalci görünmesi garipsenecek birşeydi işte. Oysa kimse üzerinde durmaya bile değer görmeyip geçmişti. Acaba bu hayatta kimse kendisine gerçekten değer vermiş miydi? Vermemiş olsa ne olurdu ki? Bunu düşünmeninde bir anlamı yoktu. Mutlu olmaya ihtiyacı yoktu ancak bu sorunun cevabı onu üzebilirdi de.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-8153320040431089073?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/8153320040431089073/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2012/01/cevabn-duymaya-korktugumuz-sorular.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/8153320040431089073'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/8153320040431089073'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2012/01/cevabn-duymaya-korktugumuz-sorular.html' title='Cevabını Duymaya Korktuğumuz Sorular'/><author><name>üzülen surat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00395724786489086028</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_Jei2mUjv9YE/TPvdnrZgxbI/AAAAAAAAACU/JHUWbiI1QN4/S220/1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-6206427470514839552</id><published>2011-12-21T00:56:00.002+02:00</published><updated>2011-12-21T01:41:18.328+02:00</updated><title type='text'>Beylikdüzü Kanatlarımın Altında</title><content type='html'>"Bu kitapta anlatılan bütün olaylar doğrudur. Ancak hiçbiri henüz gerçekleşmemiştir".&lt;br /&gt;Murat Menteş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abilerim ablalarım ve de pek kıymetli kardeşlerim. Geçen gün halı saha maçından sonra Deniz başganla Taksim'de bira içiyorkene masamıza, inanır mısınız, 3 adet "yabancı" hatun geldi. Maçtan çıkıp direktman Taksim'e gittiğimizden dolayısıyla inanılmaz pis kokuyorduk. Alkolü de vücudumuza zerk ettiğimiz için hafiften sarhoş olmaya başlamış, son derece leş insanlar olup çıkmıştık. Gece hayatında "ikimize üçünüz" gibi bir kombinasyon icat olunmadığı için de, muhabbetimiz taksim sınırlarında sınırlı kaldı. +18 fantezi dünyalarını genişletmek isteyen okurlar DNS ayarlarını değiştirmekle uğraşabilirler. Neyse işte, yabancılarla beraber raki'yi ve şiş kebab'ı övdükten sonra konu İstanbul'un eşsiz boğaz manzarasına geldi. Tabi durum böyle olunca biz de cümlelerimizin arasına liseyi Kabataş'ta okuduğumuz bilgisini sıkıştırmadan edemedik. Ve en az iki yatılının bulunduğu bir ortamda Kabataş kelimesini takriben otomatikman açılan yatakhane muhabbetini de ilk kez es geçmiş bulunduk. Anılarımızı, sanki her sabah iPod'dan klasik müzik dinleyip boğaza bakarak kahvaltı ediyormuş ve arada bir de boğaz havasını içimize içimize çekiyormuşçasına değiştirip, o şekilde anlattık. Geçmişimizi fütursuzca silip atmanın verdiği ızdırabı ise küçücük ve acınası umutlarımız yüzünden sineye çektik. Biz böyle coştukça coşarken fark etmeden de olsa yarattığımız insan profilinin alt yapısında denizsiz bir hayatın düşünülemez olduğu fikrini doğuruyorduk. Bu durumu yabancı kızlar da fark etmiş olacaklar ki "Siz şimdi nerede oturuyorsunuz?" sorusunu yönelttiler. Deniz belli belirsiz, öksürükle karışık bir "Halkalıeağh" dedi. Bense, başka ortamlarda Esenyurt'ta oturduğumu gururla söyleyen bense, başımı öne eğip "Beylikdüzü" diye fısıldadım. Bizden Sarıyer, olmadı Ortaköy, hiç olmadı Üsküdar cevabı bekleyen kızlar burun kıvırdı, omuz silkti ve gözlerini devirdi. Ben hemen bu noktada haneme +1 puan yazdırıp Deniz'in önüne geçmek için "Aslında ailem Beylikdüzü'nde oturuyor, ben Mecidiyeköy'de oturuyorum" dedim. Ulan bari yalan söyle, Mecidiyeköy ne! Yeterli etkiyi yaratamadığımı fark edince "Ama Beşiktaş'ta oturan arkadaşlar var, arada onlara kalmaya gidiyorum. Orada da deniz manzarası var" dedim. Gene olmayınca son bir umutla "Beşiktaş Mecidiyeköy'den tek otobüs" diye ekledim. Ama işte olmayınca olmuyormuş demek ki. Kızlardan biri "Neden sahil şeridinde bir evde oturmuyorsunuz ki?" diye sordu. İngilizce konuşuyoruz tabi. "Oralarda manzara mükkemmel (perfecto)." Hay sikeyim ne boğaz manzarasıymış arkadaş! Kaç yıl oldu ben Kabataş'tan ayrılalı, hiç özlemedim deniz havasını. Benim derdim niye bu kızları gerdi ki şimdi. Deniz tabi anarşist, daha fazla dayanamadı ve haykırdı: "Ulan bizim aklımıza gelmiyor mu Sarıyer'de oturmak, akşamları rakı balık için restorana gitmek, arabayı park etmesi için valeye 10 lira bahşiş vermek!" Deniz, dostum, hayallerinde bile bahşiş olarak 10 lira veriyorsun. Versene 50 lira, cebinden mi çıkıyor? Ama Deniz bunları düşünecek durumda değildi. "Biz de mi çalıp çırpalım! Orada oturanlar o evleri bileklerinin hakkıyla, alınlarının teriyle mi aldılar sanıyorsunuz! Onlar suskun, onlar hayın, onlar çıyansı!" Çıyansıyı İngilizce nasıl söyledi şu an tam hatırlayamıyorum ama önemli olan da bu değil zaten. Güzel yerden yakalamıştı Deniz. Ne yapalımdı yani. Bir burjuva edasıyla deniz olmadan yaşayamam triplerine mi girmeliydik. Sikerimdi böyle işi. Hem bozkır havası zordur, zor insanlar yaratır. Bir devrim çıkacaksa bu topraklardan çıkacaktır şüphesiz. Tabi yabancının pek umurunda olmayan şeyler bunlar. Konuyu "Bir Zamanlar Anadolu'da"'nın çok güzel bir film olduğu fikrinde uzlaşarak kapattık. yabancılar gene anlamadı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-6206427470514839552?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/6206427470514839552/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/12/beylikduzu-kanatlarmn-altnda.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/6206427470514839552'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/6206427470514839552'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/12/beylikduzu-kanatlarmn-altnda.html' title='Beylikdüzü Kanatlarımın Altında'/><author><name>artiz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02437983660674319924</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-3542712923330755205</id><published>2011-11-18T16:27:00.005+02:00</published><updated>2011-11-19T18:19:26.178+02:00</updated><title type='text'>Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-RF5vbhmySnM/TsZseG6NRTI/AAAAAAAAAHY/fX8T3OPkCFk/s1600/313339_190118144392901_141835355887847_470235_2048262752_n.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 222px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-RF5vbhmySnM/TsZseG6NRTI/AAAAAAAAAHY/fX8T3OPkCFk/s320/313339_190118144392901_141835355887847_470235_2048262752_n.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5676343644853716274" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-NNx7C7Az8ZM/TsZsGXjrKGI/AAAAAAAAAHM/vNZxIgRhXM0/s1600/296463_181414341929948_141835355887847_444387_7799687_n.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 222px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-NNx7C7Az8ZM/TsZsGXjrKGI/AAAAAAAAAHM/vNZxIgRhXM0/s320/296463_181414341929948_141835355887847_444387_7799687_n.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5676343237005748322" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-75-qEHTDhUI/TsZr5Vl0tFI/AAAAAAAAAHA/hQ_ubpcxtkg/s1600/307561_186177081453674_141835355887847_459044_8381054_n.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 222px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-75-qEHTDhUI/TsZr5Vl0tFI/AAAAAAAAAHA/hQ_ubpcxtkg/s320/307561_186177081453674_141835355887847_459044_8381054_n.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5676343013139592274" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-0JSlqVwlbGY/TsZruR1weCI/AAAAAAAAAG0/P2eqDHN1zYc/s1600/312195_192212810850101_141835355887847_477690_1969448858_n.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 222px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-0JSlqVwlbGY/TsZruR1weCI/AAAAAAAAAG0/P2eqDHN1zYc/s320/312195_192212810850101_141835355887847_477690_1969448858_n.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5676342823154120738" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;u&gt;&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;u&gt;&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;u&gt;Alenen propaganda yapıyorum.Bu filme gidin!&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-3542712923330755205?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/3542712923330755205/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/11/celal-tan-ve-ailesinin-asr-ackl.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/3542712923330755205'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/3542712923330755205'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/11/celal-tan-ve-ailesinin-asr-ackl.html' title='Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi'/><author><name>Seco</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04822494434395820710</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9wp_KW0olyE/SY7hpJluitI/AAAAAAAAAAM/XEmEglvqoz4/S220/n1313095457_30235003_1563.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-RF5vbhmySnM/TsZseG6NRTI/AAAAAAAAAHY/fX8T3OPkCFk/s72-c/313339_190118144392901_141835355887847_470235_2048262752_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-4166976478380166083</id><published>2011-11-17T22:48:00.002+02:00</published><updated>2011-11-17T23:05:41.263+02:00</updated><title type='text'>Stranger Than Fiction</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://ia.media-imdb.com/images/M/MV5BMTY5MjA3MTY2Ml5BMl5BanBnXkFtZTcwNTMzNzYzMw@@._V1._SY317_.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 213px; height: 317px;" src="http://ia.media-imdb.com/images/M/MV5BMTY5MjA3MTY2Ml5BMl5BanBnXkFtZTcwNTMzNzYzMw@@._V1._SY317_.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;gayet sıradan bir film izleyin demiyorum ama izlerseniz diye ya da hali hazırda izlemiş olanlar için bişeyler söyleycem, onaylanmaya ihtiyacım var&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NOT: İZLEMEMİŞ OLANLAR İÇİN SPOİLER GELİYOR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi şöyle ki filmin ana kurgusu ana karakterin ölecek olması üzerine kurulu olduğundan, kaderin kaçınılmaz olduğundan falan bahsediyor. adamımız bir roman karakteri olduğundan onun kaderini de yazar yazıyor. tamam adamın ölmeyeceği tahmin edilebilirdi ama olaya bütün pencereden baktığımızda asıl "master piece" bu adamın kendini ölümden kurtarmak için yazarı öldürmesiyle gerçekleşeceği geldi aklıma. sonuçta kadın bütün romanlarında baş karakterleri öldürmüş ve bu adam da ölecek, ölmemek için o kadını öldürebilirdi. hem bizim izlediğimiz film olduğundan(roman değil) ana karakterimiz roman yazarı olurdu ve çelişkiler ortadan kalkmaz mıydı?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-4166976478380166083?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/4166976478380166083/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/11/stranger-than-fiction.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/4166976478380166083'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/4166976478380166083'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/11/stranger-than-fiction.html' title='Stranger Than Fiction'/><author><name>üzülen surat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00395724786489086028</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_Jei2mUjv9YE/TPvdnrZgxbI/AAAAAAAAACU/JHUWbiI1QN4/S220/1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-7149848411910544775</id><published>2011-11-16T03:16:00.002+02:00</published><updated>2011-11-16T03:38:46.029+02:00</updated><title type='text'>Kafamın İçinde Dolanıyorlar</title><content type='html'>İçimden geldi girdim bloga şöyle bir göz attım kimse alınmasın uzun yazıları okuyacak kadar vaktim yok. Yok 1i yok 2si zaten yatakhanede panoya asılan uzun yazıları da okumazdım. Ama bu ne çelişkidir bilinmez benim yazdıklarımı okuyun isterim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben müneccim değilim içinizden ne geçiyor bilemem ama benim içimden geçenleri dökebilirim buraya. Armut, şeftali ve lahana işte içimden geçenler diye de saçmalamayacam. Ama böyle laf kalabalığı yapmaya devam edersem asıl anlatmak istediğime gelemeyecem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlatacağım öykünün bir kahramanı var o da insan değil. Ne olduğu bile belli değil. Üstelik en büyük düşmanı da alkol. İki dubleyi vurdun mu kafaya hemen ortalardan kaybolur. Alkol gitti mi yine başımda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet başımda başımın tam içinde. Dolanıyor sürekli olarak. Anlamaya çalışıyorum bana ne demek istediğini bana ne anlatmaya ne göstermeye hatta hatta ne öğretmeye çalıştığını anlamak istiyorum ama olmuyor. Sadece geziniyor kafamın içine. Dur durak bilmiyor dolanıyor ordan oraya bazen kafamı kesip kurtulasım geliyor ama her zaman daha kolayına kaçıyorum. Kafamı keseceğime iki duble ile onun sesini kesiyorum. O sıralarda yani o sustuğu artık kafamın içinde dolanmadığı zamanlarda kendime kulak kabartıyorum. Fakat kendi iç sesimi duyacak kadar da ayık olmuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derken alkol gidiyor o yine geliyor. Konuyor kafamın içine ak desem ak değil kara desem bir bakıma. Biliyorum bana bir şey anlatacak. Ne anlatacağını da biliyorum aslında ama ne yapayım. Dayanamıyorum, ağlıyorum. Kabullenemiyorum o orda yokmuş kafamın içinde hiçbir şey yokmuş gibi davranıyorum. Sadece susuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadar kendimden uzaklara attım ki bazı şeyleri gelip beni bulamayacaklarını sandım. Oysa onlar sadece kafamın içindeler ve her gün istisnasız her gün dolanıyorlar ve bana hatırlatmaya çalışıyorlar hatırlamak istemediklerimi ve cevap istiyorlar altından kalkamayacağım sorulara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar daha dayanabilirim bilmiyorum. Belki alkolüm olduğu sürece, kim bilir belki de teslim olma zamanım gelmiştir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-7149848411910544775?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/7149848411910544775/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/11/kafamn-icinde-dolanyorlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/7149848411910544775'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/7149848411910544775'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/11/kafamn-icinde-dolanyorlar.html' title='Kafamın İçinde Dolanıyorlar'/><author><name>Acılı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-6254752818784026684</id><published>2011-11-12T02:36:00.003+02:00</published><updated>2011-11-12T03:03:31.137+02:00</updated><title type='text'>Daha önce hiç paylaşmadığım bir sır...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-Dhr0HfXFF8g/Tr3FiLBh2RI/AAAAAAAAAGQ/ds8m2LujvWY/s1600/osuruk-bocegi_143020.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-Dhr0HfXFF8g/Tr3FiLBh2RI/AAAAAAAAAGQ/ds8m2LujvWY/s320/osuruk-bocegi_143020.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5673908296422119698" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu gözlemimi itiraf edemeden duramıycam...İçim içimi yiyo...Gerçek bir bilim insanı olabilirim şuan...Bu sır sadece benim değil hayatın sırrı olabilir, gelecek nesillere inanılmaz parlaktıkta bir ışık tutabilir.Açıklıyorum:&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bazı böcekler teleport olabiliyor gençler...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çok doğru...Komik kişisel bi sırrımı bekliyodunuz veya daha farklı bi gözlem bekliyodunuz ama beklediğiniz kesinlikle bu değildi di mi? Ters köşedesiniz kontrpiledesiniz, evet siz de farkına vardınız..." Abi ben tam olarak bunu bekliyodum" diyen birinin çıkması ihtimali- şuan buna inat 'ben bekliyodum harbiden' diyenler hariç- tam olarak  % 0,0004...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse gelelim böceklere...Bazıları, hepsi değil yanlış olmasın teleport olabiliyor...Bariz...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bi kelebek bi arı bi karınca olamıyo mesela...Sinek sksen olamaz zaten amaçsız amaçsız uçuyo.Ama bazı böcekler var ki...Ne uçabiliyo ne tırmanabiliyo ne zıplayabiliyo onu geçtim hızlı yürüyemiyo bile...ama gel gelelim 1-2 dk önce tavanda veya duvarda yoklarken - ki tavan ve duvarları gözlemlemedeki yeteneğim çok bilinir- bir anda orda bitiveriyolar...İnanılmaz!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hayır şimdi sinek konar, örümcek tırmanır, kelebek uçar, zıplayan bi böcek vardı yazın Ozan Bey bilir sırt üstü çevirince zıplayıp düzeliyo...Bu da iyi bi özellik bak süper kahraman olsan düşünsene sırt üstü yatınca bi zıplıyosun boyunun 10 katı kadar...Şahane! Neyse bu saçma böcek bile duvara mantıklı bi şekilde tüneyebilir.Ama bahsettiğim böcekler bunların hiçbirini yapamıyo...Yani 5 katlı bi binaya gelip hiç oralarda yokken birden oralarda bitivermek her babayiğidin harcı değil...Hadi diyelim bu böcek yerde falandı...Ya diyorum size o kadar yavaş bi böcek ki yarım saat bıraksan hatta önüne düz çizgi çekip arkasından kovalatsan yerden o yüksekliğe tırmanamaz...ki şöyle bişey de var duvardan alıyosun mesela tekrar bırakıyosun tutunamıyo düşüyo mal...Ben buna bi açıklama getiremedim ve 3 teori sundum ortaya.1- Bu böceklerin o duvarlarda yumurtası var.Yumurtadan çıktıkları gibi birden çok büyüyolar (işaret parmağının ucu kadar da büyükler ayıptır söylemesi)...yani patlamış mısır gibi...2- bunları başka uçabilen böcekler geçerken bırakıveriyolar o tavana falan... 3- teleport...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bunların hepsi güzel yetenekler bu arada: hemen doğup büyüme, böcek halinle otostop yeteneği, teleport&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;En mantıklısı teleport gibi geldi...Ben de bazı böceklerin teleport olayını çözdüğüne ikna oldum.İşte görüntüsü de resimde paylaştığım gibi bişey. Gözlemlerim devam edecek...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-6254752818784026684?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/6254752818784026684/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/11/daha-once-hic-paylasmadgm-bir-sr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/6254752818784026684'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/6254752818784026684'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/11/daha-once-hic-paylasmadgm-bir-sr.html' title='Daha önce hiç paylaşmadığım bir sır...'/><author><name>petro...</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15545082838650728335</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-uCL7Wa6jZhw/TaMqmP_9DJI/AAAAAAAAAD0/15k-nky55eQ/s220/IMGP5621.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-Dhr0HfXFF8g/Tr3FiLBh2RI/AAAAAAAAAGQ/ds8m2LujvWY/s72-c/osuruk-bocegi_143020.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-4892953915161398911</id><published>2011-11-03T22:47:00.001+02:00</published><updated>2011-11-03T22:49:39.466+02:00</updated><title type='text'>benzemiyor diyen yalan söyler!!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://d24w6bsrhbeh9d.cloudfront.net/photo/470349_700b.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 500px; height: 474px;" src="http://d24w6bsrhbeh9d.cloudfront.net/photo/470349_700b.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;orjinal linki: http://9gag.com/gag/470349&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-4892953915161398911?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/4892953915161398911/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/11/benzemiyor-diyen-yalan-soyler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/4892953915161398911'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/4892953915161398911'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/11/benzemiyor-diyen-yalan-soyler.html' title='benzemiyor diyen yalan söyler!!'/><author><name>üzülen surat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00395724786489086028</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_Jei2mUjv9YE/TPvdnrZgxbI/AAAAAAAAACU/JHUWbiI1QN4/S220/1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-6097700933916849002</id><published>2011-11-01T19:14:00.002+02:00</published><updated>2011-11-01T19:17:55.210+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bu da böyle bi anım işte'/><title type='text'>Mini Polisiye</title><content type='html'>Elimde bardakla mutfağa girdim, çay tazelicek adaşa su götürcektim. Çay bardağını tezgahtaki diğer bardakların yanına bıraktıktan sonra raftan başka bardak alıp su doldurdum. Çay bardağına uzanacağım sırada hangisinin benim bardağım olduğunu anlamak için yeterince dikkatli bırakmadığımı farkettim. Ama geçen zaman henüz izleri silmek için yeterli değildi. Ben de bardakları kontrol ettim sıcak olan benimki olmalıydı. Kimisini elle kontrol ettim; kimisinin dibini içerek ısılarına baktım. Ve işte benimkini bulmuştum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-6097700933916849002?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/6097700933916849002/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/11/mini-polisiye.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/6097700933916849002'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/6097700933916849002'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/11/mini-polisiye.html' title='Mini Polisiye'/><author><name>üzülen surat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00395724786489086028</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_Jei2mUjv9YE/TPvdnrZgxbI/AAAAAAAAACU/JHUWbiI1QN4/S220/1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-2282766890255416714</id><published>2011-10-29T15:32:00.006+03:00</published><updated>2011-11-03T20:02:54.898+02:00</updated><title type='text'>Querido Diario-II</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu sabah çadırımın yanında hazırlanan Adrian ve Rafael'in sesleriyle uyandım. Hava ıslak toprak kokuyordu ve insanın uyudukça uyuyası geliyordu.Ancak kalkmam gerektiğini hissettim.Çantamdan yeni bir çift çorap çıkarıp giydim.Yeni çorapların bende yarattığı olumlu havayla yüzümde hafif bir gülümsemeyle çadırdan dışarı çıktım.Adrian ve Rafael sırt çantalarını çadırımın yanındaki sandığın üzerine koymuşlar ve hazırlanıyorlardı.Diğer yandan Ramiro,neredeyse hiç nefes almadan onlara talimatlar veriyordu.Bana kalkma hissini veren şeyin ne olduğunu o an anladım.Ramiro onlara hedefimizin yaklaştığı zaman adamlardan birisinin onları sessizce takip etmesini,diğerinin ise gerekirse çantasını da bırakarak var gücüyle bize haber vermesi için buraya dönmesini söyledi.İki adam birbirine baktı.Kimin bu işi üstleneceği konusunda kararsız görünüyorlardı, ama yine de sessiz kaldılar.Onlara günaydın dedim,karşılığında baş sallamakla yetindiler.Direnişe katılmadan önce aldığım sigara kartonunun son paketini bulmak için elimi cebimde attım.Sadece beş sigara kalmıştı ve onlar da önceki yağmurdan dolayı bayaa hırpalanan paketin içinde nemlenmişlerdi.Üç tanesini çıkardım,ikisini keşif ekibine uzattıktan sonra diğerini dudaklarımın arasına yerleştirdim.Rafael'e ne düşündüğünü sordum.Rafael sigarasından derin bir ilk nefes aldıktan sonra bu işin altından Adrian'la beraber kalkabileceklerini söyledi ama yine de atlarının olmasını tercih ettiğini de lafının sonuna ekledi.Kendinden emin görünüyordu.Böyle olması hoşuma gitti.Hiç şüphesiz aramızda korkaklar vardı,daha doğrusu hepimizin korktuğu şeyler vardı,fakat şimdiye kadar bir korkuyla yüzleşmemiş olmak diğerlerinin korkularını açığa çıkarmamasını sağlıyordu.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Adrian Ramiro'nun her söylediği cümlenin sonunda başını sallayarak anladığının onayını veriyor,hiçbir talimatı kaçırmamaya dikkat ediyordu.Ramiro ona hedefimizin kaç kişiyle ve neyin üstünde veya içinde gezdiklerini tek tek not almasını istedi.Ayrıca geçtikleri yolların da bri haritasını çıkarmasını da söyledi.Adamı yerine varmadan önce halletmemiz ve bu çok tehlikeli yerden bir an önce gitmemiz için onların rolünün çok kritik olduğunu bir hatırlattı.Bütün söyleyecekleri bittikten sonra onlara  güvendiğini göstermek için omzuna orta şiddette vurdu.Rafael gitmesi gerektiği için sigarasını yere attı ve bana yine de atları olmasını tercih ettiğini söyleyerek veda etti.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Rafael her ne kadar atlar konusunda bu kadar ısrarcı olsa da ben bunun iyi bir fikir olduğunu düşünmüyorum.Çünkü bir kere mevzilendiğimiz alanın etrafında ne olduğunu tam olarak bilemiyoruz.Düşman hattının ilerisinde olmanın en büyük dezavantajlarından biri bu olsa gerek.Çok sınırlı hareket edebiliyoruz ve etraftaki kamplardan olası bir ziyarette ne yapacağımız konusunda hiçbir fikrimiz yok.Ormanın dışarısında mutlaka bir karakol olduğu konusunda ise hepimiz hemfikiriz.Yani buralarda at sürmek,birileri tarafından açıkça görülme riskini son derece artırırdı.Yayan bir şekilde keşfe çıkmak ise bu riski biraz olsun azaltabilir.Ormanda olmamızın başka iyi yönleri de var aynı zamanda.Hedefimiz olan adamın ormanın 5-10 km uzağındaki kasaba üzerinden ana yola çıkıp birliğine gitme fikrinden vazgeçip ormanın içindeki patikadan geçmesi aslında bir bakıma bizim işimizi kolaylaştırmıştı.Böylece kasabaya girmemize ve düşmanla olası bir çatışma çıkmasına gerek kalmamıştı.Şimdi bu operasyonda avantajlı olan bizleriz. Üstünde bulunduğumuz tepe  yüksek olmakla birlikte uzun yeşil otlarla ve ağaçlarla örtülü.Yani biz dışarıdan gelenleri göremiyoruz ama dışarıdakiler de içeridekileri göremiyorlar.Şartların lehte veya aleyhte olduğunu gerçekten belirleyecek olan ise bizleriz.Bizler ve inançlarımız.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ekmek arası peynir ve dün akşamdan kalma şarapla kahvaltıyı geçiştirdikten sonra Ramiro silahlarımızı temizlememizi ve operasyonda gerekecek bütün teçhizatın kontrol edilmesini söyledi.Önce tabancamı temizlemek üzere çadırın içinden yeşil,eski ama temiz görünen bir bez buldum.Aletin parçalarını söküp teker teker yavaşça yağladım ve geri taktım. Colt marka tabanca yağlandıktan  ve temizlendikten sonra gri bulutların arasından kaçak yapan güneş ışığıyla parlamaya başladı.Çok sevdiğim bir silahtı bu.Hiç tutukluk yapmazdı ve elime tam otururdu. Dengesi de yerindeydi.Asıl önemli unsuru ise bana direniş başlamadan önce üniversitedeyken çok değer verdiğim bir arkadaşım tarafından verilmiş olmasıydı.Tabancayla işim bittikten sonra sıra tüfeğime geldi.O sırada Jose yanıma geldi.Bütün gün yapılan bu boş işlerden sıkıldığını söyledi ve tüfeğini burada temizleyebilmek için benden izin istedi.Kafamı sallayarak evet dedikten sonra ise dün akşamdan yarım kalan(ve alsa bitmeyecekmiş gibi görünen)hikayesine devam etti.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Garip bir çocuktu Jose.Şimdi onu karşımda görmesem asla onun direnişe katılacağını düşünmezdim,hele ki bizim safımızda.Gayet hayat dolu,gününü yaşayan biri gibi geliyordu insanın gözüne ilk başta.Bir anda yoğun bir şekilde aklımı onun neden bu savaşa katıldığı sorusu kapladı.Çalıştığı barın sahibi olan çaçaron kadının arkasından uzun uzun söverken sözünü kesip merakımı gidermeye çalıştım.Önce biraz durakladı,usturuplu bir cevap aramaya başladı.Biraz zaman kazanmak için baştan aldı.Öksüz bir çocuk olduğunu,yıllarını kendisini tapasında bulan yaşlı adamın yanında geçirdiğini söyledi.Alvaras küçük bir yerdi,herkes birbirini tanırdı.Bu da oranın dedikodusu çok bir yer olduğu anlamına geliyordu aynı zamanda.Bütün çocukluk zamanını kocakarıların fısıltılarıyla çevrilmiş olarak geçirmenin sıkıntısından bahsetti.Kasabaya doğumundan kısa bir süre önce gelmiş,karnı burnunda bir genç kadından konuşuyordu insanlar.Çocuğun babasının bu kasabadan genç,yaşlı fark etmeksizin biri olabileceği lafları herkesin ağzına sakız olmuş,evli kadınlar kocalarına küsmüşlerdi.Daha sonraları ise kadını hamile bırakanın yüksek düzeyde bir bürokrat ya da asker olduğu söylentisi dolanmaya başlamıştı.Kadının oraya gelişi,nadiren gerçekleşen bereketli bir mevsime denk geldiği için insanlar bu geldiği andan itibaren istenmeyen misafiri yıllarca unutamamışlardı.Kadın pek çok insandan yardım istemiş,fakat herkes ona yüz çevirmişti.En son barının masasında uyuyakalan kadını bar sahibi yaşlı bir adam işe almış,orada çalışması karşılığında kadına yiyecek ve kalacak yer sağlamıştı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Barın sahibi adam,Alfonso,tüm hayatını bekar geçirmiş,insanlarla ilişkilerini ticari zemin üzerinden kurarak yaşamıştı.Bu nedenle kadını işe aldıktan sonra bu kez çocuğun kendisinden olduğu söylentilerine hiç kulak asmamış,ayıplayıcı bakışları görmezden gelmişti.Yağmur mevsiminin sonuna doğru kadın barın arkasında yattığı yerde kendi kendine doğurmuş,gök gürültüsü seslerinden başka bir şey duyamayan üst kattaki Alfonso'ya fark ettirmeden kaçmıştı.Uzun yıllar kimseyle yakınlaşmaya tenezzül etmemiş bir adam,yeni doğmuş bir çocukla baş başa kalıvermişti aniden.Alfonso hiçbir zaman baba olmayı düşünmemişti,bu konuda da son derece dirayetliydi.Jose ile de bu nedenle aile olamamıştı.Ona biraz büyüyene kadar bakmıştı,daha sonra borçlarını ödemek üzere yamak olarak işe almıştı.Jose bunu anlatırken Alfonso'ya sitem etmiyordu,minnet duygusuyla bahsediyordu ondan.Jose'yi işe almasını Alfonso'ya özgü bir koruma biçimi olarak gördüğünü söyledi.Yıllar bir şekilde tepesinden güneş eksik olmayan kasabada geçmişti.Pek tozlu ve terli mevsimler geçirmişti Güneybatı'nın çorak topraklarında.Yüzünde artık kalıcılaşmış roza hastalığının izleri de bunu kanıtlamaktaydı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yıllar sonra Jose büyümüş,artık barın çoğu işlerini tek başına halletmeye başlamıştı.Alfonso ise epey yaşlanmıştı,artık kendi ihtiyaçlarını göremez durumdaydı.Günlerden bir gün tuvalete gitmeyi unuttuğunu çok sonra fark edince inadından vazgeçmiş,gözünün aslında mülkünde olduğunu bile bile kasabadaki kırklarında dul bir kadınla evlenmişti.Jose kadından bahsedince araya okkalı bir küfür sokuşturup yere tükürdükten sonra devam etti.Akşamları tapasa gelenlere mariachilik yapmaya başladığını söyledi 2-3 yıl önce.Bir yandan da mekanın karanlık köşelerinde kasabanın chicalarını kıstırıyor,kızların bata de colaları arasından yolunu bulmaya çalışıyordu.Jose tekrar durdu ve "Ah o mahzendeki şarap varillerinin dilleri olsa da konuşsalar"dedi.Birden Alvaras'ın kızlarından bahsetmeye başladı.Uzun,ince yapılı esmer tenli kızlar,ağızları pek bir bozuk olsa da oynaşmaya çok gönüllülerdi.Jose onların eteklerini sıyırıp ellerini baldırlarından yukarı gezdirdikten sonra ne yaptığını söylemeye başlamıştı ki onun konusundan saptığına kanaat getirdim ve "Madem bu kadar mutluydun,o zaman niye direnişe katıldın?"dedim.En başta sorduğum soruyu bu tekrarla hatırlamış olan Jose "Çünkü Alvaras artık yok compañero"dedi.İç savaştan kısa bir süre önce kasabalarındaki otelde konaklayan bir kaç şüpheli tipin ara ara kaybolup bir kaç gün sonra bazen hep birlikte,bazen de azalarak veya artarak geri döndüğünden bahsetti.Savaş başladıktan sonra herkesi kasaba meydanında toplayan bu adamlar artık kasabanın direnişçilere ait olduğunu,halkın talimatlara itaat etmesi gerektiğini ve halktan gerekli yardımı beklediklerini söyledi.Yıllardır tek yöneticisi güneş olan kasaba halkı ilk başlarda homurdanmışlardı ama kimse bu eli silahlı eşkıyalarla  uğraşmak niyetinde değildi.Jose bu gelişmeleri fazla önemsemediğini,o sadece bara gelen müşteriyle her zamanki gibi ilgileneceğini düşünmüştü.Bir hafta kadar bu düzen devam ettikten sonra,bir gün sabahın ilk ışıklarıyla kasabanın uçaklar tarafından bombalanması her şeyin sonunu getirmişti.Jose uçakların motor seslerini,bombaların etkilerini anlatırken kayıtsızca tüfeğine bakıyordu,üzgün olduğunu pek söyleyemem ama sesi pesleşmişti,bir başka hayattan bahsediyor gibiydi.Bombalama olayından sonra yeryüzündeki tek evini kaybeden bu çocuğun direnişe katılması böyle olmuştu.Bana "iki-üç adam için bir kasabayı gözden çıkarabilen bu adamlara karşı yapabileceğim en iyi şey bu olabilirdi.Bombalamadan sonra orada kalsaydım beni vurabilirlerdi.Ölmekten korkmuyordum ya aslında,beni oradan koparan şeyler yok olunca gitmekten başka çare görmedim.Ben sizin gibi sosyalist değilim compañero,sadece anti-faşistim.Bu savaşa katılmamın hiçbir kutsal amacı yok.Sadece hayatta kalabilmek için saf tutuyorum.Hayatta kalıyorum çünkü eğer biterse bu savaş bir gün, kendime yeniden bir ev kurmak istiyorum.Tek dileğim bu."dedi.Ona "Peki bu bombalamanın en başta o direnişçilerin hatası olduğunu düşünmedin mi?Onlar olmasaydı kasaban yerinde olurdu,pekala onları da suçlayabilirdin."dedim.Gülümseyerek "Elbette düşündüm ama askerlik benim için daha zor olurdu.Komuta zinciri daha sıkı,hem de eğer zorunda kalırsam savaştan kaçmak daha zor olurdu."dedi. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Akşama doğru dağ tavşanı avına çıkmış Hugo ve Felix elleri ve sırtları dolu,yüzlerinde muzaffer ifadelerle kampa geri döndüler.Yemekte hepimiz sessizdik.Fonda radyo cızırtı yapıyordu.El Primero adına hiçbir şey yoktu.Bitmiş olmasına rağmen purosunu ağzından bırakmayan Ramiro radyonun başında oturmuş,bir yandan başka yerlerden gelebilecek en ufak bir olumlu haber duymaya çalışırken,bir yandan da elindeki sopayla toprağın canını çıkarıyor ve o da büyük ihtimalle hepimiz gibi Adrian ve Rafael'i düşünüyordu.Pek azı ortak,çoğu farklı endişeler içinde çadırlarımıza döndük ve yarını beklemeye başladık.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;18 Octubre 2564&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a href="http://fizy.com/s/12gx8w"&gt;Arriconamela&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-2282766890255416714?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/2282766890255416714/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/10/querido-diario-ii.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/2282766890255416714'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/2282766890255416714'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/10/querido-diario-ii.html' title='Querido Diario-II'/><author><name>Seco</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04822494434395820710</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9wp_KW0olyE/SY7hpJluitI/AAAAAAAAAAM/XEmEglvqoz4/S220/n1313095457_30235003_1563.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-5554395390323263778</id><published>2011-10-09T18:26:00.007+03:00</published><updated>2011-11-03T20:13:07.142+02:00</updated><title type='text'>Querido Diario-I</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ben Alejandro Bautista.Önceki günlüğüm dün talihsiz bir kaza sonucu mahvolduktan sonra bu günlüğü kullanmaya karar verdim.Bugünkü baskından sonra bir faşist askerin üzerinden çıktı bu kahverengi deri kaplı saman kağıdı defter.İçinde beni uzun süre idare edebilecek bir kurşun kalemle beraber hem de.Defteri adamın soğuk bedeninden aldığımda ilk önce açıp biraz karıştırdım ve ilk birkaç sayfanın yazılı olduğunu gördüm.Adamın ölüsüne saygım var.Eğer bir gün bu savaş biterse ve ben sağ kalırsam bu sayfaların ailesine ulaşmasını sağlamaya söz verdim kendi kendime.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Buraya gelmeden evvel gördüğümüz bir buçuk aylık eğitim meyvelerini vermiş gibi.Birliğimizden(aslında pek de birlik sayılmasak da)kimseyi kaybetmediğimiz gibi,15 askerin de hakkından gelmeyi başardık.Gerçekleştirdiğimiz saldırıdan teslim olarak kurtulan üç kişiyi bizi gördüklerini anlatmasınlar diye,yaralı olan diğer üçünü de sınırlı sağlık malzememizi tüketmeyelim diye infaz etmek zorunda kaldık.Gerilla olmayı eğitim görerek değil,yaşayarak öğrenmemiz gerektiğini pek çok kez söylediler bize.Gerçekten öyle olduğuna bugün tanık oldum.Adamlar soğuk terler dökerek ve ağlayarak can verdiler dizlerinin üstünde.Bu olay diğerlerini etkilemiş olacak ki uzun bir süre kimse konuşmadı.Sessizce bu kampta elde edebileceğimiz neler var diye etrafı araştırmaya başladık.Yararlı şeyler bulduğumuzu söyleyebilirim.Bir sandık şarap ve hatırı sayılı derece de erzak(özellikle peynirler Mataje bölgesinden).Fakat asıl önemlisi bir radyo bulduk.İlk önce liderimiz Ramiro radyoyu yanımıza almayı istemedi,çünkü eski tip ve ağır bir radyoydu.Evde köşebaşına konup ömrünün sonuna kadar yer değiştirmeyecek tipten bir şeydi,ama bir boğa kadar büyük ve onun kadar güçlü gözüken Hugo radyoyu kendisinin taşıyacağını ve onu yavaşlatmayacağı konusunda Ramiro'yu ikna etmeyi başardı.Hepimiz onun bu başarısından dolayı sevinmiştik,çünkü ortalıkta son derece nahoş dedikodular dönüyordu ve bu vaziyet savaş alanındaki gerillanın moralini bozmaya son derece müsaitti.Belki de dedikoduların doğru çıkması ihtimalini göz önünde bulunduran Ramiro'nun radyoyu istememe sebebi buydu ama o da daha fazla dayanamamış,endişeleriyle yüzleşmek adına aletin varlığını kabul etmişti.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu kampa varana kadar üç gün zorlu bir yolculuk geçirmiştik.Öncelikle kendi kampımızdan yayan olarak çıkıp daha önceden anlaşılan kamyon şoförüyle buluşmak üzere yola çıktık.El Primero'nun faşistler tarafından yakalandığı söylentisi ilk orada kulağımıza gelmişti.Bunun savaşın onlarca içi boş haberlerinden biri olduğunu düşünmüştük.Kamyon şoförü bizi önceleri hükümet tarafından son derece geniş ve güvenli diye tabir edilen ama savaşın başından beri bozulmaya uğrayan ve pek çok noktası isyancılar tarafından ziyana uğrayan veya bazı durakları işgal edilmiş otoyollardan birinin üstünden aldı.Dün sabah şu an bulunduğumuz bölgeye yaklaştığımızda korkunç bir yağmur başladı.Tam da anayoldan ayrılıp toprak yola girdiğimizde hem de.Yolda çok dikkatli bir şekilde seyreden kamyon,gel gör ki onu bekleyen büyük tuzaktan kaçamadı.Aracın dört tekeri birden yolun ortasında oluşmuş kocaman balçık çukuruna saplandı.Tam dört saat kamyonu çamurdan çıkarmak için uğraştık.Bu arada yağmur ise durmak bilmedi.Kamyonu hareket ettirmek için yüklendiğimiz sırada da gömleğimin ön cebinde zaten yarısı dışarıda kalmış günlüğüm çamura düştü ve içindeki tüm mürekkep suya karıştı.Ne şanssızlık!Öğlene doğru bulutlar akşama daha korkunç bir şekilde geri dönmek üzere güç toplamak için geri çekildiğinde Ramiro çok öfkeliydi.Yaşanılan zaman kaybı vardığımız alanda güneş erken karardığı için keşif yapma süremizi uzatacak,bu da zaten yorgun olan bedenlerimizin daha az ve daha geç dinlendirilmesine neden olacaktı.İşte tam o sırada bizim çamurda debelenmemizi son derece keyifle izleyen kamyon şoförü El Primero'nun başkent yakınlarında yakalandığı haberini bizi almaya gelirken radyoda duyduğunu söylemişti.Biz onun için devlete karşı gelip iç savaş çıkarırken,adam fedakarlıklarımıza tamamen kayıtsız,sadece parasını kimin ödeyeceğini düşünüyordu.Bir insanın bu kadar vurdumduymaz olması o an için çok ağırıma gitti.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu sabah,keşfin sonlarına doğru tepeye doğru çıkan birkaç kişi tepede bir faşist kampı keşfetti.Adamlar burada uzun süredir konaklıyorlar gibi gözüküyordu,çünkü askerler üniformasız geziyorlar ve son derece lakayt davranışlar sergiliyorlardı.Hepimizi tepenin altında toplayan Ramiro saat başı değişen nöbetlerle birlikte bizi üç saat dinlendirdi.Bu arada kampa ne yapılması gerektiğini karar vermeye çalışıyordu.Asıl hedefimize aşağı yukarı bir buçuk günlük mesafe vardı(bu yağmurla belki de iki).Kamp tam planlanmış yolumuzun üstündeydi ve tepenin etrafından dolaşmak daha da fazla zaman kaybı demekti.Buna tahammülü olmayan Ramiro hedefimizi yakalamak için bunu yapmak zorunda olduğumuzu düşündü.Öğlen saldırımızı gerçekleştirdik.Onca talihsizlikten sonra bu kampın bize uğur getireceğine dair inancım teslim olan adamlardan birinin verdiği bilgilerle daha da arttı.Adam 10 gündür burada olduklarını ve amaçlarının etrafı gözetleyip kontrol almak olduğunu söyledi.Çünkü adamın söylediğine göre hedefimiz yol haritası değiştirilmiş,olası saldırılara karşı bir dublörle yer değiştirmişti.10 gündür bizi bu yağmurlu havada beklemeleri onları gevşetmişti.Bu haberle beraber Ramiro zaten çok yorulmuş olan adamlarını dinlendirmek için hedefimizin peşinden gitmekten vazgeçti,hedefin bize gelmesi için bu kampa yerleşmemize karar  verdi.Yine de adamın söylediklerinin yalan olma ihtimaline karşı yarın sabah erkenden iki kişiyi yolun ilerisini gözetlemeye göndereceğini söyledi.Bizler ise biraz olsun dinlenme şansına ulaşmış olduk(tabii bugünkü kurbanlarımız gibi gevşememek şartıyla).&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Akşam yemeğini keyifle yedik.Askerlerin erzağından çıkan keçi eti ve hala taze kalan sebzelerle yahni yapıldı ve yanında birer şişe kırmızı şarapla tüm adamlara servis edildi.Güneybatı'da Alvaras adlı küçük bir kasabadan gelen Jose bize gülünç hikayelerini anlattı.Sakalları yüzünde yeni yeni çıkan bu çocuk mariachilik yaptığı tapasta kızlarla oynadığı oyunlarla kafamızı dağıtmamıza yardımcı oldu.Yatmak üzere çadırlara çekildiğimizde ise dünkü yağmurdan beri beni en çok korkutan ve aklımdan çıkmayan ihtimali kontrol etmek üzere çantamı açtım.Bazı yerlerinin ıslak olduğunu hissetmemle  ilk başta içimde bir şeyler cız etti."Halbuki en sağlam yere koymuştum" diye düşündüm.Ancak daha sonra kitabın kuru olduğunu görünce göğsümden parmak uçlarıma doğru bir sıcaklık yayıldı.Kitabı açtım ve elime aldığım fotoğrafı canlıymış gibi öptüm. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;                                                             &lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;17 Octubre 2564&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a href="http://fizy.com/s/1ai7dv"&gt;El Pueblo Unido&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                   &lt;a href="http://fizy.com/s/1ai7dv"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-5554395390323263778?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/5554395390323263778/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/10/querido-diario-i.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/5554395390323263778'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/5554395390323263778'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/10/querido-diario-i.html' title='Querido Diario-I'/><author><name>Seco</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04822494434395820710</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9wp_KW0olyE/SY7hpJluitI/AAAAAAAAAAM/XEmEglvqoz4/S220/n1313095457_30235003_1563.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-5133850415874428517</id><published>2011-09-23T14:57:00.001+03:00</published><updated>2011-09-23T14:57:34.999+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İfşa'/><title type='text'>bakın ne buldum (((=</title><content type='html'>ALP'S GIRLS&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-keeley hazell&lt;br /&gt;2-monica belluci&lt;br /&gt;3-lucy liu&lt;br /&gt;4-liv tyler&lt;br /&gt;5-simone simons&lt;br /&gt;6-giselle bunchen&lt;br /&gt;7-megan fox&lt;br /&gt;8-aysel teymurzade&lt;br /&gt;9-beyonce knowles&lt;br /&gt;10-kristen bell&lt;br /&gt;11-jessica biel&lt;br /&gt;12-anna kournikova&lt;br /&gt;13-asuman krause&lt;br /&gt;14-cobie smulders&lt;br /&gt;15-alessandra ambrosio&lt;br /&gt;16-catherine zeta-jones&lt;br /&gt;17-charlize theron&lt;br /&gt;18-olga kirilenko&lt;br /&gt;19-sophia bush&lt;br /&gt;20-nurgül yeşilçay&lt;br /&gt;21-jennifer love hewitt&lt;br /&gt;22-kirsten dunst&lt;br /&gt;23-yohanna&lt;br /&gt;24-jessica simpson&lt;br /&gt;25-nefise karatay&lt;br /&gt;26-avril lavigne&lt;br /&gt;27-hande ataizi&lt;br /&gt;28-elisha cutheberd&lt;br /&gt;29-yvonne strahovski&lt;br /&gt;30-tera patrick&lt;br /&gt;31-beren saat&lt;br /&gt;32-jennifer lopez&lt;br /&gt;33-vildan atasever&lt;br /&gt;34-pelin batu&lt;br /&gt;35-evangeline lilly&lt;br /&gt;36-güzide duran&lt;br /&gt;37-şebnem schaffer&lt;br /&gt;38-ivana sert&lt;br /&gt;39-miranda kerr&lt;br /&gt;40-cherly cole&lt;br /&gt;41-doutzen kroes&lt;br /&gt;42-hillary duff&lt;br /&gt;43-taylor swift&lt;br /&gt;44-aida yespica&lt;br /&gt;45-kristanna loken&lt;br /&gt;46-bar rafaeli&lt;br /&gt;47-moon bloodgood&lt;br /&gt;48-ancilla tilia&lt;br /&gt;49-kate beckinsale&lt;br /&gt;50-odette yustman&lt;br /&gt;51-nicole kidman&lt;br /&gt;52-bianca beauchamp&lt;br /&gt;53-alyssa milano&lt;br /&gt;54-kelly brook&lt;br /&gt;55-roxanne mckee&lt;br /&gt;56-vikki blows&lt;br /&gt;57-jennifer ellison&lt;br /&gt;58-naomi watts&lt;br /&gt;59-jennifer connelly&lt;br /&gt;60-natalia oreiro&lt;br /&gt;61-magdalena frackowiak&lt;br /&gt;62-danielle lloyd&lt;br /&gt;63-leighton meester&lt;br /&gt;64-olivia wilde&lt;br /&gt;65-malin akerman&lt;br /&gt;66-isabel lucas&lt;br /&gt;67-irina sheikh&lt;br /&gt;68-claudia scheffer&lt;br /&gt;69-monica hansen&lt;br /&gt;70-aishwarya rai&lt;br /&gt;71-kate boswroth &lt;br /&gt;72-eliza dushku&lt;br /&gt;73-sienna guillory&lt;br /&gt;74-maggie grace&lt;br /&gt;75-karen denise aubert&lt;br /&gt;76-ashley olsen&lt;br /&gt;77-rosie huntington&lt;br /&gt;78-estella waren&lt;br /&gt;79-holly valance&lt;br /&gt;80-laetitia casta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SECO'S GIRLS&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-rihanna&lt;br /&gt;2-scarlett johansson&lt;br /&gt;3-salma hayek&lt;br /&gt;4-jessica alba&lt;br /&gt;5-famke janssen&lt;br /&gt;6-marion cotillard&lt;br /&gt;7-didem erol&lt;br /&gt;8-sandra bullock&lt;br /&gt;9-adriana lima&lt;br /&gt;10-katy perry&lt;br /&gt;11-tara reid&lt;br /&gt;12-keira knightley&lt;br /&gt;13-eva mendes&lt;br /&gt;14-danneel harris&lt;br /&gt;15-berrak tüzünataç&lt;br /&gt;16-terri hatcher&lt;br /&gt;17-christina aguilera&lt;br /&gt;18-natalie portman&lt;br /&gt;19-angelina jolie&lt;br /&gt;20-kate winslet&lt;br /&gt;21-kim kardashian&lt;br /&gt;22-eva longoria&lt;br /&gt;23-emma watson&lt;br /&gt;24-anne hathaway&lt;br /&gt;25-ece gürsel&lt;br /&gt;26-gwen stefani&lt;br /&gt;27-modonna&lt;br /&gt;28-cansu dere&lt;br /&gt;29-hande yener&lt;br /&gt;30-drew barrymore&lt;br /&gt;31-kate blanchette&lt;br /&gt;32-carmen elektra&lt;br /&gt;33-sinem kobal&lt;br /&gt;34-merve sevi&lt;br /&gt;35-evrim akın&lt;br /&gt;36-bengü&lt;br /&gt;37-deniz akkaya&lt;br /&gt;38-şebnem dönmez&lt;br /&gt;39-gamze özçelik&lt;br /&gt;40-heidi klum&lt;br /&gt;41-jennifer aniston&lt;br /&gt;42-molly sims&lt;br /&gt;43-sienna miller&lt;br /&gt;44-shannon elizabeth&lt;br /&gt;45-kayleigh pearson&lt;br /&gt;46-iva jerkovic&lt;br /&gt;47-johanna krupa&lt;br /&gt;48-jennifer metcalfe&lt;br /&gt;49-rie rasmussen&lt;br /&gt;50-ana ivanoviç&lt;br /&gt;51-kylie minogue&lt;br /&gt;52-eva green&lt;br /&gt;53-jennifer garner&lt;br /&gt;54-carmella decesare&lt;br /&gt;55-yesica toscanini&lt;br /&gt;56-natalia vodianova&lt;br /&gt;57-aylar lie&lt;br /&gt;58-rachel bilson&lt;br /&gt;59-cheryl tweedy&lt;br /&gt;60-vanessa hessler&lt;br /&gt;61-katherine heigl&lt;br /&gt;62-arielle kebbel&lt;br /&gt;63-blake lively&lt;br /&gt;64-nicole scherzinger&lt;br /&gt;65-april scott&lt;br /&gt;66-lucy pinder&lt;br /&gt;67-katerina stikoudi&lt;br /&gt;68-elizabeth hurley&lt;br /&gt;69-petra nemcova&lt;br /&gt;70-kate moss&lt;br /&gt;71-janice dickinson&lt;br /&gt;72-charisma carpenter&lt;br /&gt;73-demet evgar&lt;br /&gt;74-shakira&lt;br /&gt;75-lindsay lohan&lt;br /&gt;76-sunny leone&lt;br /&gt;77-mary kate olsen&lt;br /&gt;78-gemma atkinson&lt;br /&gt;79-jaime king&lt;br /&gt;80-vanessa marcil&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-5133850415874428517?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/5133850415874428517/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/09/bakn-ne-buldum.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/5133850415874428517'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/5133850415874428517'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/09/bakn-ne-buldum.html' title='bakın ne buldum (((='/><author><name>üzülen surat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00395724786489086028</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_Jei2mUjv9YE/TPvdnrZgxbI/AAAAAAAAACU/JHUWbiI1QN4/S220/1.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-5686870873872070899</id><published>2011-09-17T02:23:00.000+03:00</published><updated>2011-09-17T02:23:06.543+03:00</updated><title type='text'>Havalandırması yetersiz araçlarla, eziyet verici şekilde nakledilemez</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-4qpGQTrH_iY/TnPY7ofg_YI/AAAAAAAAAR8/jOfTzSEllZ4/s1600/hjkhj.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="238" src="http://4.bp.blogspot.com/-4qpGQTrH_iY/TnPY7ofg_YI/AAAAAAAAAR8/jOfTzSEllZ4/s320/hjkhj.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;hadi ben de modaya uyup tanımla yazıya başlayayım. ama hemen bitiricem.&lt;br /&gt;demokrasi: sorumluların bu duruma uygun bir kelime icat edip, istifa etmesi gerektiği yönetim biçimidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hem zaten&amp;nbsp;çoğun içinde azı da vardır değil mi?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-5686870873872070899?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/5686870873872070899/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/09/havalandrmas-yetersiz-araclarla-eziyet.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/5686870873872070899'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/5686870873872070899'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/09/havalandrmas-yetersiz-araclarla-eziyet.html' title='Havalandırması yetersiz araçlarla, eziyet verici şekilde nakledilemez'/><author><name>Hisimcan Pekbilir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16444469252298367216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-Ky1tcKbDnAs/Tn5IyZUsy5I/AAAAAAAAAU0/dl7nf3ek0-o/s220/foto%25C4%259Fraf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-4qpGQTrH_iY/TnPY7ofg_YI/AAAAAAAAAR8/jOfTzSEllZ4/s72-c/hjkhj.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-952857060279961047</id><published>2011-09-09T03:27:00.001+03:00</published><updated>2011-09-09T03:28:08.411+03:00</updated><title type='text'>bence oylamayı kaldıralım</title><content type='html'>ne lan bu şekilcilik? çok dürüm alınca güzel oluyo da noluyo 3 kere mi okuyosun, güzel olana para mı veriyolar? he sorarım&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-952857060279961047?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/952857060279961047/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/09/bence-oylamay-kaldralm.html#comment-form' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/952857060279961047'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/952857060279961047'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/09/bence-oylamay-kaldralm.html' title='bence oylamayı kaldıralım'/><author><name>üzülen surat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00395724786489086028</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_Jei2mUjv9YE/TPvdnrZgxbI/AAAAAAAAACU/JHUWbiI1QN4/S220/1.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-5144724034124006322</id><published>2011-09-08T16:08:00.000+03:00</published><updated>2011-09-08T16:10:35.213+03:00</updated><title type='text'>iyisiniz inşallah</title><content type='html'>kardeş gerçekten dedik,&lt;br /&gt;"nasıldır hissetmek?" &lt;br /&gt;üzüntüsüne mi ortak olsak?&lt;br /&gt;bilmediğimiz zamanlarda &lt;br /&gt;ne yaptığını mı düşünsek yoksa, &lt;br /&gt;nasıldır tahmin mi etsek&lt;br /&gt;yine bilmediğimiz zamanlarda?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anlamak dedi kardeş&lt;br /&gt;bence anlamaktır hissetmek&lt;br /&gt;benzer zaten birbirine&lt;br /&gt;tahmin etmek, düşünmek&lt;br /&gt;bilmedikten sonra farkı ne?&lt;br /&gt;hani dokununca anlarsın&lt;br /&gt;dersin serttir bu nesne&lt;br /&gt;işte aynen öyle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;böyle hissedersen birini&lt;br /&gt;aynen böyle anlarsan birini&lt;br /&gt;susma söyle hissettiklerini&lt;br /&gt;acısını anladıktan sonra susabilirsen tabi..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-5144724034124006322?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/5144724034124006322/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/09/iyisiniz-insallah.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/5144724034124006322'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/5144724034124006322'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/09/iyisiniz-insallah.html' title='iyisiniz inşallah'/><author><name>üzülen surat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00395724786489086028</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_Jei2mUjv9YE/TPvdnrZgxbI/AAAAAAAAACU/JHUWbiI1QN4/S220/1.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-5223908981734274983</id><published>2011-09-08T05:45:00.003+03:00</published><updated>2011-09-08T05:52:01.649+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='taşşak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yarrak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='penis'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uçkur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pipi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çük'/><title type='text'>şiirlerimin kötü olmasının sebebini açıklıyorum</title><content type='html'>onlar kötü değiller. bu yeterli bi sebep&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onlar benim hislerimin tasvirleri, hislerimde sıkıntı yok sizin dilleriniz benim hislerimi anlatacak kapasitede değiller, bazen takılıyorum düşünüyorum en iyi nasıl ifade edilir bu diye, işte o kalitede bir dil oluşturduğunuzda mükemmel şiiri vereceğim ben de size..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayrıca ben ne hissettiğimi bilirim ama hislerim yanılmış olabilirler, bunlar anlık şeylerdir, bu yüzden şiirlerin anlık olması gerekliliği benim için ön plandadır, bir şiiri bi yere yazıpta üzerinde çalışmam, daha sonra aynı şeyi hissetmek imkansız. her an yeni bir tecrübe ediniyoruz, düşünce şeklimizi bir adım ileri taşıyoruz, aynı şekilde düşünmem bile imkansız o yüzden düzeltme de yapmıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şu saatten sonra beğenmiyosanız okumayın&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-5223908981734274983?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/5223908981734274983/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/09/siirlerimin-kotu-olmasnn-sebebini.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/5223908981734274983'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/5223908981734274983'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/09/siirlerimin-kotu-olmasnn-sebebini.html' title='şiirlerimin kötü olmasının sebebini açıklıyorum'/><author><name>üzülen surat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00395724786489086028</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_Jei2mUjv9YE/TPvdnrZgxbI/AAAAAAAAACU/JHUWbiI1QN4/S220/1.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-4758159198616843334</id><published>2011-09-03T16:06:00.001+03:00</published><updated>2011-09-08T05:05:51.025+03:00</updated><title type='text'>bakamıyorum sana</title><content type='html'>dokunmak kadar kolay değildir&lt;br /&gt;gözlerin teması, ruha değer&lt;br /&gt;her dokunuş acıtır, hassastır&lt;br /&gt;herkes dokunmamıştır çünkü&lt;br /&gt;alışık değildir temasa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben alışığım aslında acıya&lt;br /&gt;düşe kalka büyüdük&lt;br /&gt;lafın gelişi değil&lt;br /&gt;yerlere attım kendimi durmadan&lt;br /&gt;kalkınca da düştüm tekrar&lt;br /&gt;ruhuma dokunmasın diye acılar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nasıl acır bilmezdim o zamanlar&lt;br /&gt;öğrendim büyüdükçe yavaştan&lt;br /&gt;işte bu yüzden çocuk kaldım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;beni büyümeye zorluyosun şu an&lt;br /&gt;sen ve senin gözlerin&lt;br /&gt;yanımdasın, tenimdesin sen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama o gözlerin&lt;br /&gt;o lanet yeşili gözlerin&lt;br /&gt;içime girmeye uğraşıyorsunuz&lt;br /&gt;en savunmasız yerime&lt;br /&gt;içimdeki çocuğu öldürmeye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dik dik bana bakıyorlar ya&lt;br /&gt;işte bu yüzden&lt;br /&gt;ben bakamıyorum sana&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-4758159198616843334?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/4758159198616843334/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/09/bakamyorum-sana.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/4758159198616843334'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/4758159198616843334'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/09/bakamyorum-sana.html' title='bakamıyorum sana'/><author><name>üzülen surat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00395724786489086028</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_Jei2mUjv9YE/TPvdnrZgxbI/AAAAAAAAACU/JHUWbiI1QN4/S220/1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-5092848131852127242</id><published>2011-08-31T01:39:00.000+03:00</published><updated>2011-08-31T01:40:42.125+03:00</updated><title type='text'>bro çek</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-2eCowX9-qls/Tl1m1Zctk-I/AAAAAAAAARc/igtslHdTabY/s1600/foto%25C4%259Fraf%2B%25281%2529.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 299px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-2eCowX9-qls/Tl1m1Zctk-I/AAAAAAAAARc/igtslHdTabY/s400/foto%25C4%259Fraf%2B%25281%2529.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5646782575342883810" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;foreva cool bro'Z&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-5092848131852127242?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/5092848131852127242/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/08/bro-cek.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/5092848131852127242'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/5092848131852127242'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/08/bro-cek.html' title='bro çek'/><author><name>Hisimcan Pekbilir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16444469252298367216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-Ky1tcKbDnAs/Tn5IyZUsy5I/AAAAAAAAAU0/dl7nf3ek0-o/s220/foto%25C4%259Fraf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-2eCowX9-qls/Tl1m1Zctk-I/AAAAAAAAARc/igtslHdTabY/s72-c/foto%25C4%259Fraf%2B%25281%2529.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-6058795058799723802</id><published>2011-08-30T15:14:00.002+03:00</published><updated>2011-08-30T15:47:54.909+03:00</updated><title type='text'>Nargile İçerken</title><content type='html'>Biz nargileyi her elimize aldığımızda bir şiir mırıldanırdık eskiden, bir ben söylerdim bir sen bir o... Ben yarıda kalınca sen tamamlardın devamını o yarıda kalınca bir başkası... Bugün yine aldım nargileyi elime aklımda birçok şiir vardı ama ne o şiirleri tamamlayanlar ne de dinleyenler vardı. Yalnızdım güpegündüz ve gece. Sonra düşündüm ne oldu bize diye ve fark ettim ki "bizi bu havalar mahvetti".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet tabi hep bu havalar yaptı. Yoksa biz yalnız nargile içecek adam mıydık? Peh peh bir zamalar otuz kırk kişi gezerdik diye anlatsam şu 20 yaşımda, veletler bile güler. Bu yaşta kafayı yemiş zannederler. Ben bunu düşündükçe gülüyorum. Sonra kendi kendime güldüğümün farkına varınca " gülümsüyorum ".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben burda yalnız otururken millet anlatıyor. Ben şunu yapmışım da bunu yapmışım da şuralardaymışım. Geç bunları anam babam geç. Bak oturuyorum işte, her zamanki gibi tek başıma e tabi bir de nargilem var o ayrı ama onun dışında tek de denebilir. İşte yazıyorum burdan ne yaptığımı boş yere yapmasınlar " dedikodu ".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçi yalnızken de ayrı bir güzel görünüyor, bu deniz bu hava... Yani içinde çırpınan balıklar, içinde ilk defa farkına vardığım ama neredeyse ağaç olmuş bitkiler. Yanı deniz hep bu kadar hızlı mı akıyordu bilmiyorum. Yani ya yalnız kalmam da ya da denizde bugün " bir iş var " &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bak yalnızken tek farklı görünen deniz değil. Çevrede insanlar da farklı yalnızken daha rahat süzebiliyorsun herkesi baştan aşağı. Tam önümdeki masada oturan ve laptop'ından gözünü ayırmayan adam. ( yalnızım derken masada yalnız olduğumu kastediyorum yoksa kafe dolu ) Ya şu çaprazımda oturup da hem göğüs hem de kalça frikiği veren kıza ne demeli ama yok yani olmazki böyle durulmazki " sere serpe ".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telefon çaldı elimi cebime attım baktım GSM operatörüm bayramımı kutluyor. Reklam olmasın diye adını vermedim fark ettiyseniz. Elimi cebime atmışken aklıma geldi, aldık bu kadar şeyi ama var mı ki paramız? Şimdi biri olsa ben çekerim dese diye düşündüm ama kimse de yapmazki bunu... Ama allahtan para var cebimde kafam rahat ne olsa bedava yaşıyoruz " bedava "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözü şiirle açmıştık ama bak nerelere geldi. Gerçi eskiden şiirden anlamayan bir adamdım ben. Hoca okurdu şiirleri dünlerdim kös kös. Nerden bilecektim o zamanlar hocanın bana okuduğu şiirleri ben şimdi ezbere bileceğim? Yani eskiden bütün şiirler benim için " karmakarışık " &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben romantik adamım şiir dedin mi musiki dedin mi kendinden geçen bir adamım. Aklıma bir şiir geldi diyorum ya romanik adamım alın onu sizinle paylaşıyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eskiler alıyorum&lt;br /&gt;alıp yıldız yapıyorum&lt;br /&gt;musiki ruhun gıdasıdır&lt;br /&gt;musikiye bayılıyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şiir yazıyorum&lt;br /&gt;şiir yazıp eskiler alıyorum&lt;br /&gt;eskiler verip musikiler alıyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir de rakı şişesinde balık olsam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Yazının tamamı Gökhan Arslan'a ithaf edilmiştir   &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-6058795058799723802?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/6058795058799723802/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/08/nargile-icerken.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/6058795058799723802'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/6058795058799723802'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/08/nargile-icerken.html' title='Nargile İçerken'/><author><name>Acılı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-7532595743649038640</id><published>2011-08-26T09:30:00.002+03:00</published><updated>2011-08-26T09:36:17.908+03:00</updated><title type='text'>Dünya Doğarken 2</title><content type='html'>Zamanla buzulla eridi&lt;div&gt;Ay dünyayı sarmaladı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Son kez bir mamut başını salladı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bedenini kucaklamışken ateşten dalgalar&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Oğlunun kulağına sevgisini fısıldadı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Anlık bir kendini kaybedişten cenin&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hava, su ve topraktan büyüyen çocuk&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Geleneklerden tekilleşip cansızlığını yitiren adam&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir çukurda karartılıp yorgan çekilen adem&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hepsi bir anda vardı ve yoktu&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Zamanla spiralin ayak izlerini okuyan&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Geometriyi kırıp kendine boyut bulan&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yıldızlar bu gece alkışlarının seyircisi&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sessizliğin kanun olduğu bu topraklarda..&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-7532595743649038640?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/7532595743649038640/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/08/dunya-dogarken-2.html#comment-form' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/7532595743649038640'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/7532595743649038640'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/08/dunya-dogarken-2.html' title='Dünya Doğarken 2'/><author><name>KhA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04777494455912340632</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-4249913852408044054</id><published>2011-08-24T00:25:00.002+03:00</published><updated>2011-08-24T00:30:15.715+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='lise'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kardeş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='minaki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='buluşma'/><title type='text'>!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-RFslO-dUxiA/TlQbW9FdO9I/AAAAAAAAAO8/nKHO0QwpW3k/s1600/S4030322.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-RFslO-dUxiA/TlQbW9FdO9I/AAAAAAAAAO8/nKHO0QwpW3k/s400/S4030322.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5644166314170596306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;böyle konuşmakta haklı mıyım bilmiyorum ama herkes sene başında gelmeli bence. bi görüşelim zaten başka topluca görüştüğümüz de yok.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-4249913852408044054?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/4249913852408044054/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/08/boyle-konusmakta-hakl-mym-bilmiyorum.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/4249913852408044054'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/4249913852408044054'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/08/boyle-konusmakta-hakl-mym-bilmiyorum.html' title='!'/><author><name>Hisimcan Pekbilir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16444469252298367216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-Ky1tcKbDnAs/Tn5IyZUsy5I/AAAAAAAAAU0/dl7nf3ek0-o/s220/foto%25C4%259Fraf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-RFslO-dUxiA/TlQbW9FdO9I/AAAAAAAAAO8/nKHO0QwpW3k/s72-c/S4030322.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-6009437870815564844</id><published>2011-08-10T18:20:00.003+03:00</published><updated>2011-08-10T18:25:12.557+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bayram'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıcak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kutsal'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='falan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mübarek'/><title type='text'>ramazan dolayısıyla</title><content type='html'>resmi ben koydum. resim yorumlara açık olduğu gibi paranoyaya sebep verebilir diye düşündüğümden bu açıklamayı yapıyorum. amacım dalga geçmek değil, islam aleminin ramazan ayında olduğunu bildiğimizi ve duyarlı olduğumuzu göstermekti. tabi ki oraya "hoşgeldin ya şehr-i ramazan" yazısı koyamamı beklemek hayalcilik olurdu, biraz da bizi yansıtan bişey bakınırken gördüm ve işte dedim. İşte!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-6009437870815564844?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/6009437870815564844/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/08/ramazan-dolaysyla.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/6009437870815564844'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/6009437870815564844'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/08/ramazan-dolaysyla.html' title='ramazan dolayısıyla'/><author><name>üzülen surat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00395724786489086028</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_Jei2mUjv9YE/TPvdnrZgxbI/AAAAAAAAACU/JHUWbiI1QN4/S220/1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-8707490686734187095</id><published>2011-08-09T22:44:00.005+03:00</published><updated>2011-08-10T07:18:49.167+03:00</updated><title type='text'>Kumar Masası-X (Final)</title><content type='html'>-----Kumar Masası'ndan 5 gün önce-----&lt;br /&gt;"Şimdi tam olarak baştan anlat bakalım sen şu planı,tabi bilmediğimiz taraflarıyla beraber."dedi Oğuzhan.Tezgahlardan birine dayanmış,yeri seyrediyordu.Rıdvan iki adam tarafından kıskıvrak tutulmuştu,göğüs kafesi bu iki adam arasında sıkışmıştı,doğru düzgün nefes alamıyordu."En azından silahı indirdi."diye düşündü,biraz rahatlamıştı.Oğuzhan silahı indirmişti ama elinden bırakmamıştı.Arada bir kabzasını sıkıp bırakıyordu,silahın dayanıklılığını test edercesine.Bakışlarını yerden bir süreliğine kaldırdı,Rıdvan ile göz göze geldiler.Rıdvan ölümün kendisine ne kadar yakın olduğunu bütün kıl diplerinde hissetti.Planı yeniden anlatmaya başladı.Bu süre için de herkes susmuştu.Koca mutfakta Rıdvan'ın sesi duvarlara çarpıp geri dönüyordu.Bir süre sonra sesine yabancılaştığını hissetti.Sanki bütün duyduklarını başkası anlatıyor.O sadece dinlediği adamı dudak hareketleriyle taklit ediyordu.Sonunda planı anlatmayı bitirdi,sustu.Şimdi dikkatlice Oğuzhan'a bakıyordu.Adam aniden silahı kaldırıp ateş etse,şu durumda yapabileceği hiçbir şey yoktu.Oğuzhan bakışlarını tekrar kaldırdı Rıdvan'a doğru"Yani sen diyorsun ki o masada oturacak herkesin sonu hazırlandı.Oradan bir baba çıkacak ve o en büyük olacak."dedi.Rıdvan bir yandan başıyla onaylarken diğer yandan"Hepsinin ölümü hazır,yani siz oraya gitmeseniz de o adamlar ölecek.Ozan Bey de onlardan topladığı güçle sizi ortadan kaldırmaya girişecektir."dedi.Oğuzhan tek kaşını kaldırarak"Vaay.Sahibinin kazanacağından eminsin demek.Peki ben diğerlerine haber verirsem ve hep beraber Ozan'ı ortadan kaldırırsak ne olacak?"diye sordu.Rıdvan Oğuzhan'ın yüzünden bu gereksiz konuşmayı bir an önce bitirmek istediğini hissetti.Konuşmaya devam etmelilerdi,yoksa Rıdvan sonunun geleceğini biliyordu."Ozan Bey sizin diğerlerine haber verdiğinizi öğrenirse derhal kaybolacaktır ve sanıyorum ki sizin hepinizin gücü Ozan Bey'i bulmaya yetmeyecektir.Üstelik bu komplo haberini kaç kişiye inandırabileceksiniz?Ozan Bey bir danışman,siz ise pek diplomatik yeteneğinizle ün yapmış biri sayılmazsınız.Bence bu fikirden vazgeçin."dedi.Onu kızdırmaya çalışmakla doğru bir şey yapıp yapmadığından emin olmamakla beraber başka da bir şansı yoktu.Ozan Bey hakkında söyledikleri doğruydu ve bunun farkında olan Oğuzhan Ozan'la ilgili her doğruda sinirlenecekti.Oğuzhan Rıdvan'ın susmasıyla geri dönen gergin sessizliği derin bir nefes vererek bozdu."Onları şüphelendirsem bile  yeterli olacaktır.Üstelik Ozan'ın ortadan kaybolması işimize gelir,onu dünyanın dört bir yanında kovalayacak değilim,sadece İstanbul'u terketsin."dedi.Ancak verdiği cevaplar karşısında şimdi belli belirsiz sırıtmakta olan bu köpeğin söyledikleri yanında oldukça küt ve yetersiz kalmıştı.Rıdvan"Ozan Bey'i yıllardır tanıyor olmanıza rağmen onu fazla küçümsüyorsunuz.Onun İstanbul'u ya da ülkeyi terketmesi bir şey değiştirmeyecektir.O yine emir vereceği insanlara telefonla ulaşacaktır ve siz bu kez her daim tehlikede olacaksınız,çünkü karşılık verme şansınız olmayacak.İnanın bana Ozan Bey'i son kez göreceğiniz yer o otelin salonu olacaktır."dedi.Oğuzhan Rıdvan'ın son söylediklerini otuz saniye kadar düşündü,daha sonra çenesini hafifçe yukarı doğru kaldırarak"O zaman şöyle yapalım.Siz ikiniz..."dedi Rıdvan'ı tutan adamları göstererek"Bu adamı Monte Carlo'ya götüreceksiniz.Gözünüzü bu adamın üstünden ayırmayacaksınız.Onun korumalarıymış gibi davranın.Bu adam hiçbir telefon,bilgisayar veya haberleşme cihazına erişemeyecek.Güvercin'e dokunursa avlayın,ateş yakarsa üstüne işeyin.Telefonunu ver şimdi bana."dedi tabancayı Rıdvan'ın alnına dayayarak.Bir kısa mesaj yazıp,gönder tuşuna bastıktan sonra."Oldu."dedi."Ozan senin Monte Carlo'ya gittiğini ve iş üzerinde rahatsız edilmemek için kimseyi aramayacağını biliyor."Sonra telefonu kapattı ve kendi cebine attı.Rıdvan"Ne tesadüf,ben de tam olarak böyle çalışırım."dedi."Seni uyarıyorum,sözümden çıkma,belki yaşama şansın ola&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-----Bu Gece-----&lt;br /&gt;Ben ve Uğur Bey üstümüze gelen kurşunlardan kaçarken Oğuzhan,Ozan ve Rıdvan arkamızdan kapıyı kapatmış,sessizce birbirlerine   bakıyorlardı.Oğuzhan ile Rıdvan omuzlarıyla kapıya dayanmışlardı,Ozan ise tam kapının karşısındaydı.Silahların bırakıldığı dolaba daha yakın olan Rıdvan son tabanca için aniden sağa doğru atıldı ama Oğuzhan onu omzundan çekip kaşına bir sol direk oturttu.Rıdvan arkasındaki duvardan sekip Oğuzhan'ın üzerine atıldı ve yerde boğuşmaya başladılar.Rıdvan rakibine oranla gayet sıska vücuduyla Oğuzhan'la baş etmekte zorlanırken Ozan onların üzerlerindeki takım elbiselere ve taşıdıkları statülere bakmaksızın döndükleri doğs durumunu kayıtsızca izlemeye devam ediyordu.Oğuzhan Rıdvan'ı üstünden atmak için onu yakasından tuttu,iki adam dolaptan uzağa yuvarlandılar.Oğuzhan şimdi üste çıkmıştı, Rıdvan'ı etkisiz hale getirmek öncekinden aşağı kalmayan bir yumruğu daha suratına indirdi.Rıdvan suratını tutarak acı içinde kıvranırken Oğuzhan ayağa kalktı ve kendisine doğru uzatılmış tabancayla burun buruna geldi.Ozan sakin bir sesle"Bu kadar yeter.Lütfen şimdi salona geri dönelim Oğuzhan Bey.Rıdvan Bey iyi misiniz?"dedi.Rıdvan'dan onaylayan bir inilti geldi."Güzel."dedi Ozan ona cevap olarak."Lütfen ayağa kalkın ve bize katılın."Rıdvan ayağa kalktı,burnunu tutarak salona geldi ve bir mendil için sağa sola bakınmaya başladı.Oğuzhan "Silahın sende olması hiçbir şeyi değiştirmez,adamlarım alt kattalar,buradan her türlü ölü çıkacaksınız."dedi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Salondan çıkıp kurşunları yemeye başladığımızda ileri doğru koşmaya başladım.Bir şekilde yukarı çıkıp Baran Bey'i uyarmalıydım.Silahlı adam Uğur Bey'in peşine takılmıştıı.Eğer Baran Bey her nasıl olmuşsa da bu silah seslerini duymamışsa ona haber vermeli,adam çağırmasını sağlamalıydım.Asansörün güvenilir olmadığını düşünerek merdivenlerden yukarı koştum.Baran Bey'in olması gereken odaya vardığımda kapının aralık olduğunu gördüm.Duvara yapıştım,silahımı çıkardım.Temkinlice kapıya doğru yaklaştım.İçeriden en ufak bir gürültü bile gelmiyordu.Silahımı takip ederek odaya girdiğimde Baran'ın yataktaki cansız bedeniyle karşılaştım.Bu sahne bana burayı bir an önce terketmem gerektiğini şiddetle hatırlatmış oldu.Peki ama nereden kaçabilirdim?Mutfak kapısı bunun için uygun bir yer gibi gözüktü birden.Oğuzhan Bey'in adamları gün boyu o kapının önündeydiler,gireni çıkanı kontrol etmişlerdi,eğer hepsi çatışmaya gitmediyse orada hala bir iki koruma olabilirdi.Dikkatlice merdivenleri inmeye başladım.Lobiye vardığımda ışıkların tamamen sönmüş olduğunu gördüm.Yine de otel kapısının önündeki ışıklar içeriyi yeterince aydınlatıyorlardı.Mutfağa doğru hızlı ve sessiz adımlarla ilerledim.Mutfaktan içeri girdiğimde ise tam anlamıyla dumur olmuştum.Oğuzhan'ın 20 kadar silahlı adamı mutfakta tıkış tıkış beklemekteydiler.Onlardan uzanan namlular istemsiz bir şekilde kollarımı kaldırmama neden oldu.Arkadan biri "Vakit geldi,tutun şunu,yukarı çıkıyoruz."dedi.Bir adam kollarımı arkadan kenetleyerek bana ayaklı bir kelepçe oldu.Hep beraber istikamet tekrar yukarı şeklinde ilerlerken mutfakta benim tevkifimi emreden ses bu kez"Siz burada kalın."dedi,bir kaç adamı lobinin göbeğinde bırakıp yolumuza devam ettik.Salona geri dönmüştük.Neler olduğunu gerçekten çok merak ediyordum.Salon kapısı açıldığında ise bu merakım ikiye katlandı.Ozan Bey elindeki silahı Oğuzhan'ın kafasına dayamıştı,biraz ötelerinde Rıdvan ise elinde kanlı bir mendille yerde oturuyordu.Oğuzhan ile Rıdvan son derece bitkin görünüyordu,fakat Ozan Bey gelişmelerden bu kadar etkilenmemişti.Kapının eşiğinde duraklayan konvoyumuza sakince "Yaklaşmayın."dedi.Oğuzhan"Buradan çıkışınız yok!"diye bağırdı Ozan'a doğru.Ozan sükunetini sürdürerek"Sence onları ikna edemez miyim?"diye sordu Oğuzhan'a.Oğuzhan"Bu adamlar benden başka kimseye hizmet etmez.Bu adamların bana can borcu var."dedi hiddetle.Tam o sırada birden arkamda kilitli duran bileklerim gevşedi ve beni tutan adam ruhunu teslim ederek yere yığıldı.Ozan"İyi o zaman,bugün borçlarını ödeyecekler."dedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-----Kumar Masası'ndan 5 gün önce-----&lt;br /&gt;Rıdvan Ozan'ın kendine tahsis ettiği arabayla Oğuzhan'ın yanına giderken aklına gelen fikri uygulayıp uygulamamak konusunda kendisiyle kavga ediyordu.Çok fazla şey riske atılacaktı,insanların duyguları işin içine katıldı mı asla sonuca güvenemiyordu.Bunca gezdiği sene insan duygularını kontrol edebilen ve onları da matematiksel kesinliklere oturtabilecek ustalıkta insanlarla tanışmıştı ama o hep bu alandan uzak olmuştu.Poker masasında işte bu insanlara kaybediyordu paralarını.Kartlarla değil,insanlarla oynayanlara.Bu alana geçmek için bunun bir fırsat olabileceğini düşündü.Müthiş bir başlangıç olurdu gerçekten.Biraz da bunun heyecanıyla telefona sarıldı."Ozan Bey,sanırım Oğuzhan'ı planımıza nasıl dahil edebileceğimiz konusunda iyi bir fikrim var.Önümüzdeki 5 günde benden haber alamazsanız lütfen endişelenmeyin.Siz sadece Kadir Bey'in o adamları bulmasını sağlayın çünkü ben tamamen Oğuzhan meselesiyle uğraşıyor olacağım.Ayrıca Kadir Bey'e söyleyin adamlar daha çok hedef için hazırlık yapsınlar."dedi.Telefonu kapattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-----Bu Gece-----&lt;br /&gt;Alp çatıdan indi ve asansörü çağırdı.Asansörün tehlikeli bulunup kimse tarafından kullanılmayacağını tahmin edebiliyordu ama yine de temkinliydi.Asansör katları hızla aşarak son kata vardı.Alp asansöre girdi.Kendisine söylenen katın düğmesine bastı.Asansör o kata varıp kapı açıldığında elinde bir spor çantayla nefes nefese bir Gökhan içeri girdi."İki kat bile çıkamıyorum artık şu sigara yüzünden."dedi ve kapı kapandıktan sonra asansörün stop düğmesine bastı.Yere eğildi,çantayı açtı.Alp"Vaay,susturuculu,dürbünlü falan,çok iyiymiş."dedi çantaya eğilirken.Gökhan"İstersen lazerleri de var,bu adamlar işlerini halletmemiz için gereken bütün şeyleri verebilirler bize."dedi.Alp Gökhan'a bakarak"Sen bu işten sonra da patron için çalışmaya devam edecek misin?"diye sordu.Gökhan yaptığı işten bakışlarını kaldırmadan"Biz bu adam için burayı hallettikten sonra,bize paramızı ödeyecek uzaklaşmamıza izin verecek.Fakat en beklemediğimiz anda bizi de ortadan kaldıracaktır.Bu adam buradan imparatorluğunu kurarak çıkmak istiyor ve onu kurarken yaptığı işlere ortak veyahut şahit kimsenin varlığını sürdürmesine izin vermeyecektir.Aşağıda masada oturan kendi elemanının bile canını çoktan almış olabilir.Bu adamlar böyledir.Mezarını inşa ettiren Cengiz Han hesabı."diye karşılık verdi ona.Alp "O zaman ne yapacağız?"diye sordu ona tedirginlikle.Gökhan şimdi ona bakmaya başlamıştı"Ben diyorum ki aşağıda önümüze gelen herkesi temizleyelim.Daha sonra parayı alır bölüşürüz.Ben gelmeden önce diğer elemanla gizlice buluşup konuşmuştum.O kabul etti sen ne diyorsun?"dedi.Alp hiç düşünmeden"Madem öyle diyorsun,o halde ben de varım."dedi.Silahların hazırlığı bitince salonun olduğu kata inmeye başladılar.İkisi de sadece birbirlerinin nefes alış verişlerini duyuyordu.Asansör hafif bir "dınn" sesiyle hedefine vardı,kapı açıldı.Alp önden çıkıp dizinin üzerine çöktü,gözünü dürbüne dayadı,garanti olsun diye lazeri de açtı,kapı eşiğinde duran adamlardan ortadakini ensesinden avladı."Bravo lan!"dedi Gökhan gülerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni tutan adam yere devrilir devrilmez kendimi yere doğru attım,çünkü koridorun tam karşısında iki m-4 carbine kapının önünü cehenneme çeviriyordu.Kapının önünden sürüklene sürüklene tekrar salonun içine varmıştım fakat bu kez de eli silahlı bir Ozan Bey'in rehin aldığı iki adama üçüncü olarak katılmış oldum.Oğuzhan'ın adamları baskından sonra toparlanmış,koridorun sağına ve soluna dizilmişler,otomatik tüfek sahipleriyle cebelleşiyorlardı.Ayağa doğru kalkmaya yeltenmedim,çünkü Ozan'ın buna izin vermeyeceğini biliyordum.O yüzden ben de diğer rehineler gibi oturur konuma geçtim.Oğuzhan son derece sinirliydi,Rıdvan'ın ise tek umursadığı burnu gibiydi.Ozan Bey"Bu gecenin sonu geliyor,sanırım artık size veda zamanı Oğuzhan Bey."dedi ve her zamanki kibarlığına aykırı bir şekilde karşısındakinin cevabını beklemeden Oğuzhan'ı göğsünden üç el vurdu.Ben bütün bu vahşetin nedenini hala anlayamamıştım."Niye?"diye sordum.Ne Ozan,ne de Rıdvan bana cevap verdiler.Ozan Rıdvan'a dönerek"Evet Rıdvan Bey intikamını alma vaktin geldi."dedi ve silahı ona doğru uzattı.Rıdvan önce silaha sonra daha uzunca bana baktı."Sadece parayı alıp gitmek istiyorum,ben vazgeçtim."dedi.Ozan"Nasıl vazgeçersin?Yıllardır beklediğin intikamını alma fırsatını veriyorum sana,üstelik senin yapman gereken işin yarısını ben yaptım bile."dedi bir yandan Rıdvan'a doğru eğilip silahın namlusuyla Oğuzhan'ın cesedini gösterirken."İşini yapmadan parayı almayı bekleyemezsin."Sesi her zamanki gibi sakin ama son derece tehditkar geliyordu.Rıdvan"Ben yapmam gerekeni fazlasıyla yaptım,sen kazandın işte daha ne istiyorsun.Hazır elin değmişken onu da vur.Ne farkeder ki?Ben sadece paramı alıp gitmek istiyorum"dedi bıkkınlıkla.Ozan yerinde doğruldu"Bu planda elimi kirletmek gibi bir durumu hiç öngörmüyordum ama böyle durumlarda planlara yüzde yüz sadık kalmaya çalışmak hatadır zaten."dedi.Gözlerimi sıkıca yumdum,ne uğruna öldüğünü bilmeden öleceğini bilmek gerçekten boktan bir durumdu.Bir el silah sesi sonrası Rıdvan kafasında oluşan yeni delikten çıkan dumanlar eşliğinde oturduğu yerden geriye ayakucuma devrildi.Ozan"Şimdi de sıra sende Numancığım.Özür dilerim ama böyle olması gereki..."dedi ama bir anda arkamdaki bir görüntüye takılarak durakladı.Kafamı geriye çevirdiğimde ikisi m-4'lü biri uzi'li üç adam silahlarını Ozan'a doğru kaldırmış,bekliyorlardı.Ozan"Bu kadar yaklaşmışken olmaz ki ama!"diyerek ayak üstü küçük çaplı bir sinir krizi geçirdi.Adamlar iki saniye sonra Ozan'ı kevgire çevirdiler.Uzili adam"Yetişmeseydim gidiyordunuz,hey!"dedi.Diğer ikisi başlarıyla onayladılar.Sonra başımda toplandılar."Çantalar nerede?"dedi kasketli olan.Elimi kaldırarak arkadaki dolabı gösterdim.Bana ne yapacaklarından emin gibiydim.Ama yine de içimde çok küçük bir ümit vardı.Dolaptan çantaları çıkartan kar maskeli herif."Bunu ne yapacağız?"dedi.Kasketli olan"Patronun taktiği kullanacağız.Arkada şahit bırakma."dedi ve iki adam silahlarını bana doğru kaldırdılar.Kafamda zonklayan on binlerce çan sesiyle yere yığıldım. &lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-8707490686734187095?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/8707490686734187095/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/08/kumar-masas-x-final.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/8707490686734187095'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/8707490686734187095'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/08/kumar-masas-x-final.html' title='Kumar Masası-X (Final)'/><author><name>Seco</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04822494434395820710</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9wp_KW0olyE/SY7hpJluitI/AAAAAAAAAAM/XEmEglvqoz4/S220/n1313095457_30235003_1563.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-2526918378729560337</id><published>2011-08-07T15:48:00.003+03:00</published><updated>2011-08-09T22:42:26.646+03:00</updated><title type='text'>Kumar Masası-IX</title><content type='html'>-----Kumar Masası'ndan 5 Gün Önce-----&lt;br /&gt;"Demek bana reddemeyeceğim bir teklifte bulunacaksınız..."dedi Oğuzhan Rıdvan'ın yüzüne bakmadan arkası dönük bir şekilde.Rıdvan bulundukları ortamdan hoşlanmamıştı,adamın onu ciddiye almadığı belliydi.Oğuzhan mutfak tezgahından başını kaldırıp Rıdvan'a döndü,kaşlarını bir karşılık beklediğini belirtir şekilde kaldırdı."Rıdvan."dedi "Benim adım Rıdvan."Oğuzhan ellerini bir beze sildi etrafındaki adamlarına şöyle bir baktı."Neymiş o teklif?"dedi sonra.Rıdvan'ı bir an önce başından savmak istediği belliydi."İyi hamlelerde bulunmalıyım" diye düşündü Rıdvan "Onu oyuna çekebilmeliyim.Peki ama nasıl başlamalı?"Zamanının kısa olduğunu biliyordu,İstanbul'a geldiğinden beri kurtulamadığı baş ağrısı onun rahat bir şekilde düşünmesine engel oluyordu.Şakaklarını ovmak istiyordu ama en ufak bir yanlış harekette adamın onu kovacağından emindi.Kendini tuttu."İstanbul'a iki gün önce geldiğimden beri aklımda sadece bu görüşme vardı.Benim planıma en uygun kişinin siz olduğuna karar verebildim sonunda." "Bravo bana o zaman,sizin tercihiniz olmak ne gurur verici!"diye alay etti onunla Oğuzhan.Rıdvan gerilmişti,uzun bir zamanda sonra ilk defa bu kadar ciddiye alınmadığını hissediyordu.Halbuki geçen hafta Şangay'da en üst düzey muamele gören başkası mıydı sanki?En kaliteli içkileri içen,en pahalı arabalara binen,en yüksek betli masalara oturan o değil miydi?Şimdi adamın biri bir yandan domates doğrayıp bir yandan onunla bu kadar rahat bir biçimde nasıl dalga geçebiliyordu?Elini cebine soktu,daha fazla dayanamıyordu rahatlaması lazımdı.Bir sigara çıkardı ağzına götürdü.Tam ateş için elini tekrar cebine sokmuşken Oğuzhan "Mutfakta sigara içmiyoruz Rıdvan Bey."dedi. "Pa-Pardon"diye yanıtladı Rıdvan ve ağzındaki sigarayı alıp kulağının arkasına oturttu.Kendilerinde garip duran hobilere sahip mafya babalarına hep sinir olmuştu,"bu Oğuzhan da onlardan biri işte"diye düşündü.Oğuzhan onun bu gergin halini farketmiş olacak ki onu biraz daha sıkıştırmak üzere saldırıya geçti."Evet,neyin peşinde olduğunuzu bir an önce anlatırsanız çok iyi olacak,yukarıda çocuklarım ve karım aç bir halde beni bekliyorlar.Geç kalmak hiç huyum değildir."dedi tehditkar bir biçimde."Tamam o halde,direk konuya geçiyorum."dedi ve hızlı bir biçimde ona Numan Bey'den almak istediği intikamı,bu sırada orada olan ve ona engel olmaya çalışacak herkesi temizlemek için bir ekip kurduğunu,uzun zamandır bunun üzerinde çalıştığını söyledi."Ben o akşam kendime bir yer ayarlamak üzere yarın yola çıkıyorum.Duydum ki Numan şu an Monte Carlo'daymış onunla tanışacağım,oyunumu izleteceğim ve beni de haftaya yapılacak oyuna davet etmesini sağlayacağım."diyerek sözlerini tamamladı Rıdvan.Bütün anlattıklarını Oğuzhan çok sessiz bir biçimde dinlemişti.Rıdvan içten içe sevindi,artık bu adam da ona saygı gösteriyordu."Benden istediğin ise sen ve ekibin intikamınızı alırken adamlarımı yerlerinden çekmek öyle mi?Karşılığında onlardan kalan her şey bana ait olacak yani."dedi Oğuzhan çenesini sıvazlayarak."Dediğim gibi.Her şey sizin olacak.Ben sadece intikamın peşindeyim.İşim bittikten sonra masadaki paraları da alsam fena olmaz tabi."dedi Rıdvan görevini tamamlamış olmanın verdiği rahatlıkla.Oğuzhan şimdi olduğu yerde dönüp duruyordu.Anlaşılan bu fikir gerçekten de ilgisini çekmişti.Sürekli çenesini ovuyor arada bir baş ve işaret parmağıyla koca dudaklarını kıstırıyordu."Bu planda benim bulunmamın bir nedeni haftaya Numan'ın benden koruma konusunda yardım istemesiyse diğeri benim teklifinizi kabul edeceğimi düşünmenizdi.Bunu düşünmenize neden olan şey ne?"diye sordu Rıdvan'a bakarak.Rıdvan afallamıştı,bu soruya nasıl bir cevap vermeliydi ki?Adam resmen kendisinin sahip olduğu hırsı nereden öğrendiğini sormuştu ona."Kabul edeceğinizden emin değildim,hala değilim.Sadece Numan'ın işini bitirmek adına bir fırsat yakaladım ve bu fırsat tam olarak sizin teklifimi kabul etmenizden geçiyor.Ayrıca bu kadar yükseldiğinize göre şimdi neden durasınız?Daha da yükselmek,en tepeye çıkmak istediğinizi size bakarak anlayabiliyorum."dedi Rıdvan.Oğuzhan ona ikna olmamış bir şekilde baktı."Beni daha önce gördün mü?"diye sordu."Şey,hayır ama..."diye cevap vermeye yeltendi Rıdvan ama Oğuzhan bakışlarıyla susturdu onu."Neyse bundan daha önemli bir sorum var."dedi adamlarından birinin yanına doğru yürürken."Benim haftaya koruma sağlayacağımı nereden biliyorsun?"dedi ve yanındaki adamın belinden silahı çekip Rıdvan'ın suratına doğrulttu."Biz bile bunu konuşalı 3 gün oldu,olmadı.Ne ayaksın lan sen?" Rıdvan'ın yüzünden tamamen çuvalladığı belli oluyordu.Demek ki bütün bu yalanları söylerken her şeyi hesaplayamamış,böyle basit bir şeyi atlamıştı.Oğuzhan bu açığı yakaladığı için gayet vakurdu."Kimin adamısın sen?"diye sordu.Horozu kaldırdı."Konuş!Mutfağı kirlettirme bana!"dedi.Rıdvan"Dur!"dedi."Beni Ozan Bey gönderdi."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-----Bu Gece-----&lt;br /&gt;Baran sarışın fıstıkla asansörden çıkarken çok endişeli sayılmazdı.Biri Halil'e teknesini yakarak bir mesaj göndermişti.Çok da önemli değildi.Diğerleri bunu gururlarına yediremeyip sinirlenebilirlerdi.Ama Baran artık aşmıştı bunları.Daha akılcı ve sakin düşünmeyi biliyordu.Şu gece bittikten sonra mutlaka bulurlardı bunun sorumlusunu ve cezasını verirlerdi.Kendi tecrübelerini şöyle bir düşündü ve son zamanki hallerinden utandı.Bir çocuktan korkar olmuştu,düşmanları karşısında zayıf düşmüştü.Baran aşağıdaki adamları böyle görüyordu,en büyük özellikleri hemen düşmana dönüşebilecek dostlardı onlar.Yıllar içerisinde kaç tanesini harcamıştı onlardan.Belki biraz Ozan Bey farklıydı.Ona dertlerini açabiliyor,ona tıkandığı konularda danışabiliyordu.Zaten Ozan Bey'i oğlunun düğününde kendisine altın kalaşnikof hediye ettiği zamandan beri severdi.Yine de ona da yüzde yüz güvendiği söylenemezdi.Yüzünü ellerine gömmüştü.Derin bir nefes aldı.Çocuk neredeydi acaba?Asanördeki aynadan yüzü kapıya dönük olan hatunun kalçalarına baktı.Uzun olmasının dışında pek bir güzelliği yoktu.Beğenmedi.Belki de vazgeçmişti intikamdan,belki çoktan ölmüştü bile.Aşağıdakiler ne yapıyordu şimdi?Asansör durdu.Kadın Baran'ın elinden odanın anahtarını aldı.Önden yürümeye başladı.Baran sakin adımlarla onu izliyordu.Kapının eşiğinden girdiğinde kadın iki bardağa viski dolduruyordu.Baran viski içmekten asla sıkılmazdı fakat bir an önce işleme geçmek istiyordu."Ben istemiyorum."dedi kadına.Kadın"Hadi ama janiim,benim için.Bir yudumcuk."dedi ona doğru sarı saçlarının arasından gülümseyerek.Baran'ın her erkek gibi hayatta dayanamadığı iki şey vardı.Viski ve kadın.Gülümsedi,ceketini çıkarttı,yatağa oturdu,elini yatağa vurarak kadını çağırdı.Kadın da gülümsedi.Yatağa oturdu.Viskiyi uzattı.Baran bardağı fondipledi.Yandaki komidine bıraktı."Silahı da janim."dedi kadın"Bir kaza olmasin."Baran elini beline atıp silahı çıkardı,onu biraz incelemeye koyuldu havaya doğru kaldırarak.Ne güzel işlemeleri vardı öyle,kilim gibiydi.Kim işlemişti bu silahı?O adamı arayıp bulmayı,böyle başka silahlar da yaptırmayı düşündü.Bu aptal fikirler aklına nereden gelmişti birden bire?Silahı bardağın yanına düşürürcesine bıraktı.Görüntüler kaymaya başlamıştı hafiften"İçkiyi fazla kaçırdım herhalde,birazdan düzelirim."diye düşündü.Sarışın bombanın göğüslerine doğru bir hamle yaptığında burnunda müthiş bir yumruk patladı.Gözleri kapalı bir biçimde yatağa yığılırken yeni bir sanat akımı oluşturabilecek,uçuşan fosfenler görüyordu.Aynı anda dışarıdan gelen patlama sesi ise yumruğun etkisini artırmıştı adeta.Gözlerini tekrar açtığında kadın yanı başında bir adamla beraber dikilmişti.Adam başındaki kasketinin altından ona kin dolu gözlerle bakıyor,bir yandan da yumruğunu ovuyordu.Kadına döndü "Çık."dedi.Baran bu görüntüye sadece bir iniltiyle cevap verebildi.Çünkü dili dahil vücudunun her yeri uyuşmuştu.Birden yanı başında duran silahı aklına geldi.Ona doğru var gücüyle uzanmaya çalıştı.Tek yapabildiği komidinin üzerindeki bardağı devirmek oldu.Gökhan elinde tabancayla Baran'ın beyhude çabalarını tepkisizce izliyor,ne zaman denemekten vazgeçeceğini merak ediyordu.Dışarıdan kurşun sesleri geldiğini duyunca başını kapıya doğru çevirdi.Hızlanması gerektiğini anladı.Baran ağzından salyalar akıtarak "Sen...Sen..."diye inlemeye başladı.Sağ dirseğini yatağa koymuş doğrulmaya çalışıyordu."Affet."demeye uğraşıyordu ama dili tamamen işlevsiz hale gelmişti.Yine de Gökhan onun ne demek istediğini anlamıştı."Sen de."dedi.Baran'ın yanındaki yastığı alarak adamın üzerine çöktü.Baran karşı koymaya çalışıyordu ama nafile."Sonunda."dedi  hırsla boğarken onu dişlerinin arasından kendi kendine.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-2526918378729560337?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/2526918378729560337/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/08/kumar-masas-ix.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/2526918378729560337'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/2526918378729560337'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/08/kumar-masas-ix.html' title='Kumar Masası-IX'/><author><name>Seco</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04822494434395820710</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9wp_KW0olyE/SY7hpJluitI/AAAAAAAAAAM/XEmEglvqoz4/S220/n1313095457_30235003_1563.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-4956916766167006965</id><published>2011-08-02T17:53:00.000+03:00</published><updated>2011-08-02T17:54:11.155+03:00</updated><title type='text'>bir kurbağanın üzücü hikayesi</title><content type='html'>&lt;div&gt;bataklık kurbağaları &lt;/div&gt;&lt;div&gt;dikmişler gözlerini yıldızlara&lt;/div&gt;&lt;div&gt;yukarıya baktıkça daha fazla&lt;/div&gt;&lt;div&gt;saplanıyorlar çamura &lt;/div&gt;&lt;div&gt;aşağı aşağı aşağıya&lt;/div&gt;&lt;div&gt;kollarını hareket ettiremez&lt;/div&gt;&lt;div&gt;başlarını yıldızlardan çeviremez&lt;/div&gt;&lt;div&gt;küçük bir umutla zıplamaya kalksa&lt;/div&gt;&lt;div&gt;gövdesini oynatmaya çalışsa&lt;/div&gt;&lt;div&gt;çamur çoktan kurumuştur&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bakamaz artık öte yana&lt;/div&gt;&lt;div&gt;yıldızlar&lt;/div&gt;&lt;div&gt;yıldızlardan başka&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;uzun bir bekleyiş başlar&lt;/div&gt;&lt;div&gt;mevsimler değişmeli güneş batmalı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;kuşlar gökleri ceylanlar ormanları yaşarken&lt;/div&gt;&lt;div&gt;kurbağa toprağı koklamalı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;dünya etrafında dönerken &lt;/div&gt;&lt;div&gt;kollarını hazır tutmalı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;gözlerini kapamalı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;kalbi canlı kalmalı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;aklındaki melodiyi içinden mırıldanmalı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bir yağmur damlasıyla&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-4956916766167006965?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/4956916766167006965/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/08/bir-kurbagann-uzucu-hikayesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/4956916766167006965'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/4956916766167006965'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/08/bir-kurbagann-uzucu-hikayesi.html' title='bir kurbağanın üzücü hikayesi'/><author><name>KhA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04777494455912340632</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-5506019650188621059</id><published>2011-07-31T14:33:00.000+03:00</published><updated>2011-07-31T14:34:19.160+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-5506019650188621059?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/5506019650188621059/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/07/blog-post.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/5506019650188621059'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/5506019650188621059'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/07/blog-post.html' title=''/><author><name>üzülen surat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00395724786489086028</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_Jei2mUjv9YE/TPvdnrZgxbI/AAAAAAAAACU/JHUWbiI1QN4/S220/1.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-2127606135932267687</id><published>2011-07-26T20:18:00.006+03:00</published><updated>2011-07-26T20:27:09.223+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kabataş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hocalarla sorunlu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kral Yatılı Ergenliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cumhur ışın and six boobs'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çok Kafa Hoca Yeaa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İfşa'/><title type='text'>Dedeler</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Önce&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-08BwVoRaasc/Ti73HQcZMfI/AAAAAAAAADg/LGa2-vAMN5c/s1600/283980_220572794646485_100000812977764_551053_7629506_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-08BwVoRaasc/Ti73HQcZMfI/AAAAAAAAADg/LGa2-vAMN5c/s320/283980_220572794646485_100000812977764_551053_7629506_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5633711887932273138" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Sonra&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-7mVATe1p8_M/Ti73LSgZE7I/AAAAAAAAADo/R3td4NGp9Bg/s1600/cumhur%2Bve%2B6%2Bboobs.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-7mVATe1p8_M/Ti73LSgZE7I/AAAAAAAAADo/R3td4NGp9Bg/s320/cumhur%2Bve%2B6%2Bboobs.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5633711957205390258" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-2127606135932267687?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/2127606135932267687/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/07/dedeler.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/2127606135932267687'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/2127606135932267687'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/07/dedeler.html' title='Dedeler'/><author><name>Yeni Kullanıcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16813658858537497477</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-08BwVoRaasc/Ti73HQcZMfI/AAAAAAAAADg/LGa2-vAMN5c/s72-c/283980_220572794646485_100000812977764_551053_7629506_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-2131268606647113161</id><published>2011-07-26T20:13:00.001+03:00</published><updated>2011-07-26T20:15:43.073+03:00</updated><title type='text'>Adam Ustat</title><content type='html'>Yarın Jackie Chan'e saygı kuşağı bağlamında birgünlük fotoğraf koymak istiyorum, istemiyorsanız yerleri sildirin koymam&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-2131268606647113161?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/2131268606647113161/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/07/adam-ustat.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/2131268606647113161'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/2131268606647113161'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/07/adam-ustat.html' title='Adam Ustat'/><author><name>Yeni Kullanıcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16813658858537497477</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-5835054847397001339</id><published>2011-07-21T23:04:00.001+03:00</published><updated>2011-07-21T23:06:55.139+03:00</updated><title type='text'>Salsa</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;Soluk bir florasan ışığıyla kaplı odasından sıradaki hastasının adımları duyuldu. Kafasını, önündeki kayıt defterinden kaldırıp, kapıya bakmaya koyuldu.Birkaç saniye bekledi.Ardından kapı açıldı ve Şevki Bey içeriye girdi.Samimi bir gülümsemeyle hastasını selamladı, halini hatrını sordu. Şevki Bey düzleştiği pek nadir görülen çatık kaşlarını oynatmadan sohbetin kendi üzerine düşen kısmına biraz isteksizce&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;olsa da hayat verdi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Şevki Bey, sıradan bir sinir hastasıydı. Çabuk öfkelenen, öfkenin etkisiyle kontrolünü yitiren onlarca hastadan sadece birisi.. Şevki’yi diğerlerinden ayıran küçük bir yanı vardı.Kullandığı ilaçların dozu normalin üç katı olduğundan dolayı erkekliğini yaşayamıyordu.Hastanın yılda bir gün sevişme hakkı vardı.İlaçlar kesiliyor, bir takım güçlendiriciler veriliyor ve o ulvi anın yaşanabilmesi için karısının yanına gönderiliyordu.Ertesinde ise ilaçlarına yeniden başlamak için doktorun yanına gelmesi gerekliydi.Bugün, o ertesi gün idi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Şevki Bey nasıl hissediyorsunuz?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Hekim bey bana bir an önce ilaçlarımı geri verin.Yolda az kalsın arabadan inip taksiciyi pataklayacaktım.Böyle yaşanmaz Hekim oğlan.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Geceniz nasıldı, keyfini çıkarabildiniz mi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;-Sizin bana verdiğiniz ilaçlardan hal mal kalmamış.Kapa konuyu doktor, hatırladıkça daha da deli oluyorum zaten.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Hasta ilaçlarını aldı ve çıktı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-5835054847397001339?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/5835054847397001339/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/07/salsa.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/5835054847397001339'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/5835054847397001339'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/07/salsa.html' title='Salsa'/><author><name>KhA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04777494455912340632</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-1979623373034520880</id><published>2011-07-21T23:02:00.009+03:00</published><updated>2011-07-28T04:03:29.596+03:00</updated><title type='text'>Kumar Masası-VIII</title><content type='html'>-----Kumar Masası'ndan Bir Hafta Önce-----&lt;br /&gt;"Evet"dedi Rıdvan "bir mazimiz var Numan'la."Bu son söyledikleri ağzından otomatik olarak çıkmıştı,sadece Ozan Bey'in söylediklerine ağzı bir cevap verme gereği duymuştu.Fakat beyni duyduklarını kabullenemiyordu.Sonunda,en sonunda intikamını alma şansına eriştiğine inanamıyordu.Onu bir daha görme umudunu artık kaybetmeye başladığı günlerde ona birden bu şekilde yaklaşabilmesi bir tesadüf olabilir miydi,yoksa kader denilen şey gerçekten var mıydı? Yıllar önce her şeyini alan bu adam,Numan,acaba kendisini hatırlayacak mıydı?Nasıl hatırlamaz ki? Bir ailenin hayatını karartmıştı.Rıdvan pişmanlığın her gece Numan'ı yeyip bitireceğini düşünmüştü uzun bir süre.Küçüktü o zamanlar.Bir ailesi vardı.Aynı zamanda bir evi vardı.Rıdvan küçük bir adamdı.Babasının da öğretmenlik yaptığı okula gidiyordu,matematiği iyi kotarıyordu.Her sabah babasının elinden tutup okula gittiği günlere dönememenin acısı o anları öylesine idealize etmesine neden olmuştu ki,normalde diğer insanların Rıdvan'ın yerinde olabilmek için her şeylerini verecekleri ortamlarda bulunmasına rağmen,o çocukluğunu hayatının en mükemmel anları olarak addetmişti.Çünkü Rıdvan bu yerlere aynı zamanda kimsenin yerinde olmasını istemeyeceği durumlardan geçerek geldiğini biliyordu.Rıdvan'a ait her şey başkasının kendisine ve onun başkalarına çektirdiği acıların silik sonuçlarından ibaretti sadece.Babası o gün kumara başlamasaydı belki de bu kadar insan acı çekmek zorunda kalmayacaktı.Yine de Rıdvan bütün bu acıların sorumlusu olarak babasını değil,diğer başka her şeyi suçluyordu.Devletin verdiği yetersiz öğretmen maaşı,kötü huylu arkadaşlar,polisin yasadışı kumarhaneleri tam olarak kontrol edememesi,kumarın kötü bir şey olduğunu anlatan eserlerin ülkede yaygınlaşamaması,Hollywood'un kumarı özendirici biçimde insanların gözüne sokması,annesinin dırdırı,kendisinin çikolatayı bu kadar seviyor oluşu vs.Babası bütün bu etkilere dayanamamıştı ve bu batağa göz göre göre sürüklenmişti.Rıdvan babasının kumara başladığını öğrendiğinde annesi ve kız kardeşleri gibi ağlamamış,babasına yardım etmesi gerektiğini düşünmüştü.Evin giderlerini kısmak için kahvaltıyı bir kaç dilimle ekmekle geçiştiriyor,öğle yemeğini harçlıklarını biriktirmek için atlıyor,akşam yemeğinde ise sofranın en az tüketeni oluyordu.Annesi ve ablaları salonda ailelerinin durumuna yorulmadan üzülmekle meşgulken,o yattıkları odada ışıklar kapalı biçimde pencerenin kenarında oturuyor,sokak lambasından faydalanarak kitap okuyor ya da çoğu zaman yaptığı gibi düşünüyor.Günler bu şekilde akıp geçerken annesi gece geç saatlerde gelen babasının gövdesine güçten düşmüş yumruklarını indirerek artık satacak bir şeylerinin kalmadığını anlatmaya çalışıyor,oğullarının onun yüzünden hayata küstüğünü bir gıdım yemek yemediğini söylüyordu.Rıdvan'ın çocukluğunun sona erdiği geceden bir gece önce oğlunun haline üzülen babası karanlık odanın kapısından içeri girmiş oğlunun yanına oturmuştu.Kafasını babasının kucağına koyan Rıdvan babasının kendisine verdiği yalan sözleri dinlemişti.Söylediği her şeyin yalan olduğunu biliyordu ama babasının yatıştırıcı sesini duymayı ve sigarayla karışık sevgi kokan ellerini saçlarında gezdirmesini çok sevdiği için bu sahneyi bozmaya cesaret edememişti.Küçük Rıdvan planını çoktan yapmıştı,o gece kafası tamamen bu planla ilgili düşüncelerle doluydu.Babasının onun yanına gelişi,saçlarını okşaması onu cesaretlendirmişti.Sonraki gün okul bittikten sonra tuvalette önlüğünü çıkardı çantasına koyduğu kıyafetlerini giydi ve babasını bulmaya gitti.Babası hala kendi sınıfında oturmakta,yoklama defterine bir şeyler yazmaktaydı.İşini bitirdikten sonra dışarı çıktı.Rıdvan onu takip etmeye başladı.Rıdvan'ın babası önce mahallelerinin meydanında arkadaşlarıyla buluştu.Hepsi aşağı yukarı onun gibi adamlardı.Sıkıntılı küskün,hayatlarındaki her yeniliğe karşı ürkek.Rıdvan onların yenilgiyi baştan kabullenmiş bir halleri olduğu kanısına vardı.Adamlar önce bir lokantaya girip bir şeyler yediler,daha sonra da her gece gittikleri batakhanenin yolunu tuttular.Batakhanenin önü kalabalıktı,Rıdvan'ın anladığına göre babası ve arkadaşları da bu durumu anormal karşılamışlardı.Kapı önünde huzursuzca birbirlerine bakmışlar ve binaya girerken tereddüt yaşamışlardı.Demek ki olağan dışı bir şeyler dönmekteydi içeride.Rıdvan bunu planının uygulanması için bir avantaja çevirmeyi düşünmüştü.Sabırlıydı,uygun an için bir saat kadar bekledi.Bir adam yaka paça dışarı çıkarılırken saklandığı yerden fırladı.Kalabalığın arasına karıştı.Dışarı çıkarılan adam yakası açılmadık küfürler ediyor,hem tehditler savuruyor,hem de yalvarıyordu.Rıdvan kargaşanın arasında içeri girmeye çalışırken dışarı çıkarılan adamın babasının arkadaşlarından biri olduğunu göz ucuyla gördü."Yetiştim" dedi kendi kendine,"Yetiştim,onun yerine ben geldim.Artık iki kişiyiz.Beraber çıkacağız buradan,başımız dik.Ailemizi kurtaracağım baba.Seni kurtaracağım."Rıdvan dışarıyla aynı derecede kalabalık olan koridoru da aştıktan sonra dumanaltı ve neredeyse tamamen karanlık olan salona girdi.Salonda herhangi bir kıraathaneden alındığı belli olan masa ve sandalyeler vardı,masaların üstünden yeşil bez örtüler,etrafında kamburlaşmış adamlar vardı.Adamlar bu şekilde çevreledikleri kumar masalarına tapıyorlar gibi görünüyordu.Rıdvan kendisinin oturabileceği bir masa aramaya başladı.Gözleri salonu baştan sona tararken,uzak köşede ayakta el pençe divan duran üç adamda birden sabitlendi.Rıdvan o masaya doğru yürümeye başladı.Babasının ve arkadaşlarının başında durduğu masada iki adam oturuyordu,biri bordo renk bir gömlek giymişti,diğeri gözlüklü ve takım elbiseliydi.Bordo gömlekli adam çok sinirliydi,babasını ve adamlarını çok sert bir şekilde azarlıyordu."Lan madem borcunuzu ödeyemiyorsunuz,ne işiniz var daha bu amına kodumun yerinde?Ne yapayım ben şimdi sizi?Donunuza kadar soyup göndersem borcunuzun yüzde birini karşılamaz lan!Hala kağıt oynamaya geliyorsunuz bir de!Siktirin gidin borcunuzu ödemeden sakın buraya adım atmaya kalkmayın!Hadi siktir olun şimdi!" Rıdvan'ın babası "Ama abi.."diye gevelemeye başladı.Rıdvan tam o sırada babasının yalvarmaya başlayacağını anladı,buna müsaade edemezdi."Baba!" dedi.Sesini olanca gücüyle çıkarmaya çalıştı ama ağzından sadece bir inilti yükselmişti.Ama yine de bütün gözleri üzerine çekmeyi başarmıştı.Babası korku dolu bakışlarla ona döndü,çenesi titriyordu."Rıdvan,ne işin var senin burada?Çabuk git!"dedi.Bordo gömlekli adam ayağa kalktı ve Rıdvan'a doğru yürümeye başladı."Bak çoluğun çocuğun ne halde senin yüzünden?"dedi alay edercesine Rıdvan'ı kolundan tuttu.Rıdvan kolunu adamdan kurtardı."Ben buraya babamın borcunu ödemeye geldim,onun için yalvarmaya değil!"dedi.Sözlerinin etkisini artırmak için elini cebine attı ve biriktirdiği harçlıkları avucuna alarak adamın yüzüne doğru salladı.Ancak adamın şaşırması sadece bir iki saniye sürdü ve ondan sonra şeytanca bir ifadeye büründü.Rıdvan'ın elindeki paraları aldı,saymaya başladı."İyi ama" dedi Rıdvan'a doğru "bu para yetmez.Benim aklımda bir fikir var.Babanın borcunun karşılığı olarak seni buraya alabiliriz.Ne dersin?".Rıdvan kolunu yeniden ama bu kez daha sıkı bir biçimde kavramaya başlayan adamın gözlerine baktı.Yarı kapalı ve kızarmış gözler onun sarhoş olduğunu gayet açık şekilde gösteriyordu ve Rıdvan okuduğu kitaplardan biliyordu ki sarhoş adamlar tehlikelilerdi.Babası oldukça korkmuş,babasının arkadaşları ise şaşkın ama kendi başlarına bir şey gelmemesinden dolayı hain bir şekilde rahatlardı.Masada oturan diğer adam bordo gömleklinin bu sözlerinden sonra "Belki biraz daha sakin olmalısınız Numan Bey"diye uyardı onu.Numan ona "Nesine sakin olacağım?İşlem gayet basit parayı getir,çocuğunu al.Hadi çıkartın şunları arka kapıdan ön taraf yeterince yoğun zaten."dedi. Babası ve arkadaşları Numan'ın adamları tarafından tutuldular ve dışarı yöneldiler.Tam arka kapı açılmışken Rıdvan'ın babası "Oğlum olmaz,oğlumu bırakamam."demeye başladı ve adamlardan sıyrılarak Numan'a doğru atıldı.Yere devrildiler,bir süre boğuştular.Numan daha sonra Rıdvan'ın babasını üstünden attı ve ayağa kalkarak masadaki silaha davrandı."Sen kimsin lan bana dokunacak?Kimse dokunamaz bana,KİMSE!!"dedi ve elindeki silahı ateşledi.Rıdvan'ın bacakları silahın sesiyle otomatik olarak çalışmaya başlayan bir makina gibi harekete geçtiler ve çocuk,gözlüklü adamın bakışları üstündeyken aralık kapıdan dışarı çıkarak karanlığa doğru kayboldu.&lt;br /&gt;Rıdvan bu anıları tekrar kafasında sakladığı yere gömdü.Bakışlarını kaldırdığında Ozan Bey ona bakıyordu.Rıdvan "Onu öldürmeyeceğim"dedi."Ama bütün malvarlığını ondan almanızı istiyorum.Hiçbir şeyi kalmamalı.Eğer bana bunu garanti ederseniz sizle çalışmayı kabul ederim." Ozan Bey"Merak etmeyin Rıdvan Bey,o iş üstünde de çalışıyoruz."dedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-----Bu Gece-----&lt;br /&gt;Silah seslerinin duyulmaya başlamasıyla salondakiler ayaklandılar.Ben"Buradan çıkmalıyız."dedim.Uğur Bey başını sallayarak onayladı.Rıdvan,Ozan, ve Oğuzhan ise bana öylece bakıyorlardı.Ozan "Baran Bey'e haber vermeliyiz."dedi.Ben "O da silah seslerini duymuştur.Ben yukarı çıkıp onu alırım.Acil durum helikopterini çağırmalısınız Ozan Bey."dedim. Salon kapısına yöneldik.Kapıdan çıkmadan önce herkese silahlarını teslim ettim.Kapının koluna yöneldiğimde tek duyabildiğim kendi kalbimin çarpıntısıydı.&lt;br /&gt;Sahilde silah sesi duyduğunda çalılıkların arkasındaki adam kar maskesini yüzüne indirdi.Heyecandan sırtından aşağı akan soğuk terler kamuflaj elbisesinin içinde onu oldukça rahatsız ediyordu.Susturuculu tabancasını çalılıkların arasından uzatırken hala elinin titremesini engellemeye çalışıyordu.Nefesini tuttu kapının önündeki iki korumaya sessizce ölüm saçtı.Adamların yere düştüğünü duyduktan sonra yerinden çıktı ve otelin kapısına yürüdü.Aniden kapının camlarından biri suratında patladı.Adam hemen arkasındaki arabanın dibine atladı.Dikkatsiz davranmıştı ve şimdi bu adamlarla uğraşmak zorundaydı.İki kişiydiler ve onlar da başka bir arabanın ardına gizlemişlerdi.Onları gafil avlamak için arabanın altına baktığında onların da aynı şeyi düşünmüş olduğunu gördü.İki namludan biri kolunu vurmayı başardı.Bir an için dirseklerinin üzerine düştüyse de acısını intikam tutkusuna gömmeyi başardı.Arabanın tekerini kendine siper etti.Kar maskesini kafasına çekti.Kendi kendine "Dayan oğlum Alp!"dedi.Biraz bekledi ve tekrar ayağa kalktı.Göz açıp kapayıncaya kadar adamlardan birini kaputun üstüne yığdı,diğerini de arabanın kelebek camından avladı.Kolunu tutarak otelden içeri girdi.&lt;br /&gt;Kapıdan çıktığımda koridorda olması gereken adamların orada olmadığını gördüm.Bu ilk şok yetmediği gibi duvarın köşesinde patlayan kurşun ikinci şok oldu.Sağımızda kar maskeli ve kamuflajlı bir adam üzerimize doğru saydırıyordu."Kaç!"diye bağırdı Uğur Bey yanımdan,ileri attım kendimi,Uğur ise sola doğru kaçmaya başladı.Arkamızdan kapı kapandı.Ozan,Rıdvan ve Oğuzhan içeride mahsur kalmışlardı.Uğur dar koridorların duvarlarından destek alarak kaçmaya devam ediyordu,çünkü adam onun peşine takılmıştı.Uğur adamın ısrarla kendisini takip etmesine bir anlam veremiyordu fakat koşmaya etti.Merdivenleri görünce o tarafa döndü ve yukarı çıkmaya başladı.Bir süre sonra durdu,aşağıya doğru ateş etti.Adam da ona ateş ediyordu.Uğur "Ne istiyorsun lan benden?Ne?"diye bağırdı.Sonra yukarı doğru kaçmaya devam etti.Arada bir geri dönüp ateş ediyor sonra sınırsız merdivenleri çıkmaya devam ediyordu.Uğur farkındaydı ki karşısındaki adam kurşunları daha ekonomik kullanıyordu.Silahı bittikten sonra ise olabildiğince hızıyla tırmanmaya devam etti.Uğur çatının kapısına vardığında adamla arasında sadece 12 basamak kalmıştı.Uğur sert bir omuz darbesiyle kapıyı açtı ve açık havaya kavuştu.Ellerini dizlerine kavuşturarak nefes nefese "Kimsin sen?"diye sordu.Alp kar maskesini tekrar yüzünün üstüne çekti.Suratı bu koşuşturmacada al al olmuştu,apış arası da hatırı sayılır derecede terlemişti."Hatırladın mı lan beni,göt!" dedi Alp nefes nefese bir karşılık.Uğur doğruldu "Sen ölmemiş miydin?Ama nasıl olur?Öldün sen!"dedi."Evet öldüm."diye cevap verdi Alp ona."Sen yıllar önce asfalt üstünde suratımı parçalarken öldüm ben.Birazdan sen de öleceksin ve ona kavuşacaksın"dedi.Uğur "Senin yüzünden öldü lan o!"dedi tükürürcesine "Oysa ne çok sevmiştim ben onu.Ama sen ne yaptın,harcadın onu hiçbir şeymiş gibi,herhangi bir kızmış gibi.Kullandın attın,uyuşturucuya alıştırdın." Alp"Ben de sevdim lan onu,ilk aşkımdı o benim.Onunla beraber tatile çıkacaktık,güneşin batışını seyredecektik,kayalıklarda oturup öpüşecektik."dedi. "Ne diyorsun lan sen?"dedi Uğur adımları yavaş yavaş gerilemeye başlamıştı,Alp ise onun üzerine doğru geliyordu."Ben onun gözlerindeki ışığın sönüşünü gördüm,bir kıta kurak kaldı o an,bir güneş söndü,bir okyanus kurudu.Sen hala onu sevdiğini nasıl söyleyebiliyorsun bana?"dedi Uğur.Alp onu yakasından tuttu."Ben o kıtanın yemyeşil oluşunu,o güneşin volkanlarla kaynayışına,o okyanusun kuduruşuna tanık oldum.Onun dünyasını sen yok ettin."dedi bir sağ kroşe eşliğinde.Sonra bir sol ve suratına doğru bir sağ direk.Uğur kendini binanın kenarında buldu.Alp Uğur'un üstüne çöktü "O senin yüzünden öldü."dedi"O senden kurtulamayışının acısını ikimizden de çıkardı ve bizi terk etti.Sen sadece asla dizginleyemeceğin özgür bir şeye sahip olmak istedin.Ben ise onu gerçekten sevdim.O da beni sevdi" "Hayır"diye yanıtladı Uğur "Hayır o seni değil beni seviyordu."Alp birazdan aşağı atacağı adamın gözlerinde ölüm korkusunu değil hala bir aşkın acısını gördüğünde acıma duygusu hissetti.Her ne kadar kız Uğur'u sevmemişse de,Alp o an Uğur'un o kızı hala sevdiğini anladı."Onu sadece bir süreliğine sana emanet ediyorum."dedi ve Uğur'u 30 katlık son yolculuğuna yolladı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-1979623373034520880?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/1979623373034520880/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/07/kumar-masas-viii.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/1979623373034520880'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/1979623373034520880'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/07/kumar-masas-viii.html' title='Kumar Masası-VIII'/><author><name>Seco</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04822494434395820710</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9wp_KW0olyE/SY7hpJluitI/AAAAAAAAAAM/XEmEglvqoz4/S220/n1313095457_30235003_1563.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-4789440882107033573</id><published>2011-07-20T13:04:00.003+03:00</published><updated>2011-07-20T13:06:08.988+03:00</updated><title type='text'>okey masası</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-RMx7UvyPEZE/TiaoZXBPCZI/AAAAAAAAACU/mow76ZogMlo/s1600/okey%2Bmasas%25C4%25B1.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 259px; height: 193px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-RMx7UvyPEZE/TiaoZXBPCZI/AAAAAAAAACU/mow76ZogMlo/s400/okey%2Bmasas%25C4%25B1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5631373537702775186" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-4789440882107033573?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/4789440882107033573/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/07/okey-masas.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/4789440882107033573'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/4789440882107033573'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/07/okey-masas.html' title='okey masası'/><author><name>artiz</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_T5MTglbWe2U/SpV9cjD494I/AAAAAAAAAAM/gRlnLJWFOt8/S220/south+park.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-RMx7UvyPEZE/TiaoZXBPCZI/AAAAAAAAACU/mow76ZogMlo/s72-c/okey%2Bmasas%25C4%25B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-2712548464250007099</id><published>2011-07-19T11:17:00.003+03:00</published><updated>2011-07-19T11:37:16.479+03:00</updated><title type='text'>Bu çocuk yerinde duramıyo...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-eH3QVjoIc1Q/TiVCK0YBKEI/AAAAAAAAAGI/Un2ZEmsJuoQ/s1600/seco.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 262px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-eH3QVjoIc1Q/TiVCK0YBKEI/AAAAAAAAAGI/Un2ZEmsJuoQ/s400/seco.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5630979662722181186" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Brüksel'de Türk mahallesinde nasyonal eylemlere katılmış haberimiz yok.Bu çocuğu durdurabilene aşkolsun...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-2712548464250007099?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/2712548464250007099/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/07/bu-cocuk-yerinde-duramyo.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/2712548464250007099'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/2712548464250007099'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/07/bu-cocuk-yerinde-duramyo.html' title='Bu çocuk yerinde duramıyo...'/><author><name>petro...</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15545082838650728335</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-uCL7Wa6jZhw/TaMqmP_9DJI/AAAAAAAAAD0/15k-nky55eQ/s220/IMGP5621.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-eH3QVjoIc1Q/TiVCK0YBKEI/AAAAAAAAAGI/Un2ZEmsJuoQ/s72-c/seco.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-9032046423736052800</id><published>2011-07-11T19:03:00.005+03:00</published><updated>2011-07-11T21:29:56.482+03:00</updated><title type='text'>Kumar Masası-VII</title><content type='html'>-----Kumar Masası'ndan bir hafta önce-----&lt;br /&gt;"Oğuzhan"diye dişlerini gıcırdattı Kadir Bey.Ona olan nefreti bütün yüzünden okunabiliyordu.O an Rıdvan bütün bu suç imparatorluğunu tek elde toplama amacının bir yalandan ibaret olduğunu anladı,bütün amaç Oğuzhan'ı ortadan kaldırmaktı."Ama neden?" diye düşündü Rıdvan,hangi sebep bir insanın bir insandan böyle nefret etmesini sağlayabilirdi ki? Ozan Bey Kadir'in bir anlık öfke patlayışını sakince izledikten sonra yeniden Rıdvan'a dönerek:"Oğuzhan denen bu adam büyük patronlardan bir tanesi Rıdvan Bey,siz onu o gece onu öldüreceksiniz,ama daha önce onunla anlaşacaksınız." "Ne demek istediğinizi tam anlayabilmiş değilim,bana tam olarak planınızın ne olduğunu anlatır mısınız?"diye cevap verdi Rıdvan.Ozan derin bir nefes aldı,koltuğundan ileri doğru kaykılarak masaya yaslandı,planını anlatmaya başladı."Oğuzhan Bey Baran Bey ile beraber en güçlü iki babadan birisidir.Baran Bey'den farklı olarak ise tek ve en güçlü olma hırsına sahiptir.Biz onun bu hırsından yararlanacağız.Siz sıradan bir kumarbaz olarak onun yanına gideceksiniz.Onun adını yeraltı dünyasından duyduğunuzu ve ona her iki tarafın da kazançlı çıkacağı bir plandan bahsedeceksiniz.Bir intikam planı." "Peki neden Oğuzhan?Neden başka bir babayı seçmediniz ve neden bu işi direk kendiniz halletmiyorsunuz da başka bir babanın varlığına ihtiyaç duyuyorsunuz?" Rıdvan bu soruları soruyordu,çünkü nedenini anlaması lazımdı,bu adamlar kendisini bu plana dahil etmişlerdi ama kendisi de aynen Oğuzhan gibi planın çalışması için feda edilebilirdi,vazgeçilmez olduğuna inanmak zorundaydı. "Öncelikle..."diye başladı Ozan "Benim silahlı bir gücüm yok,ben bu adamların arabulucusuyum,eğer bir sorunu halletmem gerekiyorsa bana başkaları adam sağlar ki bu genellikle Baran Bey olur.Baran Bey sistem kendi lehine işlediği için asla böyle bir plana taraf olmak istemeyecektir,Uğur Bey iyi bir işadamı ama o da böyle bir komploya dahil olmak için yeterli cesarete sahip değil.Halil Bey ise genç ve hırslı,eğer bu plan diğer etkenlerden bağımsız olarak bir yıl sonra gerçekleştirilmek istenseydi,şüphesiz adamımız o olurdu.Oğuzhan Bey'in seçilmesinde başka nedenler de var.İlki haftaya oynanacak oyunun koruma işlevi için oyun sahibi tarafından Oğuzhan Bey'den yardım istenmesi.Yani koruma yapacak adamların neredeyse yarısı Oğuzhan Bey tarafından sağlanacak.Ama asıl neden ise Oğuzhan'ın büyüme ve siyasi alanda da güçlenme hırsı uğruna Kadir Bey'in kuyruğuna basmış olmasıdır." Kadir Bey "Tam her istediğimi başarmışken,tam da çok mutluyken bağladı beni kendine,birden bütün dünyam yıkıldı.Bana öncelikle yardım ediyordu,onunla çok güzel işler yapmıştı ama ben tam İstanbul'a atandıktan sonra bütün dünyamı o gün ofise gelerek yerle bir etti.Şimdi aynısını o da çekecek,tam her şeyi ele geçirdim derken hiçbir şey elinde kalmayacak.İki kuruşluk canı bile."dedi.Rıdvan onun küçük gözlerinin gözlük camları arkasında öfkeyle kırmızılaştığını gördü."Merakımı affedin,bu Oğuzhan size tam olarak ne yaptı?"dedi.Kadir Bey'in çenesi histerik bir şekilde titremeye başlamışken Ozan Bey hemen atıldı "Sadece Kadir Bey'in eski zamanda görev başındayken yapmaması gereken bir şeyler yaptığının görüntüleri Oğuzhan Bey'de mevcut.Sizin bu kadar bilmeniz yeterli Rıdvan Bey.Kadir Bey bu konuda yardım istemek için bana geldi,oturduk ve bir karara vardık.Fazla yöneticinin varlığı fazla problemlere neden oluyor ve biz bu durumda artık tek adamın varlığının yeterli olacağına inandık." Rıdvan "Ve o adam siz mi oluyorsunuz?" Ozan Bey ağzı kulaklarına varana kadar sırıttı,bu haliyle yemin ederim Tintin'e benziyordu."Evet."dedi. "Siz yarın Oğuzhan Bey'in yanına gideceksiniz..."dedi ayağa kalkarak "Ona bir intikam planınız olduğunu söyleyeceksiniz..."Çekmecesini açtı ve oldukça dolu 3 klasör çıkardı."Bunlar Baran,Halil ve Uğur'un geçmişte canlarını yaktıkları adamlar.Bunları okuyun öğrenin,onları çok uzun süredir izliyordum bir gün lazım olur diye,bugün oldu.Seçtiğimiz adamlar klasörlerin sahiplerini öldürmek için hiçbir karşılık beklemeden canını ortaya koyacak adamlar,ama çabuk ortadan kayboluyorlar,Oğuzhan Bey bu konuda da size yardımcı olacaktır.Aşağıda size bir ofis ayarladık,yarına kadar zamanınız var,oldukça çalışkan bir adam olduğunuzu biliyorum." Kadir Bey de ayağa kalktı "Onları ben de kendi imkanlarımca aratıyorum,seçilen adamları bulmak için bana gelen her bilgiyi size derhal aktaracağımdan emin olabilirsiniz."dedi babacan bir tavırla."Peki neden b..?"derken Ozan tekrar Rıdvan'ın lafını kesti,Rıdvan neden seçilenin kendisini olduğunu yine soramamıştı."Aslında halletmemiz gereken bir adam daha var,ama onun adamını çoktan bulduk bile.Sizsiniz o adam Rıdvan Bey."dedi Ozan."Nasıl yani?"dedi Rıdvan,kalbi hızla atmaya başlamıştı,pokerface'ini kaybediyor,yanakları kızarıyordu.İlk defa bu kadar bilinmezin içinde bulunması onun savunmasını da çatlatmıştı sonunda. "Oyunu düzenleyen adam,o da babalardan biri.Aslında bir kumarbaz olarak sizden ilk olarak oyunu kimin düzenlediğini sormanızı beklerdim." Rıdvan"Soracaktım,sadece o kadar çok soru vardı ki.." "Sizi biraz yorduk herhalde,belki de işe başlamadan önce biraz dinlenseniz iyi olacak.Her neyse bu söyleyeceğim en sona kaldı,sizin için bir sürpriz mahiyetinde olacak.Sizi seçmemin asıl nedeni sizin de aynı seçeceğiniz adamlar gibi bu işi yapmak için gerçekte hiçbir karşılık beklemeyecek olmanız.Haftaya oyunu düzenleyecek adam sizin kumara başlamanıza neden olan adamdır."dedi. Kadir Bey şaşkınlıkla Ozan'a dönerek "Numan'ı da mı o halledecek?"diye sordu Rıdvan sanki orada değilmiş gibi.Ozan Bey Kadir Bey'in tavrına ortak olarak "İsterse bunu toplayacağı adamlara da yaptırabilir,ama bence öldürmeyi sevmese de kendi yapmak isteyecektir,sonuçta onların da bir mazisi var."dedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-----Bu Gece-----&lt;br /&gt;Halil Bey otelden aşağı inerken asansörün gelmesini beklemek istememiş adamlarla beraber merdivenden inmeye başlamıştı.Bu sırada aklını bir çok soru kurcalıyordu.Kim?Niye?Nasıl?Hangi cesaretle?Öleceğini bilmiyor mu? Kafasındaki o ihtimal ise bütün bu soruları çevresine topluyor,tek bir cevap olarak onları yutuyordu.Halil ise bu ihtimali aklından çıkarmaya çalışıyor,bunun sadece demin konuştuklarının bir etkisi olduğuna kendisini inandırmak istiyordu.Resepsiyona indiklerinde,Halil korumalardan birinin tabancasını aldı,etrafı etten bir duvarla örülü halde dışarı çıktı.Otelin önünde fıskiyeler bütün bu felaketten habersiz son derece neşeli gösterilerini sunuyordu.Otelin arazisi içinde her şeyin kontrol altında olduğu belliydi.Halil teknesinin başına gelenleri daha yakından görmek için sabırsızlanıyor,ama cansağılının tehlikede olması onu çabuk davranmaktan alıkoyuyordu.En sonunda otel arazisini terkedip sahille aralarındaki yolu da temkinli bir şekilde geçtikten sonra  Halil adamların arasından sıyrıldı ve artık kül olmaya geçmiş yatına bakmaya başladı.Yatın üst neredeyse tamamen kül olmuş,tekne kıç kısmından batmaya başlamıştı bile.Alevlerin benzin deposuna ulaştığı anda ise zaten şehrin iki yakası da bu durumdan haberdar olacaktı.Halil denizin kenarında dizlerinin üzerine çöktü.Nasıl olabilmişti böyle bir şey?Diğerleri neredeydi?Niye yanına gelmiyorlardı?Ozan Bey neden onu suçluların cezalandırılacağı yönünde telkin etmiyordu?Onu bu noktalara getiren Baran abisi neden kardeşine bu yapılandan sonra öfkeden kudurmamıştı? "Korkaklar"dedi Halil kendi kendine.Dışarı çıkmaya korkuyorlardı.Sözde nasıl da cesurlardı ama bir Boğaz'da bir gösteri onları deliklerine kapatmaya yetmişti.Çok sinirlenmişti.Ayağa kalktı ve otele dönerek "NİYE GELMİYORSUNUZ AMINA KODUKLARIM?NİYE?"diye bağırdı.Tam o anda yanındaki adamlardan biri silah sesiyle yere yığıldı.Halil kafasını sol tarafa çevirdi ve üzerine yürüyen 40-50 civarındaki elleri silahlı küçük çocukları gördü.En önlerinde kamuflaj pantalonu ve kafasının üzerinde toplanmış kar maskesiyle operasyon tribine fazlaca giren Orkun'u gördü.Orkun "Çünkü bu sayede hayatta kalabiliyorlar,hoş bu gece onlar için de bir istisna olacak."dedi Halil ve korumalar sonlarının geldiğini anladılar,tüm sahil boyunca arkasına saklanacakları tek bir şey yoktu.Orkun lafını bitirir bitirmez Halil kendini korumaların önüne attı ama adamlar patır patır yere yığılmaya başlamışlardı bile.Bir saniye bile kaybetmeyi göze alamayan Halil Bey tüm gücüyle koşmaya başladı.Vücudu daha önce böyle bir korku duymamanın da etkisiyle inanılmaz bir adrenalin pompalıyor,Halil bacak kaslarının yanmasını göze alarak hız kesmeden koşmaya devam ediyordu.Hiçbir şey,hatta az önce duyduğu patlama bile onu durduramazdı.Tarabya'dan Sarıyer'e koşarken çektiği acıyı hissetmeyen Halil,ciğerlerinin alarm durumuna geçmesiyle beraber karanlık sokaklardan birine daldı ve bir çöp kutusunun arkasına saklandı.O kadar derin nefes alıyordu ki midesi bulanıyordu,saklandığı yerden gelen pis kokuyla beraber bu bulantı ikiye katlanıyordu.Halil çöp kutusunun ardına geçer geçmez sokak başında yine bir çok küçük ayak sesi koşularına son verdiler.Anlaşılan korumalar pek fazla dayanamamıştı.Artık kendisini kurtaracak tek şey avucundaki terden doğru düzgün bile tutamadığı tabancasıydı.Çöp kutusunun altından çocukların uzayan gölgelerini görebiliyordu.Orkun'un geldiğini çocukların sesindeki heyecandan anlayan Halil:"Bırak beni Orkun!Ne olur bırak!Beni öldürünce eline ne geçecek?Bırak bu saçma intikam hevesini!Seni mahveden hep bu oldu,kaç kere söyledim sana,senin öfken yüzünden biz bu hale geldik!Kardeşliğimizi bozan sen oldun!Beni bırak yeniden kardeş olalım!"diye bağırdı. "Orada ellerim kollarım bağlıyken bile beni öldüremedin.Kafama sıkma dedim ve sen yaptın,ilk defa orada bana borcunu ödedin.Aynı anda da ben sana borçlandım,bugün o borcu ödeyeceğim."dedi. Halil nasıl olduğunu anlayamıyordu.Onu vurduktan sonra öldürememişse bile elleri kolları bağlı bir şekilde kan kaybından orada ölmeliydi.Başka bir şeyler dönmüştü ve o buna akıl erdiremiyordu.Bu yüzden birazdan burada can verecekti.Çıldıracak gibi oldu ve çöp kutusundan yukarı doğru uzanarak silahını dışarı doğru boşalttı.Oysa biraz önce çöpün  altından uzanan gölgelerden o anda eser yoktu.Halil bunun farkında olmadan ateş etmeye devam etti ve 17 kurşun sandığından önce tükendi.Kurşunun bitmesiyle yeniden çöpün dibine çöktü.Gözleri yaşlarla dolmuştu,gözlerini kapattı ve küçük,pis elleri sırtında hissetmeye başladı.Eller onu tutuyor,diğer eller bıçaklıyordu ve Halil çığlık atıyordu ama öldüğünü bildiği için değil canı yanıyordu,çok yanıyordu.Eller daha sonra onu ters çevirdiler ve Halil onların küçük hain gözlerini,sarı dişlerini gördü.Onlarsa kudurmuş bir halde onu deşmeye devam ediyorlardı.Artık Halil'in engellemek için kaldırdığı kolları da gevşeyip yere düşünce üstü ganimetlerle dolu bir et parçası haline gelmişti.Kandan ve yırtıklardan ziyan olmuş gömleği ve leopar desenli tangası hariç tamamen çıplak kalan Halil,kanı duvar dibinde biriken çöp suyuna karışırken bir sokak kenarında can verdi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-9032046423736052800?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/9032046423736052800/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/07/kumar-masas-vii.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/9032046423736052800'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/9032046423736052800'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/07/kumar-masas-vii.html' title='Kumar Masası-VII'/><author><name>Seco</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04822494434395820710</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9wp_KW0olyE/SY7hpJluitI/AAAAAAAAAAM/XEmEglvqoz4/S220/n1313095457_30235003_1563.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-1038447491111505839</id><published>2011-07-08T02:05:00.003+03:00</published><updated>2011-07-08T02:19:21.293+03:00</updated><title type='text'>That's Cool</title><content type='html'>Geçen gün yine yasin dayının mekanına uğradım, çok güzel kadınlar vardı ağzımın suyu aktı onları görünce elimle ileri geri yapmak suretiyle sıvaz yaptım biraz karşılarında, sonra yasin dayı görünce durur mu yapıştırdı bi tane bana " napıyosun olm istiosan odaya göndereyim seni onunla birlikte " bende " dayu böyöksun ırghh geliyorum ırghh gerek kalmadı " dedim ve kaçtım ordan. neyse işte o sırada diger arkadaşlarım düzenli olarak sex hayatlarına devam ediyor, gördükleri kadınlara " bağyan bu akşam ne kadar şıksınız böyle " veya " siz de mi partiden sıkıldınız ehe " diyerek vals yapıyorlar, adeta onları baştan çıkarıyorlar, onlara sahip oluyolardı efendi bir şekilde. bu fark niye vardı bende bilmiyorum zira ne kadar zenginde olsam, aşiretim de olsa ve bu zenginliğimle kerhaneler kuracak gücümde olsa, hahay ne kerhaneleri, kerhane zincirleri, elimle ileri geriyi çok seviyorum, sanırım problem bende. bazı arkadaşlarım da taş gibi karıları olağan bir şekilde gönderiyorlardı etraftakilere veya hediye ediyorlardı gecelik olarak, olmadı kıpırdamadıkları halde üzerine atlayanları sikip kazıyorlardı asansörlerin tenha köşesinde çünkü onlar zaten cooldular, birtek ben kadınlar karşısında ilerigeri hastasıyım, çok fazla yere başvurdum bu hastalık için ancak çaresi yoktu bunun, hatta depresyona girdiğimden sigaraya başlayıp, sonra bu depresyonun hakkını vermek için diyetisyene gittim, ama olmuyordu olmuyordu bir türlü geçmiyordu günler. sonra ne mi oldu  http://6.media.collegehumor.cvcdn.com/3/4/collegehumor.f33d2643d0c153e04eedf054c1d865cc.jpg&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-1038447491111505839?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/1038447491111505839/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/07/gecen-gun-yine-yasin-daynn-mekanna.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/1038447491111505839'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/1038447491111505839'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/07/gecen-gun-yine-yasin-daynn-mekanna.html' title='That&apos;s Cool'/><author><name>Yeni Kullanıcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16813658858537497477</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-5203565008677467823</id><published>2011-07-07T17:57:00.007+03:00</published><updated>2011-07-07T23:00:55.502+03:00</updated><title type='text'>Kumar Masası-VI</title><content type='html'>-----Kumar Masası'ndan bir hafta önce-----&lt;br /&gt;Levent'teki plazalardan birinin önünde araba durdu.Rıdvan şoförün "Çanta arabada kalsın,boşuna taşımayın" sözüne önce tamah etmek istemedi,ama sonra  bond çantayı "hırsızlar görüp çalmaya kalkmasın" düşüncesiyle önündeki koltuğun altına iteledi ve dışarı çıktı.Plazanın içine girdikten sonra şoför kapıda ondan ayrıldı,yerine kendisini bekleyen çıtı pıtı sekretere bıraktı.Sekreter "Ozan bey sizi ofisinde bekliyor,buyrun gidelim." dedi ve ikisi beraber asansöre bindiler.Asansör aynasından göz ucuyla kendini kesen Rıdvan şaftının biraz kaymış olduğunu gördü.Yoksa bu sekreter kız çoktan stop düğmesine basıp onunla çılgınlar gibi sevişmeye başlamıştı,başına gelmeyen şey değildi.Tam kıza doğru bir hamleye geçmek üzereyken son kata vardılar,Rıdvan'ın muhabbete geçme çabalı çıkardığı ses asansör kapısının sesinde boğuldu.Kız oda kapısına doğru eliyle buyur etti onu,Rıdvan içeri girdi.Odada iki adam vardı.Biri ofis masasının arkasındaki büyük koltuğa diğeri masanın önündeki koltuğa yayılmış,puro içiyorlardı.Düşünceli görünüyorlardı.Ofise giren Rıdvan masanın önüne doğru yürüdü,her ikisi de son ana kadar ayağa kalkmadılar.Rıdvan "Ozan Bey?" diyerek elini masanın sahibine doğru uzattı elini.Ozan "Hoşgeldiniz Rıdvan Bey,buyurun oturun şöyle.Kadir Beyle tanışın lütfen.Kadir Hoşçocuk." "Memnun oldum,Kadir Bey."dedi Rıdvan.Kadir Bey"Ben de memnun oldum Rıdvan Bey.Ozan Bey'in davetini kabul etmeniz ne büyük bir hoşluk." "Daha çok bana vaadettiği parayı ve imkanları duyunca teklifi kabul etmek durumunda kaldım." diye cevap verdi Rıdvan.  "Sana verdiğim sözleri eksiksiz yerine getireceğimden emin olabilirsin,tabi sana söyleyeceklerimizi başarabilirsen."dedi. Rıdvan biraz düşündü,6 milyon dolar ve dünyadaki en iyi oyun masalarına oturma hakkı elde etmek için neleri risk etmesi gerekiyordu acaba?Bu fırsatlar şüphesiz buraya gelmeden oynadığı  son oyunun yaralarını saracak,ona yeni fırsatlar yaratacaktı.Heyecanını gizlemeyi yüzünden hiç düşürmediği Pokerface ile gizlemeyi başardı."Benden tam olarak ne yapmamı istiyorsunuz?"diye sordu. Ozan "Kadir Bey bunu siz anlatmak ister misiniz?"diyerek Kadir'e döndü. Kadir Bey "Bazı şeyler değişti"dedi."Artık her ayrı iş için ayrı bir patrona ihtiyaç duyulmuyor.İşleri tek elden yürütmek ve zamanla legalize etme devri geldi de geçiyor bile.Bu durumda uygun olan Ozan Bey'in..." "Uzatmayın Kadir Bey,bir sıkıntınız var ve bana geldiniz,sıkıntınızı çözeceğim,Rıdvan Bey de bize yardımcı olacak.Çok ayrıntıya girmenize gerek yok.Rıdvan Bey'e ne yapması gerektiğini anlatın yeter." Kadir Bey boncuk boncuk terlemişti.Birazcık çenesini kaşıdı,sonra devam etti. "Bir Kumar Masası var,her sene düzenleniyor,bu masaya da İstanbul'un en zengin altı suç çetesi lideri katılıyor.Liderlerden biri düzenleyici,diğerleri oyuncu.Senden isteğimiz bu masaya oturman.Eğer masaya oturmayı başarırsan,gece sonunda o masadan bir tek sen ve Ozan Bey sağ kalkacaksınız,sen Ozan Bey'in sana vaadettiklerini,Ozan Bey ise İstanbul yeraltı örgütlerinin mutlak liderliğini almış olacak."dedi.Rıdvan önce kendisinden istenen şeyin ne olduğunu anlayamadı,ama bir komplonun parçası olacağına dair düşünce beyninin ortasına yerleşmişti ve canını sıkmaya başlamıştı bile."Ben nasıl yapacağım onu?Benden o adamları öldürmemi mi istiyorsunuz?Böyle bir şey yapamam ben!" dedi.Hakikaten de yapamazdı,silahlı adamların olduğu ortamlarda oynamıştı,önünde vurulan adamlar da olmuştu ama o hiç eline silah almamıştı.Bu hiç bilmediğin bir oyunda tüm varlığını ortaya koymak gibiydi. "Sakin olun Rıdvan Bey."diye sözünü kesti Ozan."Sizden hepsini öldürmenizi beklemiyoruz.Siz sadece birinden sorumlu olacaksınız." "Kimden?"diye sordu Rıdvan."Diğerlerini öldürmemizi sağlayacak adamdan."diye cevap verdi Ozan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-----Bu Gece-----&lt;br /&gt;Alevler içindeki teknenin suya yansıması mehtabı etkiliyor,adet canı sıkılan Bob Ross gibi Boğaz'ın oluşturduğu o muhteşem tabloyu bambaşka bir şeye dönüştürüyordu.Halil Bey ellerini ensesine bağlayarak alnını cama dayamış,yıllardır hayal ettiği zenginliğin timsali olan yatının yanışını izliyordu.Ben aniden bir şeyler yapmam gerektiğini düşünüp salondan dışarı çıktım ve korumalarıma doğru bir bakış fırlattıktan sonra adamlar apar topar aşağı inip ne olduğunu anlamak için sahile doğru gitmeye başladılar.Halil Bey onların gidişlerini izlerken birilerinin hareket etmesi ona etkili olmuş olacak ki,bütün gücüyle böğürmeye başlamıştı."Hepiniz gidin,HEPİNİZ!"dedikten sonra Baran Bey'in korumalarını omuzlarından itti.Adamlar Baran Bey'e doğru baktılar,Baran sıkıntılı bir şekilde aşağı yukarı kafasını salladı.Adamlar ardlarında Halil ile birlikte aşağı doğru inmeye başladı."Biz de mi aşağı inmeliydik acaba?"diyerek diğer oyunculara döndüm.Uğur Bey yeniden koltuğuna çökmüş,Baran Bey de salonun ucundaki yedek krupiyer kızlardan birini kesmeye başlamıştı bile.Oğuzhan Bey "Böyle bir durumda dışarı çıkmamız mantıklı olmaz.Ne ile karşı karşıya olduğumuzu bilmiyoruz.Belli ki sadece Halil Bey'e karşı bir şey değil bu,hepimizi hedef alan bir eylem.Bugün burada oyun oynadığımızı bilen biri,bizim de burada olduğumuzu bilen ve yine de buna cesaret eden biri yapmış bunu."dedi."Hem benim adamlarım daha katı terk etmediler,senin adamların ve otelin önündekiler Halil Bey'i,bu kattakiler de bizi korumaya yeter."diye devam etti. Baran "Biz de daha ölmedik." dedi bacakları açık,tek elini hassas bölgesinde bir terazi işlevi gördürerek ve gözlerini kızın üstünden ayırmadan.Oğuzhan "Gel Numan Bey,otur şöyle,dinlen biraz.Halil Bey döndüğünde neyin ne olduğunu anlarız."diye beni bir koltuğa oturmaya ikna etti.Uğur Bey bu sırada hala camdan dışarı bakıyor,ama ne Halil Bey'i ne de korumaları göremediğini söylüyor,ani raporlar veriyordu.Baran Bey bir süre sonra daha fazla dayanamadı."Numancığım iznin varsa"diyerek başıyla krupiyer kızı gösterdi.Ben "Tabii Baran Bey"dedim ayağa kalktım ve süitlerin anahtarlarının bulunduğu kısma yürüdüm."Gönül isterdi ki daha normal şartlarda..."diye gevelemeye başlamıştım ki Baran Bey "Önemli değil,benim için her an uygun."dedi.O an Baran'ın gözlerine baktım ve ne demek istediğini anladım.Adamda gerçekten de seksin hiçbir heyecan parıltısı kalmamıştı.Kıza doğru bir işaret yaptım,kız bize doğru yürümeye başladı.Uzun kumral saçları ve 1.90 varan boyuyla adeta bir tanrıçaydı.Baran Bey çıkmadan önce kapının önünden tabancasını da almış,"ne olur,ne olmaz."manalı bir ifadeyle beline koydu,salondan çıktılar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-5203565008677467823?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/5203565008677467823/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/07/kumar-masas-vi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/5203565008677467823'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/5203565008677467823'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/07/kumar-masas-vi.html' title='Kumar Masası-VI'/><author><name>Seco</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04822494434395820710</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9wp_KW0olyE/SY7hpJluitI/AAAAAAAAAAM/XEmEglvqoz4/S220/n1313095457_30235003_1563.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-2484000792225518006</id><published>2011-07-04T17:24:00.002+03:00</published><updated>2011-07-04T17:28:00.174+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Akdeniz yaraşıyor bana,&lt;br /&gt;Yıldızlar terler ya ben de terliyorum&lt;br /&gt;Aynı ıslak pırıltı burun kanatlarımda&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-2484000792225518006?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/2484000792225518006/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/07/akdeniz-yarasyor-bana-yldzlar-terle-ya.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/2484000792225518006'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/2484000792225518006'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/07/akdeniz-yarasyor-bana-yldzlar-terle-ya.html' title=''/><author><name>üzülen surat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00395724786489086028</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_Jei2mUjv9YE/TPvdnrZgxbI/AAAAAAAAACU/JHUWbiI1QN4/S220/1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-4845259060098916671</id><published>2011-06-29T23:13:00.000+03:00</published><updated>2011-06-29T23:15:16.124+03:00</updated><title type='text'>Kumar Masası -VI</title><content type='html'>şaka lan şaka ahahahaa&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-4845259060098916671?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/4845259060098916671/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/06/kumar-masas-vi.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/4845259060098916671'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/4845259060098916671'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/06/kumar-masas-vi.html' title='Kumar Masası -VI'/><author><name>üzülen surat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00395724786489086028</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_Jei2mUjv9YE/TPvdnrZgxbI/AAAAAAAAACU/JHUWbiI1QN4/S220/1.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-1106683885271994112</id><published>2011-06-26T03:56:00.003+03:00</published><updated>2011-06-26T04:20:00.425+03:00</updated><title type='text'>Kendi Penceremden Baktım</title><content type='html'>Eskiden baktığım bir pencere vardı dışarıya. Engüzel özelliği ne soğuğ geçirirdi ne sıcağı orda oturduğum zaman dışarının bütün kötülüklerinden korunmuş hissederdim kendimi. Ama dedim ya eskiden orda otururdum. Şimdi ise aşağıdan o pencereye bakıyorum. Hem sıcak kavuruyor beni hem de her gece ayaz yiyiyorum. Üşüyorum iliklerime kadar ama asla ihmal etmiyorum, o eski pencereme bakmayı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen ucunda yazardı hiç anlamamıştım eskiden, gerçi toplasan o günler ne kadar geride ki? Evet, hatırlıyorum hemn ucunda yazıyordu, kim yazmış bilmiyordum, neden yazmış... &lt;br /&gt;          " Pencere, &lt;br /&gt;            En güzeli pencere.&lt;br /&gt;            Gökyüzünü izlersin&lt;br /&gt;            Dört duvarı göreceğine "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani tam olarak böyle olmasa bile buna yakın bir şeydi. Gayet açık ve netti. Fakat 3 duvarı görüp sadece tek bir yerden dışarı bakmanın daha güzel olacağını bilemezdim, dört bir yandan görmekten. Meğer görmek bakmak gibi değilmiş, hele izlemek gibi hiç. Şidi düşünüyorum ne yapmaya indim o pencerenin yanında bura. Otursaydım da izleseydim 3 duvarı. Bu merak niye o duvarın arkasındakiler de ne diye? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte anladınız sizde, birgün yapamadım hakim olamadım merakıma ve indim aşşağıya korumalı pencere kenarımdan ne var diye bakmaya diyer taraflarda. Oysa dışardan bakmak hiçbir zaman olmadı içinde yaşamak gibi. O kadar rahat olmadı hiçbir zaman dünya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa o zamanlar arzuluyduk hepimiz bir şeyler yapmaya bir şeyler başarmaya. Merdivenlerin 5 er 5 er çıkmaya. Çünkü kafdağındaydı başımız ama zannederdik yerde ayağımız. Bir an önce atıldık her şeye bıraktık geride pencere kenarı günlerimizi hatta zaman geldi dalga geçtik o günlerle. Dedik vay be bir zamanlar şu pencere kenarındaydk şimdi ise geldiğimiz yere bak. Evet geldiğim yere bakıyorum. Bir olduğum yerden bir de pencere kenarından bakıyorum. Birisinde üşüyorum canım yanıyor kavruluyorum, diğerinde huzurla yukarıdan bakıyorum hepsinde de aynı şeyi görüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama söz vermiştim kendime böyle olmayacak diye, vermiştim. Demiştim ben bu gördüğüm kavrulan yok olan adamlar gibi olmayacağım. Düşünmüştüm, neden böyleler diye bulmuştum da cevabı onlar ben ben de onlar değildim. Fakat atlamışım demekki bir noktayı: Hepi topu insandık ikimizde ve aynı vyolun yolcularıydık. Belki de gördüğüm o kavrulan yok olan adamdı peceremin kıyısına bu şiiri yazan. Ne dersin işte gençlik hevesi indim ordan aşağı, inme sakın inme diyorum pencereye bakıp sesimi duyan varsa ya da gören varsa beni diye ama nafile. Çünkü bugün gördüm kırmışlar penceremi kimse benim gibi gerçekleri kendi penceresinden göremesin diye ama onlar da unutmuşlar pencere kenarındaki şiirin pencerenin kendisinden çok daha fazla şeyi gösterdiğini.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-1106683885271994112?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/1106683885271994112/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/06/kendi-penceremden-baktm.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/1106683885271994112'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/1106683885271994112'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/06/kendi-penceremden-baktm.html' title='Kendi Penceremden Baktım'/><author><name>Acılı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-1217032295681916820</id><published>2011-06-25T02:26:00.002+03:00</published><updated>2011-06-25T02:48:14.821+03:00</updated><title type='text'>Yalnızlaştım. Yabancılaştım</title><content type='html'>Yavaşça doğrulduğumda etrafımda kimsenin kalmadığını gördüm. Her şeyin kötüye gitmesine alışmıştım ama gittikçe yalnızlaşmaya alışmamıştım doğrusu. İnsanlar bana olan saygılarını kaybettikçe ben de onlara olan sevgimi kaybediyordum. Bu durdurulamaz bir durumdu, benim varlığımı hiçe sayan birini sevmem beklenemez. Onların beni neden hiçe saydığına gelecek olursak bu durum ancak başka bir öykünün konusu olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de etrafımda kimse kalmamaya başladığında yapmam gereken şeyi yaptım. Elimi kaldırdım. Elimi kaldırdıktan sonra bir süre elime baka kaldım. Elimi kaldırabilmek bile bir mucize sayılmaz mıydı? Beni bu durumda gören garson ona seslendiğimi anlayıp yanıma gelmiş fakat neden uzun uzun elime baktığımı anlayamamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ona dönüp : " Anlayamazsın. " dedim ve ekledim " Bir rakı kap gel koçum. " İnsanın yalız kaldığında yapması gereken tek şey olmasa bile ilk şey bu olabilir. Alkole sarılmak. Aynı denize düşerken yılana sarılmak gibi, aynı şarkıda dediği gibi " Benim en iyi dostum içkim. " Şarkıyı yarım kesmedim sadece devamını söylemek için çekmağımı bulmaya çalışıyorum. Gerçi daha rakı da gelmedi ama olsun devamını sigaramı yaktıktan sonra söyleyecem. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırıcı bir yapım olabilir bunu kabu ediyorum ancak kırılganımdır da aynı zamanda. Belki bu iki durum birbirini detekliyordur benim karakterimde. Alıngan ve kırılgan böyle olduğu için de sivri dilli ve umursamaz. İşte yanlışlığın başladığı yer de tam burası, insanın karakteri. Yaratılış yanlışlığı, zıtlıkların bir arada bulunması. Gerçi zıtlıklar birbirini çeker ama bu kural karakter için geçerli olması gerekmezdi. Bak ne kadar kolay kaldırdım daha demin elimi ve ne kadar rahat görüyorum rakı şişesini getiren garsonu. Hem zıtlıkların karakterimizde bir arada olması hem de kolaylıkla yaptığım el kaldırma ve garsonu görme de yaradılıştan. O zaman şuan masama gelen rakıyı karakterimdeki zıtlıkları biraz olsun susturmak için içtiğimde bu durum yaradılışıma etki edeceğinden görüşümün de bir süre sonra bozulması kaçınılmaz olacak. Belki iki belki üç garson görmem normal sayılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;" Benim en iyi dostum içkim, sigaram. " Çünkü çakmağımı buldum sigaramı yaktım. Karşıdaki sigarı içilmez tabelası sorun çıkarmasın diye ödemem gereken cezayı da masa üzerinde hazırladım. Fakat değişen bir şey yok hala git gide yalnızlaşan hatta çevresine yabancılaşan bir insanım. Yine de eski iki dostla birlikte olmak insanı çakırkeyif yapıyor, keyiflendiriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaradılışımı bozucu bu iki etken iç organlarımla temas ettikçe, görmem bozuluyor elimi rahat kaldıramaz hale geliyorum ki bu beni mutlu ediyor. Çünkü içimdeki zıtlıklarda bu iki etken sayesende kolkola, kucak kucağa dolaşıyorlar. Ne kadar rahat sonrasını düşünmeden yaşamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakikalar geçtikçe, her şeye yabancılaşıyorum. Kendimi kendimden soyutluyorum. Bei kendilerinden soyutlayanlara hak veriyorum, veriyorum ki kendimi kendimden soyutluyorum. İki ben yaratıyorum bu gece biri uçuyor göklerde umarsız yarından habersiz, öteki yerinden kalkamaz durumda. Aslında hep bunların ortası bir tane "kişi" olmak istemiştim ama kaderimde iki kişi yaşamak, biriyle göklerde kral diğeriyle karada sürünmek varmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnızken içmenin en sevdiğim yönü gecenin köründe biri sizi eve taşırken asla yalnız olmazsınız. Galiba biri beni eve taşıyor. Çünkü yıldızların gözümün üzerinden geçip gittiğini görebiliyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-1217032295681916820?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/1217032295681916820/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/06/yalnzlastm-yabanclastm.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/1217032295681916820'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/1217032295681916820'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/06/yalnzlastm-yabanclastm.html' title='Yalnızlaştım. Yabancılaştım'/><author><name>Acılı</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-5039974743380602600</id><published>2011-06-21T03:57:00.003+03:00</published><updated>2011-06-22T01:21:47.152+03:00</updated><title type='text'>Balkon Konuşması</title><content type='html'>Buradan dünya toplumunun büyük çoğunluğu olan opportünist insanlara sesleniyorum:Tanrı'ya inanın,çünkü eğer yoksa zaten ceza almayacaksınız,fakat varsa inanmamak çok zararınıza olacaktır.Eğer inanırsanız,öbür taraftaki sorguda dosyanıza "inanıyor" yazdırmış olabileceksiniz.Nasıl olsa bunların hepsi evrak üstünde.Her şeyiniz evrak üstünde dilekleriniz,geleceğiniz,aşkınız,aileniz...Eğer evraklarınız olmazsa doğa sizi olduğu haliyle kabul edecektir,ama devlet için artık ölüsünüzdür.İşte bu nedenle devlet doğaya üstünlük kurmuştur,onun reel varlıklarını bile yok sayarak.Ve işte bu yüzden seçim haritasının pembeleşmesini izlemeyi japon kiraz ağaçlarının açmasını izlemeye yeğlersiniz.Çünkü hakim olan her renk içimizden birilerinin evraklarının yanmasına neden olacaktır.Oysa ben hiçbir çiçek bahçesinin sararmasının kimseye zarar veremeyeceğini inanıyorum.İnanmıyorsanız sarı çiçeğe sorun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-5039974743380602600?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/5039974743380602600/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/06/balkon-konusmas.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/5039974743380602600'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/5039974743380602600'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/06/balkon-konusmas.html' title='Balkon Konuşması'/><author><name>Seco</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04822494434395820710</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9wp_KW0olyE/SY7hpJluitI/AAAAAAAAAAM/XEmEglvqoz4/S220/n1313095457_30235003_1563.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-1853826702365760892</id><published>2011-06-11T00:06:00.000+03:00</published><updated>2011-06-11T00:08:00.216+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>fotoğrafları atıcam, finaller bitsin.&lt;br /&gt;öperim&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-1853826702365760892?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/1853826702365760892/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/06/fotograflar-atcam-finaller-bitsin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/1853826702365760892'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/1853826702365760892'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/06/fotograflar-atcam-finaller-bitsin.html' title=''/><author><name>Hisimcan Pekbilir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16444469252298367216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-Ky1tcKbDnAs/Tn5IyZUsy5I/AAAAAAAAAU0/dl7nf3ek0-o/s220/foto%25C4%259Fraf.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-4239096041159792630</id><published>2011-06-06T21:50:00.001+03:00</published><updated>2011-06-06T21:50:46.779+03:00</updated><title type='text'>yine aynı şey</title><content type='html'>bakıyorum yazılan yeni bişey yok&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-4239096041159792630?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/4239096041159792630/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/06/yine-ayn-sey.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/4239096041159792630'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/4239096041159792630'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/06/yine-ayn-sey.html' title='yine aynı şey'/><author><name>üzülen surat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00395724786489086028</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_Jei2mUjv9YE/TPvdnrZgxbI/AAAAAAAAACU/JHUWbiI1QN4/S220/1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-4417371367085784752</id><published>2011-05-31T15:43:00.005+03:00</published><updated>2011-06-04T20:40:43.150+03:00</updated><title type='text'>Kumar Masası-V</title><content type='html'>"Ben yetimhanede büyüdüm.Sonra 18 oldum,yol göründü.O zamanlar ben değildim ama,bizdik.Orkun ve ben.İyi çocuktu o,kendi deyimiyle iyi bir şopardı.Kaç kere kurtarmıştır beni yetimhanedeki orospu çocuklarının elinden.Çıkacağız çıkmasına,kurtulacağız sonunda ama kalacak yer yok,para yok.Şoparın yetimhanede samimi olduğu bir abi vardı.O demiş çıkarken eğer ben bir şeyler ayarlarsam çalışmaya başlarsam bana uğrayın ben size yardım ederim.Yetimhaneden o herifin bilgilerini aldık.Gittik bulduk onu,bize kalacak bir yer buldu,geçtik yerleştik.Cebinden bir tomar para çıkardı,bize biraz verdi,dedi yiyecek giyecek bir şeyler alın ben bir iki güne uğrarım,işiniz hazır.O zaman akıl erdirememiştik üstü başı dökülen bu adam,nasıl cebinde o kadar parayla geziyor diye.Bir hafta sonra geldi yanımıza,o akşam öğrendik.Torbacıymış.Önce bir diskoya götürdü bizi,biraz yol yordam gösterdi,nasıl yapmamız gerektiğini anlattı.Bizde çıt yok.Şoparla birbirimizin gözüne bile bakamıyoruz,tırsarız da vazgeçeriz diye.Vazgeçsek ne yapacağız,ne elimizden bir iş gelir,ne de yol yordam tanıdık biliriz.Ben daha o zaman hissetmiştim,o yapmak istemiyordu bu işi ama ben başka çaremiz olmadığını biliyordum.Bir iki satmayı denedik o gece ama siftah bile yapamadık.Dürüst olayım,hakikaten bunu bile beceremiyorduk.Yetimhane bize bakmıştı doğru,ama bize kendimize nasıl bakmamız gerektiğini hiç öğretmemişti.Fiziksel yaşımız 18'di belki ama tecrübe olarak 5 yaşındaki bir çocuktan farkımız yoktu.Adam tuttu yakamızdan sonra,dışarı çekti,başladı azarlamaya.O gün yediğim azarı hiçbir zaman unutmadım.Daha önce de azar yedik yetimhanedeki annelerimizden,onlara saygımızdan ağzımızı açamıyoruz zannederdim ben.Öyle değilmiş.Tek özelliği bizden bir kaç yaş büyük olan o orospu çocuğu ağzımıza sıçtı orada.Biz yine ağzımızı açamadık.Sonra kovdu bizi.Eve döndüğümüzde yalvardım Orkun'a,dedim gidelim yarın yeniden deneyelim.Gurur yapmış amına koduğum ağzını açmadı.Sabaha kadar oturduk öyle mal gibi,sonunda kabul etti.Gittik,sokakta iş verdi bize.Bok sattık kaç ay,ama idare ediyorduk işte.Canımızı sıkan tek şey,zaten az kazandığımız parayı o abi dediğim ipnenin gelip tırtıklamasıydı.Bizim evdeydik bir gün yine,kafalar hafif dumanlı,bu başladı konuşmaya yok o olmasaydı bokumuzda boğulurmuşuz,onsuz hiçbir şeymişiz.Bir de her cümlesinin sonuna 'piçler' ekliyordu.Ben ciddiye almıyordum çok sonuçta o da piçti,ama Orkun'un kanına dokunmuştu.Kavga çıktı orada.Adam gözümün önünde Orkun'u bıçakladı ben yerimden kalkamıyorum kafam kaya gibi olmuş,güç bela ayıldım,bizim müşterilerden birinin kaçak muayenehanesinde aldık soluğu.Çok ciddi bir şeyi de yokmuş zaten,adamın da kafası güzel olduğu için iki çizip atmış sadece.Ben sevinmiştim bu duruma,Şopar ise olayı büyüttükçe büyüttü.Sürekli herifi geberteceğinden bahsediyordu.Elemana söylememem konusunda beni uyardı.Ben yapamadım,gittim konuştum barışın dedim,yine dumanlıydı puşt başladı ileri geri konuşmaya'bittiniz siz,bundan sonra mal falan satmayacaksınız hiçbir yerde,sokak köpeklerine siktiricem sizi,parayı bundan sonra böyle kazanırsınız' falan diye.Ayağa kalktı dışarı çıkardı beni,kapıyı aralık bırakmıştı ama.Sonunu getiren de bu oldu.Kendimden geçmiştim resmen.Bana dönük olan sırtını delik deşik ettim.En sonunda bıçak kırıldı kaldı içinde leşinin.Beni böyle davranmaya sevkeden neydi çok düşündüm sonra.Bizi aşağılaması,öldürmekle tehdit etmesi falan değildi.Bizim ekmek teknemizi elinden alacak olması çok korkutmuştu beni.Yaşamak için yapabileceğimiz tek şeyin elinden alınması,tekrar o savunmasız hale düşmenin kaygısı yüzünden öldürmek zorunda kalmıştım onu.Bir iki gün geçti yine her zamanki köşe başındayım.Orkun geldi kızancıklarıyla,adamı bulmuşlar,gelecek miyim diye sordu bana.Ben bu işi fazla uzattığını söyledim ona,az kalsın kavga ediyorduk.Kızanları etrafımdayken böyle bir şeye kalkışmadım tabi.O yaratıklar öyle iğrençtiler ki,küçücük kırmızı gözleriyle,artıkla beslenmiş çirkin vücutlarıyla sırtlanları andırıyorlardı.Orada Şoparla aramızda bir şeyler koptuğunu anlamıştım.Çekti gitti,bir kaç ay görüşmedik.Ben ise bu arada ölen piçin yerini almıştım,sahipleri öyle istemişlerdi.Onlar da zamanında yetimhaneden çıkmış ama bu yolla kendi geçmişlerini mühürlemiş adamlardı.Piçler Çetesi."dedi Halil ve sonra hüzünle sırıtarak kendisini dinleyenlere baktı.Belli ki kendi geçmişini mühürleyememişti,sonra eli hafiften titreyerek bardağına gitti,viskisini fondipleyip bana baktı,ben yeni viski doldurmak için bara yönelirken Baran'ın biraz vakur bir edayla sorduğu soruyu duydum."Sonra ne oldu?".Halil Bey "Sonra Baran Bey ile tanıştık bir gün.Ortaklarıyla buluşmak için bizim abiler benim takıldığım kahvehaneyi önermişler ona.Benden memnun kaldı bir sıkıntım derdim olursa,onu aramamı söyledi.Artık şansımın dönemeye başladığını hissediyordum.Birileri bana sürekli 'yürü ya kulum' diyordu.O sefil hayattan kurtulmaya başlamıştım.Eski de olsa bir araba bile vermişlerdi bana.Doğan SLX'ten yata geçişim çok kısa bir sürede oldu sonrasında.2 yılda Baran Bey'in yatırımcısı olduğu bir-iki Irak yolculuğu sonrası artık kendi ayaklarım üzerinde durabiliyordum.Başarmıştım işte,ben de kazanandım artık.Orkun da paranın kokusunu almış olacak ki geri yanaştı bana.Bana bir şans daha veriyormuş borcumu ödemek için.O gün o adamı öldürmeye gitmedim diye borcuma sadık kalmamışım ama şimdi zamanı gelmişmiş.Sokaklar onu değiştirmişti,küstahlaşmıştı,bozulmuştu ama o kalkıp paranın beni bozup bozmadığını merak ettiğini söylüyordu.Bütün bu tavırlarına rağmen 'tamam' dedim,işe aldım onu.Ama o geldiği günden beri ortakmışız gibi davranıyordu,benim kurduğum işi sanki beraber yapmışız gibi davranıyordu.Toplantılarımda lafa karışıyor,bana çok yumuşak başlı olduğum için tepki gösteriyordu.Ona buraların sokağa benzemediğini anlatmaya çalıştım ama anlamadı bir türlü.O sıralarda tahsil yapmaya gittiğinde anlaşma yaptığımız insanlara karşı problem yaratmaya başlamıştı.Sonra..." "Sonra" diye araya girdi Ozan Bey "Biz Halil'in yanına gitik,Baran Bey ile ve bu adamın kendisine ne kadar problem yarattığından ve böyle giderse kendisini de oyun dışı bırakacağından bahsettik." Halil dişlerini gıcırdatarak "Anlaştığımız insanlarla yeniden pazarlığa giriyormuş,benim Ozan Bey'in adını kullanarak daha fazla para koparmaya çalışıyormuş şerefsiz.Oysa benden isteseydi para vermez miydim ona?Gerçi sebebini duyduktan sonra vermezdim,o kadar parayı ne için iç ediyormuş biliyor musunuz?Daha fazla kızan doyurmak için.Sokak çocuğu beslemek için mi çalıştım lan ben o kadar?Ozan Bey daha sonra yardım teklif etti bana." "Bu sorunu halletmek hepimiz için iyi olacaktı Halil kardeşim,biz elimizden geleni yaptık."diye aradaki sessizliği doldurdu Baran.Halil devam etti"Orkun tek başına gezerdi ama görünürde.Sokakta kendisini izleyen onlarca gözün kontrolü altında yapardı bunu.Bütün o mendilciler,tartıcılar,kağıt toplayanlar,onun gözcüleriydi.Baliyle uyuşturdukları da intihar komandoları." "Onu deliğinden çıkarmak gerekiyordu hem de yalnız başına,onu aradım ona iş teklif ettim,ciddi bir iş teklifi,fazlalıkların ortalıkta dolaşmamasını yoksa onlardan kurtulmasını bileceğimi söyledim,etkili oldu."diye tekrar araya girdi Ozan Bey.Ben dahil masadaki herkes para uğruna bu adamın can yoldaşını nasıl sattığını oturmuş dinliyorduk.Bu masadaki adamlar kariyerlerinin o veya bu noktasında ortaklık bitirmek zorunda kalmışlardı ama kardeş saydığın bir adamı satmak,işte bu bence bambaşka bir olaydı.Halil bunun sıkıntısını çok yaşamıyordu,hikayesini anlatırken çoğu zaman hüzünlü değil öfkeliydi sanki bütün olanların sorumlusu Orkun'muş gibi,kendi gözünü paranın nasıl bürüdüğünü görmüyordu,anlaşılan bu komplonun diğer ortakları da rahatsız değildi.Ozan devam etti"Onu paketleyip şehir dışındaki eski bir soğuk hava deposuna kaldırdık,Halil Bey geri kalanını halletti."dedi.Halil"Ya da hallettiğimi zannettim,oraya vardığımda sandalyede öylece bağlı oturuyordu,ıssız bir yer olduğu için ağzı bağlı değildi.Ama konuşmadık sadece'Kafama sıkma'dedi.Orada bir bokluk olduğunu anlamalıydım ama yine de kafasına sıkamazdım.O kadar da değildi.Tabancamı kaldırdım ve yere yığılışını gördüm.Hemen terk ettim orayı,kulaklarım uğulduyor başım dönüyordu,kendimi vurulmuş gibi hissediyordum.Arabaya biner binmez kafamda 'Acaba öldü mü?' sorusu dolaşmaya başladı fakat geri dönemezdim.Ofise varır varmaz adam gönderdim baktırmak için,orada kimsenin olmadığını söylediler." Baran Bey "Ve sen bunu bize şimdi söylüyorsun ha,aferin amına koyiim."dedi.Halil kızgın bir şekilde "Kendim hallederim sanmıştım,bildiğim bütün inlere gönderdim adamları kızanları mı saklıyor diye,hiçbir yerden bir şey çıkmadı,ben de en fazla cesedin onlar tarafından alındığı kanısına vardım,Orkun yaşasaydı benim için bu kadar beklemezdi."dedi.Oğuzhan Bey"Yani gerçekten öldüğünü düşünüyorsunuz öyle mi?"diye sordu.Halil Bey "Bilmiyorum,bilm..."derken uzun zamandır sesi çıkmayan Uğur Bey'in çatallı bir "Hassiktir"i hepimizi pencerenin dışındaki parlayan şeye bakmaya yöneltti.Suyun üzerinde hareketli bir ateş vardı.Önce kavrayamadım ne olduğunu fakat sonra olduğum yerde dona kaldım.Odadakiler yavaş yavaş pencereye doğru yöneldi ve Halil Bey'in alevler içinde yüzen "Lüfer 2" sini seyre daldı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-4417371367085784752?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/4417371367085784752/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/05/kumar-masas-v.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/4417371367085784752'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/4417371367085784752'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/05/kumar-masas-v.html' title='Kumar Masası-V'/><author><name>Seco</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04822494434395820710</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9wp_KW0olyE/SY7hpJluitI/AAAAAAAAAAM/XEmEglvqoz4/S220/n1313095457_30235003_1563.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-6824518381555768360</id><published>2011-05-30T22:57:00.005+03:00</published><updated>2011-05-31T01:02:36.589+03:00</updated><title type='text'>Kumar Masası-IV</title><content type='html'>-----Kumar Masası'ndan bir hafta önce-----&lt;br /&gt;Atatürk Havalimanı'na inen uçaktan indiğinde dışarısı uçak motoru,benzin ve yanmış lastik kokusundan kavrulurken o bunları hiç farketmeden elinde bond çantası, neredeyse çenesine kadar inen uçakta dahi çıkarmadığı güneş gözlüklerinin hafifçe indirerek hostese bir "elveda" bakışı attı ve yürümeye başladı.Saate baktığında biraz daha zamanı olduğunu düşünerek Free Shop'a yöneldi.Türkiye'de pahalı fakat Free Shop'ta ucuz olan şeylerden alma alışkanlığından dünyanın dört bir yanını gezmiş olmasına rağmen vazgeçmemişti.İndiği uçak okyanus ötesi bir yolculuğun son uçağı olmasına rağmen hala iki karton ucuz camel aldığında mutluluktan havalara uçuyordu.Dışarıya göstermese bile hayattan böylesine basit zevkler alan bir adamdı Rıdvan.Camel kartonlarını bond çantasının içine attıktan sonra cafelerden birine doğru yürümeye başladı."'Merhaba efendim,ne istersiniz?' diyecek diye düşündü çalışana yaklaşırken."İyi günler beyefendi,ne arzu edersiniz?" dedi genç çalışan."Bir mocha alabilir miyim lütfen?"dedi Rıdvan sesindeki canı sıkkın tonu kısmaya çalışarak."Daha kibar ve çekici şeyler söyleyeceğini tahmin etmeliydim,bu yolculuk sonrası düzgün düşünemiyor ki insan!".Sıkı kumarbazdı Rıdvan ama kesinlikle şansına güvenmezdi,işte bu nedenle insan davranışlarını öğrenmeye,onların hangi durumlarda nasıl davrandıklarını bir mantığa oturtmaya çalışırdı.Onu sürekli zinde tutan,asla terketmeyen yegane oyun arkadaşı kendisiydi."Benim teşekkürümden sonra ben teşekkür ederim mi diyecek,yoksa rica ederim mi?Ben teşekkür ederim diyecek,çünkü müşterilerin çalışanlara zahmet çektirdiklerini düşünmelerini istemezler."Kahvesine geldiğinde parasını çıkarttı,"bet"ine uzattı,gayet nazik bir müşteri olarak teşekkür etti;çalışan"rica ederim." deyince mochasını alıp uzaklaşmaya başladı.Belki çalışanın yüzündeki bıkkınlığı farketmemişti,belki de sadece çalışanları artık o kadar iyi eğitmiyorlardı.Her neyse,kaybetmişti,kendisini cezalandırmasını bilirdi.Mochayı yanından geçtiği çöp kutusunun içine bırakırken bir iç geçirdi ve devam etti.Kapıdan dışarı çıktığında siyah Sedan'ı gördüğünde onu bekleyen arabanın bu olduğunu biliyordu.Şoförün de onun yaklaşmasına anormal bir tepki vermediğini görünce "birbirimizi tanımamız ne güzel"diye düşündü ve hayatının en büyük kumarını oynamak üzere arabanın kapısını açtı.&lt;br /&gt;-----Bu Gece-----&lt;br /&gt;Uğur Bey'in masadan kalkması oyuna biraz hız katmıştı,Şimdi oyuncular susmuş sadece kartlara konsantre olmuşlardı,bir kaç el küçük al gülüm ver gülümle geçtikten sonra ciddi bir bette,Halil Bey Baran'ın blöfünü görüp,Ozan ile Oğuzhan'ın perlerini,Rıdvan'ın da kendisinden küçük üçlüsünü ezdikten sonra masanın ortasındaki çiplere sarılarak,ağzını ayıra ayıra güldü.Çocuğu olsa böyle sarılmazdı şerefsiz."Evet beyler,bazıları hep kazanmak zorundadır,üzülmeyin bu kadar."dedi.Ben onun kazanma tutkusunun bir gün sonu olacağını düşünürken Baran Bey de bunu düşünmüş olacak ki,dillendirme gereği duydu."Bir gün birileri senin amına koymak zorunda kalacak." "Öyle deme Baran'ım ben oralardan çoktan geçtim,22 yıl kaybettim artık kazanmak zamanı benim için." cevabını verdi Halil umursamazca."Siz şimdi oturduğunuz koltuklara hep birilerinin sayesinde geldiniz,yaptıklarınızla onları hakediyorsunuz elbette,ama hiçbiriniz benim gibi bu koltuğu kendiniz yontmadınız." Oğuzhan kaşlarını çatarak masaya doğru eğildi "Burada kimsenin kimse hakkında bu şekilde konuşmaya hakkı yok,laflarına dikkat et"dedi."İki saattir dinlediğimiz zırvalardan sonra ben de bir kaç şey anlatayım dedim fena mı?Ne oluyor amına koyayım itiraf saatiniz mi geldi bu gece?Kaybedince duygusallaşmaya başladınız"diyerek Baran'a ve Uğur'a baktı.Uğur konuşulanları duymazdan gelirken,Baran son derece sinirlenmişti.Aslında ikisi de birbirini severdi ancak bu gece bilmediğim bir nedenden dolayı herkes inanılmaz gergindi."Belki de bir ara vermeliyiz beyler."dedim ama Baran güdük işaret parmağını bana uzatarak bana dur işareti yaptı.İşaret parmağı o kadar küçüktü ki uzaktan görenler onun dur yerine tamam işareti yaptığını bile zannedebilirlerdi.  Dişlerimi sıkarak geri çekildim."Ulaştığın yere hak ederek geldiğini biliyoruz Halil kardeşim ama unutma bizim de senin oturduğun koltukta parmağımız var.Ayrıca başkalarının da...".Bu son sözlerinde sinsi bir zafer kazanmışçasına ona doğru baktı.Halil ise duyduklarının dolayı daha da gerilmişti.Oğuzhan bunu sezerek "Kimin payı var?"dercesine Baran'a baktı.Ozan biraz geriden gelen sesiyle "Evet Halil Baran Bey haklı,bu söylediklerinden sonra Orkun kardeşinin mezarında rahat uyuyabileceğine inanıyor musun?" dedi."Onun bir mezarı yok,o ölmedi"dedi.Ozan saatler sonra kendisine ilginç gelen bir şey  duymuş olmanın heyecanıyla "Nasıl yani,sen bize geldiğinde onun soğuk hava deposunda öldüğünü söylememiş miydin?"diye sordu.Halil "Söylemiştim,ama sonra kontrol ettirmek için birilerini yolladım oraya,adamlar ortada ceset falan olmadığını söylediler."cevabını verdi.Ben istemsiz bir şekilde "Orkun kim?"diye sorunca,Ozan yeniden karanlıktaki sandalyesine gömüldü ve "Anlatmak ister misin Halil kardeşim?"dedi.Halil neredeyse histerik bir şekilde kafasıyla Rıdvan'ı işaret ederek "O buradayken olmaz."dedi.Baran "Zaten sabahtan beri duyması gerekenden fazlasını duydu,birazcık daha duysa bir şey olmaz.En fazla giderken belediyenin çöp tenekesine bırakıveririz"dedi ve bir kahkaha patlattı.Rıdvan yarım ağızla bu içinde gerçeklik payı barındırabilecek şakaya sırıtırken,Halil"Öyle olsa iyi olur."dedi ve hikayesine başlamak için bir sigara yaktı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-6824518381555768360?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/6824518381555768360/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/05/kumar-masas-iv.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/6824518381555768360'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/6824518381555768360'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/05/kumar-masas-iv.html' title='Kumar Masası-IV'/><author><name>Seco</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04822494434395820710</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9wp_KW0olyE/SY7hpJluitI/AAAAAAAAAAM/XEmEglvqoz4/S220/n1313095457_30235003_1563.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-6779532141311088525</id><published>2011-05-24T22:25:00.001+03:00</published><updated>2011-05-24T22:25:44.373+03:00</updated><title type='text'>Dijitalleşen Dünya, Dijital Kuştepe</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt; &lt;/span&gt;Yıllardır Kuştepe'nin çingene halkı; kızlarını, erkeklerini evlendirirken, çocuklarını sünnet &lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt; &lt;/span&gt;ederken heyecanlarını içlerinde tutmaz, mahalle arası düğünler, kınalar, etkinliklerle bu önemli günlerini komşularıyla paylaşırlar.Havaların ısınmasıyla birlikte düğünler durmaksızın devam eder.Bu Kuştepe'nin eksponansiyel artan nüfus üreme planlamasıyla(!) pek yakından ilgilidir.Bu düğünlerde dönemin en az değer taşıyan kağıt paraları yüz dolarlık banknotlar havada uçuşuyormuşçasına; çocukları, bir tanesini bile kapabilmek adına heyecandan heyecana sürükler.Bu etkinlikler, gelecek günlerin de tohumlarının atıldığı sosyalleşme araçlarıdır.Henüz "facebook"'dan fotoğraf beğenme kültürünün, birbiriyle bakışıp çocukça birbirine kur yapan gençlik figürünün yerini alamadığı kendi kabuk dünyalarında; gerek teknolojik, gerekse kültürel anlamda toplumların hızlıca biçimlendiği bir çağda onlar geminin kıçındaki, sorumluluk duygusundan uzak aylak tayfalardır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt; &lt;/span&gt;Bu yazının yazıldığı sırada elli metre kadar uzaktaki düğünde 3 kocakarı, 1 kocakarı adayı(kolay değildir kocakarı olmak) ve 1 ayyaş çember olmuş insan figürlerinin karşısında dans ediyor, gönül eğlendiriyorlar.Bu yazının kendini yaratma çabasının altında, geminin kıçının da artık başını, biraz gecikmeyle de olsa, izlemeye başlamaş olması yer almaktadır.Birkaç sene öncesine kadar roman havaları çalınırken artık günümüz elektronik-disco müzik tarzları da düğünlerin vazgeçilmezleri.Birkaç örnek vermek gerekirse Sean Paul ve Pitbull Kuştepe'nin favorileri..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt; &lt;/span&gt;Çok yetenekli çalgıcıların yetişmesine vesile olmuş bu eğlencelerde klarnet, davul, darbuka, keman, kanun ve klavye canlı performe edilirdi.Geçmiş zaman kullanıyorum, evet, çünkü 2011 senesine geldiğimizde bu çalgıların kaybolup yerine davul, vokal ve bir cd çaların geldiğini söylemek zorundayım.Vokal, aynı zamanda insanları söylemleriyle dans etmeye, el çırpmaya, çığlık atmaya yönlendiren bir DJ havasına bürünmüş durumda.Sanayi devrimiyle işsiz kalan milyonların arasında, belki biraz geç de olsa, artık kuştepeli müzisyenlerin de yerini aldığını görmek "Mega Idea" modernizmin ulaşmadığı yer kalmadığını düşündürmekte bana.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt; &lt;/span&gt;"Ortaya karışık" misali çorbalaşan bu rengarenk kültürün gelişimini, gideceği yerleri heyecanla bekliyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-6779532141311088525?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/6779532141311088525/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/05/dijitallesen-dunya-dijital-kustepe.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/6779532141311088525'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/6779532141311088525'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/05/dijitallesen-dunya-dijital-kustepe.html' title='Dijitalleşen Dünya, Dijital Kuştepe'/><author><name>Kha</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-7887669922752289618</id><published>2011-05-23T06:09:00.002+03:00</published><updated>2011-05-23T06:30:30.092+03:00</updated><title type='text'>dünya'nın en ürkek canavarı</title><content type='html'>İzin verin size biraz da dünyanın en ürkek canavarında bahsedeyim: Ankara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl oluştuğunu falan anlatmıyacağım o kısımları coğrafya dersinde görmüş olduğunuzdan bildiğinizi kabul ediyorum. Herkes Ankara'yı bir yer sanıyor, başkent deyip bağrına basıyor, ama aslında canlıdır Ankara. Diğer tüm canlılardan farklı olarak çok korkaktır. Diğer yaşayan herşeyden korkar, çünkü kendisi diğer yaşayanların hayat enerjileriyle beslenir. Sebepsiz olaylar yaratır, inanılmaz kurtuluşlara olanak sağlar, dandik dandik okullara ev sahipliği yapar. Örnekler çoğaltılabilir. İşte bu Ankara'yı bi Konya'dan Kütahya'dan bilhassa bi Amasya'dan ayıran özelliktir. Örnekler yine çoğaltılabilir. Dedim ya yaşayanların enerjisini emerek hayatını sürdürür, işte bu yüzden bütün yaşayan varlıklardan korkar. Bu korkusu O'nun bir köpek gibi, bir koala gibi -örnekleri napabileceğinizi biliyosunuz artık- vücut bulmasına mani olmuştur. Bu yüzden onu göremezsiniz, tutamazsınız daha da önemlisi yenemezsiniz! Ara sokaklardadır her zaman, aynı zamanda kanalizasyon çukurlarındadır, trafikte vardır, üniversitelerin dersliklerinde sıra altlarına saklanmıştır. Sürekli tetikte olmak zorundasınızdır Ankara'ya karşı, çünkü size ne zaman saldıracağını bilemezsiniz. Arkadaşlarınızla en işlek caddelerden birinde otururken sohbet muhabbet yerine birden tüm bulduğunuz sıkılan ve ızdırap çeken bir ortam olabilir. Aynı zamanda sinsidir Ankara, saldıracağı zaman tuzağına düşmüş olana kolay kolay saldırmaz, ona kendini sevdirir arkadaşlarından ayırır ve kendine mecbur eder, sonra o kişiyi yem olarak kullanır. Yem sayesinde başkaları da gelecektir, kimi zaman yemi kurtarmak isteyen bir kahraman, kimi zaman olmayan tarihe aldanmış bir turist, kimi zaman ise yoldan geçen bi yolcu...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-7887669922752289618?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/7887669922752289618/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/05/dunyann-en-urkek-canavar.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/7887669922752289618'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/7887669922752289618'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/05/dunyann-en-urkek-canavar.html' title='dünya&apos;nın en ürkek canavarı'/><author><name>üzülen surat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00395724786489086028</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_Jei2mUjv9YE/TPvdnrZgxbI/AAAAAAAAACU/JHUWbiI1QN4/S220/1.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-8368590169605610928</id><published>2011-05-20T22:14:00.003+03:00</published><updated>2011-05-20T22:18:51.039+03:00</updated><title type='text'>BAHTI KARA</title><content type='html'>&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;o:officedocumentsettings&gt;   &lt;o:allowpng/&gt;  &lt;/o:OfficeDocumentSettings&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:trackmoves/&gt;   &lt;w:trackformatting/&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:punctuationkerning/&gt;   &lt;w:validateagainstschemas/&gt;   &lt;w:saveifxmlinvalid&gt;false&lt;/w:SaveIfXMLInvalid&gt;   &lt;w:ignoremixedcontent&gt;false&lt;/w:IgnoreMixedContent&gt;   &lt;w:alwaysshowplaceholdertext&gt;false&lt;/w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;   &lt;w:donotpromoteqf/&gt;   &lt;w:lidthemeother&gt;TR&lt;/w:LidThemeOther&gt;   &lt;w:lidthemeasian&gt;X-NONE&lt;/w:LidThemeAsian&gt;   &lt;w:lidthemecomplexscript&gt;X-NONE&lt;/w:LidThemeComplexScript&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;    &lt;w:dontgrowautofit/&gt;    &lt;w:splitpgbreakandparamark/&gt;    &lt;w:enableopentypekerning/&gt;    &lt;w:dontflipmirrorindents/&gt;    &lt;w:overridetablestylehps/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;m:mathpr&gt;    &lt;m:mathfont val="Cambria Math"&gt;    &lt;m:brkbin val="before"&gt;    &lt;m:brkbinsub val="&amp;#45;-"&gt;    &lt;m:smallfrac val="off"&gt;    &lt;m:dispdef/&gt;    &lt;m:lmargin val="0"&gt;    &lt;m:rmargin val="0"&gt;    &lt;m:defjc val="centerGroup"&gt;    &lt;m:wrapindent val="1440"&gt;    &lt;m:intlim val="subSup"&gt;    &lt;m:narylim val="undOvr"&gt;   &lt;/m:mathPr&gt;&lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:latentstyles deflockedstate="false" defunhidewhenused="true" defsemihidden="true" defqformat="false" defpriority="99" latentstylecount="267"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="0" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Normal"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="heading 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 7"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 8"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 9"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 7"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 8"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 9"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="35" qformat="true" name="caption"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="10" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Title"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="1" name="Default Paragraph Font"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="11" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Subtitle"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="22" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Strong"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="20" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Emphasis"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="59" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Table Grid"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" unhidewhenused="false" name="Placeholder Text"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="1" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="No Spacing"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" unhidewhenused="false" name="Revision"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="34" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="List Paragraph"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="29" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Quote"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="30" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Intense Quote"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="19" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Subtle Emphasis"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="21" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Intense Emphasis"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="31" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Subtle Reference"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="32" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Intense Reference"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="33" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Book Title"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="37" name="Bibliography"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" qformat="true" name="TOC Heading"&gt;  &lt;/w:LatentStyles&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable  {mso-style-name:"Normal Tablo";  mso-tstyle-rowband-size:0;  mso-tstyle-colband-size:0;  mso-style-noshow:yes;  mso-style-priority:99;  mso-style-parent:"";  mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;  mso-para-margin-top:0cm;  mso-para-margin-right:0cm;  mso-para-margin-bottom:10.0pt;  mso-para-margin-left:0cm;  line-height:115%;  mso-pagination:widow-orphan;  font-size:11.0pt;  font-family:"Calibri","sans-serif";  mso-ascii-font-family:Calibri;  mso-ascii-theme-font:minor-latin;  mso-hansi-font-family:Calibri;  mso-hansi-theme-font:minor-latin;  mso-bidi-font-family:"Times New Roman";  mso-bidi-theme-font:minor-bidi;  mso-fareast-language:EN-US;} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Uzun zamandır ertelediğim gün maalesef gelip çatmıştı. Sonunda Ankara’daydım. Gelip çatmıştı dediğim, bedava otobüs bileti bulunca hemen atladım, soluğu Ankara’da aldım. Yanımda Bora vardı. “Hadi buranın istiklal caddesine gidelim Bora” dedim. Beni barlar sokağı olması gereken yere götürdü. Kadim bir dostumun da dediği gibi, bu sokağın istiklalle alakası yoktu, burası bildiğin Aksaray’dı. Neyse dedim, içmeye koyuldum. İkinci biradan sonra tanıdık bir melodi duydum. Bu bildiğin apaçi melodisiydi. Kendini bilmez bir ankaralı telefonunun zil sesini apaçi müziği yapmış. Bu yaptığından utanır, kimse duymasın diye telefonu hemen açar dedim, yok! Sanki herkes duysun diye on, on beş saniye bekledi telefonu açmak için. O bekledikçe benim sinirlerim yıprandı,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt; o &lt;/span&gt;bekledikçe benim sabrım tükendi. Masadan kalktığım gibi yakasına yapıştım. “Neden böyle yapıyorsun ankaralı! Neden başkentimizin ismini umarsızca karalıyorsun!!!” Cevap yoktu. Edebi bir hareket yaparak bakışlarımla onu delmek istedim, tam gözlerinin içine baktım; o da ne! Göz bebeklerinin olması gereken yerde iki beyaz leke. Bora’ya döndüm, o da aynı hayretle garsona bakıyordu. Aman tanrım dedim, jesus fucking christ dedim sinirden. Ankaralılar bu şehrin sıkıntısına dayanamayıp birer zombiye dönüşmüşlerdi. “Buradan hemen kurtulmamız gerekiyor Bora” dedim ama Bora için çok geç kalmıştım. Zombi garson alt dudaklarına yapışmak suretiyle Bora’yı da bir zombiye dönüştürüyordu. Hemen güvenebileceğim birini bulmak zorundaydım. Aklıma ilk Alp geldi. Ama Alp uzun süredir Ankara’daydı, belki şu an o da bir zombiydi. Seco burada olsaydı hiç düşünmeden onun yanına giderdim. Baksana adam bu lanetli şehirden kaçmak için Belçika’ya gitti. İşte o an aklıma gene kadim dostumun söylediği bir başka söz geldi “Belçika Avrupa’nın Ankara’sıdır”. Demek Seco’nun da kurtuluş ümidi kalmamıştı. Kimi arasam diye düşüm düşüm düşünürken aklıma işte o kadim dostum Gökhan geldi. Ne de olsa o Ankara'ya geleli henüz bir sene bile olmamıştı.  Hemen Gökhan’ı aradım, Kızılay’da buluştuk. “Gel kardeşim, seni bu cehennemden kurtarayım” diyerek beni bir dolmuşa bindirmeye çalıştı. “Dolmuş olmaz, orda çok zombi var, taksi dolmuşa binelim orda az zombi vardır” dedim Gökhan’a, kabul etti. Her ne kadar adrenalin dolu bir kaçış hikayesinin içinde olsak da Ankara’nın sıkıcılığı yakamızı bırakmıyordu. Yolculuk boyunca sıkım sıkım sıkıldık. Gökhan bu durumu farketmiş olacak ki bana Ankara’nın önemli yerlerini göstermeye başladı. “İşte bu, Artiz kardeşim, Ulaştırma Bakanlığı. Eğer biz şu an bu yolda sağ salim istediğimiz yere gidebiliyorsak Ulaştırma Bakanlığı’nın bunda büyük emeği var”. Bu enteresan tanıtıma biraz şaşırsam da, Gökhan’a hak veremeden edemedim. Çocukcağız Ankara’da bana deniz mi göstersin, saray mı göstersin, ne göstersin. Tabi ki bakanlık gösterecek. Ama Gökhan susmadı. “Bak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, ben şu an sana bunları anlatmak için gerekli olan enerjiyi nerden buluyorum sanıyorsun, tabi ki bu bakanlıktan. Aman tanrım, Sosyal Güvenlik Kurumu! Eğer bu taksi dolmuş kaza yapsa ve biz hastaneye düşsek, SGK bizi hastanenin girişinde karşılayacaktır, buna eminim”. Bu işte bir terslik vardı. Gökhan neden böyle yapıyordu, bunu en iyi kendisi bilirdi. Gökhan’ın yakasına yapıştım. “Neden böyle yapıyorsun kadim dostum, korkutuyorsun beni!” dedim. Gökhan ise bana bakmıyordu. Göz bebeklerinin olması gereken yerde iki beyaz lekeyle alt dudağımı kesiyordu…&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-8368590169605610928?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/8368590169605610928/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/05/bahti-kara.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/8368590169605610928'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/8368590169605610928'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/05/bahti-kara.html' title='BAHTI KARA'/><author><name>artiz</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_T5MTglbWe2U/SpV9cjD494I/AAAAAAAAAAM/gRlnLJWFOt8/S220/south+park.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-5020573491123986194</id><published>2011-05-20T22:07:00.005+03:00</published><updated>2011-05-22T03:40:23.208+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çakallık yaptım anlayana o da'/><title type='text'>Neden böyle oldu?</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-gJ-4f7MGh-c/TdhbZ1Q-SsI/AAAAAAAAADs/EagWHlcb8fA/s1600/22052011529.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-gJ-4f7MGh-c/TdhbZ1Q-SsI/AAAAAAAAADs/EagWHlcb8fA/s320/22052011529.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5609333835243080386" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;tarih: 22 mayıs 2011 saat: 23.07 yer: kadıköy&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklında tek bir soruyla Bağdat Caddesi'nin ortasında duruyordu. Sonucu ne olursa olsun bu sorunun cevabını öğrenmeliydi. Ve bunu yapacaktı da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilindik haliydi bu Bağdat Caddesi'nin. Yılın tamamında bu şekilde ve bu renklerle bezenmesi, bu kadar yoğun olmazdı aslında ama mayısın sonunda doğru festivallerden eksiği kalmayan bir hale bürünmesi de gelenektir buralarda. İnsanlar eğlenmek, kutlamalar yapmak, içmek, şuursuzca şarkılar söyleyip sokaklarda dans etmek için toplanırlardı. Ama hersene olan olmuştu işte; yine ortalık içkinin de etkisiyle kendinden geçen asıl amaçları kutlama yapmak olan bu insanlar cinnet geçirip ortalığı kan gölüne çevirmişler, aynı düşünceleri paylaşan insanlar kendilerini kaybedip birbirlerine öldüresiye saldırmaya başlamışlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bu karmaşanın ortasında, sadece bir kişi kendine hakim olmayı başarabilmişti. Daha önceki yıllarda edindiği tecrübeler sayesinde olacakları önceden kestiredi ve sadece bütün bu karmaşadan uzak durmaya karar verdi. Ama herkes gibi o da çıldırmanın eşiğindeydi çünkü tüm bu yaşananlara sebep veren olay sizlerinde tahmin edeceği gibi üstünden gelmesi kolay bi travma değil.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İlk başta bi' umut kendisi gibi aklına mukayet olabilmiş birilerini görebilmek umuduyla etrafını gözleriyle taramaya başladı. Bir an önce bu yalnızlık duygusundan kurtulmak istiyordu ama bu pek mümkün görünmüyordu çünkü aklı başında bir insan, dünyanın en vahşi savaş cephelerini aratmıyacak bu görüntüden uzaklaşmak ister. Ama kahramanımızın çok daha büyük bir amacı vardı. Kendini kurtarmak ona şu an hiç bişey ifade etmiyordu çünkü hersene tekrarlanan bu ızdırap içerten içe yiyip bitirmişti, bi nevi ölü sayılırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorunun cevabını öğrenmenin bir yolu vardı. Önce bunu nasıl yapmasını gerektiğini düşünüyordu sürekli ama aklına en ufak bişey gelmiyordu ne yapacağına dair. Durup düşünmenin kendine bir yarar sağlamadığını fark ettikten sonra ibadethanesine gidip taptığı insanla konuşup kendisine yol göstermesini istemesi gerektiğini düşündü. O da tecrübeyle şekillenmiş bir insan olduğundan dolayı bu önemli günde ibadethanesini terketmeyip heyecanla beklemeyi tercih edeceği biliniyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısa yolda pek bi' zorluk çekmedi: bir kaç kendini kaybetmiş birbiriyle mücadele ediyordu, başka iki serseri ise yüce insana yakın olabileceğini düşündükleri birini yakmakla tehdit ediyorlardı. O insan sadece sıradan biriydi, yoksa ilk görüşte tanırdı. Bu yüzden karışmadı, onlarda kendisine karışmamıştı zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mağbetin önü polis kaynıyordu, basın burdaydı ve etraf sessizce ağlayan insanlarla doluydu. Bağdat Caddesi'nin aksine buraya derin bir sukunet ve yas hakimdi. Ne olduğunu merak etti. Ortalığın sakinliğinde dikkat çekmemek adına sessizce kapıya yaklaşıp içeri girebilmeyi denedi. Ama dikkat çekmişti, o yaklaştıkça insanlar kaçarcasına yolundan çekilmişler ve uzaktan izlemeye başlamışlardı. Polis kordonunun önüne gelmek üzereyken birden 2 güçlü kol tarafından yer yapıştırıldı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Komserim yakaladık!&lt;br /&gt;- Nooluuyooo amına koyim lan!&lt;br /&gt;- Sus lan!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok sert bi yumruktu bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kaldırın ayağa.&lt;br /&gt;- aaaaaaaaah!&lt;br /&gt;- Neden yaptın lan bunu!?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu seferki yumruk sert değildi ama az önceki cümlenin merak amacıyla sorulmadığını temsil ediyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Noluyo lan?&lt;br /&gt;- Bilmiyomuş gibi konuşma lan!&lt;br /&gt;- Neyi amına koyim.&lt;br /&gt;- İçerdeki herkesi öldürmüşsün ya lan. Bi başkanı sağ bırakmışsın o da bi daha konuşamayacak şekilde dayak yemiş! Kameralardan tespit ettik sen olduğunu. Bide pişkin bişkin buraya mı geliyosun lan yavşak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra olanlar çok daha farklı bi' tecrübe olmuştu kendisi içinde. Bir saniyeden çok daha kısa bir süre için herşeyi hatırladı. Haberi aldığı gibi malum kişinin yanına varana kadar önüne gelen herkesi dövdüğünü hatırladı. Vurulduğunu ama hissetmediğini hatırladı. Vardığında yanlız başına olduğunu ve yakalayıp "Neden böyle oldu?" sorusu eşliğinde defalarca O'nu yumrukladığını hatırladı. Bütün bu görüntüler aklından geçerken reflesk olarak eli vurulduğu yerine uzandı ve oraya bakmak için kafasını çevirdi. Yine kendinden geçti ve bayıldı. Ayıldığında Bağdat Caddesi'nde dikiliyordu ve hiç bişey hatırlamıyordu. aklında hala aynı soru vardı: Neden böyle oldu?.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-5020573491123986194?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/5020573491123986194/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/05/neden-boyle-oldu.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/5020573491123986194'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/5020573491123986194'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/05/neden-boyle-oldu.html' title='Neden böyle oldu?'/><author><name>üzülen surat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00395724786489086028</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_Jei2mUjv9YE/TPvdnrZgxbI/AAAAAAAAACU/JHUWbiI1QN4/S220/1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-gJ-4f7MGh-c/TdhbZ1Q-SsI/AAAAAAAAADs/EagWHlcb8fA/s72-c/22052011529.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-3849563160294238702</id><published>2011-05-18T14:29:00.002+03:00</published><updated>2011-05-18T14:30:54.280+03:00</updated><title type='text'>OLMADI</title><content type='html'>&lt;div&gt;yakmaya çalıştığım son 3 malazların 3'ü de yanmadı&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-Cl957ZloJZo/TdOt0TK8oOI/AAAAAAAAACA/IQKbVVGWey0/s1600/malazlar.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 213px; FLOAT: left; HEIGHT: 160px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5608017075017392354" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/-Cl957ZloJZo/TdOt0TK8oOI/AAAAAAAAACA/IQKbVVGWey0/s400/malazlar.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-3849563160294238702?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/3849563160294238702/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/05/olmadi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/3849563160294238702'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/3849563160294238702'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/05/olmadi.html' title='OLMADI'/><author><name>artiz</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_T5MTglbWe2U/SpV9cjD494I/AAAAAAAAAAM/gRlnLJWFOt8/S220/south+park.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-Cl957ZloJZo/TdOt0TK8oOI/AAAAAAAAACA/IQKbVVGWey0/s72-c/malazlar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-7240138556331421169</id><published>2011-05-18T00:00:00.001+03:00</published><updated>2011-05-18T00:00:45.214+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>neden tam şu anda yağmur yağıyor? anlamı nedir?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-7240138556331421169?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/7240138556331421169/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/05/neden-tam-su-anda-yagmur-yagyor-anlam.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/7240138556331421169'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/7240138556331421169'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/05/neden-tam-su-anda-yagmur-yagyor-anlam.html' title=''/><author><name>Hisimcan Pekbilir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16444469252298367216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-Ky1tcKbDnAs/Tn5IyZUsy5I/AAAAAAAAAU0/dl7nf3ek0-o/s220/foto%25C4%259Fraf.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-8819933894531337009</id><published>2011-05-17T19:46:00.001+03:00</published><updated>2011-05-17T19:48:27.140+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-Rscapn-bpXo/TdKm1e-OTjI/AAAAAAAAAGo/xdyU1wBRhlE/s1600/35474.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 190px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-Rscapn-bpXo/TdKm1e-OTjI/AAAAAAAAAGo/xdyU1wBRhlE/s320/35474.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5607727923807014450" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karizmayı neyleyim ben,dürümleri almadıkça...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-8819933894531337009?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/8819933894531337009/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/05/karizmay-neyleyim-bendurumleri-almadkca.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/8819933894531337009'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/8819933894531337009'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/05/karizmay-neyleyim-bendurumleri-almadkca.html' title=''/><author><name>Seco</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04822494434395820710</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9wp_KW0olyE/SY7hpJluitI/AAAAAAAAAAM/XEmEglvqoz4/S220/n1313095457_30235003_1563.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-Rscapn-bpXo/TdKm1e-OTjI/AAAAAAAAAGo/xdyU1wBRhlE/s72-c/35474.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-1411498220258300475</id><published>2011-05-16T22:59:00.005+03:00</published><updated>2011-05-16T23:44:14.881+03:00</updated><title type='text'>Bizim neyimiz eksik?</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-gSip35WoX1w/TdGEzTnBmOI/AAAAAAAAAF0/U8Io4e27PCI/s1600/nolmu%25C5%259F-panpa_84300.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 230px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-gSip35WoX1w/TdGEzTnBmOI/AAAAAAAAAF0/U8Io4e27PCI/s320/nolmu%25C5%259F-panpa_84300.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5607409028025129186" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-_UN44VD7L6E/TdGErrzMezI/AAAAAAAAAFs/NI5XUo8Qukw/s1600/198372_190428344328084_100000827589031_421221_4031102_n.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-_UN44VD7L6E/TdGErrzMezI/AAAAAAAAAFs/NI5XUo8Qukw/s320/198372_190428344328084_100000827589031_421221_4031102_n.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5607408897079671602" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Genele vurduğumuzda iki resim arasında 7 fark falan yok.Tek fark var.O koskoca amerikaların başkanı, bense sizin zavallı kardeşiniz...Ama ben de barak abimin muabbetine kıyıdan köşeden bi giriyim dedim yancı oldum.onun elinde kolalar,pattesler ben de dedim benim niye yok?he bi de ten renklerimiz farklı ama o hiç sorun değil ırkçılık yapmayı hiç istemem hepimiz kardeşiz.hadi geçmiş olsun...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-1411498220258300475?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/1411498220258300475/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/05/bizim-neyimiz-eksik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/1411498220258300475'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/1411498220258300475'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/05/bizim-neyimiz-eksik.html' title='Bizim neyimiz eksik?'/><author><name>petro...</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15545082838650728335</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-uCL7Wa6jZhw/TaMqmP_9DJI/AAAAAAAAAD0/15k-nky55eQ/s220/IMGP5621.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-gSip35WoX1w/TdGEzTnBmOI/AAAAAAAAAF0/U8Io4e27PCI/s72-c/nolmu%25C5%259F-panpa_84300.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-7016619429865081655</id><published>2011-05-16T11:54:00.002+03:00</published><updated>2011-05-16T12:13:36.862+03:00</updated><title type='text'>Böyle Olmamalıydı</title><content type='html'>Yalnız, son çaremdi burası. Ama ümitliydim. Ne de olsa koskoca diyetisyene gelmiştim. Hem diyetisyenler fedakar insanlardı. Fedakar oldukları için aynı zamanda cefakar olmaları da kaçınılmazdı tabi. Benim kilo problemimin çözümü bir diyetisyen dışında kimde olabilirdi ki. İşte bu yüzden bekleme salonunda beklemeye devam ettim. Bu salondaki insanlar olarak salonun ismini çok ciddiye alıyorduk ki gerçekten de hiç hareket etmeden sadece bekliyorduk. Bekleme işinin de hakkını veriyorduk hani. Bu kadar bekledikten sonra canım sigara istemeye başladı. Beklemenin ilkelerine aykırıydı belki ama istiyordum işte bana ne. Elimde olsa bırakırdım da o iki yavşak ev arkadaşım yüzünden öyle bir gazla başlamıştım ki ciğerlerimden biri kopsa, diğeri kanser olsa gene de bırakamam gibime geliyordu. o ikisinin kahrı başlattı, şimdi ikisi de yok ama bu kahrı öyle üç beş sigarayla atlatamazdım. Aslında sigara hiçbir sorunumu çözmez diye bazen çok saçma geliyor onu içmek ama sigaraya sorun çözmek gibi ağır bir sorumluluk da yüklememiştim zaten zamanında. İyi de bu illet sorun çözmeyi bırak, derdime dert ekliyordu benim. Sigara içmeye başlayınca zayıflarım, bir deri bir kemik kalırım diyordum ama nasıl olduysa iyice kilo almaya başladım. İşte o iki yavşak nasıl bir oyun oynadıysa artık...&lt;div&gt;Yalnız, bu fedakar diyetisyenin bana verdiği diyet listesiyle de çözülecek gibi değildi bu sorun. Metabolizmam sürekli çalışsın diye normalde yediğim üç öğünün yanında 5 de ara öğün koymuştu. Günde 8 öğün, nereden baksan en az 8 sigara demekti. Zayıflayacağım diye genç yaşımda kanserden gidi gidi verecektim. Ama cefakar diyetisyenime güvenmekten başka çarem yoktu. O büyük oyunlar dönen "Kumar Masası" nda bütün paramı kaybettikten sonra ziraatten krediyi çektiğim gibi buraya gelmiştim. bu da tutmazsa ben tuttum demekti. Ben esas bütün paramı kaybettikten sonra zayıflarım diyordum ama nasıl olduysa gene şişmanladım. İnsan vücudu mükemmel olur derler ama benimkinin çıtası biraz düşüktü sanırım. Öyle çok yükseklerde gözü olmayan bir bünyem vardı. Küçük şeylerle de mutlu olabiliyordu. İşte hep o iki yavşak...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yalnız, benim karnım da acıkmaya başladı. Hava da bozmuştu zaten. Böyle kötü havalarda daha bi acıkırım ben. Tam gök gürlediği anda karnım guruldadı. Veya gök gürlememiş olabilir ama karnım guruldadı, ondan eminim. Zaten benim diyetisyenimin biraz gamsız bir havası vardı. Onunla olacak iş değildi bu. Hem bugün salıydı. Bilenler bilir, salı günü diyete başlanmaz deler. Dışarı çıktım, hava çok güzel. Böyle güzel havalarda ayrı güzel olur yemek yemek. Üstüne bir de güzel bir sigara içtim mi tam olur. Haftaya pazartesi de kendime çilekeş bir diyetisyen buldum muydu bu iş tamamdır demektir. O da olmazsa artık ben bu işin amına bile korum. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-7016619429865081655?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/7016619429865081655/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/05/boyle-olmamalyd.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/7016619429865081655'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/7016619429865081655'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/05/boyle-olmamalyd.html' title='Böyle Olmamalıydı'/><author><name>artiz</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_T5MTglbWe2U/SpV9cjD494I/AAAAAAAAAAM/gRlnLJWFOt8/S220/south+park.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-7753106179473977508</id><published>2011-05-08T22:38:00.002+03:00</published><updated>2011-05-08T22:42:21.543+03:00</updated><title type='text'>anneler günü.</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', Trebuchet, Verdana, sans-serif; font-size: 13px; line-height: 20px; "&gt;"orkunla bora.sinoda nargile beraberinde oynadigimiz tavlalarda size birer kere cocugu koymustum.o cocuklar simdi buyumus konusmaya yurumeye baslamistir hatta pipilerinin ne ise yaradigini cozmeye calisiyolardir.anneler gununuz kulu olsun.sizden dilegim eve misafir gelince amcalarina pipilerini gostermelerini saglayin.&lt;br /&gt;ege senin de anneler gunun kutlu olsun sen dogustan anne olma potansiyeline sahipsin kardesim.o tarz yani hadi opusun barisin"&lt;br /&gt;diye yazmışım geçen sene bugün...yine kutluyorum bu güzel gününüzü diğer tüm annelerinkini kutladığım gibi.bu sefer seninkini de kutluyorum uğur kha...sana da mutlaka bişeyde çocuğu koymuşumdur...potansiyelinize saygılar...öperim.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-7753106179473977508?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/7753106179473977508/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/05/anneler-gunu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/7753106179473977508'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/7753106179473977508'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/05/anneler-gunu.html' title='anneler günü.'/><author><name>petro...</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15545082838650728335</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-uCL7Wa6jZhw/TaMqmP_9DJI/AAAAAAAAAD0/15k-nky55eQ/s220/IMGP5621.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-3790736649140773249</id><published>2011-05-07T17:59:00.005+03:00</published><updated>2011-05-07T20:43:37.468+03:00</updated><title type='text'>Kumar Masası-III</title><content type='html'>Son konuşmanın üzerinden sessiz bir saat geçmişti.Sadece kağıt ve çip sesleri duyuluyordu.Normalde bunlar en sevdiğim sesler olmalarına rağmen yaşanmış tartışma sonrası o kadar keskinleşmişlerdi ki birileri söz alsın diye dua eder oldum.Ben de pek tabii konuşabilirdim ama bu işi Ozan Bey'in yapması herhalde daha uygundu.Sonuçta bu onun uzmanlık alanıydı.Fakat o hiçbir şey umrunda değilmiş gibi yakasını çekiştiriyor,kartlarına bakıyordu.İçimden o an "lan bu tenten nasıl o kadar gaddar ve bencil adamların gönlünü hoş tutabiliyor acaba?" diye düşündüm.O sırada Oğuzhan Bey söz almıştı."Hepimizin kendine göre küçük ama tehlikeli düşmanları oldu zaman zaman."dedi.Yine aynı konuya dönüyorduk işte,Oğuzhan devam etti "Hepimizin buna benzer hikayeleri var,doğru mudur Uğur Bey?" dedi dudaklarını tehditkarca Uğur Bey'e uzatarak."Doğrudur Oğuzhancım."şeklinde samimiyetsiz bir samimilikle cevap verdi Uğur, "Ama ben benimkini kısa sürede hallettim." Başta Baran olmak üzere masadaki herkesin dikkati yeniden Uğur'un üzerindeydi.Baran "O zaman anlatın nasıl kurtulduğunuzu da,biz de birazcık feyz alalım,dostlar ne içindir öyle değil mi?" dedi.Uğur Baran'ın alnında biriken viskiyle yanında yenilen süs biberlerinin sonucu olan boncuk terlere baktı,istemsizce kendi alnını sildi,derin bir nefes aldı. "Valla size yardımcı olur mu bilmem,çünkü benim belam sizin Gökhan gibi bir psikopat değildi ama anlatayım.İki yıl önce mekanlarımdan birinde teftişteydim.Yeni gelen kızlara bakıyordum,o sene mahsül çürük sayılırdı resmen,çoğu beş para etmezdi.Bu durum oldukça canımı sıkmıştı ki yürüdüğüm koridorun son odasından bir kız çıktı kapının önüne."Bir an durakladı Uğur,az önce ortaya açılan maça kızına baktı bir süre."Onu gördüm,beğendim ama o dahil kimseye farkettirmemeye çalıştım o sırada,ama bir yandan içim içimi yiyordu,mekandan çıkarken mamayı çağırdım ona 'Bak Emeti,bu kız çalışmayacak,ona ne zaman isterse para ver,ihtiyaçlarını karşıla,burada kalmasını sağla.Onu hiçbir müşteri görmeyecek tamam mı?'dedim.2-3 ay uğramadım sonra,bir gün dayanamadım vardım yanına.Konuşmadık bir süre,sonra bana çalışmak istediğini söyledi.Ona çalışmasına gerek olmadığını benim ona her istediğini sağlayabileceğimi söyledim.Bana kızdı,bağırdı,benim verdiğim sadakaya ihtiyacı olmadığını söyledi,buraya çalışmak için geldiğini diğer kızların onu nasıl dışladığını söyledi.Neden bilmem,onun her istediğini yapmaya hazırdım,'tamam'dedim ona,aynı zamanda sinirlenmiştim de biraz burnunun sürtülmesini istedim.Emeti'ye onu işe çıkarmasını söyledim." "Bir dakika,nasıl yani?" dedi Halil, "Sen kendine beğendiğin kızı işe mi çıkardın?"diye sordu. Oğuzhan "Ne olacak Halil,kız orospu değil mi?Onun işi o Uğur Bey'inki de bir anlık hevestir,iki takılır bırakır,nikahlı karısı sanki amına koyayım!" Uğur'un yüzü hafif alay,hafif hüzünle çarpıklaşmıştı.Baran'ın "bu kızdan benim haberim nasıl olmaz?"imalı sitemkar bakışlarını görmezden gelerek "Bir anlık heves mi?"diye Oğuzhan'a bitkin gözlerle baktı "Ben" diye devam etti "Ben,hayatımda böyle bir şey görmemiştim,varlığımı unutmuştum adeta onu gördüğüm ilk anda,ben yoktum, etrafımızı çevreleyen pis duvarlar yoktu,dünya,onun etrafını oluşturan ve onu kirletecek her şey kayboldu birden,sadece o vardı.Akmış makyajıyla,mahvolmuş rujuyla ve dolu dolu gözleriyle o vardı.O kirpiklerini kaldırıp bana baktığında beni tekrar var etmişti.O güç onun elindeydi çünkü,baktığı her şeyi var etmek,o anda ben de benzer bir güce erişmiştim,ona bakan ve dokunan her şeyi yok etme gücü..."Bu tirad hepimizi şaşırtmıştı,Uğur gibi kadınları birer meta,hatta kendi belirttiği gibi mahsül olarak gören bir adamın sanki bizler kırk yıllık arkadaşlarıymışız gibi bize birden dökülmesi açıkçası beni biraz rahatsız etmişti."Uğur Bey,isterseniz bu detayları atlayalım hem oyun da soğumasın."diyerek bu havayı dağıtmaya çalıştım. "Her neyse"diyerek o kıza ithafen düşündüklerinden bir 50 sayfa atlayarak devam etti Uğur "öyle de oldu zaten ona bakan herkesi yok ettim,hem de kendi ellerimle,laf çıksın istemiyordum çünkü,mekandan çıkan adamları takip ediyor,tenha bir yerde öldürüyordum onları.Her gün işi bittiğinde yanına gidiyordum kızın,yeter demesini istiyordum,ama bana inat ya ağzını açıp tek kelime etmiyordu orospu.Ben de onun yattığı itleri temizlemekte buluyordum huzuru.Ta ki biri kızı her gün kitleyene kadar." "Hadi ya,kimmiş o?"dedi Ozan Bey Uğur'la taşak geçercesine.Masadaki diğerleri de bu davranışlardaydı aşağı yukarı,herkes onun yaşadığı bu duygusal çöküntüyü koz olarak kullanmak için dinliyorlardı onu,bu adamlar için savaş hiç bitmiyordu,kurtlukta kanun düşeni parçalamaktı.Ben ise acımıştım ona. "Alp."dedi Uğur,"bu zengin piçi ilk defa milli olacak diye Yasin Dayısı ona bir güzellik yapmıştı o zaman, bir günlüğüne evlerine gitmişti kız." "Hepimizin bir Yasin Dayısı vardır."diye araya girdi Baran uzaklara bakarak. "Evin etrafı tellerle çevriliydi ve koruma vardı,bu şekilde Alp'i öldürmem imkansızdı.Üstüne üstlük bu görüşmeler devam da etmeye başladı,kız neredeyse her gün eve gitmeye başlamıştı,ben ise bu duruma seyirci kalmaktan başka bir şey yapamıyordum.Ona bir şey yasaklamaya gururum el vermiyordu,hem de belki de bir gün 'Artık gitmeyeceğim,yanında duracağım'demesini bekledim biraz da umutla,ondan ağzımı açamadım.Çok fazla dayanamadım ama yine,hele bir gün o evden çıkarkenki gülümsemesini gördüm ya,canıma tak etmişti,çıktım saklandığım köşeden,atladım arabanın içine,sürdüm bunu eski gazinolardan birine..." Gözleri dolmuştu birden Uğur'un "O Alp piçi kızı kandırmış!Seninle evleneceğim diyormuş!Kızı kokaine alıştırmış...Dövdüm,o kadar dövdüm ki ellerim acımaya başlamıştı artık,ama o kafası kıyak olduğu için tınmıyordu bile,kana karışan gözyaşları arasından'kurtulacağım artık'dedi bana.Sonra çıkardım onu oradan,yasakladım bir yere gitmesini.Bir hafta oldu bu kez bu Alp geldi kapıya dayandı,gördüm bir şey yapmadım çocuğa,sadece karı olayına alıştığını düşünüyordum,bu tutturdu o kızı istiyorum diye,kovdum onu ama gitmiyordu,kene gibi yapışmıştı amcık kerhanenin duvarına ayrılmıyordu.Ailesine haber verdim.Aldılar götürdüler bunu,daha sonra yine geldi.Kaçmış ailesinden,parası falan da yok.Geldi çöktü duvarın dibine ayrılmadı.1 yıl yaşadık öyle.O duvar dibinde,kız pencerenin,ben ise cehennemin dibinde.Kaç kez dövdürdüm puştu,kendi ellerimle kemiklerini kırdım,ama hep kafasna sıkmaktan bir şey beni alıkoydu.O itte her dayaktan sonra sürüne sürüne o duvar dibine döndü.Kız da ayrılmadı hiç pencerenin önünden.Artık yalvarır olmuştum ona,diz çöküyordum benim olsun diye,yüzüme bile bakmıyordu.Zaman zaman bir yolunu bulup kaçmaya çalışıyolardı,onu da beceremediler bir türlü,keşke bazen yapabilselerdi diyorum." "Eee,sonra ne oldu?"diye sordu Rıdvan.Uzun zamandır ilk defa sesi çıkıyordu,ses tonundaki bu kendini bilmezlik de ondan olsa gerekti.Ama Uğur'un saygınlığı düşünecek hali kalmamıştı."Bir gün kızın odasına girdim,baktım kolda serum lastiği,kız yarı baygın yatıyor.Gittim sarstım ses yok,nefes yok.Kaybettim kendimi indim aşağı,hiçbir şey söylemeden daldım şerefsize.Çıktım tepesine bu kez eminim,ölecek.Birden vücudum ürperdi,karnımda bir ıslaklık.Ceketinin yeninden çıkardığı bıçakla şişledi beni götveren.Attı üstünden beni yığıldım kaldım.Sonrası çığlık,kıyamet...Uyandım sonra Emeti geldi yanıma 'Öldüler'dedi.'Unut artık,abi.'Ben de ne yapayım,unuttum."dedikten sonra sustu.10 dakikaya da masadaki parasını kaybetti,geçti oturdu karanlığa,içerek Boğaz'ı son kez seyretmeye başladı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-3790736649140773249?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/3790736649140773249/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/05/kumar-masas-iii.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/3790736649140773249'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/3790736649140773249'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/05/kumar-masas-iii.html' title='Kumar Masası-III'/><author><name>Seco</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04822494434395820710</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9wp_KW0olyE/SY7hpJluitI/AAAAAAAAAAM/XEmEglvqoz4/S220/n1313095457_30235003_1563.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-2607237406472704995</id><published>2011-05-01T01:42:00.009+03:00</published><updated>2011-05-01T01:59:00.781+03:00</updated><title type='text'>Babası da böyleydi bunun...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-0KxjCi2y4fY/TbyTsyi1r7I/AAAAAAAAAFU/ubwSt1rD5Vw/s1600/zBK975001AA592_250.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 250px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-0KxjCi2y4fY/TbyTsyi1r7I/AAAAAAAAAFU/ubwSt1rD5Vw/s320/zBK975001AA592_250.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5601514434233479090" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-DjI0j4PkIOY/TbyTcAAtTBI/AAAAAAAAAFM/6uR-LR2RyZE/s1600/reytgeryr.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 184px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-DjI0j4PkIOY/TbyTcAAtTBI/AAAAAAAAAFM/6uR-LR2RyZE/s320/reytgeryr.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5601514145790643218" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-ccvYzxzRbQU/TbyTXfa4k6I/AAAAAAAAAFE/OZGaekJpD6E/s1600/y%25C4%25B1k%25C4%25B1lmayan%252Badam.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 216px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-ccvYzxzRbQU/TbyTXfa4k6I/AAAAAAAAAFE/OZGaekJpD6E/s320/y%25C4%25B1k%25C4%25B1lmayan%252Badam.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5601514068322587554" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-Fm_CxtLWhJE/TbyTCHGnrkI/AAAAAAAAAE8/RvYAe1Yx9y8/s1600/asilacakadam.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 218px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-Fm_CxtLWhJE/TbyTCHGnrkI/AAAAAAAAAE8/RvYAe1Yx9y8/s320/asilacakadam.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5601513701017890370" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-rITrKcg79zI/TbySyaDN3QI/AAAAAAAAAE0/ttDwdIfehgU/s1600/131921_2.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 227px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-rITrKcg79zI/TbySyaDN3QI/AAAAAAAAAE0/ttDwdIfehgU/s320/131921_2.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5601513431225982210" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-r8B20vYZ97M/TbySVpptxJI/AAAAAAAAAEs/3C9ABXCsMxo/s1600/21058.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 217px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-r8B20vYZ97M/TbySVpptxJI/AAAAAAAAAEs/3C9ABXCsMxo/s320/21058.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5601512937197782162" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-Er7GvNVfSZ4/TbySHDcelwI/AAAAAAAAAEk/olD9JOtN9rg/s1600/4130.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 188px; height: 268px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-Er7GvNVfSZ4/TbySHDcelwI/AAAAAAAAAEk/olD9JOtN9rg/s320/4130.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5601512686423545602" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;O hep böyleydi.Onu bildim bileli hep adamdı.Adam gibi adam mı bilemem ama o hep adamdı.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-2607237406472704995?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/2607237406472704995/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/05/babas-da-boyleydi-bunun.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/2607237406472704995'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/2607237406472704995'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/05/babas-da-boyleydi-bunun.html' title='Babası da böyleydi bunun...'/><author><name>petro...</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15545082838650728335</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-uCL7Wa6jZhw/TaMqmP_9DJI/AAAAAAAAAD0/15k-nky55eQ/s220/IMGP5621.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-0KxjCi2y4fY/TbyTsyi1r7I/AAAAAAAAAFU/ubwSt1rD5Vw/s72-c/zBK975001AA592_250.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-4693519755656899872</id><published>2011-04-29T23:24:00.003+03:00</published><updated>2011-04-29T23:31:53.937+03:00</updated><title type='text'>Hoca ayıbederçi</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-5yKeBi21WA4/TbsgL17u_yI/AAAAAAAAAEU/wehVV5UiqAE/s1600/l%25C3%25BCtfen.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 226px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-5yKeBi21WA4/TbsgL17u_yI/AAAAAAAAAEU/wehVV5UiqAE/s320/l%25C3%25BCtfen.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5601105949393616674" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Genç adamlar bu blogta yöneticiliklerimizi kim alıyo paso durduk yere?&lt;div&gt;Kimin böyle bi ego tatminine ihtiyacı var?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şuan yöneticilik kimdeyse bana bi yöneticilik versin lütfen hatta yazar olan herkese versin benim yapmak istediklerim var başkalarının da vardır herhal...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse bbg serzenişçileri gibi konuştum biraz kusuruma bakmayın serzenişimi görün yöneticilik verin...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Lütfen...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-4693519755656899872?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/4693519755656899872/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/04/hoca-aybederci.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/4693519755656899872'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/4693519755656899872'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/04/hoca-aybederci.html' title='Hoca ayıbederçi'/><author><name>petro...</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15545082838650728335</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-uCL7Wa6jZhw/TaMqmP_9DJI/AAAAAAAAAD0/15k-nky55eQ/s220/IMGP5621.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-5yKeBi21WA4/TbsgL17u_yI/AAAAAAAAAEU/wehVV5UiqAE/s72-c/l%25C3%25BCtfen.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-3073398003322131333</id><published>2011-04-28T01:54:00.004+03:00</published><updated>2011-04-28T02:40:34.878+03:00</updated><title type='text'>Nowadays</title><content type='html'>Meşgul ve çok dolu sandığım bugünlerim aslında çok boş.Ben dolduruyorum onları boş işlerle "nowadays"&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yaptıklarımın büyük bir kısmını darlanmak oluşturmakta mesela "nowadays"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonra bi iki şarkıya kilitlenip paso onları dinliyorum ama dinlerken başka bişey yapmamaya,zamanımı efektif kullanmamaya da özen gösteriyorum "nowadays"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bende olmayanı istemeyi hiç unutmuyorum,öyle olacak böyle olacak diyorum, ama büyük bir kararlılık ve istikrarla, bunların olması için hiçbirşey yapmıyorum "nowadays"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Rutin mesleğim olan öğrenciliği "hakkıyla" yapmamaya devam ediyorum "nowadays"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sevdiklerimden sır da saklıyorum "nowadays"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Onları özlüyorum ama onlarla görüşmek için de bir şey yapmıyorum "nowadays"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yatmadan önce günün özeti viskisi ve sigarasından sonra dişlerimi fırçalamayı inatla reddettiğim için sabah ağzımdaki ilk tattan nefret ediyorum "nowadays"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hayalperestliğimin önüne kesinlikle geçemiyorum ve geçmiyorum, küçük, sikko ve olmayacak şeylere umut bağlıyorum "nowadays"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yaptığım her planı ya unutuyorum ya da çöpe atıyorum "nowadays"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sevişmiyorum,yalayıp yutmuyorum,sevilmiyorum ama galba platonik olarak ezik ezik seviyorum,ya da sevdiğimi sanıyorum "nowadays"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Karnım değil, damak tadım acıktığında hazır çorba veya nescafe ya da arasına kaşar konulmuş bir salatalık üçlüsünden birisiyle besleniyorum "nowadays"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Paramı nereye,nasıl harcadığımı bilmiyorum "nowadays"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kovalamıyorum, her zorluktan kaçmak için birşeylerin arkasına saklanıyorum, arkasına saklandığım şeyler de genelde hep aynı şeyler oluyor "nowadays"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Önüme çıkan her fırsatın çıktığı yere geri girmesi için hepsine teker teker başarıyla kulplar buluyorum "nowadays"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Başarıyı elde edemiyorum, başarıya ulaşmak için önümde hiçbir ışık kırıntısı göremiyorum "nowadays"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mastürbasyon da yapmıyorum "nowadays"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sağlığımı, kariyerimi, huzurumu ve ebeveynlerin hakkımda gelişmesini istedikleri bilimum diğer kulvarları önemsemekten kaçınıyorum "nowadays"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu senenin de benim senem olmadığını, ama herşeyin harika olacağı o senenin hangisi olacağını çok merak ediyorum "nowadays"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Özlüyorum veya özlediğimi sanıyorum, ama birkaç güzel saat dışında neyi özlediğimi bilmiyorum "nowadays"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sabah yatıp sabah kalkıyorum "nowadays"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bitakım zamanların dolmasını, bitakım süreçlerin bitmesini ve artık yaşanması gereken bitakım kafaların yaşanmasını bekliyorum, ama o süreçler bitip beklediğim zamanlar gelince ne yapacağımı, neler olacağını, ve olacakların benim isteklerimin doğrultusundan ne kadar uzakta olabileceğini kestiremiyorum "nowadays"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Keşke" kelimesini baya bi kullanıyorum "nowadays"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kendimi bir looser, bir lame olarak görüp, sonra 5 dk sonra vazgeçip bu sıfatları kendime yakıştıramayarak, karakteri oturmamış karakterime toz kondurmuyorum "nowadays"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hıyar gibi çürüyorum son olarak "nowadays"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Bok gibi" acaba bu anlamlara mı geliyor?Onu sorguluyorum "nowadays"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Öyle işte...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nowadays...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-3073398003322131333?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/3073398003322131333/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/04/nowadays.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/3073398003322131333'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/3073398003322131333'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/04/nowadays.html' title='Nowadays'/><author><name>petro...</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15545082838650728335</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-uCL7Wa6jZhw/TaMqmP_9DJI/AAAAAAAAAD0/15k-nky55eQ/s220/IMGP5621.JPG'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-5550307548625713914</id><published>2011-04-15T17:20:00.003+03:00</published><updated>2011-04-15T17:23:41.492+03:00</updated><title type='text'>Yıllar Önce Kaybolan Amo Adlı Arkadaşımızı Yaşlandırma Yöntemiyle Bulduk</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-csYDRbiwld4/TahUzXWxsOI/AAAAAAAAAGg/bD7b0IPMWVU/s1600/amo2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-csYDRbiwld4/TahUzXWxsOI/AAAAAAAAAGg/bD7b0IPMWVU/s320/amo2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5595815778427449570" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-3gy7YD3J2zE/TahUr3hOhSI/AAAAAAAAAGY/iQbHr5zsb5c/s1600/amo.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-3gy7YD3J2zE/TahUr3hOhSI/AAAAAAAAAGY/iQbHr5zsb5c/s320/amo.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5595815649622263074" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-5550307548625713914?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/5550307548625713914/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/04/yllar-once-kaybolan-amo-adl-arkadasmz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/5550307548625713914'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/5550307548625713914'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/04/yllar-once-kaybolan-amo-adl-arkadasmz.html' title='Yıllar Önce Kaybolan Amo Adlı Arkadaşımızı Yaşlandırma Yöntemiyle Bulduk'/><author><name>Seco</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04822494434395820710</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9wp_KW0olyE/SY7hpJluitI/AAAAAAAAAAM/XEmEglvqoz4/S220/n1313095457_30235003_1563.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-csYDRbiwld4/TahUzXWxsOI/AAAAAAAAAGg/bD7b0IPMWVU/s72-c/amo2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-5238514995033287326</id><published>2011-04-11T19:22:00.005+03:00</published><updated>2011-04-15T11:49:19.901+03:00</updated><title type='text'>Harbi Castor karakteri...</title><content type='html'>Yazacaklarımdan için utanmıyorum dostlarım.Ancak biraz kızarmıyor,üzülmüyor da değilim...&lt;div&gt;Castor kardeşimiz hepimizden delikanlı,adam gibi adamdır,hepimizi cebinden çıkarır bi bakkalda harcar...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Böyle yazsaydım saçma olmaz mıydı?Sus,olurdu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;2006 yazında Castor'u gören oldu mu?Olduysa da ne kadar süreliğine gördü?Ben de  görmedim siktiredin...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu yazı castor'un 21 ocak 2011'de kuşlukta petro'ya ve 11 nisan 2011'de seco'ya ithafen yazdığı yazılara cevap olarak "yazılmak zorunda kalınmıştır"...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama sonra kardeşim hoşnut olmamış ve tarafımdan pıt diye silinmiştir.Başta o olmak üzere rahatsızlık duyanlardan özür dilerim evet biraz bokunu çıkarmış olabilirim :)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama yine de...cuk cuk... :)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Burdan Brüksel, İstanbul, özellikle Ankara(merkez) ve bilimum şehirlerdeki kadim dostlarıma selam olsun.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Biz hala ölmedik...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kalem kırıldı.çıt...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yazmıycam tribe girdim dedi bana bugün Kızılay'da.Yapma böyle yürek hoplatan küçük şakalar.Kırılan kalem olsun,yapıştırırız, yenisini alırız kardeşim.kıps...cuk...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-5238514995033287326?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/5238514995033287326/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/04/gercek-gokhan-karakteri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/5238514995033287326'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/5238514995033287326'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/04/gercek-gokhan-karakteri.html' title='Harbi Castor karakteri...'/><author><name>petro...</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15545082838650728335</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-uCL7Wa6jZhw/TaMqmP_9DJI/AAAAAAAAAD0/15k-nky55eQ/s220/IMGP5621.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-3317574571888156442</id><published>2011-04-11T17:21:00.006+03:00</published><updated>2011-04-11T18:36:11.536+03:00</updated><title type='text'>Goğhan kalk bi yüzünü yıka!</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-7GrKnfzZO6U/TaMernLPrCI/AAAAAAAAAGI/ooJBxzivlAY/s1600/untitled2.bmp"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-7GrKnfzZO6U/TaMernLPrCI/AAAAAAAAAGI/ooJBxzivlAY/s200/untitled2.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5594348896723643426" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-ZlAzfGw8M84/TaMegLXnYFI/AAAAAAAAAGA/aDUEPiM7eb8/s1600/untitled.bmp"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-ZlAzfGw8M84/TaMegLXnYFI/AAAAAAAAAGA/aDUEPiM7eb8/s200/untitled.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5594348700280774738" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazık olmuş karakterimin bana isyan edip başka bir zihne transfer olması,çok güzel yollara baş koyacaktık onunla beraber,ama o herhalde daha sakin bir hayat yaşamak için castor'un beynine iltica etti.Doğaldır,yazar yılda en fazla 2(iki) defa yazdığı için pek kullanılmak zorunda kalmaz kurgusal karakterler,bir ara gaza gelir böyle dersin ki blog ortamının amına koyacak,döner yuvasına,bir süre ortalarda görmezsin,sonra görür sorarsın "ee edebiyat aslanı,ne oldu?" "yaa bloga nasıl giriliyor ben bulamadım,sen en iyisi beni yeniden davet et"der.Hayalkırıklığı.Bu adamın kafasındaki tüm kurgusal karakterler size sesleniyorum,bulacağınız tek şey hayalkırıklığıdır.Castor benim yazdıklarıma dair posta gazetesinde yer alır demiş,alsın.Posta bugüne bugün Türkiye'nin en çok tiraja sahip gazetesidir.Berber ve asker gazetesidir.Benim kabulümdür Posta'da yazar olmak Kesdensagadon.blogspot.com'da Castor gibi yazar olamamaktansa.Hem kendisi okur sayımın az olduğunu söyleyerek dalga geçmiştir benimle,iyi bir cevap olur herhalde.Kumar Masası adlı yazıma gelince yazarken zevk aldığım bir yazı dizisi olduğu için bunu bir görev gibi derhal değil de,zevk alarak yazmaya çalıştığımdan dolayı arada böyle boşluklar bırakmış oluyorum(Ayrıca yazıma ilham kaynağı olanlara buradan tekrar teşekkür ediyorum).Her ne kadar castor'umuz Gökhan karakterinin kendi zihnine kaçtığını ve orada mutlu olduğunu söylese de ben Gökhan'ı kullanmaya devam edeceğim.Karakterin bana acıması ise anlamsızdır çünkü hikayede onu istediğim konuma getirebilirim,mesela Gökhan'ın saklanırken neler yaptığına dair bir şeyler kafamda oluşmaya başladı bile.Evet Avrupa'nın Ankara'sında yaşıyor olabilirim,bir parkta hayatımı idame ettirmek zorunda kalıyor olabilirim,ama o bile emin olun şu an castor'un yaşadığı yurttan daha konforludur.En azından bir yere gitmek için parkta kimseden izin almak zorunda kalmayışım bunun açık bir göstergesidir.Gökhan karakteri benim zihnimdeyken ekmekle,suyla,ucuz şarapla(ama kalitesiz,asla!) gül gibi yaşarken,şimdi castor'un zihninde kalitesiz sigaradan dolayı kanser tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır.Kurgusal Gökhan'ı taksit taksit kesecekler, ağaç gibi budayacaklar anlayacağınız.Castor elinde bir somun ekmek bir şaşal su köyümün girişinde beklesin beni,ben fötr şapkamla ve tahta bavulumla yürürken Ankara'ya doğru ona bir iki paket iyi sigara ayarlamaya çalışırım.Sonuç olarak yarattığım kurgusal karakter Brüksel'deki bir parkta yaşamayı bırakıp Ankara Üniversitesi'nin dandik yurtlarından birine yerleşmiştir ve bundan mutluluk duymaktadır.E insanın nerede mutluluk duyacağını söylemek bana düşmeyeceği için buradan kendisine "güle güle"demekten başka bir şey yapamıyorum.Castor'a ise Ankara'ya bu kadar kızmamasını,kızıyorsa da bunu yazıya dökmesini salık veriyorum.Ona da bir cevap yazarız.İyi günler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-3317574571888156442?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/3317574571888156442/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/04/goghan-kalk-bi-yuzunu-yka.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/3317574571888156442'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/3317574571888156442'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/04/goghan-kalk-bi-yuzunu-yka.html' title='Goğhan kalk bi yüzünü yıka!'/><author><name>Seco</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04822494434395820710</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9wp_KW0olyE/SY7hpJluitI/AAAAAAAAAAM/XEmEglvqoz4/S220/n1313095457_30235003_1563.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-7GrKnfzZO6U/TaMernLPrCI/AAAAAAAAAGI/ooJBxzivlAY/s72-c/untitled2.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-2724602173159733517</id><published>2011-04-10T06:56:00.004+03:00</published><updated>2011-04-10T07:01:12.337+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bi anda aklıma geldi unutmayım diye koydum'/><title type='text'>http://www.youtube.com/watch?v=iy-3eDTyabo</title><content type='html'>Sana bir gün olsun&lt;br /&gt;Gülmedi hayat&lt;br /&gt;Kaderi berbat Seco, Seco&lt;br /&gt;Burası gurbet, burası gurbet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelme demedim mi Seco&lt;br /&gt;Dönme demedim mi&lt;br /&gt;Vururlar seni Seco Seco&lt;br /&gt;Söylemedim mi söylemedim mi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köprünün başında Seco&lt;br /&gt;Pusu kurarlar&lt;br /&gt;Seni ararlar Seco Seco&lt;br /&gt;İzin sorarlar, seni kırarlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelme demedim mi Seco&lt;br /&gt;Dönme demedim mi&lt;br /&gt;Vururlar seni Seco Seco&lt;br /&gt;Söylemedim mi, söylemedim mi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahzuni yanıyor Seco&lt;br /&gt;Bitti baharım&lt;br /&gt;Bahar aylarım Seco Seco&lt;br /&gt;Soldu dağlarım, yeşil bağlarım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelme demedim mi Seco&lt;br /&gt;Dönme demedim mi&lt;br /&gt;Vururlar seni Seco Seco&lt;br /&gt;Söylemedim mi, söylemedim mi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-2724602173159733517?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/2724602173159733517/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/04/httpyoutubeiy-3edtyabo.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/2724602173159733517'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/2724602173159733517'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/04/httpyoutubeiy-3edtyabo.html' title='http://www.youtube.com/watch?v=iy-3eDTyabo'/><author><name>üzülen surat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00395724786489086028</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_Jei2mUjv9YE/TPvdnrZgxbI/AAAAAAAAACU/JHUWbiI1QN4/S220/1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-7499413255115271591</id><published>2011-04-09T20:00:00.001+03:00</published><updated>2011-04-09T20:03:02.978+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Seco Was Here yazmış bide'/><title type='text'>Secooooo :(</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-TigyCEOa5Ww/TaCQxzPme4I/AAAAAAAAACY/Ip_XDnnvMS4/s1600/Secooo.dib"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 180px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-TigyCEOa5Ww/TaCQxzPme4I/AAAAAAAAACY/Ip_XDnnvMS4/s320/Secooo.dib" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5593629922437790594" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana yurtdışına gitme orda barındırmazlar adamı demiştim seco :(&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-7499413255115271591?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/7499413255115271591/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/04/secooooo.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/7499413255115271591'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/7499413255115271591'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/04/secooooo.html' title='Secooooo :('/><author><name>Yeni Kullanıcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16813658858537497477</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-TigyCEOa5Ww/TaCQxzPme4I/AAAAAAAAACY/Ip_XDnnvMS4/s72-c/Secooo.dib' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-8195728156377014386</id><published>2011-04-05T22:13:00.006+03:00</published><updated>2011-04-10T05:05:33.179+03:00</updated><title type='text'>Kumar Masası-II</title><content type='html'>Oyun başlamıştı.Krupiyer kız hızlı hızlı dağıtıyordu kartları.Adamlar ise aynı hızla karşılık vermiyorlardı.Gerilim yaratıyorlardı durduk yerde.Ben masanın biraz gerisinde oturmuş sessizce sigaramı içiyor,viskimi yudumluyordum.Bu sırada Uğur ve Baran dışındakiler çekilmişlerdi.Uğur sürekli potu artırıyor,Baran ise sabırla ona karşılık veriyodu.Vakit geldi,eller açıldı,Baran'ın döperi Uğur'un üçlüsüne yetmemişti.Uğur öyle bir sevindi ki sandalyesinden kalkıp Baran'ın suratına doğru yüksek bir "Şaaak" sesiyle "Koydum" anlamına gelen çok terbiyesizce bir hareket yaptı.Hemen ayağa kalktım "Aman Uğur Bey ne yapıyorsunuz allah aşkına?sakin olun biraz lütfen"dyerek yatıştırma işlemine giriştim.Baran bu harekete karşılık sadece burnunu çekti.Çok tehlikeli bir şeydi Uğur'un yaptığı.Baran'ın iki koruması huzursuzca omuz silktiler,o sırada ellerine verilse Uğur'u eminim parçalarlardı.Halbuki Baran'ın kendisi bile yeterince tehlikeliydi.İçerideyken tek başına 15 adamı alt ettiği alemde duyulmuştu.Düşmanlarından birisi Baran içerideyken onun bu durumundan faydalanmak istemiş,adamlarını onun üzerine salmıştı,ama Baran iki sopa eşliğinde bütün adamların hakkından gelmeyi başarmıştı.O günlerden yadigar bir kırık burun kalmıştı Baran'a.Ne zaman burnunu çekse 90 derece sağa yatardı burnunun ucu.Bu tehlikeye işaretti.Uğur da bunu pekala biliyordu,yavaşça yerine oturdu ve "Sakin olun Baran kardeşim,alt tarafı bir oyun bu,tamam biraz büyük bir meblağ kaybettiniz ama umudu kaybetmemek lazım"dedi."Beni telkin etmek sana düşmez kardeşim."cevabını verdi Baran."Yapmayın Baran Bey,şu sıralar pek çok kişiye danışıyormuşsunuz başınızdaki bela konusunda.Benim de bir iki ufak tavsiyemin olmasının bir zararı olmaz,öyle değil mi?"dedi Uğur.Baran kara gözlerini Uğur'un yüzüne dikti,bir şey söyleyecek gibi oldu,sonra vazgeçti.Başında gerçekten büyük bir bela olduğu doğruydu.Hapisteyken Baran'ı temizletmeye kalkan adam,onun işinin bitmemiş olduğunu duyunca başına gelecekleri anlamıştı ve bir yerlere kaçıp saklanmıştı,Baran yakın bir süre sonra hapisten çıkınca adamın kaçmış olduğunu duyunca adamı saklandığı delikten çıkarmak için yavaş yavaş tüm yakınlarını öldürmüştü.Fakat adam o kadar korkaktı ki tüm ailesi sırayla kıyma makinesinden geçerken,burnunun ucunu bile göstermedi kimseye.Adamın Ankara'da okuyan kardeşi olanları öğrendikten sonra aklını kaybetmiş ve tüm olanlardan abisini sorumlu tutarak onu aramaya başlamıştı.Gökhan'dı bu çocuğun adı.Abisi çok severdi Gökhan'ı,çok korur kollardı,küçüklükten beri uyku problemi çeken kardeşine çok acırdı aynı zamanda.Derler ki Gökhan öyle bir uyurmuş ki iki gün kulağının dibinde vuvuzela öttürsen uyanmazmış.Abisinin saklandığı yeri bulan Gökhan ona sarıldı,gülüştüler,bir şeyler içip muhabbet etmeye başladılar.Abisi daha sonra uykusu gelerek yatağına gitti.İyi oynamıştı rolünü Gökhan,biraz bekledi.Abisi içkinin de etkisiyle çabucak uykuya dalmıştı.Gökhan yatağın başına geldi,biraz kaldı abisinin başında ve yıllarca kendisi uyurken onun başında bekleyip onu koruyan abisini elindeki bıçakla öldürdü.Cesedi Baran'ın önüne serdikten sonra ise rivayete göre "gün gelecek,aynen sen de onun gibi öleceksin."demişti.O an hasmının ölüsünü gören Baran'ın öfkesi dinmiş,toy bir delikanlının bu sözlerine aldırış etmemişti.Ama şimdilerde bu af gösterisi onun için korku ve endişeye dönüşmüştü.Eminim nasıl da vuruyordu kafasını taşlara o gün o çocuğu bıraktığı için.Gerçekten dayanılmaz bir şey olmalıydı,ölümü beklemek.Çocuğu arayıp bulmaya çalışmak faydasızdı,abisi gibi Gökhan da saklanmayı çok iyi biliyordu.Okulu bırakmış ve kiralık katilliğe başlamıştı üstüne üstlük.Hedefleri uyurken Azraili olurdu onların.Baran bu söylentileri duymuştu ve ne yapacağını bilmeksizin dostlarından akıl istiyordu,bunun yanında doğru düzgün uyuyamıyor,bunun ceremesini de Uğur Bey'in eskort kızları çekiyordu uzun gecelerde.Uğur bunun sayesinde bu bilgiye nail olmuştu.Baran "eninde sonunda bulacam o kancığı ve sonsuza kadar uyutacam sonsuza kadar,onunla aynı yatağa girmek istemiyorsan kapa çeneni artık!"dedi Uğur sustu ama tiksinen gözlerle baktı ona.Bu herifin bir an önce gebermesini isteyenlerdendi belli ki.Ondan daha çok isteyenler de vardı,hem de bu masada.Tabi ben o sırada bunun farkında değildim.Keşke bu diyalog sürerken masadakileri daha iyi inceleseydim diye düşünüyorum şimdi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-8195728156377014386?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/8195728156377014386/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/04/kumar-masas-ii.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/8195728156377014386'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/8195728156377014386'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/04/kumar-masas-ii.html' title='Kumar Masası-II'/><author><name>Seco</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04822494434395820710</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9wp_KW0olyE/SY7hpJluitI/AAAAAAAAAAM/XEmEglvqoz4/S220/n1313095457_30235003_1563.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-228053913824043538</id><published>2011-03-31T23:07:00.002+03:00</published><updated>2011-04-01T00:05:34.188+03:00</updated><title type='text'>Kumar Masası-I</title><content type='html'>Kapı çaldı.Son misafirim de nihayet teşrif etmişti.Kendisini karşılamaya gittim.Gri bir takım elbise giymişti,iri yarı bir adamdı kabaklar'dan baran.Fakat yanında iki adet yarma korumasının etkisiyle olsa gerek biraz küçük geldi o an gözüme.Elini sıktım,merhabalaştık.Tokalaştıktan sonra elimi hala havada tutmama öncelikle anlam vermemeye çalıştı ama sonra elini attı çok parlayan kumaş pantolonun arkasına,kakmalı süslemeli tabancasını çıkardı ve onu teslim etti.İçeride ne olacağı hiç belli olmayabilirdi,biraz da sinirli bir adamdı baran.Doğu'dan gelmiş olmasının bir etkisi vardı elbet bunda.Zor şartlar zor adamlar yaratırdı.Gülümseyerek içeri buyur ettim kendisini.70lik jack daniels'ı ve en sevdiği sarışını sandalyesinin baş ucuna çoktan konuşlandırılmışlardı.O oturduktan sonra geceyi başlatmak için bir iki cümle sarfetmeme gerektiğini düşündüm."Beyler,öncelikle hoşgeldiniz.Bildiğiniz üzere her sene büyük oyun için aynı tarihte burada toplanıyoruz.Bugün bu masaya oturanlardan biri beş milyon kazanacak,diğerleri ise bir milyonlarını kaybedecek.Uygun mudur?"Masadan onaylayıcı bir sessizlik yükseldi."Baran bey,1 milyonunuzu alabilir miyim?"Baran yanındaki yarmalardan birine göz ucuyla baktı,koruma çelik çantayı açarak odadaki herkese şöyle bir gösterdikten sonra,parayı krupiyer kıza teslim etti."Bu arada yeni bir oyuncumuz var aramızda,size kendisini takdim edeyim."dedim."Rıdvan bey bize bu sene katıldı,normalde bu derece önemli bir oyuna çok uzun süredir tanımadığım birini çağırmazdım ama onu Monte Carlo'da gördüm,gerçekten sihirli elleri var,bu geceki oyuna renk katacağı kesin."diyerek gerekli yıkama yağlamayı gerçekleştirdim.Halil bey,jöleli saçlarının altından rıdvan'ı süzdü ve o borazan sesiyle "Rıdvan Bey tam olarak ne işle uğraşıyor acaba?" diye sordu.Rıdvan "kumarbazım efendim" cevabını verdi."Kumarbazlık hayatı idame için riskli bir meslek"dedi masanın öbür ucundan oğuzhan bey ve devam etti "Buradaki adamların hepsinin başka işleri,uğraşları var,ama siz bir milyonunuzu kumar masasından kazanmışsınız.Onu riske atmak istediğinizden emin misiniz?".Şimdi anlamıştım,kızıl saçlı diye uğraşıyorlardı onunla,resmen göze batıyordu diğerlerinin yanında.Rıdvan bir deve yaktı "Buna kapitalizm demiyorlar mı?"diye ortama mavi ekran verici bir soru sarfetti.Aslında oğuzhan haklı bir şey söylemişti.Burada rıdvan hariç hiçbir adama bir milyon kaybetmek koymazdı.Onlar bunu eğlence için yapıyorlardı.Oğuzhan'ın restoranlar zinciri vardı,kendi restoranlarının üç katı miktardaki mekanlar da ona haraç ödüyorlardı.Ayrıca marmara bölgesi'nin bilimum yerlerinde inşaat işi yapıyordu.Baran zaten aşiretten gelmeydi,geçen yıl altından bir kalaşnikof yaptırdığı rivayeti atılmıştı ortaya.Devletle gerillalar arası çok yıprandığı dönemler olmuştu ama ona rağmen masanın en zengini oydu.Orta Doğu'da önemli bir silah dağıtıcısı olmak görüldüğü üzere pek karlı bir işti.Halil daha alemlerde yeni sayılırdı,ama hızlı bir giriş yapmıştı.Magazin gazetelerinde görebileceğiniz garip adlı pek çok sosyetiğin uyuşturucu ihtiyacını o karşılamaktaydı.Tarabya taraflarında on numara bir yatı vardı,bir kere misafir olmuştum,eğlenmesini biliyordu.Bu nedenle Uğur Beyle meslektaş sayılırlardı.Uğur beyin harbiye'de pek çok striptiz klubü eminönü'nde de pavyonlardı vardı,ayrıca sinema sektöründe de adından söz ettiriyordu.Ozan bey ise bu tarz çalışan adamların sıkıntılarını çözer,toplantıları ayarlar,sehemleri kurardı.Onun rolü herkes için çok önemliydi.Öyle ki,çoğu zaman yanında korumayla bile gezmezdi,silah taşımazdı.Herkes onu korurdu,sokakta en alt sınıfta bulunan dandik bir torbacı bile.Çünkü o batarsa,hepimiz batarız.Heyhat böyle adamlardı bunlar ama rıdvan öyle değildi o buraya kazanmak için gelmişti,eğlenmek için değil.Bu durumun gecenin ilerleyen saatlerinde başıma bir iş açmamas umuduyla boğazımı temizledim ve bu odadaki talihsizlerin son gecelerine  "Beyler,başlayalım mı?" diyerek bir giriş yaptım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-228053913824043538?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/228053913824043538/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/03/kumar-masas-i.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/228053913824043538'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/228053913824043538'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/03/kumar-masas-i.html' title='Kumar Masası-I'/><author><name>Seco</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04822494434395820710</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9wp_KW0olyE/SY7hpJluitI/AAAAAAAAAAM/XEmEglvqoz4/S220/n1313095457_30235003_1563.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-4553394752700012111</id><published>2011-03-03T20:44:00.011+02:00</published><updated>2011-03-03T22:47:35.833+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Google Arama ;Orkun. Bunu mu demek istediniz: Sucks'/><title type='text'>super meat boy</title><content type='html'>Orkun:&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-5mRwNHlK4Qw/TW_kH5_D5II/AAAAAAAAACQ/xopSDmPZ990/s1600/amo9.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 180px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-5mRwNHlK4Qw/TW_kH5_D5II/AAAAAAAAACQ/xopSDmPZ990/s320/amo9.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5579929287810868354" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amo:&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-w6_Qyg-C6DA/TW_hoyU94sI/AAAAAAAAACI/J6QRKM6_6u8/s1600/orkun%2Bherzamanki%2Bgibi%2Bsucks.png"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-w6_Qyg-C6DA/TW_hoyU94sI/AAAAAAAAACI/J6QRKM6_6u8/s320/orkun%2Bherzamanki%2Bgibi%2Bsucks.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5579926554156065474" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önceki mesajıma atacağın cevabı bekliyordum orkun efendi, toplam ölüm sayını böylelikle görmüş oldum. Hiçbir zaman suckslıktan kurtulamayacaksın orkun, hiçbir zaman!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-4553394752700012111?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/4553394752700012111/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/03/onceki-mesajma-atacagn-cevab.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/4553394752700012111'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/4553394752700012111'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/03/onceki-mesajma-atacagn-cevab.html' title='super meat boy'/><author><name>Yeni Kullanıcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16813658858537497477</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-5mRwNHlK4Qw/TW_kH5_D5II/AAAAAAAAACQ/xopSDmPZ990/s72-c/amo9.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-8162035225454182538</id><published>2011-03-02T21:54:00.004+02:00</published><updated>2011-03-02T22:04:32.231+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Orkun hala sucks'/><title type='text'>super meat boy</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-_32RrEMJXVU/TW6iiz56uCI/AAAAAAAAACA/C9xaaCRQqv4/s1600/thekid.png"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-_32RrEMJXVU/TW6iiz56uCI/AAAAAAAAACA/C9xaaCRQqv4/s320/thekid.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5579575707291007010" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;the kid zaten vardı gerek duymamıştık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-Ofu5Kww8uHc/TW6gmMMQJqI/AAAAAAAAAB4/xWUyfX1w39A/s1600/supermeatboy2.png"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-Ofu5Kww8uHc/TW6gmMMQJqI/AAAAAAAAAB4/xWUyfX1w39A/s320/supermeatboy2.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5579573566326711970" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süslü sözlere gerek yok sanırım&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-8162035225454182538?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/8162035225454182538/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/03/super-meat-boy.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/8162035225454182538'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/8162035225454182538'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/03/super-meat-boy.html' title='super meat boy'/><author><name>Yeni Kullanıcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16813658858537497477</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-_32RrEMJXVU/TW6iiz56uCI/AAAAAAAAACA/C9xaaCRQqv4/s72-c/thekid.png' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-1016347108089394542</id><published>2011-03-01T19:49:00.006+02:00</published><updated>2011-03-01T19:57:50.214+02:00</updated><title type='text'>Bloguma Dokunma!</title><content type='html'>Google'ın ücretsiz blog servisi blogspot'a erişimin digiturk'ün şikayeti üzerine diyarbakır 5. asliye ceza mahkemesi'nin 14.01.2011 tarih ve 2011/156 d iş sayılı kararı ile engellenmesinin ardından sosyal medya yoluyla blog yazarları ve okuyucuları tarafından başlatılan kampanya.Siz de katılın.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/blogumadokunma?sk=wall"&gt;Bloguma Dokunma&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-1016347108089394542?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/1016347108089394542/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/03/bloguma-dokunma.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/1016347108089394542'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/1016347108089394542'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/03/bloguma-dokunma.html' title='Bloguma Dokunma!'/><author><name>Seco</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04822494434395820710</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9wp_KW0olyE/SY7hpJluitI/AAAAAAAAAAM/XEmEglvqoz4/S220/n1313095457_30235003_1563.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-3145646977960008788</id><published>2011-02-27T02:18:00.005+02:00</published><updated>2011-02-27T02:41:36.744+02:00</updated><title type='text'>burayı bundan sonra tweeterım olarak kullancam</title><content type='html'>zaten pek kimse siklemiyo, sikleyende benim gibi saçmalıyo...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şu an nasıl bi kız arkadaş istediğimi ve nasıl kötü durumda olduğumu fark ettim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;benim için üzülecek birini istiyorum, acı çektiğimi görsün gelip koynumda ağlasın olmadı yastığına suratını gömüp ağlasın, beraber ağlayalım falan, onla vakit güzel geçsin gibi zırvalıklara girmicem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diğer yandan beni üzecek bişey yok lan hayatımda, keyfim falan da yerinde babalar gibi "hayat bana güzel" diye dolaşıyorum ortada, canım ne isterse onu yapıyorum hatta o yüzden asla istediğim gibi bi kız arkadaşım olmayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;buna üzülüyorum şimdi de lan. iyi mi oldu sanki üzüldüğüm. şimdi bi kız gelip beni bunun için teselli etse bu seferde ilişkinin ömrü olmicak, teselli etmese istediğim gibi bi kız arkadaş olmicak. ahahahaa çok komik&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-3145646977960008788?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/3145646977960008788/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/02/buray-bundan-sonra-tweeterm-olarak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/3145646977960008788'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/3145646977960008788'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/02/buray-bundan-sonra-tweeterm-olarak.html' title='burayı bundan sonra tweeterım olarak kullancam'/><author><name>üzülen surat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00395724786489086028</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_Jei2mUjv9YE/TPvdnrZgxbI/AAAAAAAAACU/JHUWbiI1QN4/S220/1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-8789656289559902167</id><published>2011-02-23T16:11:00.002+02:00</published><updated>2011-02-23T16:21:44.071+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='based on a true story'/><title type='text'>düşünmee</title><content type='html'>Metroya yürürkenki 15 dakika;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yine ordan geçtim ve aklıma yine lavabo tıpası ve şişme ördek almak geldi.&lt;br /&gt;- Uykusuzda gördüğüm bi karikatür geldi aklıma; Faik bi adamın dibine girmiş şaka yapıyordu. O şakayı bi' kıza yedirsem ne çok eğlenirim diye düşündüm.&lt;br /&gt;- Birisine "ukalalık yapma" diyen insan ukalalık yapmış olur mu diye düşündüm. Düşünmek istemediğimi düşündüm, ne yapsam, ne etsem benim yerime bunu size düşündürtsem de düşünmekten kurtulsam diye düşündüm.&lt;br /&gt;- Bir kitap konusu daha geldi aklıma; çocuğumuz çöpte bi günlük bulur, neden attığını merak eder, adamı arar, bulamaz, sonra bi dolu acındırma edebiyatı, günlüğü okumaya başlar, günlük kendi hayatıdır, işler karışır, büyür, eder, günlüğün sonuna gelir, ölmeyi bekler...(buraya bi giriş yaparım başka bi yazıda yorumlarsınız)...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Metroda 20 dakika;&lt;br /&gt;- Kendisine acınmasınından zevk alan bir insan kendisine acınmasından zevk aldığı için mi acınacak haldedir, yoksa başka bişeyden mi, ya da acınacak halde değil midir?&lt;br /&gt;- Metroda telefonla konuşan insanlardan nefret ediyorum. Zaten 40 saniye falan çekiyo maksimum.&lt;br /&gt;- Bugün aklıma gelen şeyleri not almaya karar verdim. Bu kararı verdiğimde not almaya başlamıştım ama neden not aldığıma dair bir fikrim yoktu. Gerçi hala yok.&lt;br /&gt;- Şu an aklıma bunu yaptığımı görse Gökhan'ın çok güleceği geldi; O beni anlamaya çalışmıyo, çoğu insanın aksine. Ben bile çalışmıyorum lan!&lt;br /&gt;- Ben bile çalışmıyorum dedim de belkide bunların hepsi kendimi anlamaya çalışmamdandır!?&lt;br /&gt;- Velev ki öyle, ben hala neyi neden yaptığımı anlamaya çalışırken hiç işin gücün yokmuş gibi gelipte beni anlamaya çalışman da neyin nesi? Benden daha mı zekisin? Beni benden iyi mi tanıyosun?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-8789656289559902167?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/8789656289559902167/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/02/dusunmee.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/8789656289559902167'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/8789656289559902167'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/02/dusunmee.html' title='düşünmee'/><author><name>üzülen surat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00395724786489086028</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_Jei2mUjv9YE/TPvdnrZgxbI/AAAAAAAAACU/JHUWbiI1QN4/S220/1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-6558745088517588076</id><published>2011-02-21T19:42:00.002+02:00</published><updated>2011-02-21T19:47:14.149+02:00</updated><title type='text'>boşluk</title><content type='html'>eğer ki birkaç şeyi yasaklarsa insan kendine ota boka hayal kurmak,sigarayı 2-3 dala indirmek günde, bilgisayar oyunları, 2 günde bir içmek (tabi ben parasızlıktan yapamıom bunu) gibi hayvan gibi zaman kalıyor ve boşluk doldurmaca başlıyor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-6558745088517588076?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/6558745088517588076/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/02/bosluk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/6558745088517588076'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/6558745088517588076'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/02/bosluk.html' title='boşluk'/><author><name>Kha</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-8554549094291911972</id><published>2011-02-21T07:18:00.006+02:00</published><updated>2011-02-21T07:38:20.101+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='söylendi mi bilmiyorum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şimdi aklıma geldi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bende zekiyim'/><title type='text'>Korkma!</title><content type='html'>Korkan insan özgür değildir. Her neyden korkar ise o korku onu bazı şeyler yapmaktan alıkoyar. O şeyler her neyse onları yapmak istemediği sürece özgür olduğunu düşünür ancak değildir. Birinin haklarına tecavüz etmeden özgür olmak diye bir şey olamaz bence; benzer şekilde allah korkusu olan insanlarda özgür olduklarını düşünebilirler, daha basiti kırmızı ışıkta karşıya geçmeye bile korkabilirsiniz, uçağa binmeye korkanlar var, yüksekten korkarlar, homofobi, gelecek korkusu, birini kaybetmekten korkmak... Korku; bağlar, alıkoyar, engeller, kısıtlar.. hepsi aynı şeyler zaten. önemli olan korku hayatta kalmayı sağlar belki ama yaşatmaz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklıma bu yazıyı okuduktan sonra yapılabilecek aptal yorumlar geldi de onu da ekliyim. Korkuyorsun diye de her şeyi yapmak zorunda değilsin. Aklın var, kullan: Kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçmekten korkma ama gene geçme! Allahtan korkma, yaşıyorsan yaşa cezanı çek ya da çekme; ama ceza çekmekten de korkma...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-8554549094291911972?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/8554549094291911972/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/02/korkma.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/8554549094291911972'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/8554549094291911972'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/02/korkma.html' title='Korkma!'/><author><name>üzülen surat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00395724786489086028</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_Jei2mUjv9YE/TPvdnrZgxbI/AAAAAAAAACU/JHUWbiI1QN4/S220/1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-4815742628843701680</id><published>2011-02-21T07:15:00.004+02:00</published><updated>2011-02-21T08:23:40.643+02:00</updated><title type='text'>yuh dedim sonra</title><content type='html'>&lt;em&gt;Not:&lt;a href="http://havyarsiz.blogspot.com/"&gt;Havyarsız Kahvaltı&lt;/a&gt; nın affına sığınarak bu başlığı atıyorum.Umarım kendisi bu kalıbı ödünç aldığım için bana kızmaz,hatta kızmasın diye bu yazıyı ona adıyorum.&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyandım.Olduğum yerden etrafıma baktım.Şallara,dumana ve kitaplara boğulmuş duvarları eski,eskiliği kadar olgun bir odadaydım.Açık kitapların ortasında yatıyordum.Yattığım yerden parmağımı kaldırıp sordum "Vardık mı?" Karşımda ayakta duran,elinde bir kitap,yüzü karanlıktan gözükmeyen bir adam:"Burası senin için çok soğuk."dedi.Soruma bir yanıt değildi bu.Biraz uzağımda duvarın dibinde oturmuş,yüzünü göremediğim başka bir adam ise "Vardığımız yer hep daha sıcak olmalı mıdır?İnsan hep daha sıcağa mı varır?"dedi.Ayakta duran:"Evet",diye yanıtladı "daha sıcak olmadıkça varmayız." "Peki,"diye devam etti oturan"ya yaz ayları?yaz ayları daha serin bir yere varmak için uğraşmaz mıyız?" Ayaktaki kendinden emin "Yaz ayları insan bir yere varamaz,sadece bir yere gider,geri dönmek üzere gider.İnsan hayatı boyunca sadece bir yere varabilir,evine.Evindeki yatak gittiği yerdeki misafir koltuğundan ya da otel odasındaki sahte nevresimlerden daha sıcaktır." Oturan adam tartışmayı sürdürmeye kararlıydı "Ya biri yazın evine dönüyorsa,şehir dışında okuyan bir öğrenci yazın evine dönüyor olamaz mı?Demek ki yazın sadece gidilmez,aynı zamanda dönülebilir de"diyerek fikir yürüttü.Ayaktaki adam oflama tınısında bir nefes alıp verdi."İnsanın yaşadığı anda hissettiği sadece bir evi olabilir,bu ev daha sonraları değişebilir,fakat ev bir tanedir;yani öğrencinin yazın döndüğü yer evi olmayabilir,okulunun şehrinde kaldığı yeri ev olarak benimsemiş ve sıcaklığı oraya adamış olabilir,tabi tam tersi de mümkündür fakat bu onun bir yılın 9 ayını soğukta geçirdiğine delalet eder,zavallı." Oturan adam inanmadığını gösterircesine genzinden "hıh"ladı,"İnsanlığa dalalet ediyorsun." dedi."İnsan hareket etmeye taşınmıştır,her gittiği yerde başının çaresine bakar;sen ise onların ısınabilmeleri için bir tek imkanları olduğunu söylüyorsun." Ayaktaki, dik duruşuna yakışmayan bir şekilde "aslında bahsettiğim sıcaklık tam olarak tensel deil,daha çok manevi bir ısınma...diye kıvırmaya başladı. "Mesela biz evimizdeyiz ve üşümüyoruz ama sen buraya ait değilsin ve ayak başparmağını hissetmemeye başladın bile."dedi. Gözyuvalarımdan bakarak "Ne saçmalıyorsun sen?" diye olaya dahil oldum. Ayaktaki adam elindeki kitabı bana fırlatıp"Ben senin edebi yanınım,sen bazı şeyler düşünüyorsun,ben ise onları bu odada dile getiriyorum." "O kim?" diye sordum yanımdaki adamı kastederek. "O da senin sorgucu yanın,işi benim fikirlerimi çürütmeye çalışmak,bu yolla senin çürütülemez bir fikir oluşturmana çalışıyoruz." cevabını verdi edebi yanım.Sorgucu olan "İki absürd roman okuyunca götün mü kalktı?" sorusuyla tanımını onayladı bir anlamda.Sırıttım. "Sırıtma la!" dedi edebi taraf üniversitedeki bir hocama fevkaladenin fevkinde benzeyen bir başkomiser edasıyla,biraz da literatüre aykırı olarak. "Biz senin için uğraşıyoruz burada,Dostoyevski okuyarak hayat mı geçer?"diye devam etti. Pek cevap beklemiyordu ama alt kimliklerime ezilemezdim heralde,cevapladım "Peki ne yapayım? Hayatımı turgut özakman'a mı adayayım? Sheakspeare'e başlamıştım bir ara,sonra dedim ki o zaman Proust'u veya Hemingway'i nasıl bitireceğim?Olmaz,hepsine yetişmeye çalışıyorum,ama önce Dostoyevski bitmeli." dedim.Septik yanım "Savaş ve Barış neden birbirinden kalın iki cilt?" diyerek daldan dala atladı. "Bilmem, herhalde onları bitirdiğimde On Emir'i gören Musa'nın aydınlanmasına ve saçlarının aklığına kavuşacağım."yanıtını verdim. Edebiyatın ona gönül verdiği adam "Her neyse,konumuza dönelim.Bak oğlum sen takıldın kaldın klasiklerde,senin okuduğun klasikleri herkes biliyor,oysa edebi tartışmalarda senin adını duymadığın yazarlar ve kitaplar tartışılıyor,biraz onların üzerlerine eğilmeye çalışsana."telkininde bulunda bana."Vay dürzü,kimin aklından çıktığına bakmadan bana yol göstermeye çalışıyor" diye düşündüm. "Zaten o kitaplar benim okuduklarımdan doğmuyor mu?Herkes anladığını farklı cümlelerle ifade etmiyor mu?Edebi tartışmalarda da iki kişi aynı kitapları okuyup bunları birbirlerine çok bir boklarmış gibi satmaya çalışır,uzun uzun saatlerce tartışılır,üçüncü biri 'abi aynı şeyi söylüyorsunuz' nakaratını saatlerce tekrarlar ve aslında bu iki dangalak da aynı şeyi söylediklerinin farkına en sonunda varırlar." diyerek savunmaya geçtim. Fakat ben mi dedim pek emin değilim.Nokta yerine soru işareti kullanan dostum da söylemiş olabilirdi bunu,tam benim düşündüklerimi söylemişti,aferindi ona. "Senin takıldıklarını onlar çoktan bitirmiştir,oğlum."diyerek bir elini 'sen daha uyu' edasıyla salladı. "Kitap bitirilmek için değildir,okunmak içindir,okuduğun zaman hayatında değerli bir zamansa oku,elindeki kitabı bitirip bir diğerine başlamak için değil,yazmak da okumak kadar zor bir iştir,insanı yorar çünkü onu yeniden yapar,pürüzlerini düzeltir,fazlalıklarını alır,her kitapta üstüne çivi vurulan bir heykel gibi.Bu iş artık ortada önceden sütun halinde bulunan bir mermerin,küçük ve garip bir heykelciğe dönüşmesine kadar sürer,siz ona bakar ve bir bok anlamazsınız,sanat deyip geçersiniz."dedim.Titriyordum ve sözcüklerime buhar eşlik ediyordu. "Peki sanat toplum için midir?" diyerek devam etti duvarın dibindeki Socrates."Hayır,bu konuya girmeyelim lütfen"dedim ona ricadan fazlasıyla.Yorulmuştum ve geri uykuya dalmak istiyordum. "Okumamak için bahane üretiyorsun."suçlamasında bulundu bana ayaktaki denyo. "Siktir lan" diye belli belirsiz mırıldandım.Uyandım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-4815742628843701680?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/4815742628843701680/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/02/yuh-dedim-sonra.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/4815742628843701680'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/4815742628843701680'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/02/yuh-dedim-sonra.html' title='yuh dedim sonra'/><author><name>Seco</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04822494434395820710</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9wp_KW0olyE/SY7hpJluitI/AAAAAAAAAAM/XEmEglvqoz4/S220/n1313095457_30235003_1563.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-1176271285924446830</id><published>2011-02-19T07:59:00.003+02:00</published><updated>2011-02-19T12:09:06.745+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='orkun sucks'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='amo rulez'/><title type='text'>Super Meat Boy</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-n9J4w6s_h5M/TV9ceh66iyI/AAAAAAAAABw/Yl9KETh_Jro/s1600/100%2Bbandages.png"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-n9J4w6s_h5M/TV9ceh66iyI/AAAAAAAAABw/Yl9KETh_Jro/s320/100%2Bbandages.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5575276543279270690" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir japon, iki rus ve bir orkundan daha iyi oynadıgımı bugun tekrar kanıtladım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-1176271285924446830?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/1176271285924446830/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/02/bir-japon-iki-rus-ve-bir-orkundan-daha.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/1176271285924446830'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/1176271285924446830'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/02/bir-japon-iki-rus-ve-bir-orkundan-daha.html' title='Super Meat Boy'/><author><name>Yeni Kullanıcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16813658858537497477</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-n9J4w6s_h5M/TV9ceh66iyI/AAAAAAAAABw/Yl9KETh_Jro/s72-c/100%2Bbandages.png' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-4365133201627454148</id><published>2011-02-17T07:20:00.002+02:00</published><updated>2011-02-17T07:25:11.736+02:00</updated><title type='text'>Sayfa 22-biraz da 23</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-rcDiC_rW-LM/TVywI5wbX_I/AAAAAAAAAFY/ydpX3GX_JjA/s1600/Gizliajans-Alper-Caniguz.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-rcDiC_rW-LM/TVywI5wbX_I/AAAAAAAAAFY/ydpX3GX_JjA/s320/Gizliajans-Alper-Caniguz.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5574524105767215090" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sanem hanım. sanem. evlen benimle sanem. kadınım ol benim. yasadığım tüm acıları, yaptığım bütün kötülükleri, pişmanlıklarımı, hatalarımı akla. başına çiçekten taçlar yapayım, sana şiirler yazayım, seni her gece masallar anlatarak uyutayım. bazı aksamlar dvd’de film seyredelim seninle. birlikte hüzünlenelim, birlikte gülelim. sanat galerileri gezelim. sen benden daha çok anla modern sanatı. gördüğümüz eserlerin ne anlama geldiğini açıkla bana, ben başımı sallayayım. ah ben ne aptalmışım! nasıl olup da varlığından kuşkuya düşmüşüm? oysa hayat denen bu yaranın seni bulmak dışında ne anlamı olabilirdi ki? bak şimdi her şey ne kadar açık görünüyor oysa. ilk görüşte aşka inanırsın, değil mi sanem? evet, çok doğru. ben de başka türlüsüne inanmam zaten. biliyor musun sanem, ben seni hep severim. her gün daha çok severim. bak mesela pencerenin önüne bir kuş konar ben seni severim, bir tren yolculuğunda pencereden dışarı bakarken derme çatma bir ev gözüme çarpar ben seni severim, burnuma eskilerden, hangi uzak hatıraya ait olduğunu bir türlü çıkaramadığım bir koku çarpar ben seni severim, kafama kuş sıçar ben yine seni severim… anlıyor musun beni? sonra ben bazen biraz fazla kıskanç olabilirim. diyelim yazlık bir yere gitmişizdir de, bir akşam sen çok hoş bir tunik giymişsindir, oradaki bütün erkekler bayılır sana, hemen aşık olur. ben mesela tunik nedir onu bile bilmeden kıskançlıktan çatlayabilirim böyle bir durumda. ama belli etmem. ama sen yine de sezersin. öyle bir laf edersin ki ben, benden başka hiç kimseye bakmayacağını anlarım. o kadar da incesindir. bir de bir iyilik rica edeceğim senden. gözlerine o elem ifadesini yükleyen alçağın adını söyle bana. söyle ki, ona hemen düello şahitlerimi göndereyim. silah seçimini o yapsın. evet. utanarak kabul ediyorum ki, bunu bir yerde okudum. ama ne fark eder? bütün şiirler, romanlar senin için yazılmadı mı zaten? şarkılar senin için söylenmedi mi? masumların kanı senin için akmadı mı? ruhum hep seni aradı benim sanem. hep seni arar. milyonlarca yıl geçsin, sistemler çöksün, güneşler patlasın benim ruhum seni arar. ve biliyor musun sanem, bulur da. şimdi buldugu gibi bulur. seni seviyorum. seni seviyorum. seni seviyorum.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alper Canıgüz&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-4365133201627454148?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/4365133201627454148/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/02/sayfa-22-biraz-da-23.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/4365133201627454148'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/4365133201627454148'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/02/sayfa-22-biraz-da-23.html' title='Sayfa 22-biraz da 23'/><author><name>Seco</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04822494434395820710</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9wp_KW0olyE/SY7hpJluitI/AAAAAAAAAAM/XEmEglvqoz4/S220/n1313095457_30235003_1563.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-rcDiC_rW-LM/TVywI5wbX_I/AAAAAAAAAFY/ydpX3GX_JjA/s72-c/Gizliajans-Alper-Caniguz.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-3547891069844677244</id><published>2011-02-07T21:06:00.003+02:00</published><updated>2011-02-07T21:58:04.448+02:00</updated><title type='text'>p.destroyer v.2</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_IJfuni5Whzk/TVBC1coKAKI/AAAAAAAAAIc/Idj3nUSyGRM/s1600/07022011235.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_IJfuni5Whzk/TVBC1coKAKI/AAAAAAAAAIc/Idj3nUSyGRM/s400/07022011235.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5571026225042423970" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözüm üzerinizde küçük fuckerlar sizi!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-3547891069844677244?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/3547891069844677244/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/02/try-me.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/3547891069844677244'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/3547891069844677244'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/02/try-me.html' title='p.destroyer v.2'/><author><name>Hisimcan Pekbilir</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16444469252298367216</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-Ky1tcKbDnAs/Tn5IyZUsy5I/AAAAAAAAAU0/dl7nf3ek0-o/s220/foto%25C4%259Fraf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_IJfuni5Whzk/TVBC1coKAKI/AAAAAAAAAIc/Idj3nUSyGRM/s72-c/07022011235.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-704146649558445339</id><published>2011-01-26T23:34:00.003+02:00</published><updated>2011-01-27T00:00:32.764+02:00</updated><title type='text'>12:40</title><content type='html'>Yukarı doğru baktığımda kırmızı rakamlar saati 12:40 olarak gösteriyordu.Dudağımın çatlamış kısımlarında tuzlu suyun tadı vardı.Yapamamıştım.İki saattir bu anı engellemek için yaptığım saçma sapan muhabbetler ve gevezelikler bir işe yaramamıştı.Göz yaşlarını tutamamıştım.Fakat ben yapamadım,ağlamak için fazla mı iyi hissediyordum?Durumum pek de iyi sayılmazdı aslında.Sigara içmek istiyordum ama boğazım çok ağrıyordu.Elini avucumda son bir kere hissetmek için eldivenlerimi çıkarmıştım ama hava çok da soğuktu aynı zamanda.O an ağladım ama sen görmedin,çünkü gözyaşı her zaman dışarı doğru akmaz.Bazen içeri doğru süzülür,düşer.Bindin ya sonra otobüsüne,filmli camın ardından el salladın.Yüzünün yarısını bile göremiyordum halbuki.İşte o zaman ilk defa nefret ettim bir otobüsten ve onun filmli camlarından birer canlı varlıklarmışçasına.İlk defa nefret ettim gittiğin şehirden,kin kustum kalamadığım şehire içimden.Neyse,sen görmedin hiçbir şey sana el sallayan bir adamdan başka.En sonunda ise,vakit geldi.Otobüsün tekerleri asfaltı ezerek harekete geçtiler.Ben de o saatte içebileceğim tek mekana doğru...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-704146649558445339?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/704146649558445339/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/1240.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/704146649558445339'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/704146649558445339'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/1240.html' title='12:40'/><author><name>Seco</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04822494434395820710</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9wp_KW0olyE/SY7hpJluitI/AAAAAAAAAAM/XEmEglvqoz4/S220/n1313095457_30235003_1563.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-1954925851180356137</id><published>2011-01-23T18:27:00.002+02:00</published><updated>2011-01-23T18:28:04.016+02:00</updated><title type='text'>beyler</title><content type='html'>lütfen bu yazıma dürüm verin...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-1954925851180356137?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/1954925851180356137/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/beyler.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/1954925851180356137'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/1954925851180356137'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/beyler.html' title='beyler'/><author><name>artiz</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_T5MTglbWe2U/SpV9cjD494I/AAAAAAAAAAM/gRlnLJWFOt8/S220/south+park.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-4577401840507251967</id><published>2011-01-23T03:15:00.001+02:00</published><updated>2011-01-23T03:15:24.723+02:00</updated><title type='text'>ARTOOOOO</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Malikenenin büyüleyici atmosferiyle adeta büyülenen arto içeri girmeyip evine gitmek ve gitmemek arasında gidip geldi. Evin giriş kapısından içeri adımlarını attıklarında bambaşka bir dünyaya girmiş gibiydiler. Artonun kafasındaysa başka bir soru vuku bulmuştu. “Ahmet lan, dedi, bu eve kaç para harcamıştır bu ipneler?”. “Ah dostum, bu soruyu soran her bir kişiden 25 kuruş alsaydım şimdiye zengin olmuştum” diye cevap verdi Ahmet. “Ulan yavşak olacağın kadar olmuşsun zengin, dahe ne istiyosun açgözlü pezevenk. Gözün doysun gözün!” diye sinirle bağrındı arto. Ahmet Rokşit ise pek silkemedi artoyu, kendi evindeymiş gibi rahattı ama arto için aynısı söylenemezdi. Zira tuvaleti gelmişti ve kendi evinden başka yerde sıçmasına imkan yoktu. Süper kahraman olmak, bu fedakarlıklara katlanma zorunluluğunu da beraberinde getiriyordu. Az sonra içeri uzun boylu kırmızı gözlü ince yapılı bir adam girdi. Uykudan yeni uyanmıştı belli, ama ne uyku. Çeçe sineği sokmuştu sanki bu herifi, en az iki günlük uykudan uyanmıştı bu gizemli yabancı. Bu oğul Rokşit olmalıydı. “Merhaba dedi, ben Oğul Rokşit. Hoş geldin Kuntiz!!!1bir”. Fakat kuntiz mi, diye düşünü düşünü verdi arto. Ne alaka lan dedi kendi kendine. Artonun yüzündeki bu sorgular ifadeyi gören Ahmet hemen muhabbete ortak olma çabasıyla atladı bulunduğu köşeden: “Evet doğru duydun, Kuntiz. Rokşit ailesinin Büyük Ortadoğu Planından sonraki en büyük planı. Artiz ve Kuntiz kardeşler! Bu kentin, ve hatta tüm yurdun sahibi biz olabiliriz artiz, bu şansı kaçırma”. Fakat Ahmetin coştukça coşması? “Sen mi düşündün bunların hepsini” dedi arto. “Evet dedi Ahmet, hepsini ben düşündüm, ama bak bütün primi sen topliycan, hadi bu kıyağımı unutma…” Psaniye dedi arto, bütün hikayeyi baştan duymak istiyordu. Oğul Rokşit bir sigara çıkardı ve artodan ateş istedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artonun mega güçlü zipposunu aldıktan sonra kapağı açtı, sigarayı yakmadan anlatmaya başladı. “Kuntiz, diye başladı söze, senin ikiz kardeşindi artiz. Siz daha dünyaya gelmeden önce sen içindeki yatılı açlığını bastıramadın ve annenin karnındayken evil ikiz kardeşin olan kuntizi yedin”. “Devil ikiz kardeş mi?” diye sordu arto. Onun aklı zipposunun boşa giden gazındaydı, söylenenlere dikkat edemiyordu. “Ne devili oğlum, evil evil, noob mudur nedir bu ya, diye çıkıştı Oğul Rokşit ve devam etti. Sen ne zaman sarhoş olsan içindeki evil ikiz kardeş Kuntiz senin kontrolünü ele geçirip kenti alt üst ediyordu. Bunu fark eder etmez senin bu über özelliğini kullanmaya karar verdik. Ulan kaç haftadır senin içki paranı ödiycez diye koskoca Rokşit servetinin yarısını bitirdik ibne, bizi yüzüstü bırakma sakın.” Arto afallamıştı adeta. Ulan ne diyordu bu herif, nasıl bir teklifti bu böyle. “Her akşam beleş içki diyorum artiz, sınırsız içki diyorum. Senin mega karaciğerin olduğu için bu işi ancak sen becerebilirsin, hadi ama dostum!” Artonun kafasına yatmıştı, olabilirdi bu iş, neden olmasındı, sikerimdi süper kahramanlığı. Ama kendini ağırdan satmaya karar vermişti. “Yea abi bilmiyorum ki şimdi” diye başladı söze ama Oğul Rokşit çok sabırsızdı ve bir anda ağızndan ağza alınmayacak kelimeler dökülü dökülü verdi. “Hey dostum, seninle bir bok çuvalı arasındaki tek fark ne biliyor musun? Çuval dostum, çuval. Asdasdas!” diye kahkahayı koyuverdi. “İşte bunu yapmayacakıtn Oğul Rokşit diye hönkürdü arto, kabul etmiyorum lan, zaten bırakıcam içkiyi, siktik mega karaciğerin anasını. Megalığı filan kalmadı.” Olumsuz cevaplara karşı tahamülsüzlük geni kabaran Rokşit cebinden çıkardığı tabancayla artoyu hedef aldı ve avantajlı bir konuma geçmek istedi. Ama bilmediği bir şey vardı, o da artonun mega derisi kurşun geçirmezdi. Tabancayı tek hamlede Rokşitin makatından içeri sokan arto tetiği çekti ve yavşağı oracıkta öldürdü. Ahmete ise tek kelime etmeden malikaneden dışarı çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olayların durulduğunu, aksiyon filmlerini aratmayan bir sonla hikayenin güzel kızını sonunda götüreceğini zanneden arto ağır ağır ilerliyordu ki Kuntiz, alkolün de etkisiyle artonun bedenini ele geçirmişti. “Hay senin ağzına sıçayım dedi kuntiz kendi kendine, daha doğrusu artoya. Oğlum teklifi kabul etseydin, seninle karşılıklı içseydik. Alt tarafı iki yurttaşı tokatliycaktın o olucaktı.” “Sorma abi ya, diyecek şekilde oynattı dudaklarını arto güçlükle, siktir et neyse geçti artık” dedi, sonra da ekledi “nereye gidiyoruz oğlum?” “Şimdi senin bedenini iyce ele geçirip kedi kadını sikertmeye gidiyorum, o bizim bu halimizi daha çok seviyo, kıymetlimis” diye şizofrenik bir biçimde cevap verdi kuntiz. Arto ise hiç içerlemedi bu durumu, neyse sen sikersen ben de sikmiş sayılırım diye düşündü. Kuntiz bu düşüncenin hemen farkına varıverdi tabi, “godoş musun lan sen benim başıma” diye çıkıştı kardeşine. Artonun bilinci ise yavaş yavaş kayboluyordu. Son bir sigara yakayım dedi ama oğul rokşitin zippoyu iç ettiğini fark etti. “Bak gördün mü rokşit gene yaptı rokşitliğini” diye düşündü son olarak…&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-4577401840507251967?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/4577401840507251967/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/artooooo.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/4577401840507251967'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/4577401840507251967'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/artooooo.html' title='ARTOOOOO'/><author><name>artiz</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_T5MTglbWe2U/SpV9cjD494I/AAAAAAAAAAM/gRlnLJWFOt8/S220/south+park.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-2214573197570616268</id><published>2011-01-21T00:40:00.000+02:00</published><updated>2011-01-21T00:41:02.921+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>liseli hallerimizi kimi zamanlar vidyoya çekmişim&lt;div&gt;ne tiplermişiz varya olm korosudur, festival halleridir falan&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-2214573197570616268?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/2214573197570616268/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/liseli-hallerimizi-kimi-zamanlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/2214573197570616268'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/2214573197570616268'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/liseli-hallerimizi-kimi-zamanlar.html' title=''/><author><name>Kha</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-4452889964150211052</id><published>2011-01-18T14:44:00.003+02:00</published><updated>2011-01-18T15:22:51.990+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='final'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıçtın mavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şemsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alkol tedavisi'/><title type='text'>finaller üzerine</title><content type='html'>Biteceğiniz belliydi. Ta yazın başında akademik takvim açıklandığından beri biteceğin belliydi. Daha önce de bittiğin olmuştu; dönemlik bi' ağrıydın sadece. Diş ağrısı gibi. Gel gör ki farklı bişey yaptın bu sefer, daha önce olacağı hiç aklıma gelmemiş bişey yaptın; biteceğini bildiğin halde savaştın, "birazdan ölümde buluşucağız kaptan" der gibi elinden geleni ardına koymadın. Çalıştığım sınavlar en zorları, çalışmadıklarım yapamayacağım kadar kolaydı. Sanki öleceğini bile bile yaşayan bi' insan olmuştun. Ve başardın. Beni bitirebildin. Sen kazandın, beraber bittik. Bundan sonrası senin için önemli değil ve ben burda gene giden sevgilinin ardından konuşurcasına kaldım. Çünkü sen gidiceksin yenisi gelicek ama ben hep burdayım ve yenisi gelene kadar yenilenmek zorundayım. Beni bitirende bunun farkında olmak belki de...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senin yaralarını sarmak bana kaç galon alkole mal olucak bunu zaman göstericek ama bildiğim tek tedavi bununla birlikte "önümüzdeki dönem bütün dersler gidiyorum" avuntusunu tekrar tekrar kullanmaktan başka birşey de değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mavin artık toz pembe oldu bana&lt;br /&gt;şemsiyen ait oldu şimdi başkalarına&lt;br /&gt;daha mı güzel oldu bilemiyorum aslında&lt;br /&gt;ama izin kaldı hep gözümde, arkamda...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-4452889964150211052?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/4452889964150211052/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/finaller-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/4452889964150211052'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/4452889964150211052'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/finaller-uzerine.html' title='finaller üzerine'/><author><name>üzülen surat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00395724786489086028</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_Jei2mUjv9YE/TPvdnrZgxbI/AAAAAAAAACU/JHUWbiI1QN4/S220/1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-463530351935930865</id><published>2011-01-18T00:39:00.003+02:00</published><updated>2011-01-18T00:48:03.476+02:00</updated><title type='text'>İrish Pub açmaya karar verdim</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_9wp_KW0olyE/TTTF6cpFgVI/AAAAAAAAAFM/bXMvAvRH5es/s1600/irish%2Bpub.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_9wp_KW0olyE/TTTF6cpFgVI/AAAAAAAAAFM/bXMvAvRH5es/s320/irish%2Bpub.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5563289047621009746" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet sevgili kardeşlerim,yeterli sermaye ve çalışma azmi olursa neden olmasın? İstemez misiniz bir tane mekan olsun ışıl ışıl,yeşil yeşil,siz esmer biranızı yudumlarken,arkada bir dubliners,bir proclaimers çalarken eşinizle dostunuzla muhabbet etmeyi?Şimdi olmaz belki,ama ileride yeterli parayı kazanıp zaman bulursak yapalım bence bunu.Önce açarız taksimde bir tane,iyi reklam da yaparsak özellikle internet ortamlarında falan kesin tutar zaten.Sonra bir tane de kadıköy de açarız,sonra ankara,izmir falan.Burada amacım bu yolla zengin olmak kesinlikle değil.Sadece türkiyenin bu eksikliğini,bu kanayan yarasını kapatmak.Batırırsak da canımız sağolsun.Bana bu yolda katılmak isteyen kardeşlerim lütfen bu yazıdan küskülerini ihmal etmesinler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-463530351935930865?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/463530351935930865/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/irish-pub-acmaya-karar-verdim.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/463530351935930865'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/463530351935930865'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/irish-pub-acmaya-karar-verdim.html' title='İrish Pub açmaya karar verdim'/><author><name>Seco</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04822494434395820710</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9wp_KW0olyE/SY7hpJluitI/AAAAAAAAAAM/XEmEglvqoz4/S220/n1313095457_30235003_1563.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_9wp_KW0olyE/TTTF6cpFgVI/AAAAAAAAAFM/bXMvAvRH5es/s72-c/irish%2Bpub.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-4237926310411249685</id><published>2011-01-17T03:59:00.002+02:00</published><updated>2011-01-17T03:59:39.350+02:00</updated><title type='text'>düşüş</title><content type='html'>&lt;div&gt;kralın krallığı.çökmesine sadece saniyeler var.ve bunun için hiçbirşey yapmaya niyetli değil.duvarlarındaki zümrüt işlemelerin, haremindeki binbir bakirenin, ballı şaraplarının ve arkasından palmiye yaprakları sallayan zencilerin artık hiçbir önemi kalmadı.sahip oldukları herkesin rüyalarını süslüyordu(zenci hariç).peki ya bunlara sahip olunca?altından bir krallığın ve sonsuz gücün olunca?aslında kral bunlara sahip değildi.kral, kralda değildi.bir bakışta sıradan biri olarak hüküm kılınabilirdi.ama bu kralda mutluluk, rüya, rahatlık ve sıradanlık sayesinde sahip olduğu kalın bir ceviz kabuğu vardı.kabuk sertti, alışılmıştı.cevizin içinde olduğunu bilse de artık yeryüzüne doğru bir çekim başladı.kaçınılmaz olanın gerçekleşmesini bekledi.krallığını tek bir düşünce ile yıkarken hisleri değişti.doğanın çağrısına kulak verdi.sert bir kayaya çarptı.kırıldı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;cevizlik dönemi bitti.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-4237926310411249685?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/4237926310411249685/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/dusus.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/4237926310411249685'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/4237926310411249685'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/dusus.html' title='düşüş'/><author><name>Kha</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-3864806484995775073</id><published>2011-01-17T02:19:00.005+02:00</published><updated>2011-01-17T12:54:31.158+02:00</updated><title type='text'>Comments s01e03-herkesin kendi popisi</title><content type='html'>21.06.2018&lt;div&gt;İstanbul &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Okulu bıraktım ya da dondurdum ya da kendi dondu...Comments sayesinde her akşam eğlendim,eğlendirdim,seksin dibine vurdum ve çeşitli çakallık çukallıklarla sahip olduğum 20 milyon tl'yi tırtıklıyorum.Ama biraz sıkıldım.Ama biraz...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Teknosa'ya girdim puflara oturdum televizyon izliyorum.Satış görevlisi bana çekingen bir tavırla bakmakta.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;c.i:Ya şimdi kaldırsam mı kaldırmasam mı bilemedim.Varlıklı bi adama da benziyo siktret(Murat)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Öğlen saatleri;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;izdivaç programları,dizi tekrarları,gol özetleri falan fıstık.Haberler...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gayet efektif.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Meclisim tv'yi açtım ve açtığım anda bir çok comment geldi.İktidarda kimler vardı bilmiyordum ama muhafazakardan da muhafız,padişahtan da padişahçıydılar.Commnetlerin özeti şuydu:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;c.i:Tam pezevengiz...Bu ülkeyi skyoruz,satıyoruz,sktriyoruz...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Editörden notlar:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu bölüm böyle kısa oldu olur öyle.Zaten pek de tutulmamakta...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu bölüm sanki siyasete bağlamış gibi oldu ama yok değil öyle.Öyle genel geleceğe dair keko bi yorum yaptım sadece herhangi bir çehre sıkıntı yapmasın.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu bölüm o tarz bi bölüm oldu.Bu dizi de hiç tutulmadı,masalara meze oldu,diğer çalışmalarımızın yanında sönük kaldı, ya da son zamanlarda yaratıcılık damarlarımız kurudu.Ama bu yazı dizisi devam edecek.Çünkü dandik yazılar olmassa güzellerin kıymeti bilinmez ki.Ondan sonra güzel olana bile yerleri sil verilmeye başlanır...Arka Sokaklar olmasa Behzat Ç'nin değerini çok zor anlardınız kovboylar, ben size söyliyim...Herneyse &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dürümler size,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Vileda bize,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ne söylenir ki doğru söze&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ya da nargileye yeni konulmuş,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dolaylı yoldan yarım saat daha &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Oturmanı ısrar etmiş köze&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-3864806484995775073?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/3864806484995775073/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/comments-s01e03-herkesin-kendi-popisi.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/3864806484995775073'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/3864806484995775073'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/comments-s01e03-herkesin-kendi-popisi.html' title='Comments s01e03-herkesin kendi popisi'/><author><name>petro...</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15545082838650728335</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-uCL7Wa6jZhw/TaMqmP_9DJI/AAAAAAAAAD0/15k-nky55eQ/s220/IMGP5621.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-3049976987323040427</id><published>2011-01-16T23:34:00.005+02:00</published><updated>2011-01-17T00:17:28.542+02:00</updated><title type='text'>ARTOOOO</title><content type='html'>Arto sabah saat altıda başladığı güne oldukça hareketli bir şekilde devam ediyordu. Ahmetle nevizadede buluşmak üzere sözleşmişti. Bugün pazar olduğu için artomobilini kullanamazdı, bu yüzden uşağı Alfred in arabasıyla gidiyordu. Buluşma yerine doğru ilerlerken kentin ara sokaklarından birisinin görüntüsü onu ziyadesiyle şaşırtmıştı. Bu ne tür bir cehennem diye düşündü. Çöpkovaları boşaltılmış, kaldırımdaki dilenciler dövülmüş ve duvarlara "rokşit reyis" yazısı yazılmıştı. Bir hafta içinde bu ailenin adını ikinci kez duyuyordu arto ve bu durumdan işkillenmeye başlamıştı. Tam bu sırada olay yerindeki yerel polislerden birtanesi artoyu görür görmez tanıdı ve lanet olası federalleri oraya çağırdı. Kahretsin amına koyim diye bağırdı arto, ve sokaktaki yaşlı teyzelerin kafaları bir anda hışımla ona döndü. Gazladı arto, nevizadeye doğru.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmetin yanına gitmeden önce ona anlatacağı şeyleri kuruyordu kafasında. Şimdi işin içine rokşit ailesi de karışmıştı. Tanrım, ne tür bir kabus bu diye iç geçirdi arto, tabi varsan dedi hemen sonra. Ahmet nevizadeye ondan önce gelmişti. Bugün herzamankinden daha da esmerdi Ahmet, daha bir karanlıktı. "Ooo kardeşim gelmiş, otur da iki bira içelim, muhabbetin belini kırarız hem" dedi yavşak yavşak. "Ne birası oglum, millet kentin amına koymuş, yurttaşları sikertiyor sen hala bira derdindesin, ne pis bi herifmişsin oğlum sen. Hem ben hatırladım seni, içip içip metrobüste benim üstüme kusuyodun, içmiycem seninle ben" diye çıkıştı adama arto. Sonra haksızlık ettiğini düşünüp bi bira ısmarladı ve gönlünü aldı can dostunun. Sonra başladı hikayesini anlatmaya. Arto anlattıkça anlatıyor, muhabbet ilerledikçe ilerliyordu. İçilen içkinin haddi hesabı yoktu artık, bu gece ikisinden birine fena girecekti ama dur bakalımdı. Arto hikayesini bitirdiğinde Ahmet "hadi kalkalım" dedi. Arto gene sarhoş olup amı götü dağıttığı için arabayı Ahmet kullanıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmediği sokaklardan geçtiğini anlayan arto "nereye gidiyoruz!" diye sordu. Ahmetin cevabı ise tamamen alakasızdı. "Bu şekilde öğrenmene gerek yoktu artiz, dedi. Ama gene de iyi olmuş, eninde sonunda söylemek zorunda kalacaktım. Her neyse işte geldik, büyük gece için hazır mısın?". Arto bir anda geldikleri yere baktı. Burası rokşit malikanesiydi. Saat on ikiyi geçmişti ve arto bu saatten sonra geri dönemezdi. Ahmetten bi alt eşofman alır, koltukta yatarım. Sabah da saat altı da uyanıp işe giderim diye düşünüyordu. Sonra bir anda aydınlanı aydınlanı verdi. Ahmetin kartının üzerindeki yazıyı düşündü, sonra ultra güçlü üç boyutlu düşünebilme yeteneği sayesinde bu resmi ters çevirdi. Beyninin kıvrımları arasında dolaşan görüntü nefesinin daralmasına sebep oldu. Arto vurgun yemişti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_T5MTglbWe2U/TTNspZFyGdI/AAAAAAAAAB0/e8kiRNwjGlg/s1600/Ahmet.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 248px; FLOAT: left; HEIGHT: 119px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5562909423098272210" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_T5MTglbWe2U/TTNspZFyGdI/AAAAAAAAAB0/e8kiRNwjGlg/s400/Ahmet.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rokşit! Ahmet Rokşit! Şimdi taşlar yerine oturuyordu işte, Ahmet, Rokşit ailesine iç güveysi gitmişti ama aile o kadar taşşaklıydı ki kızın yerine Ahmetin soyadı değişmişti. Ne de olsa baba Rokşit kızının soyadının Kabak olmasını istemezdi. Demek ki kadim dostum dediği adam da bu oyunun içindeydi. Bu işte yanlız olduğunu anlayan arto, geri gelen süper güçlerinin de etkisiyle iyiden iyiye cesaretleniyordu. Ama ters giden birşeyler vardı. Alkolün de etkisiyle vücudunda bazı değişimler göze çarpıyordu, sanki birisi içindeki bir tür kötü bir iblisi uyandırmış gibiydi...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-3049976987323040427?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/3049976987323040427/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/artoooo.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/3049976987323040427'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/3049976987323040427'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/artoooo.html' title='ARTOOOO'/><author><name>artiz</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_T5MTglbWe2U/SpV9cjD494I/AAAAAAAAAAM/gRlnLJWFOt8/S220/south+park.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_T5MTglbWe2U/TTNspZFyGdI/AAAAAAAAAB0/e8kiRNwjGlg/s72-c/Ahmet.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-1896330394090963065</id><published>2011-01-16T09:44:00.009+02:00</published><updated>2011-01-16T11:12:10.642+02:00</updated><title type='text'>ARTOOO</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Yeni güne sabahın saat altısında başladı arto. Akşamdan kalmaydı gene. Sikerim bugün pazar nasıl olsa biraz daha uyuyayım diye düşünürken bir anda midesi bulandı ve tuvalete koştu. Dün akşam o kadar çok içmişti ki uyanır uyanmaz yaptığı ilk şey klozete kusmak olmuştu. Gidip biraz televizyon izleyeyim diye düşündü ve artotv sini açtı. Sabah haberlerinde suçun polat alemdarı ibnesinin dün gece kente korku saldığından bahsediliyordu. Gidip bu vandallığa bir son vermeyi düşündü ama bugün pazar olduğu için hiçbir süper gücünü kullanamıyordu. Haberi sunan spiker ellerine ulaşan bir son dakika haberini paylaştı izleyicileriyle. Kahraman bir yurttaş suçun polat alemdarı ibnesinin görüntülerini telefonunun kamerasıyla kaydetmeyi başarmıştı. Görüntüler oldukça kalitesizdi, 1.2 megapiksellik bir kamera ile çekilmişti muhtemelen. Keşke ben orda olsaydım diye düşündü arto, artofonumla en kaliteli görüntüleri en yüksek çözünürlükle kaydedebilirdim dedi kendi kendine. Ama suçun polat alemdarı ibnesine daha dikkatli bakınca vurgun yedi adeta. Çünkü bahsi geçen ibne artodan başkası değildi. Önce bir dükkanın camlarını indiriyor, sonra yaşlı bir teyzeyi dövüyor görüntülerin sonunda da bir sokak çalgıcısının topladığı paraları çalıp kaçıyordu. Bu bok bir çeşit kötü bir şaka olmalı diye düşündü Arto, ve hemen kendini dün geceyi hatırlamaya zorladı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Başmüfettiş ile Thalese giderken bu adamın kendisini çok önceden tanıdığını anlamıştı. Hafızasında, kahraman olmadan önceki hayatına dair iki kelime kalmıştı sadece. Artiz ve Thales. Bu adam ikisini de biliyordu. Çok geçmeden bütün sorularına cevap aldı arto. Mutfakta 3 hafta bekleyen radyasyonlu makarnayı yiyip süper güçler kazanmasına sebep olan olay aynı zamanda hafızalarını da alıp götürmüştü artodan. Başmüfettiş, arto adamın adının Ahmet olduğunu öğrenmişti, artoyla lise yıllarından tanışıyordu. Artoya Artiz diye diye gerçek ismini unutmuştu anlaşılan, arto da hatırlamıyordu adını, o artık sadece artoydu, suçluların korkulu rüyası arto. Ahmet, hikayesini bir sürü detayla destekleyince arto bu adama inanmak zorunda kaldı. Anlattığı şeylerin arasında çok güzel anıları vardı, arto bu arkadaşa rastaldığına gerçekten mutlu olmuştu. Ahmet daha sonra hocalara otuzbir çekerken yakalanmalı hikayelere geçince muhabbet birden çirkinleşti, ikili suskunlaştı, biralar sessizce yudumlanmaya başladı. Arto içkinin etkisiyle kelle olmaya başlayınca, evet bu tabiri de Ahmet yardımıyla çıkarı çıkarı vermişti hafızasından, Ahmet e veda edip ayrıldı onun yanından. Sonrası ise bir muallak, bir soru işaretinden başka bir şey değildi şimdilik.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Anılardan bir anda sıyrılan arto, ofistekileri düşündü, haberi onlar da izlemiş olmalıydı. Süpermen yavşağının kendisini ele geçirmek için türlü hınzırlıklar yapacağından hiç kuşkusu yoktu şüphesiz. Ve görünmez adam, şuan burada olabilir, beni tuzağa düşürmek için ağını örmüştür belki de diye geçirdi içinden korkuyla. Ama bugün pazardı ve endişe edecek hiçbir şey yoktu neyse ki. Bu boku temizlemek için yirmi dört saatten az bir süresi kalmıştı. Nereden başlayacağını ise çok iyi biliyordu. Dün gece tekrar karşılaştığı kadim dostu ona elbette yardım edebilirdi. Belki benim hatırlamadığım bir konuda bana yardım edebilir diye umdu. Ahmetle tam da bu olayın öncesinde karşılaşması büyük bir şanstı. Teşekkürler tanrım, diye düşündü. Tabi varsan, diye eklemeyi de ihmal etmedi tabi. Hemen cebinden Ahmetin dün gece kendisine vermiş olduğu kartını buldu ve karttaki numarayı çevirdi. Telefon çalarken mega güçlü kalbi daha bir güçlü atıyordu adeta heyecandan. O ise sakin kalmaya çalışıp Ahmetin kartını inceliyordu, büyük bir ustalıkla hazırlanmış kartı...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_T5MTglbWe2U/TTKpazpEZFI/AAAAAAAAABs/9hAhsWKr0_E/s1600/Ahmet.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 248px; FLOAT: left; HEIGHT: 119px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5562694767760139346" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_T5MTglbWe2U/TTKpazpEZFI/AAAAAAAAABs/9hAhsWKr0_E/s400/Ahmet.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_T5MTglbWe2U/TTKomV_t7PI/AAAAAAAAABc/lnhhLnQFa4A/s1600/Ahmet.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-1896330394090963065?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/1896330394090963065/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/artooo.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/1896330394090963065'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/1896330394090963065'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/artooo.html' title='ARTOOO'/><author><name>artiz</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_T5MTglbWe2U/SpV9cjD494I/AAAAAAAAAAM/gRlnLJWFOt8/S220/south+park.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_T5MTglbWe2U/TTKpazpEZFI/AAAAAAAAABs/9hAhsWKr0_E/s72-c/Ahmet.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-8948695096448389837</id><published>2011-01-16T04:03:00.002+02:00</published><updated>2011-01-16T04:12:28.619+02:00</updated><title type='text'>beyler ya sikeyim</title><content type='html'>&lt;div&gt;gençler bir derdimi paylaşmak istiyorum.televizyonda olsun çevremde olsun bazı insanlar(cesur, zeki ve çevik olanlar) meslek seçimlerini neyi çok seviyorum lan ben deyip ona göre yönelim yapmışlar.gözleri parlıyor o işi yapmak için çabalarken.ben gerizekalısı ise sonunda ne olacağını tahmin edemediğimden, para sıkıntısı çekebileceğimi ve aileme de sıkıntı yaratabileceğimden , ayrıca da fen matematik konularına kafam bastığından dolayı gittim puanım nereyi tuttuysa oraya girdim, daha çok money alırım diyerek.ki kendime sorunca sen ne okurdun oğlum özgür olsan üç şık var kafamda; fizik(teorik), müzik ve psikoloji.peki şimdi ne okuyorum?bilgisayar.öncelikle bunun için alkışlıyorum kendimi.yıllardır tembelliğim dolayısıyla_(tembelliğimin sebebi de bu bölüm için bir aşk beslemiyor olmam yoksa çalışmayı seven bir insanımdır) resmen kafası basmıyor gibi tökezleye tökezleye devam ettim.derslere gitmedim, gidince de siklemedim.aptal olduğumu falan bile düşünmeye başladım başarısızlığımla.ben hayatımda yaptığım hiçbir işte bu kadar başarısız olmadım.gerçekten ya!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt; &lt;/span&gt;neyseki bilgisayar da güzel olaymış dillerdir algoritamalardır falan sevdim bunu.ama yine hastası değilim tabi ve zekamın yüzde 10unu bile şu derslere kullanmayı isteyemiyordum bu seneye kadar.şimdi de en azından kendimi istediğime inandırdım birazcık motive olabiliyorum.bu okula başlama sebebim parasal sıkıntı korkusudur.şu an o korkudan da kurtulmuş durumdayım neredeyse.sikerler diyip müziğe başlayabilirim.ama o kadar okuduk boşa gitmesin.bir de altın bir bilezik her şartta cepte olsun diyerekten devam etme kararı aldım.ama müziğime de devam etcem.arka planlarda kalmayacak o güzel sanat.daha söylemek istediklerim çok olsada onlarda beynimin kıvrımlarında dolaşmaya devam etsinler.okulu bırakmanın eşiğinden döndüğüm bugün çok ilginç bir gündü.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-8948695096448389837?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/8948695096448389837/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/beyler-ya-sikeyim.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/8948695096448389837'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/8948695096448389837'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/beyler-ya-sikeyim.html' title='beyler ya sikeyim'/><author><name>Kha</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-5153883116372020524</id><published>2011-01-16T00:49:00.003+02:00</published><updated>2011-01-18T16:59:54.187+02:00</updated><title type='text'>madem yeni moda bu</title><content type='html'>bende yeni seriye başlıyorum. koşma maceraları tutmuştu aslında ama 3.sü benim değilde başka insanların olayları vardı o yüzden yazmayı düşünmüyodum zaten; son seferde de koşamıyacak kadar sarhoş olduğumdan dolayı bırakma kararı aldım. yeni serim ferepe tarzı olcak. şimdilik sadece baş kahramanlarımızdan bi' kısmının isimlerini veriyoum: ozrak, bukar, ozaal, haböz, yaböz, abaka, sed-i, nsenc...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-5153883116372020524?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/5153883116372020524/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/madem-yeni-moda-bu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/5153883116372020524'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/5153883116372020524'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/madem-yeni-moda-bu.html' title='madem yeni moda bu'/><author><name>üzülen surat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00395724786489086028</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_Jei2mUjv9YE/TPvdnrZgxbI/AAAAAAAAACU/JHUWbiI1QN4/S220/1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-4084168674725835036</id><published>2011-01-15T23:57:00.005+02:00</published><updated>2011-01-16T00:30:34.047+02:00</updated><title type='text'>ARTOO</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Yeni güne sabahın saat altısında başladı arto. Akşamdan kalmaydı gene. Yeter ulan gittiğimiz barın haddi hesabı yok hala eve yalnız dönüyorum, gitmiycem bundan sonra diye düşündü. Neden sonra dün geceye ait bölük pörçük anılar canlandı kafasında. Dün ölen adamdan aldığı indirim kuponları sayesinde iki yetmişlik birayı beleşe getirmişti arto. Ultra güçlü karaciğeri sayesinde biraları bir dikişte bitirmişti. Hafif keyf-i çakır olmaya başladıktan sonra içtiği biraların sayısını unutmuştu. Kendisine doğru yaklaşan bir siluet belirivermişti uzaktan. Simsiyah bir gölge gibi yaklaşan bu siluetin simsiyahlığı, artonun yanına geldiğinde bile değişmemiş, simsiyahlığından zerre kaybetmemişti. Kim ulan bu herif diye düşünürken arto, bir anda yıllardır duymadığı bir cümle ile adeta vurgun yemişti: "Naber Artiz?". Gördüklerim bir hayal, bilinçaltımın bana bir oyunu olmalı diye düşünürken işe gitmek için yola koyulmuştu bile. Sonuçta bilinçaltı bu, nelere kadirdi değil mi. Artojetinin teybinin radyosundan duyduğu, suçluların polat alemdarı diye tabir edilen isimsiz ibnenin kenti gene alt üst ettiği haberiyle kendine geldi. "Lanet olsun, bu saçmalığa ayıracak vaktim yok. Kent elden gidiyor, yurttaşların hayatı tehlikede, ben neyi düşünüyorum amına koyim" diye geçirdi kafasından.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ofiste süpermen yavşağı hararetli hararetli birşeyler anlatıyordu etrafındakilere, dün upper east side deki banka soygunu sırasında tanıştığı sarışın liseli hatunu nasıl tavladığından, sonra nasıl eve attığından ve yaşadıkları günah kadar kırmızı geceden bahsediyordu. Herkes şendi ofiste, herkes porno izliyormuş edasıyla kendini onun yerine koyup hayallere dalıyordu. Sonra birden "olum o kızı kocası bile benim kadar sikemiycek" cümlesi yankılandı ofiste. Süpermen yavşağı çirkinleşmeye başlamıştı. Bu cümleden sonra ortamın sessizleştiğini gören süpermen yavşağı muhabbetin amına koyduğunu farketti ve sustu. Koltuğuna yönelen arto ise önce görünmez adam orada oturuyor mu diye kontrol etti, sonra oturdu. Bu yaştan sonra kucağa oturmak istemiyordu zira.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam tam işten çıkmak üzereydi ki bir müfettiş ordusu baskın yaparcasına girdi ofise. Kahramanların performanslarını denetliyorlardı anlaşılan. Herkesin çalışmalarını özenle kontrol ettiler. Bir ara başmüfettiş "görünmez adam nerde yau bi onu göremedik keh keh keh" dedi, ve ofis bir anda kahkahaya boğuldu. Başmüfettiş osursa gülecekti yavşaklar. Arto coolluğunu bozmayıp, lanet olası götyalayıcılar! diye geçirdi içinden. Herkesi teftiş edip ofisten gönderdikten sonra artoya dönen başmüfettiş, "Neden senin dosyana iki bira eşliğinde bakmıyoruz?" dedi. Bu soruyla irkilen arto tam cevap vermeye hazırlanıyordu ki, o da ne! Karşısındaki esmer adam ona bir yerlerden, anladınız işte dün geceden, tanıdık geliyordu. Biraz daha dikkat etti bu adama, esmerliği orjinal ten renginden mi yoksa bütün vücudunu kaplayan kıllardan mı geliyordu anlayabilmiş değildi. Ultra güçlü beyni sayesinde adamın zihnini okudu, "Ne dedim lan ben gay gibi öyle" diyordu adam. Arto bu teklifi kabul etti ve birlikte Thalese doğru yola çıktılar. Thales. İşte o anda anlamıştı arto, kirli geçmişinin onun peşini bırakmadığını...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-4084168674725835036?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/4084168674725835036/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/artoo.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/4084168674725835036'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/4084168674725835036'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/artoo.html' title='ARTOO'/><author><name>artiz</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_T5MTglbWe2U/SpV9cjD494I/AAAAAAAAAAM/gRlnLJWFOt8/S220/south+park.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-3613596495340081752</id><published>2011-01-13T08:10:00.002+02:00</published><updated>2011-01-13T08:45:50.515+02:00</updated><title type='text'>ARTO</title><content type='html'>Yeni güne sabahın saat altısında başladı arto. Akşamdan kalmaydı gene, günahtan bir gece yaşamıştı. Dün geceye ait hatırladığı son şey bir pub köşesinde içmeye devam ettiğiydi. Bu alışkanlığıma bir son vermeliyim diye düşünü arto, ve artojetine atladığı gibi işe gitmeye koyuldu. Ofiste gene sıkıcı bir gün bekliyordu onu. Gene görünmez adamın iğrenç el şakalarından kaçacak, P. Destroyer in arsız seks maceralarını dinleyerek gülecek, kedi kadının fantezisini kuracak ve süpermen yavşağına kıl olacaktı. Tabi tüm bunlardan fırsat bulabilirse birkaç masum yurttaşın hayatını kurtarmayı da ihmal etmeyecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artonun hayatının fırsatı ofisin yeni ofisboyunun saat on ikide odaya alelacele girmesiyle karşısına çıkmıştı o gün. Şehrin upper east side ında bir banka soyuluyordu ve içeride nereden baksan 25, 30 bilemedin 40 rehine vardı. Sonunda günün kahramanı ben olacağım diye düşünüyordu arto ama süpermen yavşağı ordan "bu tam süpermen yavşağına göre bir iş" diye bağırıp uçarak bankaya doğru gitti. Artoya gene yankesicileri yakalama görevi düşmüştü anlaşılan. Hay skiyim böyle şansı diye düşünürken telsizine gelen ihbar ona iki sokak aşağıda bir cinayet işlendiğini bildirdi. Hemen iki sokak aşağıya uçarak gitmek istedi bir an ama en süper gücü iki metre ileriye zıplamak olduğu için zıplaya zıplaya gitmeyi tercih etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olay yerine gittiğinde lanet olası federallerin kendisinden önce oraya vardıklarını gördü. Lanet olsun amına koyim diye bir küfür savurdu ve yaşlı bir teyzenin tepki dolu bakışlarına mazur kaldı. Federallerin çektiği "cinayet mahali" bantlarının altından süzülüp cesede yaklaştı. Sıradan bir cinayet gibi görünmesine rağmen öyle olmadığını hissedebiliyordu arto. Az sonra haksız olmadığını anladı çünkü öldürülen şahıs ünlü bir iş adamıydı. Cesede biraz daha yaklaştığında sadece onun ultra güçlü gözlerinin görebileceği bir renkte çizilmiş olan simeyi gördü adamın cekedinin üzerinde. Bu dünyanın en güçlü ailesi olan Rokşit ailesinin işaretiydi. Anlaşılan rokşit gene yapmıştı rokşitliğini ve servetine servet, gücüne güç katabilmek için bir sabi sübyanın daha hayatıyla oynamıştı. Adamın cebinde bulduğu Klan Kafe indirim kuponlarını cebe indirip olay yerinden uzaklaştı artı. Kartın arkasında ise artonun adeta vurgun yemesine sebep olan bir kelime yazıyordu. ARTO...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-3613596495340081752?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/3613596495340081752/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/arto.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/3613596495340081752'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/3613596495340081752'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/arto.html' title='ARTO'/><author><name>artiz</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_T5MTglbWe2U/SpV9cjD494I/AAAAAAAAAAM/gRlnLJWFOt8/S220/south+park.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-7661172441665919255</id><published>2011-01-11T05:46:00.003+02:00</published><updated>2011-01-11T05:51:15.917+02:00</updated><title type='text'>I don't have any problem with sandcastles  But i have problems with these kind of guys...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_IzAeORrOCnE/TSvS2XS8c7I/AAAAAAAAADg/gEDUCtYZsMA/s1600/HPIM2457.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 154px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_IzAeORrOCnE/TSvS2XS8c7I/AAAAAAAAADg/gEDUCtYZsMA/s320/HPIM2457.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560769996327252914" /&gt;&lt;/a&gt;I don't have any problem with sandcastles &lt;div&gt;But i have problems with these kind of guys...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ps1: resim temsilidir,karakterimiz murtinin daha karizma halleri de vardır&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ps2:paintte kendimi geliştiriyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ps3:sol koldaki agresiflik adama katma değer katıyor gençler...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-7661172441665919255?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/7661172441665919255/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/i-dont-have-any-problem-with.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/7661172441665919255'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/7661172441665919255'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/i-dont-have-any-problem-with.html' title='I don&apos;t have any problem with sandcastles  But i have problems with these kind of guys...'/><author><name>petro...</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15545082838650728335</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-uCL7Wa6jZhw/TaMqmP_9DJI/AAAAAAAAAD0/15k-nky55eQ/s220/IMGP5621.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_IzAeORrOCnE/TSvS2XS8c7I/AAAAAAAAADg/gEDUCtYZsMA/s72-c/HPIM2457.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-1921750090636867770</id><published>2011-01-09T08:37:00.002+02:00</published><updated>2011-01-09T11:18:54.482+02:00</updated><title type='text'>Comments s01e02-pragmatist</title><content type='html'>Ankara mühitleri...&lt;div&gt;İnsanların içlerini okumadan önce bu şehir o kadar sessizdi ki önde yürüyen sessiz adamın kafasına vurup bir kargaşa çıkaarma dürtüsü geliyordu içimden.Şimdi ise o kadar gürültülü ki o adama bu sefer de "bu kadar çok ne düşünüyosun lan" demek istediğim için vurasım geliyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hoca derse gelmeyenlerin notunu söylemiycekmiş gittim odasına ben de.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;c.i:Ne sikko bi öğrenci lan bu bi kere bile görmedim dersimde.78 almış ama yavşak.max CC veririm bu puşta.Lan maçı kaçırcam hadi bi siktr git.(Caner)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Hocam ben bu dersten büyük ihtimal CC alırım ama tabi BB bekliyodum da neyse.Hocam maç başlıycak gitmem lazım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Ha..hadi ya...e ben de çıkayım o zaman.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-İsterseniz beraber izleyelim hocam.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Yer bulur muyuz ki bu saatte?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Var hocam rahata takın e hadi gidelim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Beşiktaşlı mısın sen?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Hocam tabiki.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nah beşiktaşlıyım.BB gelcek bu ders kesin rahata takabilirim.Neyse biraz takılayım bari Gökhanla Secoyu arıyım yarın da Kızılayda bi iki bira atalım...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Kardeşim napıyosun?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Orta şekerli seni sormalı?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Nolsun aq finaller falan.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Telefon çaldı.Seco:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Abi ben gelemiycem ya sınavım var ona daha hiç çalışmadım oturup onu okuycam.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Olm benim de sınavım var ama darlandım bi görüşelim lan.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Abi haftaya falan yapalım onu ya valla bak.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;c.i:Ben manitacı adamım olm ne işim olur sizin gibi abazalarla...Gökhanın kelle muabbetlerini Alp'in kolpalarını dinliyceğime manitamın yanağına bi buse kondururum hayat bana güzel olmaya devam eder.(Seco)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hemen pabucumuzu dama attı göt.Neyse canım adam haklı,adam manitacı...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Neyse peki o zaman kardeşim iyi bak kendine kolay gelsin&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Sağol abi hadi afiyet olsun size de.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Hadi 2artı 1&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Aynen 2 artı 1&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gökhana anlatmadım tabi durumların aslında böyle böyle olduğunu üzülmesin çocuk.Ankara'da zaten hayal kırıklıklarıyla boğuşmakta.İçtik yolladım onu da yurduna.Gökhanın içi kadar da boş bi iç görmedim hayatımda.Adam hiçbişey düşünmüyo hiçbişey okumadım düşündüklerinden.Bitek benim biramın sonunu içmek istediğini anladım ve ben içemiycem içsene sen dedim.Adam boş beyler...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Herneyse biraz da manita kovalayalım...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sanırım bu özellik en çok manitalarda işe yarar diye düşündüm ve geçtim çarşıda etrafı kalabalık olan bi masa seçip oturdum.Tanıdığım birine rastlarsam kitlenip kalabilirdim o yüzden menüye hafiften gömüldüm ve açtım çakralarımı...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;c.i:Ya şu döneri ısırmak istiyorum,ısıra ısıra bitirmek istiyorum ama çok kilo yapar(Gonca)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bunu geç...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;c.i:Sıkıldım...Alt kata gidip photohunt mı oynasam...(Buse)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aslında muabbete başlanılabilir ama kız makarna.Geç...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;c.i:Aslı nasıl benim çantamın aynısından alır ya!Ya bölüme bi daha gider miyim ben şimdi o çantayla?(Handan)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Lan hazırgiyim sektörü değil mi kızım sadece sana mı yapacaklar o çantayı.Götüm gibi de çanta zaten bavul aq.Geç...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;c.i:Şuan biri beni kaçırsa hiç itiraz etmem.Derse girmemek için bahanem olur.Keşke Tunalarla Uludağ gezisine gitseydim ya...(İlayda)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gayet güzel...hadi bakalım medeni cesaret...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Selam.Derse girmek istemeyen bi yapın var bence...Şuan seni kaçırsam hiç bağırmıycakmış gibisin...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Oha evet de nerden bildin ve kimsin sen?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Senin adın ya Işıldır ya İlaydadır tahminimce...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Ya bi siktrgit sapık mısın ya beni takip mi ediyosun?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;c.i:Kim ya bu herif.Az önce kestim acaba onu görüp mü geldi diycem de öyle abaza kızlar gibi de bakmadım yani.Nerden biliyo beni ya?(İlayda)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Sakin ol :) Az önce beni kesiyodun ama öyle eşşek gibi değil hani o zaman böyle sapık olduğumu düşünmüyodun sanırım...ya da umarım.Herneyse ben Alp...sıkıldım sen de sıkılmış gözüküyodun muhabbet etmek istedim.Hala sapık olduğumu düşünüyosan gidebilirim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Yok düşünmüyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;c.i:düşünmüyorum d mi?düşünmüyorum(İlayda)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Hangi bölümdensin?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Makina.Sen?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Tahmin et.Adım İlayda bu arada evet.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-İktisat.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Neden olmadı bu sefer?Mimarlık.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Herşeyini bilseydim bana garip bakmaz mıydın keko?Neyse...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Tüh be.Peki napıyosun burda?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;c.i:Napıyorum oturuyorum işte ama garip bi çocuk ya derse gitmiycem muabbet etcem bununla...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Napıyım işte oturuyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Bence beni ilginç buldun ve derse gitmiyceksin&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Evet gitmiycem ama senin için değil yani...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;c.i:Yelkenleri hemen suya indirme İlayda.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Yelkenleri suya indirme endişesine girmene gerek yok şurda bizbizeyiz karizma yapmaya çalışma.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Of tamam ya evet ilginç bi şekilde hoşuma gittin.Sanki her düşündüğümü söylüyosun.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Nası yani?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Ya ne biliyim işte.Böyle bi sezilerin var sanki...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Evet biraz hissiyatlı bi yapım var.Sen de benim ilgimi çektin boşuna gelip de bu masaya oturmadım.Benimle eve gelmek ister misin daha çok konuşuruz hem bişeyler içeriz falan.Daha çok şeyini tahmin ederim hem...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-E...ya genelde gelmem ama...e tamam.Nerde oturuyosun?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-100.yıl&lt;/div&gt;&lt;div&gt;100. yılda falan oturmuyodum ama masa altından arkadaşıma attığım "evi boşalt" mesajıyla artık oturuyorum.Koluma giren yeni partnerim İlayda'yla kameraya bir kıps göz kırptıktan sonra elimi kaldırdım:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Taksi...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve ekran daralarak karardı...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;To be continued...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-1921750090636867770?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/1921750090636867770/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/comments-s01e02-pragmatist.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/1921750090636867770'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/1921750090636867770'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/comments-s01e02-pragmatist.html' title='Comments s01e02-pragmatist'/><author><name>petro...</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15545082838650728335</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-uCL7Wa6jZhw/TaMqmP_9DJI/AAAAAAAAAD0/15k-nky55eQ/s220/IMGP5621.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-5297344646963699345</id><published>2011-01-08T01:36:00.003+02:00</published><updated>2011-01-08T01:44:30.609+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Akrostiş'/><title type='text'>Embi Şiir Akımı</title><content type='html'>Gönül isterdi ki beraber olalım&lt;br /&gt;Özür dilerim canım;seni kırdım&lt;br /&gt;Nice seneler geçti üzerinden bu aşkın&lt;br /&gt;Lakin seni bir türlü unutamadım&lt;br /&gt;Üzgünsün biliyorum;yapacak bir şey yok&lt;br /&gt;Maalesef ben seni geride yaralı bıraktım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer dersen ki bana yeter ki mutlu ol&lt;br /&gt;Rahat ol bebeğim bende para bol&lt;br /&gt;Daşşağına kurban seni yaratanın&lt;br /&gt;Aşkımız bir kitap,adeta bir roman&lt;br /&gt;Şiirim sona erdi şimdilik hoşçakal&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-5297344646963699345?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/5297344646963699345/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/embi-siir-akm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/5297344646963699345'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/5297344646963699345'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/embi-siir-akm.html' title='Embi Şiir Akımı'/><author><name>Seco</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04822494434395820710</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_9wp_KW0olyE/SY7hpJluitI/AAAAAAAAAAM/XEmEglvqoz4/S220/n1313095457_30235003_1563.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-6433204987882242106</id><published>2011-01-07T19:10:00.009+02:00</published><updated>2011-01-07T19:25:20.690+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tavla'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bambi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kılex'/><title type='text'>Embi The Kayzer Sözel s01e01 (image-maker)</title><content type='html'>&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:130%;"&gt;Yıl: 2034 Ay: Önemli değil Yer: İstanbul'un çeşitli muhitleri&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:130%;"&gt;Embiye beklediği telefon nihayet saat 3 sularında gelmişti. Yeni bir hayata başlamanın eşiğindeydi ve bu telefonu açarsa geri dönüşü olmayan bir yola girecekti. Bir süre hiçbir şey yapmadan bekledi. Neden sonra telefonu açtı? Kendisi de emin değildi. Telefondaki ses ona saat üç buçuk sularında Mecidiyeköyde olmasını söylüyordu. Embi bu buluşma davetini kabul etti. Cennet Mahallesinden metrobüse binen Embi, ayakta kalmamak için önce avcılara döndü, orada ilk duraktan binmenin verdiği avantajı iyi kullanıp hemen cam kenarı bir koltuk kaptı kendine. Üçü otuz beş geçe sularında mecidiyeköye varmıştı ki telefonu bir kez daha çaldı. Kendisine Kılex Epilasyon Merkezinin önüne gelmesi söylendi. Embi söyleneni yaptı ve daha önceden tarifin aldığı adamı görür görmez tanıdı. 44 yaşlarında bir adamdı buluşacağı kişi. Sarışın mavi gözlüydü. Adı Yasin di. Hoş geldin genco, dedi Yasin. Embi hoş bulduk dercesine salladı kafasını. Sana söylediklerimi yaptın mı? Yaptım dedi Embi, gene kafasıyla. Konuşsana oğlum niye kafanı sallıyorsun, diye çıkıştı yasin. Embi yutkunduktan sonra, çubuk kraker vardı abi ağzımda, onun için, dedi. Beraber içeri girdiler. Uzun uğraşlar sonunda Yasin,sünnet olmaktan kaçan bir çocuk gibi davranan Embi’yi Kılex’in gizli estetik ameliyat bölümüne soktu ve temiz,mayın tarlasından&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;eser kalmamış ,kiraz dudaklı bir Embi uzun bir ameliyat sonucunda ortaya çıktı. Beraber çıkıp Bambi’de 3er tane ıslak hamburger attılar. Yasin cebinden ufak bir kağıt çıkardı ve embiye uzattı ve, bu adrese git, seninki oradaymış, dedi. Embi kağıdı alıp gitmeye hazırlanıyordu ki son bir soru geldi aklına. Senin soyadın nedir abi, diye sordu. Dayı, dedi adam, Yasin Dayı…&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Fettah o akşam yatağında uzanmıştı fakat heyecandan bir türlü uyuyamıyordu. Sabah kafede tanıştığı gizemli yabancının etkisinden hala kurtulamamıştı. Kirli sakalı ve kıpkırmızı dudaklarıyla resmen büyülemişti Fettah ı. Normalde Fettah’ın tipi değildi o tarz erkekler,o elini sallasa ellisi götünde pervane olurdu ama bu adam farklıydı.Onda çok ayrı bi abaza dürtüsü vardı…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Uğur kulüp locasında oturmaktan sıkılmış, bahçeye çıkmıştı. Ege ve Orkunun muhabbetleri onu fena halde darlamıştı. Bahçede alelade bir masa seçti kendine. Oturalı henüz beş dakika olmamıştı ki bir hemen arkasından gelen sesle irkildi. Pardon, diyordu ses, masanıza oturabilir miyim. Masama değil de sandalyeme oturabilirsiniz, dedi Uğur. Ve yabancının yüzündeki o “hay senin amına koyim” bakışını gördükten sonra utanıverdi kendinden. Kimdi bu ruj sürmüş adam. Neden ruj sürüyordu, o saçların hali neydi öyle, kirli sakalın kendisine yakıştığını mı düşünüyordu, bu sorular geçiyordu Uğur un aklından. Adam Uğur a, bir arkadaşımı bekliyorum da, o gelene kadar iki el tavla atarız ne dersin hacım? Diye sordu. Kabul etti Uğur, neden olmasın, dedi. İsmini de sormayı ihmal etmedi tabi. Embi, dedi adam. Adım Embi. Bu ne a q bambi gibi diye düşündü uğur. Ve sonra başladı zar tutmaya…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:130%;"&gt;fıradırs&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:130%;"&gt;artiz/alp is busy&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-6433204987882242106?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/6433204987882242106/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/embi-kayzer-sozel-s01e01-image-maker.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/6433204987882242106'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/6433204987882242106'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/embi-kayzer-sozel-s01e01-image-maker.html' title='Embi The Kayzer Sözel s01e01 (image-maker)'/><author><name>artiz</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_T5MTglbWe2U/SpV9cjD494I/AAAAAAAAAAM/gRlnLJWFOt8/S220/south+park.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-6734037731934194029</id><published>2011-01-07T19:04:00.002+02:00</published><updated>2011-01-07T19:08:55.346+02:00</updated><title type='text'>Embi the Kayzer Sözel</title><content type='html'>Fradırs Productions'ın yeni dizisi kendi günü ve saati olmasa da Keşhane'de.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Televizyonlarda ezilen adamlar kılık değiştirip öclerini almak için ortalığı sikertiyor da Kabataş'ın ezilen çocuğu sikertmiyor mu sandınız.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Alayına rest, üstüne üstlük burdaki dayıya küfür serbest...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Embi the Kayzer Sözel...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Birazdan.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;by Fradırs...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-6734037731934194029?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/6734037731934194029/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/embi-kayzer-sozel.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/6734037731934194029'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/6734037731934194029'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/embi-kayzer-sozel.html' title='Embi the Kayzer Sözel'/><author><name>petro...</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15545082838650728335</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-uCL7Wa6jZhw/TaMqmP_9DJI/AAAAAAAAAD0/15k-nky55eQ/s220/IMGP5621.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-2118663192251364384</id><published>2011-01-06T06:02:00.000+02:00</published><updated>2011-01-06T06:04:09.554+02:00</updated><title type='text'>o zamanlar</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_IzAeORrOCnE/TSU_CFaN-1I/AAAAAAAAADQ/if5hGO5NgTE/s1600/oy.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_IzAeORrOCnE/TSU_CFaN-1I/AAAAAAAAADQ/if5hGO5NgTE/s320/oy.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5558918620103179090" /&gt;&lt;/a&gt;Çocuklar gibi şen bir o kadar da huzursuz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-2118663192251364384?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/2118663192251364384/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/o-zamanlar.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/2118663192251364384'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/2118663192251364384'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/o-zamanlar.html' title='o zamanlar'/><author><name>petro...</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15545082838650728335</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-uCL7Wa6jZhw/TaMqmP_9DJI/AAAAAAAAAD0/15k-nky55eQ/s220/IMGP5621.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_IzAeORrOCnE/TSU_CFaN-1I/AAAAAAAAADQ/if5hGO5NgTE/s72-c/oy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-2290597526266142898</id><published>2011-01-05T22:58:00.001+02:00</published><updated>2011-01-05T23:00:50.105+02:00</updated><title type='text'>Bir Yanılgı</title><content type='html'>Sahip olduğumuz ve hayatımızı yönlendiren karakterlerimiz; birtakım değiştirilemez genetik özelliklerimiz dışında tamamıyla doğum sonrası çevresel etkenlerle oluşmuştur.Bu etkenler aracılığıyla doğruyu, gerçekleri, gereklilikleri, varoluş amacımızı, neyi sevmemiz, nelerden uzak durmamız gerektiğini, alışkanlıklarımızı, tuttuğumuz futbol takımını, inancımızı; güzellik, estetik algılarımızı belirleriz.Masumane bir amaçla oluşturulan parçalarımızın bir daha birbirinden&lt;br /&gt;kopmamaları için birçok baskı yapılmaktadır.Değişen fikirler, karakterler, beğeniler toplum tarafından garip karşılanır ve "dün neydi bugün ne oldu" başlığı altına alınarak çarmıha gerilir.Her birimiz uyum içinde yaşayabilmek uğruna içgüdülerimizi, arzularımızı bastırmak yolunda çok çaba harcar ve sıkıntı çekeriz.Ellerimiz ve ayaklarımızdan bir haça mıhlanmamış olsak da zihinlerimize çakılan çivilerin izleri silinemez ve neye dönüştüysek o olarak hayatımıza devam ederiz.Dünyadaki bütün günahlar için tek acı çekenin İsa olduğu günlerde bile insanoğlu farkında olmadan kendinide cezalandırmaktadır, doğduğu varlık olmaya çalıştığı için.Yine de hiçbir baskı insanın kendini bulmasını, hayatını istediği biçimde yaşamasını, bu süreç yüzyıllardan fazla sürmüş olsada, engelleyememiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Çok genel bir benzetmeyle hepimiz bir oyunun içindeyiz ve çok önce konulmuş bu oyunun kurallarını değiştirmek, bu gerçeğin farkına varıldığında hiçte zor olmayacaktır.Bu oyunun kurallarını biz koyalım ya da hiçbir kural olmasın.Bu noktadan itibaren hiçbir kuralın önemi kalmayacaktır.Bu gerçeğin farkındalığını yaşamak yeterli ve gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;p.s.&lt;br /&gt;bu yazı leonard cohen dinlenerek yazılmıştır.çok seviom lan o adamı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-2290597526266142898?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/2290597526266142898/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/bir-yanlg.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/2290597526266142898'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/2290597526266142898'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/bir-yanlg.html' title='Bir Yanılgı'/><author><name>Kha</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-2321788369929079129</id><published>2011-01-03T20:31:00.004+02:00</published><updated>2011-01-03T21:20:32.439+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yok ederiz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akıllı olsunlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bence biz aşığız'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bohem'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinerji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='el elden üstündür'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='destructive man'/><title type='text'>koşma hikayeleri no 2</title><content type='html'>Geçenlerde Kha ile konuşuyoruz falan dedi "naber" dedim "iyidir" dedim "ee" dedi "ne dedin"... Neyse "içim sıkıldı" falan dedi bu, bende içiyodum zaten evde o sırada. "İçmeye gidelim mi" diye sordu dedim "bana uyar istersen gel burda takılalım.", "yok dışarı çıkalım daha iyi" dedi. Tahmin edin bakalım nereye gittik? Bilemediniz.. Taksime gitti bu sefer değişiklik yapıp. Yola çıktık çıkmasına ama ne yol. Destructive Man diye bi abimiz var Galatasaray aşığı kendisi çok deli bi' videosu var, ismiyle ararsanız bulursunuz. Canım Kha sen git bunun videosunu 5124 defa izle, geç aynanın karşısına çalış, ezberle, gel bana yap. Metroda başladı taklide ben gülmekten götümü düşürüyodum orda. Zaten 2 durak yol ama ben orda 2 saatlik güldüm, millet mal mal bize bakıyo. Uyarlamalar falan yapmaya başladık(Bundan sonrası video içerikli bi' izleyin önce). Biz bu kızları yok ederiz falan. Ulan ne komikti. Gittik taksime tabi bi şekilde güle güle istiklalde hala gülüyorum ben karnım ağrımaya başlamış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gittik oturduk hayırlısıyla. Biz gülmeye devam içiyoruz, sürekli kaldırıyolar bizi 4 kişilik yere oturmuşuz 2 kişi, arkadaş bakıyo kıramıyoruz bara falan geçtik. Biraz öyle takıldık hiç barda içmemiş Khacım gülüm, sonra bi yer boşaldı oraya geçtik. Gülme tam gaz devam ediyo derken, içkiyle iyice güzelleştik yan tarafta 2 kız vardı onlara yazıyoruz ama bi yandan dalga geçiyoruz, çünkü duvara sürtsem daha iyi. Sonra muabbete daldık üzerinize afiyet hepinizin kulağını çınlattık dedikodu falan yaptık. Sonra tam gaz gülmeye devam ediyoruz. Kızları kaçırdık en sonunda bide geldiğimizden beri çerez istiyoruz gelmedi o yüzden paso cıngar çıkartıyoruz en son gittim ben aldım bardan. Ha bi de garson bi kız var ona sulanayım dedim sordum arkadaşa barda duran çocuk sevgilisi çıktı. Bu da hüzünlü bi anımdı. Güya 2 bira içip kalkcaktık neyse. Kafalar 1 milyona çeyrek kala oldu. Başka bi yere geçmeye karar verdik hertaraf erkek kalınca. Gittik, gittiğimiz yerde erkekte yoktu. Orda kalan çeyreği tamamladık. Nası döncez derken dedim ben burdan bi kaptırdım mı evdeyim. Ha söylemeyi unuttum biz hala gülüyoruz. Kha dedi bana uyar, Yolu pek hatırlamıyorum cevahirin orda telefonla konuşmak için durdum, konuşmayı da pek hatırlamıyorum. Saat olmuş 4(salladım). Sonra normaldi. Eve geldik tek kelime çıkmadı ağızdan odalara dağıldık. Ama ben hala gülüyodum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-2321788369929079129?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/2321788369929079129/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/kosma-hikayeleri-no-2.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/2321788369929079129'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/2321788369929079129'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/kosma-hikayeleri-no-2.html' title='koşma hikayeleri no 2'/><author><name>üzülen surat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00395724786489086028</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_Jei2mUjv9YE/TPvdnrZgxbI/AAAAAAAAACU/JHUWbiI1QN4/S220/1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3334112619394259165.post-614416656101476777</id><published>2011-01-03T00:21:00.004+02:00</published><updated>2011-01-03T01:42:33.417+02:00</updated><title type='text'>Comments season 1 episode 01-Hassiktir</title><content type='html'>31.12.10 (22:00)&lt;div&gt;Ankara-Tunalı &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bitakım kafalar yaşamaya çalışmış ama kelle olma seviyesine ulaşamamış balta balta gezen bitakım insanlar var.Sokakta gürültülü konuşmalar, bağrışmalar, ağzı burnu kaymaya başlamış insanların geviş getirmeleri.2 saat sonra da 3,2,1..... tarzında geri sayım kafalarına girip deli hunisi şapkalarını gergedanlar gibi birbirleriyle tokuştururken ben arkadaşlarıma gidip günün özeti birasını yudumlayacaktım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;comment inside:Eve gidip orda mı içsem lan üşüdüm.Yılbaşında içiceksin diye bişey niye var lan?Yılbaşının ne özelliği var ki yalnız kalınca üzülüyosun?Başka günler yalnız kalmak istemiyo musun?Yılbaşı sosyalleşme aracı mı lan dürzü?Oha yandan geçen manita da erik gibiymiş kütür kütür (Rıfat)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;comment inside:evi, arabası ve bi şişe jack daniels'ı olana bu akşam vercem(yanından geçen manita Canan)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kim dedi lan bunları şimdi?Arkama döndüm.Kimse bunları söylemiş gibi gelmedi.Herifin sesini siktret de hatun ev,araba, jack vercem dedi.Gerçi bende bunlar şuan mevcut değil.Neyse yürümeye devam.Dolmuşa yetişmem lazım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;comment inside:Çiçekler elimizde kaldı (Çiçekçi Nazmi)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;100. yıl dolmuşuna bindim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;comment inside:Ayağım ağrıdı ama iyi para kırdık bugün.Giderken iki bira alayım da hanım da meyve soysun.Şu arkadaki herif parayı katakulliye getirip vermiycekmiş gibi duruyo gözümü dikeyim ona.(dolmuş şoförü Haluk)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;comment inside:Aklımı sikeyim lan kız sana yılbaşı hediyesi almış sen keko gibi gidiyosun yanına hayvan herif.Telefona cevap da vermiyo(Davut)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;comment inside:kırmızı donumu da giydim bu gece kesin sevişçem para da kesin bana çıkacak.Ulan Gülruba'yla bu gece takılsam fea mı olur be?Kızı sarhoş etmem lazım.Yalnız Erdem gelmişse yatar o iş.Bi şekilde sğutmak lazım düşün panpa düşün(Tolga)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;comment inside: Ter kokuyorum ya keşke bi duş muş neyin bişey alsaydım parfüm sıksaydım.Rıfat bu gece yanaşmazsa bana tüm sene yanaşmaz şimdi.(Aylin)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Noluyo lan?Herkes düşündüğünü dışından mı söylüyo?Etrafıma bakıyorum herkes sessiz.İnsanların içinden konuştuklarını mı duyuyorum lan?Yok be insan içinden öyle günün özeti gibi konuşur mu?Böyle hissettiğinin özeti gibi böyle yorum gibi bi olay bu.Süper kahraman mıyım lan ben?Adam mısın da süper kahraman oldun lan?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Abi pardon Gülruba'ya çakmak mı istiyosun bu gece?Ben Erdem'i egale ederim abi.Tanıyorum onu kılım ona.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Ne alakası var lan olur mu öyle şey?Nerden bildin lan napıyosun olum sen?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Erdem gelmedi say sen bu akşam rahat ol panpa &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dedim ve dolmuştan indim.Ben yılbaşı günü arkadaşlarıma giderken insanların içinden nasıl yorumlar yaptıklarını hayata nasıl bir açıyla baktıklarını görebiliyorum.Hem de isimlerini de biliyorum.Bu özellik geçmeden bi çıkar sağlamalıyım kendime.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;To be continued.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3334112619394259165-614416656101476777?l=keshanedenhikayeler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/feeds/614416656101476777/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/comments-season-1-episode-01-hassiktir.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/614416656101476777'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3334112619394259165/posts/default/614416656101476777'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshanedenhikayeler.blogspot.com/2011/01/comments-season-1-episode-01-hassiktir.html' title='Comments season 1 episode 01-Hassiktir'/><author><name>petro...</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15545082838650728335</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/-uCL7Wa6jZhw/TaMqmP_9DJI/AAAAAAAAAD0/15k-nky55eQ/s220/IMGP5621.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry></feed>
